2 Haziran 2016 Perşembe

Bir Ada Hikâyesinde Aşka Düşmenin 5 Klişe Yolu


"Ah, ada sahillerinde bekliyorum. Her zaman yollarını gözlüyorum. Seni senden güzelim istiyorum. Beni şad et Şadiye başım için..." Hamiyet Yüceses  tıklayınız


Ahhhhh nerede o miss gibi leylaklar diye girer ben rakı siz uzo der yanına cacıkiii mezeleri döşer bu yazıyı da başlamadan sonlandırmış olabiliriz :) Ada temalı film-müzik,hikâye seviyorum aaa dostlar :)

"2 Aşk Arasında" Okuyan Kızlar Kulübü'nün yeni tur kitabı. Ada hikâyelerine bayılan bir ekip olarak seçimimizden pek bir mutluyuz. Ne yapsak, kitap içinden neleri ön plana çıkarsak derken aklıma ada hikâyelerinin klişe aşk karşılaşmaları geldi. 

1) Ada çocuğu olmak ve adaya çakılı kalmak diye bir konu var önce bu konuda netleşelim ki ilk klişemizin açılışını yapalım efendim. 

Ada çocuğu doğduğu topraklardan daha güzel bir yer düşleyemez. Ada onun ruhu ada onun huzurudur. Adalı olmayan herkes potansiyel şüphelidir. Bir olay olduğunda en doğruyu yalnız adalı bilir. Adanın zehirli otu olsa onu bile bitki bilimi için bir mucize sayar laf söz ettirmez :) 

Adaya çakılı kalan ise şehrin parlak ışıklarında vadedileni isteyen kişidir. Eğer adadan kendi ışığını yakalamak için çıkmadıysa bir ömür mız mız lanet olarak herkesi huzursuz edecek baş kahraman olur. Çıkıp deneyimlemiş ise illa hayatın anlamını geri dönüp ada toprağını öptüğünde bulur.

Ada çocuğu ile adaya çakılan dediğimiz zıt kutuplar hikâyelerin baş klişeleridir. Ahhh onların aşkı yüksek gerilim, çığ, deprem, yangın gibidir! O la laaa...

Ada çocuğu kız ise narin, yardım sever, sanatçı ya da aşçı kimliklerine sahiptir. Adaya çakılı kalan tip ya ışığı yakalamak uğruna kızın kalbini kırıp defolup şehre gitmiştir ya da huzuru doğduğu toprakta aramak için gelen yorgun savaşçı kokoşların değil eli hamurluların kıymetini anlayacak günü beklemektedir.

Her iki türlü de önce kavga sonra çokça yanlış anlama e tabi sonrasında tutku evlilik ve bebek denkleminde bir araya gelmek kaçınılmazdır.

Adalı tamirci, denizci, bar sahibi bir erkek ise mutlaka kalbinde aşk acısı vardır. Zengin güzel kız okumak için gitmiş onu hak etmeyen bir adam tarafından kalbi kırılarak dönmüş en sonunda kollarında huzuru bulmuştur. O la laaa haydi bir daha diyelim mi? :)

İlk maddemizin ortak özelliği şikayet eden ettiği yere döner döndüğü yerde ettiğinin bin misli eden özünde bir melek olan aşık olacağı kişi ile kavuşur. Atışmaları okumak pek heyecanlıdır. Offf niye inat ediyorsunuz ki ilk görüşte tutuldunuz evlenin dimi yooo illa yerimizden zıplatacak türlü olay yaşamadan olmaz. cık cık cık

Çıkarılacak ders: Aşk peşinden koşmadığında karşına çıkan mucizedir. Paris'e gider aşkı bulmak için sokak sokak gezersin de Eminönü'nde kahve alırken tanışır dünya evine girersin :)

2) Bir köpeğin pati izin de aşk :)



Ada hikâyelerinde köpek şehir hikayelerinde kedi makbuldür. Şehrin sıkışmışlığında iki göz odada kediyi anca yer bulan insan adaların geniş düzlüklerinde tonla köpek besleyebilir.

Köpekler hep iridir ve bu iri cüsseli korkutucu yaratıklar sahiplerine yakışacak ilk güzel / yakışıklı / bekar misafirin üstüne şapsalca atlar. Önce korku, korku üzerinden sahibiyle tanışma derken köpeğin şapşallığına istinaden tatlı flört evrelerinden sonra hayde bre evlilik dansına hobbaa şeklinde baş göz itinayla olunur :)

Çıkarılacak ders:  Köpekleri sevin ya da seviyormuş gibi sabretmeyi öğrenin! Ağır, hantal, salyalı, şapşaliko köpeğin muhteşem sahibi-sahibesini görünce keşke demeyin! :)

3) Kaybolmak 

İşte bu en sevdiğim klişe. Araba kullanıyorum ve yanlış yola saptım Alla'ımmm ben neredeyim diye bir olay değil ki bu ada dört tarafı suyla kaplı yüzerek gelmediysen bile bile geldin ey ana karakter akıllan :) Ana karakter illa karaya adım atar atmaz kaybolur. Aklında türlü düşünce vardır. Kız ise narin narip hobidik hopidik gezer keşfeder elbette kaybolur korkar izbe bir yere girdiğini sanıp şahane bir erkeğin dünyasına adım atar. Aman da aman havada aşk kokusu der susarım :)

Erkek ise eser gürler seksi seksi lanet okur ve hoppidik melek gibi bir kız iç çamaşırı mankenlerini aratmayan bir afetle karşılaşır. Kıza illa bağırır kız melaike gibi gülümser zehir zemberek laf sokar mutlaka bir şey ikram eder. Adam tutkusuyla yanar en sonunda hoppidik mutlu sonnn :)

Çıkarılacak ders: Çok düşünmeyin kaybolun. Bir adaya geldiyseniz elbette oraya dair bilginiz olmalı eften püften ay ne olu bilmiyordum zırvalarını çok dillendirmeyin anı yaşayın gerisi ya nasip ya da yazarın insafı :) Unutma kader en bilinmez sahneleri yaşatan baş yazardır!



4) Sosyete Otoritedir! Geçilmez! Ana Graliçeler İş Başında

Her adanın bir konseyi, her konseyin bir destekleyeni, her destekleyenin de bir güç savaşı vardır! İster sosyete ister itibarlı bir anne en tehlikeli aktördür!

Ada entrikasına düşmeyen aşık hatırlamam. Ya Ana Graliçe ekibi ya da yeni kokoş sürtük ahalisi illa bir olay çıkarmalıdır. Aşıklar bu zorlu mücadelede duygularına sarılıp yaşanan trajedilere savaş açmalıdır.

Oğlan/ kız anası Graliçemiz illa benim sözüm dinlenecek diyorsa tüm ada ahalisinin açıklarını listeler ve tehditle sevimli çifti dışlar, eziyet çektirir. Gerçek hayatta bilinmez ama adada tek doğru samimiyettir, hak yerini bulur ada sükunete kavuşur. Ohh beeee :)

Çıkarılacak ders: Her ne olursa olsun kendin ol. Hamurunda entrika yoksa sonradan oyuna oyunla karşılık verirsen tek yıpranan sen olursun. Kaldırım taşları pırlantayla rekabet edemez! Taş bir gün dağılır parçalanır kazanan pırlanta olur. 

5) Aşkın Yaşı Yoktur! o la laaa :)


Ada sakinleri çok renklidir. Kimi asi bir ihtiyar diye nitelendirilir uzak durulur kimi kapı kapı dedikodu yapan kokonanın teki diye sempati beslenir. Kim bilebilir ki asi ihtiyar dedikoducu kokonaya aşık ondan başka kimseyi istemediği için huysuzdur. O dedikoducu kapı kapı herkese istediği cümleleri sarf ederken asıl gönlündeki ihtiyara dair bir parça kimden geleceği bilmediği bilginin peşindedir. Küçücük adada köşe bucak aşk acısı çekmeyi de becerir :) Bir bakmışsın taksici adanın en zengini bir bakmışsın huysuz yaşlı kadın adanın tüm ihtiyarlarının gönlünü kırmış bir cadı. 
Şhirler insanları sınıflar uzaklaştırıken adanın küçük samimi yapısı pek çok kıvılcımı çaktıracak yakınlığa zemin hazırlar. Bir hikâyede asıl bomba aşk sürprizinin kimden geleceği de belli olmaz.

Çıkarılacak ders: Küçük bir kara parçasında büyük dünyalar kuran insanlar için hayat son nefese kadar renk renktir. Bir kara yasa bürünüp tükenmek yerine her güne şükredip tazelenmeyi seçerler. Renkleri sevin, farklı kişiliklerin ardındakini merak edin ve nefes aldıkça mucizelerin geleceğine inancınızı asla kaybetmeyin! 

Güzel bir ada hikayesine davetlisiniz efendim :)


Uzun bir aradan sonra blog başına geçince özlediğim pek çok ada temalı kitap sahnesi de akla düşünce azıcık tamam tamam çokça saçmalamış da olabilirim. Okurdan affola :)


1 yorum:

Naz O. dedi ki...

Ah biraz kaybolmak lazım şu aralar :)