21 Aralık 2016 Çarşamba

DUYURU: Okuyan Kızlar Kulübü - Veda

Okuyan Kızlar Kulübü'nün en özel, en sevdiğim imzası ile VEDA yazısı yazmak varmış kaderimizde.

Hayatta kesişim noktaları vardır, tesadüf der kimisi ben de kader. Kader dediğimiz hayat denen yolda geri dönüşü olmayan ya da en tatlı zamanlarda çıkmaz sokaklarda çıkış aranan bir yolculuk aslında.

Önce sevdiğim yıllarımı verdiğim mesleğime kpss çıkmazını aşamayacağımı kabullenince veda ettim. Derken ilacım kitaplarım dedim bloğuma sarıldım. Günlük dilden kitapların diline ağırlık vermeye başladığım zamanda hiç aklıma gelmedik bir anda bir blog turunda olmayı istediği fark ettim. Bir yol kesişimi de OKK ile oldu. Güldük- eğlendik- yeri geldi mide asitleriyle kıvrandık- fikir ürettik- uykusuz kaldık... unutulmayacak 3 koca yılı aşkın şey yaşadık.

Şimdi gerçeklerle yüzleşme vakti. Bloğumu çok özlüyorum ama ruhen son iki yıldır yazamıyorum. İnstagram çıktı oyalanıyoruz :) Okuyan Kızlar Kulübü'nün bu kadar emeği varken her geçen turda daha az katkı sağladığımı fark etmek diğer grup arkadaşlarım karşısında mahcubiyete sebep oluyor.

En sonunda aklıma dahi gelmeyen ama verilmesi belki de en doğru kararla ayrılma noktasına geldim. Arkadaşlarımızın güzel işlerine engel olmak da istemiyorum. Bu sebeple içim burularak veda ediyorum. Her biri ayrı ilgi alanlarına sahip ama aynı zamanda ayrılmaz dörtlü kızlar en güzel en özel şekilde yollarına devam edecekler. Yaratıcılık ruhlarında olan insanlar durdurulamaz. :)

Sevgiyle kalın OKK sevgiyle kalın OKK vesilesiyle bloğum üzerinden iletişim kurduğumuz nice takip eden güzel yürekler.

OKK üyesi olarak son yazımdır.

Saygılarımla...

Pudra Tozu - tarih84 

10 Aralık 2016 Cumartesi

Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd " Böyle tatlı kadınlardan böyle manyak ötesi kitaplar çıkıyor :) "


Okuyan Kızlar Blog Turu 2. konuğu yazarımızı 49. blog turumuzda yeniden ağırlamak da ayrı keyif doğrusu :) Ne çok beklemişiz be diyesim gelmedi değil koskocaaa 3 yıl! Sevgili DEX taş geldi mi? :)

Yazar seriyi tamamlayınca bir kapak yenilenmesine gidilmiş. Ben pek sevemedim ama yeni kapaklarla okuyup bir bütünlüğe kavuşacak okurlar size sesleniyorum çok şanslısınız! :( Sıralayınca ne de güzel duracak dimi :(

Okurlara tavsiyem madem beklediniz bence siz alın kitapları dursun köşede serinin son kitabı da çıkınca kapatın kendinizi 3 gün eve tırsın - zıplayın- bağırın okumanın keyfine varın yoksaaa bizim gibi ilk kitapta şu böyle mydi bu nasıldı derdine düşmeyin. Kaçığın kızındaki asıl adrenalin son 40 sayfada olunca ilk sayfalardaki ayrıntılar - ipuçları yılların sonunda uçup gidiyor. Neyse ki yazar serinin ikinci kitapta yaptığı hatırlatmalarla bizim de bellekleri azıcık da olsa tazeliyor. Kitap arşivim İmzir'de olmasa zevkle ilk kitabı da okurdum doğrusu. Ahh blog yazmayı özleyince yorum yazarken kendi dertleşme köşeme döndürmeden konuya dalayım en iyisi! :)


Kısa Kısa Hatırlatma: Yazarımız Megan Shepherd üç kitaptan oluşan bir seriye başlar. Her kitapta bir kült eserden esinlenecektir. İlk kitap tüylerimizi ürperten bu kitapta tek normal karakter yok topu karaktersiz mübarek diyeceğimiz türlü türlü olaylarla bizi kurguya bağlar. Şimdi yazık yapuncak bir kız vardır. Bu kızın fiziksel ağrıları da vardır. Vakti zamanında zengin yaşamında başlarında babası usta doktor ağrılarına derman bulmuş saf kızımız da bu dermanı kendi yeteneği ile ( doğuştan yetenek mi yoksa kaçıklığın kanla geçmesi mi dersiniz bu kısım sizin yorumunuza kalmış) bir şekilde kendi ilaçlarını yapar idare eder. Bir gün çocukluğunda besleme diyelim olan oğlumuzla karşılaşınca bıktım bu hizmetçilikten, annem de zaten ne çekti zamanında hayırsız ölü sandığım babama gideyim der. Besleme de bu süreçte büyür o da ayrı kaçık olur. Üzüm üzüme baka bak demişler. Bir adada aklınızı kaçıracağınız ne varsa yaşanır. Tamam susalım yoksa kitabı özetleyeceğim.

Öyle bir sonla ortada kalır ki kız aynen yine kimsesiz bir çare zavallı açık denizde mücadeleye başlar. Aşk meşk konularına girmeyeceğim çünkü asıl aşık olduğunu düşündüğüm kişinin de pek insan olmadığını çıtlatayım size. Yazar aşk karıştırmasa kurgusu süper derim ama bu noktada aşk ve kızımızın her erkekten neredeyse hoşlanabilme potansiyeli can sıkıcı. Aammann tek derdimiz kitapta bu olsun gerisi dehşet o bize fazlasıyla yeter de uykumuz bile kaçar.


Tabi ki deliliğin kıyısında olacak kitap bir devam kitabı hele fantastik ögeler barındırıyor hem de üçlemenin ikinci halkasını oluşturuyorsa o akli melekeler nasıl yerinde kalacak canım aaaaa.

Hadi kitabımızdan azıcık bahsedelim: Kızımız bir şekilde yine kürkçü dükkanı Londra'ya döner. Çaresiz kız babasının eski doktor arkadaşının himayesine girer. Ohh ne güzel dimi değil işte! Kız adadakileri aklından silmek istese fiziken yaşadığı sorunlar ve sorunlara aradığı çareler sebebiyle yine derttedir. Bir de kızı vakti zamanında canından bezdiren tüm canlılar teker teker öldürülmeye de başlayınca işte orada ipler kopar. Otur oturduğun yerde dimi yooo illa belaya dalacak bir Sherlock olması eksikti. Tabi eski defterler açılıyor karakterler hortluyor kıza bir gün yüzü daha yok.

Vallahi ne yazsam özet gibi olacak siz alıp okuyun.

Kan - tıbbi bilgi- genetiklerle haşır neşir olma - aşk - entrika - tarikat/ cemiyet... ne ararsanız var :)


Katkılarından dolayı DEX'e teşekkür ederiz. Araya 46 tur sıkıştıran ekip bu kadarrr uzun aradan sonra aynı yazarla yeniden bir arada olmaktan pek mutlu oldu sevgili DEX :)


7 Aralık 2016 Çarşamba

OKK 49. Blog Turu: Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd



Herkese merhaba!
OKK'nın 49. blog turunun konuğu DEX'den çıkan Megan Shepherd'ın Deliliğin Kıyısında romanı!
Kitabımızı Tanıyalım
İçindeki karanlıkla yüzleşme vakti

Robert Louis Stevenson'ın klasikleşmiş romanı Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'dan esinlenmiş Deliliğin Kıyısında, Kaçığın Kızı serisinin ikinci romanı.

Juliet Moreau, babasının adasını ve ardında bıraktığı sırları terk edip Londra'ya geri döneli aylar olmuştur. Aşina olduğu hayatı yeniden kurarken Dr. Moreau'nun dehşet verici mirasını unutmaya çalışır; fakat birisi ya da bir şey belli ki onu unutmamıştır. Kendisine yakın insanlar birer birer, ardında korkunç pençe izleri bırakan bir katile kurban düşmeye başlayınca, Juliet babasının yaratıklarından birinin de adadan kaçmış olabileceğinden korkar. Bir yandan giderek kötüleşen hastalığını iyileştirecek serumu araştırıp bir yandan da var gücüyle bu katili durdurmaya çabalarken, kendini bir kez daha skandallar ve tehlikeyle dolu bir dünyanın içinde bulur. İki parçaya bölünmüş gönlü, su yüzüne çıkan geçmişi ve peşindeki takıntılı katille, Juliet bu işten canlı çıkabilecek midir?
Tur Takvimimiz
07.12.2016
Duyuru - Takvim -Çekiliş
Çekiliş için tık tık!

08.12.2016
Fighting!! - Deliliğin Kıyısındaki Shakespeare Karakterleri
Kütüphanemden Kitap Manzaraları -

09.12.2016
Kitap Tutkusu - Alıntılar

10.12.2016
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!



Katkılarından dolayı DEX'e teşekkür ederiz.


26 Ağustos 2016 Cuma

İhtiyaç - Carrie Jones / İhtiyaç Serisi #1


İçimi mutlulukla dolup dolup taşıran bir kitapla karşınızdayım :) Kitap okumaya zor odaklandığım bir dönemde yeni bir seri başlangıcı yapmak beni biraz korkutmuştu. İhtiyaç bana tam da ilaç oldu, okuma hevesime kavuşmama şifa oldu doğrusu :) Öncelikle kitabı genel bir değerlendirelim. Kitap yazı puntosu ve sayfa aralıkları dikkate alındığında bir okurun rahatlıkla kısa sürede okuyabileceği gibi tasarlanmış. Yazar akıcı bir metin sunarken çevirmen de sürükleyici bir Türkçeleştirme serüvenine ortak olmuş :) Birçok deyimi en matrak sahnelerde okumak çok keyifliydi :)

Kapak orijinal olsa da pek sevemedim. Tarzı hoş ama bu temaya yakın Go Kitap çok daha "havalı" bir kız görseli koyabilirdi. Maşallah kızda bir boyun var Allah Allah :) Orijinale tema olarak sadık kalıp diğer kapaklar uyarlanabilir. Ben bu konuda Go Kitap'ın zevkine güveniyorum :)

NOT: Havalı olmak çok önemlidir! :) "havalı" kelimesini her okudupumda gülümseten muhteşem bir karakter de var bu seride, Zara ayrı matrak kankalar ayrı :) 


İhtiyaç Serisi - Sıralama: Need - İhtiyaç #1 / Captivate #2 / Entice #3 / Endure #4



Kitap Tanıtım: Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.


Zara babasını kaybettikten sonra içine kapanmıştır. Hayatın her anı anlamsız gelmekte, depresyon belirtileri göstermektedir. Zara'ya sorulsa evet büyük bir kaybı vardır, artık o eksiktir ama hayat da devam etmektedir. Sadece hayatta tepki vereceğine değer bir aksiyon olmadığı için annesi fazla abartmaktadır. Üvey bir baba bu kadar çok seviliyorken üvey babaannesi daha bir sevilmektedir. Annesi tarafından babannesinin yanına gönderilen Zara'nın hayatı bambaşka bir yola girmiş, gözü kapalı geçmiş yıllara inat saf ama farklı kız Zara maceralar prensesine dönüşeceği zaman dilimine adım atmıştır :)

Haydi klişeleri azıcık sayıp kitabın gidişhatını da özetleyelim :)

Güneş ışınlarının hakim olduğu bir şehirden yağmur bulutlarıyla kaplı bir kasabaya gitmek hem de Alacakaranlık gibi bir serinin yazıldığı bir kasaba olan Maine'de yaşamaaya başlayacak olması müthiş değil mi?

Zara Maine'e ilk geldiğinde üşür, babannesi sayabileceği tüm tuhaf durumları olağan karşılar ve ona bir de araba hediye eder. Zara bile kendini Alacakaranlık serüveninin içine düşmüş gibi hisseder :)

Okula başladığı ilk gün tıpkı Harry Potter'ın Ron'la karşılaşması gibi kızımızın yolu kızıl saçlı "havalı" olmanın çok çok önemli havalı ötesi bişi olduğu için her adımı havalılık ölçeri olarak testte tutan bir arkadaş da edinir :)


Yazar o kadar zeki ki dünyaya hakim iki muhteşem serinin dinamikleri ile biz okurun taa ilk sayfasından gönüllerinde tahtını kurdu doğrusu :) İhtiyacı okurken Harry Potter ve Alacakaranlık özlemimi de dindirdim hani :)

Ahhh Zara demiştim kızımız gayet normal Zaracığımız pıtırcığımız etrafındaki insanları da ölçüp tartmaya başlar. Ne kadar da soluk benizliler, ne kadar da kedi gibiler, ne kadar da... ahh esrarengizlikler kabak gibi önündeyken bizim kız acık saf cannımmm :)

Neyse aslında kartlar açık biri der kokunu sevmemiştir (tanıdık geldi mi? ) Biri de sürülerine alıp almayacaklarına bakacaklardır hobbaaaa...

Koşmak baş aktivite, arada enteresan pati izleri ve pırıl pırıl simlerle çok acayip geceler gündüzlere bağlar hani :) Sen tam da yalanacak kızsın tabiri ise sen taş gibisinin fantastik sözlükteki karşılığı gibidir :)


 Zaracığımızın kankası bayan havalı ölçerin temsili halleri, Harry Potter karakterleri gibi değil mi? :)

Kızımızın önce kendine gelmesi sonra yeni rotama ve ortamın garipliklerine alışması, kaybolan gençlere karşı merak ve uyuyan yılan misali pek çok fantastik türlerle muhatap olması kaçınılmazdır.

Fobilere de değinmeli tabi: Kitabımızın ana karakteri Zara. Zara üzerinden bir anlatım söz konusu ve Zara'nın da noral bir kız olarak garipliği ise fobiler hakkında fazla bilgi sahibi olması. Bir fobi sözlüğü var mı diye merak etmedim değil hani. Her bölüm bir fobi tanımı ile açılmakta ve bölüm içinde de tonla fobi öğrenmekteyiz. Gereksiz bilgileri bile gerekli hale getirebilmesi açısından kitabı daha da bir sevdim :)



Bir açılış kitabı olarak beklenenden de fazlasını verdi doğrusu. Ne anlatsam dibine kadar spoiler batacağım için susayım artık. En sevdiğim iki seriyi anımsatıp bu iki seriden bambaşka türde varlıklarla zihnimize şölen yaşatması üstüne üstük polisiye ögeleri ekleyip Main'in efsaneleşmesinde katkısı olan iki yazara da hafiften göz kırpması çok güzeldi :)

NOT: Periler ve Meleklere dair bakış açımızı değiştirip ödümüzü koparan bu ters köşe serilere de ayrı bayılıyorum doğrusu :)


Go Kitap yine harikasın :) Farkın seçimlerinde saklı :)


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Efsane Kasaba Maine


Efsanelerin doğduğu ve efsaneleşmiş yazarların yaşamayı seçtiği bu esrarengiz kasabaya hoş geldiniz :) İnsanların doğaya karşı yenik düştüğü tek yer adeta!. Doğanın tüm güzelliklerinin içinde yutulup kalmış bir yaşamda Maine'in zorlu şartlarına ayak uydurabilenlerin yaşadığı 
serin-nemli-gizemli bir kasaba hayatı.


Maine nasıl bilirsiniz efendim? diye sorsalar: İyiii iyi biliriz Alacakaranlık neslindeniz cannımmm şıp diye çözeriz dev gibi ormanların çıkmaz yollarını :) deriz :)

Bir liman düşünün kalabalık şehirlerle bağlantısı zayıf, ardında güçlü karlı dağlar, yılın her mevsimi yağışlı, güneş ışınlarının yeşil yeşil süzüldüğü bir yer. Limana demirleyen gemiler hayatı canlandırsa da ana geçim kaynakları balıkçılık, orman ürünleri ve hayvan yetiştiriciliği. Genç nüfuz az, emekli nüfusu çok. Maine yaşamında şaşırtacak en büyük şey şehre/kasabaya yeni gelen kokoş bir kızdan başkası olamaz tabi :) Maine gibi zorlu yaşamla mücadele eden yerleşim yerlerinde rutinler önemli. Tek tip yaşam tek tip giyim tek tip hobi...

Main'in doğal yaşamı, ormanlarla kaplı, coğrafyaya doğanın hakim olduğu bölgelerde güvenlik ihlalleri de çok. Bu ihlaller küçük çaplı hırsızlık türünden de değil. Bir katil rahatlıkla ceset gömebilir, bir sıradışı varlık asırlarca yaşayabilir hatta azıcık güneş olsa uyuşturucu imparatorluğu bile kurulabilir. O derece kendi kanunlarını yazabileceğin kadar uçsuz bucaksız bir coğrafya.

Çok aykırı örnekler vermiş olabilirim ama burası yaşamın belki de açıkları! Her bölgenin yaşayanları olduğu gibi bir de o bölgeyi yaşatanlar olmaktadır. İşte zaten bu doğa harikası kendi halindeki kasabayı efsaneleştiren de yaşatanlar efendim :)



Bir kasaba nasıl ünlenir? Harika sebze - meyve, muhteşem kumsal, safari, kış turizmi, peynir, şarap?
Pek çok şey sıralayabiliriz. İtalya'nın şarapları, Fransa'nın peyniri ve eşsiz kumları... Peki Maine?

Dünyaca ünlü yazarlar ve dünyanın zihnini zenginleştiren güçteki harika yapıtları desek?

İki komşu yazarın seçimi Maine : Stephen King ve Tess Gerritsen!

İki yazarın ortak özelliği polisiye türünde eserler vermeleri. İki yazar da yazım sürecinde zihinlerini dış dünyanın karmaşasından arındırmak istemekte. Ve kendi bulundukları noktadan beslenip ortak bir dil yaratıp tüm dünyaya hitap edebilmek adına çalışmaktalar. Issız sokaklar, uçsuz bucaksız doğa, gizem, sis, karanlık ormanlar... onların zihinlerindeki karakterleri güçlendiren ögeler. İşte belki de adını sevdiği yazar sayesinde duyup turistik gezilere katılıp yaşatan ya da orada geçen hikayelere dair farkındalık kazanan yaşatanlara farklı bir bakış. Maine denildiğinde yaşayan ünlüler, fantastik kitaplarda sevilen karakterlerin doğa içinde karıştığı yer olarak efsaneleşmekte.


İhtiyaç kitabına ilk başladığımızda vereceğimiz tepki aaaa tıpkı Alacakaranlık gibi demek oluyor. Ama burada ana olayımız Vampirler değil elbette :) Doğanın insan üzerindeki hükmeden mücadeleci halini avantaja dönüştürüp zihinlerde kurulan yazıyla beslenen harika karakterleri de usta kalemler hikâyeler içine yerleştirip biz okurlara sunuyor. Efsanelerin yaşadığı efsanelerin ayak izlerini hayali olsa da takip ettiğimiz bir kasaba da haliyle efsane ötesi oluyor :)

İhtiyaç kitabı sayesinde bir kez daha Maine coğrafyasında kaybolmak için bir heves dalıyoruz romana :) Ay bu kitap da film olsun ne olur. Zara fazla matrak :) Zara canım benim çok tatlı! :) Efsane kasabada geçen efsanelerle örülü kurguya sahip bir romanla başbaşa Maine üzerine bir iki laf edelim istedik :)



23 Ağustos 2016 Salı

OKK 48. Blog Turu: Carrie Jones - İHTİYAÇ




Herkese merhaba!

OKK'nın 48. blog turunun konuğu Go Kitap'tan çıkan Carrie Jones'un İhtiyaç romanı!

Kitabımızı Tanıyalım:

Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.



Tur Takvimimiz

23.08.2016
Duyuru - Takvim - Çekiliş
Facebook çekiliş için tık tık!!

24.08.2016
Pudra Tozu - Efsane Kasaba Maine
Fighting!! - Seri Bilgisi

25.08.2016
Kitap Tutkusu - Fantastik Dünyanın Üvey Evlatları: Periler
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Korku Biriktirmek

26.08.2016
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!


Katkılarından dolayı Go Kitap'a teşekkür ederiz.


21 Ağustos 2016 Pazar

Derin Bir Nefes


Derin bir nefes alıp geldim bloğuma. Çok özlediğim, beni rahatlatan, kendi köşeme :) Uzun zamandır yazmak istiyorum, anlatmak e tabi anlattıkça da rahatlamak. Hayat zordu, kelimelerin anlamını büyüdükçe öğrendik. Ama bu aralar hayat daha mı zor? Çirkin şeyler oldu, olmaktaydı şimdi gözümüzün içine sokula sokula olmaya devam etmekte. Acılara da dayanıklı olduk, yaralar kapanmasa da tuz basmayı oyun mu eyledik? Mazoşistçe bir evrilme sanki bizimkisi.

Anlatmaya başlasak blog yazı kapasitesinde sözcüklere yer yetmez, boş vermeye yürek elvermez.

Olanı olduğu gibi kabul de edemiyoruz. Yazarken bile yazdığımız ana noktadan kopuyoruz.

O halde denerinnn bir nefes alalım ve olanı olmuş şimdi ne yapmalıya odaklanalım.

Acının dili, dini, sınırı yok. Buraya ne Antep ne de Suriye yazmanın da faydası. Bizlerin doğumundan öncesinde devam eden Afrika'daki açlıktan da bahsetmenin.

O halde yapacağımız tek şek ŞÜKRETMEK!

Şükür deyip geçeceğiz.

Rabbim sen en iyisini bilirsin. Rab- Allah- Tanrı- Karma- Enerji....

Sevgiyle kalın...