26 Ağustos 2016 Cuma

İhtiyaç - Carrie Jones / İhtiyaç Serisi #1


İçimi mutlulukla dolup dolup taşıran bir kitapla karşınızdayım :) Kitap okumaya zor odaklandığım bir dönemde yeni bir seri başlangıcı yapmak beni biraz korkutmuştu. İhtiyaç bana tam da ilaç oldu, okuma hevesime kavuşmama şifa oldu doğrusu :) Öncelikle kitabı genel bir değerlendirelim. Kitap yazı puntosu ve sayfa aralıkları dikkate alındığında bir okurun rahatlıkla kısa sürede okuyabileceği gibi tasarlanmış. Yazar akıcı bir metin sunarken çevirmen de sürükleyici bir Türkçeleştirme serüvenine ortak olmuş :) Birçok deyimi en matrak sahnelerde okumak çok keyifliydi :)

Kapak orijinal olsa da pek sevemedim. Tarzı hoş ama bu temaya yakın Go Kitap çok daha "havalı" bir kız görseli koyabilirdi. Maşallah kızda bir boyun var Allah Allah :) Orijinale tema olarak sadık kalıp diğer kapaklar uyarlanabilir. Ben bu konuda Go Kitap'ın zevkine güveniyorum :)

NOT: Havalı olmak çok önemlidir! :) "havalı" kelimesini her okudupumda gülümseten muhteşem bir karakter de var bu seride, Zara ayrı matrak kankalar ayrı :) 


İhtiyaç Serisi - Sıralama: Need - İhtiyaç #1 / Captivate #2 / Entice #3 / Endure #4



Kitap Tanıtım: Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.


Zara babasını kaybettikten sonra içine kapanmıştır. Hayatın her anı anlamsız gelmekte, depresyon belirtileri göstermektedir. Zara'ya sorulsa evet büyük bir kaybı vardır, artık o eksiktir ama hayat da devam etmektedir. Sadece hayatta tepki vereceğine değer bir aksiyon olmadığı için annesi fazla abartmaktadır. Üvey bir baba bu kadar çok seviliyorken üvey babaannesi daha bir sevilmektedir. Annesi tarafından babannesinin yanına gönderilen Zara'nın hayatı bambaşka bir yola girmiş, gözü kapalı geçmiş yıllara inat saf ama farklı kız Zara maceralar prensesine dönüşeceği zaman dilimine adım atmıştır :)

Haydi klişeleri azıcık sayıp kitabın gidişhatını da özetleyelim :)

Güneş ışınlarının hakim olduğu bir şehirden yağmur bulutlarıyla kaplı bir kasabaya gitmek hem de Alacakaranlık gibi bir serinin yazıldığı bir kasaba olan Maine'de yaşamaaya başlayacak olması müthiş değil mi?

Zara Maine'e ilk geldiğinde üşür, babannesi sayabileceği tüm tuhaf durumları olağan karşılar ve ona bir de araba hediye eder. Zara bile kendini Alacakaranlık serüveninin içine düşmüş gibi hisseder :)

Okula başladığı ilk gün tıpkı Harry Potter'ın Ron'la karşılaşması gibi kızımızın yolu kızıl saçlı "havalı" olmanın çok çok önemli havalı ötesi bişi olduğu için her adımı havalılık ölçeri olarak testte tutan bir arkadaş da edinir :)


Yazar o kadar zeki ki dünyaya hakim iki muhteşem serinin dinamikleri ile biz okurun taa ilk sayfasından gönüllerinde tahtını kurdu doğrusu :) İhtiyacı okurken Harry Potter ve Alacakaranlık özlemimi de dindirdim hani :)

Ahhh Zara demiştim kızımız gayet normal Zaracığımız pıtırcığımız etrafındaki insanları da ölçüp tartmaya başlar. Ne kadar da soluk benizliler, ne kadar da kedi gibiler, ne kadar da... ahh esrarengizlikler kabak gibi önündeyken bizim kız acık saf cannımmm :)

Neyse aslında kartlar açık biri der kokunu sevmemiştir (tanıdık geldi mi? ) Biri de sürülerine alıp almayacaklarına bakacaklardır hobbaaaa...

Koşmak baş aktivite, arada enteresan pati izleri ve pırıl pırıl simlerle çok acayip geceler gündüzlere bağlar hani :) Sen tam da yalanacak kızsın tabiri ise sen taş gibisinin fantastik sözlükteki karşılığı gibidir :)


 Zaracığımızın kankası bayan havalı ölçerin temsili halleri, Harry Potter karakterleri gibi değil mi? :)

Kızımızın önce kendine gelmesi sonra yeni rotama ve ortamın garipliklerine alışması, kaybolan gençlere karşı merak ve uyuyan yılan misali pek çok fantastik türlerle muhatap olması kaçınılmazdır.

Fobilere de değinmeli tabi: Kitabımızın ana karakteri Zara. Zara üzerinden bir anlatım söz konusu ve Zara'nın da noral bir kız olarak garipliği ise fobiler hakkında fazla bilgi sahibi olması. Bir fobi sözlüğü var mı diye merak etmedim değil hani. Her bölüm bir fobi tanımı ile açılmakta ve bölüm içinde de tonla fobi öğrenmekteyiz. Gereksiz bilgileri bile gerekli hale getirebilmesi açısından kitabı daha da bir sevdim :)



Bir açılış kitabı olarak beklenenden de fazlasını verdi doğrusu. Ne anlatsam dibine kadar spoiler batacağım için susayım artık. En sevdiğim iki seriyi anımsatıp bu iki seriden bambaşka türde varlıklarla zihnimize şölen yaşatması üstüne üstük polisiye ögeleri ekleyip Main'in efsaneleşmesinde katkısı olan iki yazara da hafiften göz kırpması çok güzeldi :)

NOT: Periler ve Meleklere dair bakış açımızı değiştirip ödümüzü koparan bu ters köşe serilere de ayrı bayılıyorum doğrusu :)


Go Kitap yine harikasın :) Farkın seçimlerinde saklı :)


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Efsane Kasaba Maine


Efsanelerin doğduğu ve efsaneleşmiş yazarların yaşamayı seçtiği bu esrarengiz kasabaya hoş geldiniz :) İnsanların doğaya karşı yenik düştüğü tek yer adeta!. Doğanın tüm güzelliklerinin içinde yutulup kalmış bir yaşamda Maine'in zorlu şartlarına ayak uydurabilenlerin yaşadığı 
serin-nemli-gizemli bir kasaba hayatı.


Maine nasıl bilirsiniz efendim? diye sorsalar: İyiii iyi biliriz Alacakaranlık neslindeniz cannımmm şıp diye çözeriz dev gibi ormanların çıkmaz yollarını :) deriz :)

Bir liman düşünün kalabalık şehirlerle bağlantısı zayıf, ardında güçlü karlı dağlar, yılın her mevsimi yağışlı, güneş ışınlarının yeşil yeşil süzüldüğü bir yer. Limana demirleyen gemiler hayatı canlandırsa da ana geçim kaynakları balıkçılık, orman ürünleri ve hayvan yetiştiriciliği. Genç nüfuz az, emekli nüfusu çok. Maine yaşamında şaşırtacak en büyük şey şehre/kasabaya yeni gelen kokoş bir kızdan başkası olamaz tabi :) Maine gibi zorlu yaşamla mücadele eden yerleşim yerlerinde rutinler önemli. Tek tip yaşam tek tip giyim tek tip hobi...

Main'in doğal yaşamı, ormanlarla kaplı, coğrafyaya doğanın hakim olduğu bölgelerde güvenlik ihlalleri de çok. Bu ihlaller küçük çaplı hırsızlık türünden de değil. Bir katil rahatlıkla ceset gömebilir, bir sıradışı varlık asırlarca yaşayabilir hatta azıcık güneş olsa uyuşturucu imparatorluğu bile kurulabilir. O derece kendi kanunlarını yazabileceğin kadar uçsuz bucaksız bir coğrafya.

Çok aykırı örnekler vermiş olabilirim ama burası yaşamın belki de açıkları! Her bölgenin yaşayanları olduğu gibi bir de o bölgeyi yaşatanlar olmaktadır. İşte zaten bu doğa harikası kendi halindeki kasabayı efsaneleştiren de yaşatanlar efendim :)



Bir kasaba nasıl ünlenir? Harika sebze - meyve, muhteşem kumsal, safari, kış turizmi, peynir, şarap?
Pek çok şey sıralayabiliriz. İtalya'nın şarapları, Fransa'nın peyniri ve eşsiz kumları... Peki Maine?

Dünyaca ünlü yazarlar ve dünyanın zihnini zenginleştiren güçteki harika yapıtları desek?

İki komşu yazarın seçimi Maine : Stephen King ve Tess Gerritsen!

İki yazarın ortak özelliği polisiye türünde eserler vermeleri. İki yazar da yazım sürecinde zihinlerini dış dünyanın karmaşasından arındırmak istemekte. Ve kendi bulundukları noktadan beslenip ortak bir dil yaratıp tüm dünyaya hitap edebilmek adına çalışmaktalar. Issız sokaklar, uçsuz bucaksız doğa, gizem, sis, karanlık ormanlar... onların zihinlerindeki karakterleri güçlendiren ögeler. İşte belki de adını sevdiği yazar sayesinde duyup turistik gezilere katılıp yaşatan ya da orada geçen hikayelere dair farkındalık kazanan yaşatanlara farklı bir bakış. Maine denildiğinde yaşayan ünlüler, fantastik kitaplarda sevilen karakterlerin doğa içinde karıştığı yer olarak efsaneleşmekte.


İhtiyaç kitabına ilk başladığımızda vereceğimiz tepki aaaa tıpkı Alacakaranlık gibi demek oluyor. Ama burada ana olayımız Vampirler değil elbette :) Doğanın insan üzerindeki hükmeden mücadeleci halini avantaja dönüştürüp zihinlerde kurulan yazıyla beslenen harika karakterleri de usta kalemler hikâyeler içine yerleştirip biz okurlara sunuyor. Efsanelerin yaşadığı efsanelerin ayak izlerini hayali olsa da takip ettiğimiz bir kasaba da haliyle efsane ötesi oluyor :)

İhtiyaç kitabı sayesinde bir kez daha Maine coğrafyasında kaybolmak için bir heves dalıyoruz romana :) Ay bu kitap da film olsun ne olur. Zara fazla matrak :) Zara canım benim çok tatlı! :) Efsane kasabada geçen efsanelerle örülü kurguya sahip bir romanla başbaşa Maine üzerine bir iki laf edelim istedik :)



23 Ağustos 2016 Salı

OKK 48. Blog Turu: Carrie Jones - İHTİYAÇ




Herkese merhaba!

OKK'nın 48. blog turunun konuğu Go Kitap'tan çıkan Carrie Jones'un İhtiyaç romanı!

Kitabımızı Tanıyalım:

Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.



Tur Takvimimiz

23.08.2016
Duyuru - Takvim - Çekiliş
Facebook çekiliş için tık tık!!

24.08.2016
Pudra Tozu - Efsane Kasaba Maine
Fighting!! - Seri Bilgisi

25.08.2016
Kitap Tutkusu - Fantastik Dünyanın Üvey Evlatları: Periler
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Korku Biriktirmek

26.08.2016
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!


Katkılarından dolayı Go Kitap'a teşekkür ederiz.


21 Ağustos 2016 Pazar

Derin Bir Nefes


Derin bir nefes alıp geldim bloğuma. Çok özlediğim, beni rahatlatan, kendi köşeme :) Uzun zamandır yazmak istiyorum, anlatmak e tabi anlattıkça da rahatlamak. Hayat zordu, kelimelerin anlamını büyüdükçe öğrendik. Ama bu aralar hayat daha mı zor? Çirkin şeyler oldu, olmaktaydı şimdi gözümüzün içine sokula sokula olmaya devam etmekte. Acılara da dayanıklı olduk, yaralar kapanmasa da tuz basmayı oyun mu eyledik? Mazoşistçe bir evrilme sanki bizimkisi.

Anlatmaya başlasak blog yazı kapasitesinde sözcüklere yer yetmez, boş vermeye yürek elvermez.

Olanı olduğu gibi kabul de edemiyoruz. Yazarken bile yazdığımız ana noktadan kopuyoruz.

O halde denerinnn bir nefes alalım ve olanı olmuş şimdi ne yapmalıya odaklanalım.

Acının dili, dini, sınırı yok. Buraya ne Antep ne de Suriye yazmanın da faydası. Bizlerin doğumundan öncesinde devam eden Afrika'daki açlıktan da bahsetmenin.

O halde yapacağımız tek şek ŞÜKRETMEK!

Şükür deyip geçeceğiz.

Rabbim sen en iyisini bilirsin. Rab- Allah- Tanrı- Karma- Enerji....

Sevgiyle kalın...