21 Aralık 2016 Çarşamba

DUYURU: Okuyan Kızlar Kulübü - Veda

Okuyan Kızlar Kulübü'nün en özel, en sevdiğim imzası ile VEDA yazısı yazmak varmış kaderimizde.

Hayatta kesişim noktaları vardır, tesadüf der kimisi ben de kader. Kader dediğimiz hayat denen yolda geri dönüşü olmayan ya da en tatlı zamanlarda çıkmaz sokaklarda çıkış aranan bir yolculuk aslında.

Önce sevdiğim yıllarımı verdiğim mesleğime kpss çıkmazını aşamayacağımı kabullenince veda ettim. Derken ilacım kitaplarım dedim bloğuma sarıldım. Günlük dilden kitapların diline ağırlık vermeye başladığım zamanda hiç aklıma gelmedik bir anda bir blog turunda olmayı istediği fark ettim. Bir yol kesişimi de OKK ile oldu. Güldük- eğlendik- yeri geldi mide asitleriyle kıvrandık- fikir ürettik- uykusuz kaldık... unutulmayacak 3 koca yılı aşkın şey yaşadık.

Şimdi gerçeklerle yüzleşme vakti. Bloğumu çok özlüyorum ama ruhen son iki yıldır yazamıyorum. İnstagram çıktı oyalanıyoruz :) Okuyan Kızlar Kulübü'nün bu kadar emeği varken her geçen turda daha az katkı sağladığımı fark etmek diğer grup arkadaşlarım karşısında mahcubiyete sebep oluyor.

En sonunda aklıma dahi gelmeyen ama verilmesi belki de en doğru kararla ayrılma noktasına geldim. Arkadaşlarımızın güzel işlerine engel olmak da istemiyorum. Bu sebeple içim burularak veda ediyorum. Her biri ayrı ilgi alanlarına sahip ama aynı zamanda ayrılmaz dörtlü kızlar en güzel en özel şekilde yollarına devam edecekler. Yaratıcılık ruhlarında olan insanlar durdurulamaz. :)

Sevgiyle kalın OKK sevgiyle kalın OKK vesilesiyle bloğum üzerinden iletişim kurduğumuz nice takip eden güzel yürekler.

OKK üyesi olarak son yazımdır.

Saygılarımla...

Pudra Tozu - tarih84 

10 Aralık 2016 Cumartesi

Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd " Böyle tatlı kadınlardan böyle manyak ötesi kitaplar çıkıyor :) "


Okuyan Kızlar Blog Turu 2. konuğu yazarımızı 49. blog turumuzda yeniden ağırlamak da ayrı keyif doğrusu :) Ne çok beklemişiz be diyesim gelmedi değil koskocaaa 3 yıl! Sevgili DEX taş geldi mi? :)

Yazar seriyi tamamlayınca bir kapak yenilenmesine gidilmiş. Ben pek sevemedim ama yeni kapaklarla okuyup bir bütünlüğe kavuşacak okurlar size sesleniyorum çok şanslısınız! :( Sıralayınca ne de güzel duracak dimi :(

Okurlara tavsiyem madem beklediniz bence siz alın kitapları dursun köşede serinin son kitabı da çıkınca kapatın kendinizi 3 gün eve tırsın - zıplayın- bağırın okumanın keyfine varın yoksaaa bizim gibi ilk kitapta şu böyle mydi bu nasıldı derdine düşmeyin. Kaçığın kızındaki asıl adrenalin son 40 sayfada olunca ilk sayfalardaki ayrıntılar - ipuçları yılların sonunda uçup gidiyor. Neyse ki yazar serinin ikinci kitapta yaptığı hatırlatmalarla bizim de bellekleri azıcık da olsa tazeliyor. Kitap arşivim İmzir'de olmasa zevkle ilk kitabı da okurdum doğrusu. Ahh blog yazmayı özleyince yorum yazarken kendi dertleşme köşeme döndürmeden konuya dalayım en iyisi! :)


Kısa Kısa Hatırlatma: Yazarımız Megan Shepherd üç kitaptan oluşan bir seriye başlar. Her kitapta bir kült eserden esinlenecektir. İlk kitap tüylerimizi ürperten bu kitapta tek normal karakter yok topu karaktersiz mübarek diyeceğimiz türlü türlü olaylarla bizi kurguya bağlar. Şimdi yazık yapuncak bir kız vardır. Bu kızın fiziksel ağrıları da vardır. Vakti zamanında zengin yaşamında başlarında babası usta doktor ağrılarına derman bulmuş saf kızımız da bu dermanı kendi yeteneği ile ( doğuştan yetenek mi yoksa kaçıklığın kanla geçmesi mi dersiniz bu kısım sizin yorumunuza kalmış) bir şekilde kendi ilaçlarını yapar idare eder. Bir gün çocukluğunda besleme diyelim olan oğlumuzla karşılaşınca bıktım bu hizmetçilikten, annem de zaten ne çekti zamanında hayırsız ölü sandığım babama gideyim der. Besleme de bu süreçte büyür o da ayrı kaçık olur. Üzüm üzüme baka bak demişler. Bir adada aklınızı kaçıracağınız ne varsa yaşanır. Tamam susalım yoksa kitabı özetleyeceğim.

Öyle bir sonla ortada kalır ki kız aynen yine kimsesiz bir çare zavallı açık denizde mücadeleye başlar. Aşk meşk konularına girmeyeceğim çünkü asıl aşık olduğunu düşündüğüm kişinin de pek insan olmadığını çıtlatayım size. Yazar aşk karıştırmasa kurgusu süper derim ama bu noktada aşk ve kızımızın her erkekten neredeyse hoşlanabilme potansiyeli can sıkıcı. Aammann tek derdimiz kitapta bu olsun gerisi dehşet o bize fazlasıyla yeter de uykumuz bile kaçar.


Tabi ki deliliğin kıyısında olacak kitap bir devam kitabı hele fantastik ögeler barındırıyor hem de üçlemenin ikinci halkasını oluşturuyorsa o akli melekeler nasıl yerinde kalacak canım aaaaa.

Hadi kitabımızdan azıcık bahsedelim: Kızımız bir şekilde yine kürkçü dükkanı Londra'ya döner. Çaresiz kız babasının eski doktor arkadaşının himayesine girer. Ohh ne güzel dimi değil işte! Kız adadakileri aklından silmek istese fiziken yaşadığı sorunlar ve sorunlara aradığı çareler sebebiyle yine derttedir. Bir de kızı vakti zamanında canından bezdiren tüm canlılar teker teker öldürülmeye de başlayınca işte orada ipler kopar. Otur oturduğun yerde dimi yooo illa belaya dalacak bir Sherlock olması eksikti. Tabi eski defterler açılıyor karakterler hortluyor kıza bir gün yüzü daha yok.

Vallahi ne yazsam özet gibi olacak siz alıp okuyun.

Kan - tıbbi bilgi- genetiklerle haşır neşir olma - aşk - entrika - tarikat/ cemiyet... ne ararsanız var :)


Katkılarından dolayı DEX'e teşekkür ederiz. Araya 46 tur sıkıştıran ekip bu kadarrr uzun aradan sonra aynı yazarla yeniden bir arada olmaktan pek mutlu oldu sevgili DEX :)


7 Aralık 2016 Çarşamba

OKK 49. Blog Turu: Deliliğin Kıyısında - Megan Shepherd



Herkese merhaba!
OKK'nın 49. blog turunun konuğu DEX'den çıkan Megan Shepherd'ın Deliliğin Kıyısında romanı!
Kitabımızı Tanıyalım
İçindeki karanlıkla yüzleşme vakti

Robert Louis Stevenson'ın klasikleşmiş romanı Dr. Jekyll ve Mr. Hyde'dan esinlenmiş Deliliğin Kıyısında, Kaçığın Kızı serisinin ikinci romanı.

Juliet Moreau, babasının adasını ve ardında bıraktığı sırları terk edip Londra'ya geri döneli aylar olmuştur. Aşina olduğu hayatı yeniden kurarken Dr. Moreau'nun dehşet verici mirasını unutmaya çalışır; fakat birisi ya da bir şey belli ki onu unutmamıştır. Kendisine yakın insanlar birer birer, ardında korkunç pençe izleri bırakan bir katile kurban düşmeye başlayınca, Juliet babasının yaratıklarından birinin de adadan kaçmış olabileceğinden korkar. Bir yandan giderek kötüleşen hastalığını iyileştirecek serumu araştırıp bir yandan da var gücüyle bu katili durdurmaya çabalarken, kendini bir kez daha skandallar ve tehlikeyle dolu bir dünyanın içinde bulur. İki parçaya bölünmüş gönlü, su yüzüne çıkan geçmişi ve peşindeki takıntılı katille, Juliet bu işten canlı çıkabilecek midir?
Tur Takvimimiz
07.12.2016
Duyuru - Takvim -Çekiliş
Çekiliş için tık tık!

08.12.2016
Fighting!! - Deliliğin Kıyısındaki Shakespeare Karakterleri
Kütüphanemden Kitap Manzaraları -

09.12.2016
Kitap Tutkusu - Alıntılar

10.12.2016
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!



Katkılarından dolayı DEX'e teşekkür ederiz.


26 Ağustos 2016 Cuma

İhtiyaç - Carrie Jones / İhtiyaç Serisi #1


İçimi mutlulukla dolup dolup taşıran bir kitapla karşınızdayım :) Kitap okumaya zor odaklandığım bir dönemde yeni bir seri başlangıcı yapmak beni biraz korkutmuştu. İhtiyaç bana tam da ilaç oldu, okuma hevesime kavuşmama şifa oldu doğrusu :) Öncelikle kitabı genel bir değerlendirelim. Kitap yazı puntosu ve sayfa aralıkları dikkate alındığında bir okurun rahatlıkla kısa sürede okuyabileceği gibi tasarlanmış. Yazar akıcı bir metin sunarken çevirmen de sürükleyici bir Türkçeleştirme serüvenine ortak olmuş :) Birçok deyimi en matrak sahnelerde okumak çok keyifliydi :)

Kapak orijinal olsa da pek sevemedim. Tarzı hoş ama bu temaya yakın Go Kitap çok daha "havalı" bir kız görseli koyabilirdi. Maşallah kızda bir boyun var Allah Allah :) Orijinale tema olarak sadık kalıp diğer kapaklar uyarlanabilir. Ben bu konuda Go Kitap'ın zevkine güveniyorum :)

NOT: Havalı olmak çok önemlidir! :) "havalı" kelimesini her okudupumda gülümseten muhteşem bir karakter de var bu seride, Zara ayrı matrak kankalar ayrı :) 


İhtiyaç Serisi - Sıralama: Need - İhtiyaç #1 / Captivate #2 / Entice #3 / Endure #4



Kitap Tanıtım: Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.


Zara babasını kaybettikten sonra içine kapanmıştır. Hayatın her anı anlamsız gelmekte, depresyon belirtileri göstermektedir. Zara'ya sorulsa evet büyük bir kaybı vardır, artık o eksiktir ama hayat da devam etmektedir. Sadece hayatta tepki vereceğine değer bir aksiyon olmadığı için annesi fazla abartmaktadır. Üvey bir baba bu kadar çok seviliyorken üvey babaannesi daha bir sevilmektedir. Annesi tarafından babannesinin yanına gönderilen Zara'nın hayatı bambaşka bir yola girmiş, gözü kapalı geçmiş yıllara inat saf ama farklı kız Zara maceralar prensesine dönüşeceği zaman dilimine adım atmıştır :)

Haydi klişeleri azıcık sayıp kitabın gidişhatını da özetleyelim :)

Güneş ışınlarının hakim olduğu bir şehirden yağmur bulutlarıyla kaplı bir kasabaya gitmek hem de Alacakaranlık gibi bir serinin yazıldığı bir kasaba olan Maine'de yaşamaaya başlayacak olması müthiş değil mi?

Zara Maine'e ilk geldiğinde üşür, babannesi sayabileceği tüm tuhaf durumları olağan karşılar ve ona bir de araba hediye eder. Zara bile kendini Alacakaranlık serüveninin içine düşmüş gibi hisseder :)

Okula başladığı ilk gün tıpkı Harry Potter'ın Ron'la karşılaşması gibi kızımızın yolu kızıl saçlı "havalı" olmanın çok çok önemli havalı ötesi bişi olduğu için her adımı havalılık ölçeri olarak testte tutan bir arkadaş da edinir :)


Yazar o kadar zeki ki dünyaya hakim iki muhteşem serinin dinamikleri ile biz okurun taa ilk sayfasından gönüllerinde tahtını kurdu doğrusu :) İhtiyacı okurken Harry Potter ve Alacakaranlık özlemimi de dindirdim hani :)

Ahhh Zara demiştim kızımız gayet normal Zaracığımız pıtırcığımız etrafındaki insanları da ölçüp tartmaya başlar. Ne kadar da soluk benizliler, ne kadar da kedi gibiler, ne kadar da... ahh esrarengizlikler kabak gibi önündeyken bizim kız acık saf cannımmm :)

Neyse aslında kartlar açık biri der kokunu sevmemiştir (tanıdık geldi mi? ) Biri de sürülerine alıp almayacaklarına bakacaklardır hobbaaaa...

Koşmak baş aktivite, arada enteresan pati izleri ve pırıl pırıl simlerle çok acayip geceler gündüzlere bağlar hani :) Sen tam da yalanacak kızsın tabiri ise sen taş gibisinin fantastik sözlükteki karşılığı gibidir :)


 Zaracığımızın kankası bayan havalı ölçerin temsili halleri, Harry Potter karakterleri gibi değil mi? :)

Kızımızın önce kendine gelmesi sonra yeni rotama ve ortamın garipliklerine alışması, kaybolan gençlere karşı merak ve uyuyan yılan misali pek çok fantastik türlerle muhatap olması kaçınılmazdır.

Fobilere de değinmeli tabi: Kitabımızın ana karakteri Zara. Zara üzerinden bir anlatım söz konusu ve Zara'nın da noral bir kız olarak garipliği ise fobiler hakkında fazla bilgi sahibi olması. Bir fobi sözlüğü var mı diye merak etmedim değil hani. Her bölüm bir fobi tanımı ile açılmakta ve bölüm içinde de tonla fobi öğrenmekteyiz. Gereksiz bilgileri bile gerekli hale getirebilmesi açısından kitabı daha da bir sevdim :)



Bir açılış kitabı olarak beklenenden de fazlasını verdi doğrusu. Ne anlatsam dibine kadar spoiler batacağım için susayım artık. En sevdiğim iki seriyi anımsatıp bu iki seriden bambaşka türde varlıklarla zihnimize şölen yaşatması üstüne üstük polisiye ögeleri ekleyip Main'in efsaneleşmesinde katkısı olan iki yazara da hafiften göz kırpması çok güzeldi :)

NOT: Periler ve Meleklere dair bakış açımızı değiştirip ödümüzü koparan bu ters köşe serilere de ayrı bayılıyorum doğrusu :)


Go Kitap yine harikasın :) Farkın seçimlerinde saklı :)


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Efsane Kasaba Maine


Efsanelerin doğduğu ve efsaneleşmiş yazarların yaşamayı seçtiği bu esrarengiz kasabaya hoş geldiniz :) İnsanların doğaya karşı yenik düştüğü tek yer adeta!. Doğanın tüm güzelliklerinin içinde yutulup kalmış bir yaşamda Maine'in zorlu şartlarına ayak uydurabilenlerin yaşadığı 
serin-nemli-gizemli bir kasaba hayatı.


Maine nasıl bilirsiniz efendim? diye sorsalar: İyiii iyi biliriz Alacakaranlık neslindeniz cannımmm şıp diye çözeriz dev gibi ormanların çıkmaz yollarını :) deriz :)

Bir liman düşünün kalabalık şehirlerle bağlantısı zayıf, ardında güçlü karlı dağlar, yılın her mevsimi yağışlı, güneş ışınlarının yeşil yeşil süzüldüğü bir yer. Limana demirleyen gemiler hayatı canlandırsa da ana geçim kaynakları balıkçılık, orman ürünleri ve hayvan yetiştiriciliği. Genç nüfuz az, emekli nüfusu çok. Maine yaşamında şaşırtacak en büyük şey şehre/kasabaya yeni gelen kokoş bir kızdan başkası olamaz tabi :) Maine gibi zorlu yaşamla mücadele eden yerleşim yerlerinde rutinler önemli. Tek tip yaşam tek tip giyim tek tip hobi...

Main'in doğal yaşamı, ormanlarla kaplı, coğrafyaya doğanın hakim olduğu bölgelerde güvenlik ihlalleri de çok. Bu ihlaller küçük çaplı hırsızlık türünden de değil. Bir katil rahatlıkla ceset gömebilir, bir sıradışı varlık asırlarca yaşayabilir hatta azıcık güneş olsa uyuşturucu imparatorluğu bile kurulabilir. O derece kendi kanunlarını yazabileceğin kadar uçsuz bucaksız bir coğrafya.

Çok aykırı örnekler vermiş olabilirim ama burası yaşamın belki de açıkları! Her bölgenin yaşayanları olduğu gibi bir de o bölgeyi yaşatanlar olmaktadır. İşte zaten bu doğa harikası kendi halindeki kasabayı efsaneleştiren de yaşatanlar efendim :)



Bir kasaba nasıl ünlenir? Harika sebze - meyve, muhteşem kumsal, safari, kış turizmi, peynir, şarap?
Pek çok şey sıralayabiliriz. İtalya'nın şarapları, Fransa'nın peyniri ve eşsiz kumları... Peki Maine?

Dünyaca ünlü yazarlar ve dünyanın zihnini zenginleştiren güçteki harika yapıtları desek?

İki komşu yazarın seçimi Maine : Stephen King ve Tess Gerritsen!

İki yazarın ortak özelliği polisiye türünde eserler vermeleri. İki yazar da yazım sürecinde zihinlerini dış dünyanın karmaşasından arındırmak istemekte. Ve kendi bulundukları noktadan beslenip ortak bir dil yaratıp tüm dünyaya hitap edebilmek adına çalışmaktalar. Issız sokaklar, uçsuz bucaksız doğa, gizem, sis, karanlık ormanlar... onların zihinlerindeki karakterleri güçlendiren ögeler. İşte belki de adını sevdiği yazar sayesinde duyup turistik gezilere katılıp yaşatan ya da orada geçen hikayelere dair farkındalık kazanan yaşatanlara farklı bir bakış. Maine denildiğinde yaşayan ünlüler, fantastik kitaplarda sevilen karakterlerin doğa içinde karıştığı yer olarak efsaneleşmekte.


İhtiyaç kitabına ilk başladığımızda vereceğimiz tepki aaaa tıpkı Alacakaranlık gibi demek oluyor. Ama burada ana olayımız Vampirler değil elbette :) Doğanın insan üzerindeki hükmeden mücadeleci halini avantaja dönüştürüp zihinlerde kurulan yazıyla beslenen harika karakterleri de usta kalemler hikâyeler içine yerleştirip biz okurlara sunuyor. Efsanelerin yaşadığı efsanelerin ayak izlerini hayali olsa da takip ettiğimiz bir kasaba da haliyle efsane ötesi oluyor :)

İhtiyaç kitabı sayesinde bir kez daha Maine coğrafyasında kaybolmak için bir heves dalıyoruz romana :) Ay bu kitap da film olsun ne olur. Zara fazla matrak :) Zara canım benim çok tatlı! :) Efsane kasabada geçen efsanelerle örülü kurguya sahip bir romanla başbaşa Maine üzerine bir iki laf edelim istedik :)



23 Ağustos 2016 Salı

OKK 48. Blog Turu: Carrie Jones - İHTİYAÇ




Herkese merhaba!

OKK'nın 48. blog turunun konuğu Go Kitap'tan çıkan Carrie Jones'un İhtiyaç romanı!

Kitabımızı Tanıyalım:

Herkesin korkuları vardır...

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuk hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinden haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.



Tur Takvimimiz

23.08.2016
Duyuru - Takvim - Çekiliş
Facebook çekiliş için tık tık!!

24.08.2016
Pudra Tozu - Efsane Kasaba Maine
Fighting!! - Seri Bilgisi

25.08.2016
Kitap Tutkusu - Fantastik Dünyanın Üvey Evlatları: Periler
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Korku Biriktirmek

26.08.2016
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!


Katkılarından dolayı Go Kitap'a teşekkür ederiz.


21 Ağustos 2016 Pazar

Derin Bir Nefes


Derin bir nefes alıp geldim bloğuma. Çok özlediğim, beni rahatlatan, kendi köşeme :) Uzun zamandır yazmak istiyorum, anlatmak e tabi anlattıkça da rahatlamak. Hayat zordu, kelimelerin anlamını büyüdükçe öğrendik. Ama bu aralar hayat daha mı zor? Çirkin şeyler oldu, olmaktaydı şimdi gözümüzün içine sokula sokula olmaya devam etmekte. Acılara da dayanıklı olduk, yaralar kapanmasa da tuz basmayı oyun mu eyledik? Mazoşistçe bir evrilme sanki bizimkisi.

Anlatmaya başlasak blog yazı kapasitesinde sözcüklere yer yetmez, boş vermeye yürek elvermez.

Olanı olduğu gibi kabul de edemiyoruz. Yazarken bile yazdığımız ana noktadan kopuyoruz.

O halde denerinnn bir nefes alalım ve olanı olmuş şimdi ne yapmalıya odaklanalım.

Acının dili, dini, sınırı yok. Buraya ne Antep ne de Suriye yazmanın da faydası. Bizlerin doğumundan öncesinde devam eden Afrika'daki açlıktan da bahsetmenin.

O halde yapacağımız tek şek ŞÜKRETMEK!

Şükür deyip geçeceğiz.

Rabbim sen en iyisini bilirsin. Rab- Allah- Tanrı- Karma- Enerji....

Sevgiyle kalın...


4 Haziran 2016 Cumartesi

2 Aşk Arasında - Terri Osburn "İki aşktan biri gerçekten imkânsızsa seçim yapma şansımız var mıdır?"


Okuyan Kızlar Blog Tur süreçlerimizi ne çok özlediğimi bir kez daha anımsadım :) Dışarıda yağmur kokusu evde kahve buğusu eşliğinde blog başına geçip sizlere düşüncelerimizi aktarmak harika :)

2 / İki Aşk Arasında "iki" kelimesini yazıyla mı sayıyla mı yazmalı diye arada kaldığım bir kitap iken kitabın ana karakterleri sebebiyle sevdim mi sevmedim mi yine bir ikileme düşüren durum yarattı. Devam etmeli mi etmemeli mi? ... :) Bu ikilem fenaaa :)

Bir seri başlangıcı olması sebebiyle normalde bir süre beklerim, tavsiye edip etmeme konusunda ikinci kitabın bende uyandırdığı hisse göre bloga yazı girerdim. Turumuz sebebiyle olası bir haksız durum yaratmamak için önce kitaba dair kısa kısa düşüncelerimi yazıp kitap konusuna değinmek isterim.

Kitap ana teması Anchor Adası, ada sakinleri, adanın doğal imkanlarıyla orada yaşayanların katkıları sonucu bambaşka bir dünyanın kapılarının açılması, yeni gelenler gidip de dönenler olmazsa olmaz klişeler etrafında şekillenen bir hikâye. Yazarın kalemi sağlamsa, seri denklemi merak uyandırıcı ise tadından yenmeyecek de bir okuma süreci oluşturan bu türü pek bir severim. Bu seriyi sevdim mi sevmedim mi sanırım 2. kitap çıkınca anlayacağım. Evet devam kitabını da okuyacağım :) Sid'in başına gelecekleri delicesine bekliyorum yanii!


Nemesis Kitap'ın son zamanlarda kapak tasarımları değişti. Kapağı ilk gördüğümde çok sevememiştim ama elime alınca hoşuma gittiğini fark ettim. Tabi ki değişim kaçınılmaz ama Nemesis biz senden o sevdiğimiz sahil temalı güzel kapakları göremeyeceksek kimden göreceğiz? Romantik kitap okumak istediğimde ilk başvurduğum adresimsin ne olur sahil temasına geri dön. Bu işte iyisin :)

Terri Osburn'un kalemi akıcı, hikâyesinde samimiyet var. Sımsıcak bir tını aradığımızda başvuracağımız bir isim olacağının habercisi bu kitap! Yepyeni bir seri Anchor Adası'nın ilk kitabı da 2 Aşk Arasında. Karakterimiz Beth hayatı boyunca insanları memnun ederek kendi iç sesini bastırmış birisi. Çalıştığı şirketin yıldız çocuğuyla da çok düşünmeden ailesinin memnun olacağı düşüncesiyle nişanlanıyor. Tabi yıldız çocuğun da ailesi kızımızı illa sevmeli zira kabul görmeme düşüncesi kızımızın baş kabusu. Deniz tutan bir kız atlıyor feribota müstakbel aileye kendini kabul ettirmeye giderken deniz korkusu depreşiyor ve feribotta çok seksi bir erkekle tanışıyor. Eee kitap bu işler ile arap saçı olacak ya bu seksi çocuk da yıldız çocuğun kardeşi çıkmıyor mu offf... Beth adaya ayak basmasıyla gelişen olaylarda onunla birlikte adada yürüyor yeni yerler keşfedip serinin ana karakterleri ile tanışıyoruz. Güzel bir aile, sıkı dostlar, balık kokan hijyen nedir bilmeyen çapkınlar ıyyyy egzotik objeler atölyesi, ağlayan bebekler, kocaman köpekler ahhaaa süprizzzz spor salonları ve daha nicesiii :)

Anchor adasını sevdim, Tom'un kurduğu vefalı aileyi çok sevdim ama ana karakterleri sevmedim! Bir kitabı okurken ilk defa ana karakterleri sevmesem de seriyi ve diğer her şeyi sevmenin yeteceğini de keşfetmiş oldum. Kitapların yalnız ana hikâye örgüsü olmadığı daha fazlası olduğunu da bu kitapla belgeledim :) Evet evet yanlış duymadınız illa düşünce kitaplarında değil bu kural romantik kitaplarda da geçerli olabiliyor işte.

Yazarın devam kitaplarını okuyunca bazı düşüncelerim oturacaktır. Yazarın kalemi akıcı ama havada kalan şeyler de olmuyor değil. Beth'in büyük anne-babası hakkında açıklamaları daha derin olabilirdi. Lucas daha sert tepkiler vermeli Joe daha ağır olmalı, bazı olaylar belki de yumruk yumruğa çok sert noktalanmalıydı. Bilemiyorum, keşke hiç kardeş olayı olmasaydı. Okurdan okura bakış açısı değişebilir tabi. O sebepledir ki ben ana karakterli görmezden gelmeyi seçip serinin devam kitaplarını merakla bekliyorum. Ana karakteri geç ada hikâyesine odaklan derim okurlara. 

Spoiler olmasın diye de bu kadar kıvranılmaz ki tamam sustum. Diyeceğim şu bir serinin tanıtımı gibi düşünüp keyifle okuyun Beth&Joe görmezden gelin diğer karakterleri sevin. Çünküüü seri devam kitapları çok çok merak edilesi :)  Sid seni okumayı çok istiyorum şekercim :)

"İki aşktan biri gerçekten imkânsızsa seçim yapma şansımız var mıdır?"



2 Haziran 2016 Perşembe

Bir Ada Hikâyesinde Aşka Düşmenin 5 Klişe Yolu


"Ah, ada sahillerinde bekliyorum. Her zaman yollarını gözlüyorum. Seni senden güzelim istiyorum. Beni şad et Şadiye başım için..." Hamiyet Yüceses  tıklayınız


Ahhhhh nerede o miss gibi leylaklar diye girer ben rakı siz uzo der yanına cacıkiii mezeleri döşer bu yazıyı da başlamadan sonlandırmış olabiliriz :) Ada temalı film-müzik,hikâye seviyorum aaa dostlar :)

"2 Aşk Arasında" Okuyan Kızlar Kulübü'nün yeni tur kitabı. Ada hikâyelerine bayılan bir ekip olarak seçimimizden pek bir mutluyuz. Ne yapsak, kitap içinden neleri ön plana çıkarsak derken aklıma ada hikâyelerinin klişe aşk karşılaşmaları geldi. 

1) Ada çocuğu olmak ve adaya çakılı kalmak diye bir konu var önce bu konuda netleşelim ki ilk klişemizin açılışını yapalım efendim. 

Ada çocuğu doğduğu topraklardan daha güzel bir yer düşleyemez. Ada onun ruhu ada onun huzurudur. Adalı olmayan herkes potansiyel şüphelidir. Bir olay olduğunda en doğruyu yalnız adalı bilir. Adanın zehirli otu olsa onu bile bitki bilimi için bir mucize sayar laf söz ettirmez :) 

Adaya çakılı kalan ise şehrin parlak ışıklarında vadedileni isteyen kişidir. Eğer adadan kendi ışığını yakalamak için çıkmadıysa bir ömür mız mız lanet olarak herkesi huzursuz edecek baş kahraman olur. Çıkıp deneyimlemiş ise illa hayatın anlamını geri dönüp ada toprağını öptüğünde bulur.

Ada çocuğu ile adaya çakılan dediğimiz zıt kutuplar hikâyelerin baş klişeleridir. Ahhh onların aşkı yüksek gerilim, çığ, deprem, yangın gibidir! O la laaa...

Ada çocuğu kız ise narin, yardım sever, sanatçı ya da aşçı kimliklerine sahiptir. Adaya çakılı kalan tip ya ışığı yakalamak uğruna kızın kalbini kırıp defolup şehre gitmiştir ya da huzuru doğduğu toprakta aramak için gelen yorgun savaşçı kokoşların değil eli hamurluların kıymetini anlayacak günü beklemektedir.

Her iki türlü de önce kavga sonra çokça yanlış anlama e tabi sonrasında tutku evlilik ve bebek denkleminde bir araya gelmek kaçınılmazdır.

Adalı tamirci, denizci, bar sahibi bir erkek ise mutlaka kalbinde aşk acısı vardır. Zengin güzel kız okumak için gitmiş onu hak etmeyen bir adam tarafından kalbi kırılarak dönmüş en sonunda kollarında huzuru bulmuştur. O la laaa haydi bir daha diyelim mi? :)

İlk maddemizin ortak özelliği şikayet eden ettiği yere döner döndüğü yerde ettiğinin bin misli eden özünde bir melek olan aşık olacağı kişi ile kavuşur. Atışmaları okumak pek heyecanlıdır. Offf niye inat ediyorsunuz ki ilk görüşte tutuldunuz evlenin dimi yooo illa yerimizden zıplatacak türlü olay yaşamadan olmaz. cık cık cık

Çıkarılacak ders: Aşk peşinden koşmadığında karşına çıkan mucizedir. Paris'e gider aşkı bulmak için sokak sokak gezersin de Eminönü'nde kahve alırken tanışır dünya evine girersin :)

2) Bir köpeğin pati izin de aşk :)



Ada hikâyelerinde köpek şehir hikayelerinde kedi makbuldür. Şehrin sıkışmışlığında iki göz odada kediyi anca yer bulan insan adaların geniş düzlüklerinde tonla köpek besleyebilir.

Köpekler hep iridir ve bu iri cüsseli korkutucu yaratıklar sahiplerine yakışacak ilk güzel / yakışıklı / bekar misafirin üstüne şapsalca atlar. Önce korku, korku üzerinden sahibiyle tanışma derken köpeğin şapşallığına istinaden tatlı flört evrelerinden sonra hayde bre evlilik dansına hobbaa şeklinde baş göz itinayla olunur :)

Çıkarılacak ders:  Köpekleri sevin ya da seviyormuş gibi sabretmeyi öğrenin! Ağır, hantal, salyalı, şapşaliko köpeğin muhteşem sahibi-sahibesini görünce keşke demeyin! :)

3) Kaybolmak 

İşte bu en sevdiğim klişe. Araba kullanıyorum ve yanlış yola saptım Alla'ımmm ben neredeyim diye bir olay değil ki bu ada dört tarafı suyla kaplı yüzerek gelmediysen bile bile geldin ey ana karakter akıllan :) Ana karakter illa karaya adım atar atmaz kaybolur. Aklında türlü düşünce vardır. Kız ise narin narip hobidik hopidik gezer keşfeder elbette kaybolur korkar izbe bir yere girdiğini sanıp şahane bir erkeğin dünyasına adım atar. Aman da aman havada aşk kokusu der susarım :)

Erkek ise eser gürler seksi seksi lanet okur ve hoppidik melek gibi bir kız iç çamaşırı mankenlerini aratmayan bir afetle karşılaşır. Kıza illa bağırır kız melaike gibi gülümser zehir zemberek laf sokar mutlaka bir şey ikram eder. Adam tutkusuyla yanar en sonunda hoppidik mutlu sonnn :)

Çıkarılacak ders: Çok düşünmeyin kaybolun. Bir adaya geldiyseniz elbette oraya dair bilginiz olmalı eften püften ay ne olu bilmiyordum zırvalarını çok dillendirmeyin anı yaşayın gerisi ya nasip ya da yazarın insafı :) Unutma kader en bilinmez sahneleri yaşatan baş yazardır!



4) Sosyete Otoritedir! Geçilmez! Ana Graliçeler İş Başında

Her adanın bir konseyi, her konseyin bir destekleyeni, her destekleyenin de bir güç savaşı vardır! İster sosyete ister itibarlı bir anne en tehlikeli aktördür!

Ada entrikasına düşmeyen aşık hatırlamam. Ya Ana Graliçe ekibi ya da yeni kokoş sürtük ahalisi illa bir olay çıkarmalıdır. Aşıklar bu zorlu mücadelede duygularına sarılıp yaşanan trajedilere savaş açmalıdır.

Oğlan/ kız anası Graliçemiz illa benim sözüm dinlenecek diyorsa tüm ada ahalisinin açıklarını listeler ve tehditle sevimli çifti dışlar, eziyet çektirir. Gerçek hayatta bilinmez ama adada tek doğru samimiyettir, hak yerini bulur ada sükunete kavuşur. Ohh beeee :)

Çıkarılacak ders: Her ne olursa olsun kendin ol. Hamurunda entrika yoksa sonradan oyuna oyunla karşılık verirsen tek yıpranan sen olursun. Kaldırım taşları pırlantayla rekabet edemez! Taş bir gün dağılır parçalanır kazanan pırlanta olur. 

5) Aşkın Yaşı Yoktur! o la laaa :)


Ada sakinleri çok renklidir. Kimi asi bir ihtiyar diye nitelendirilir uzak durulur kimi kapı kapı dedikodu yapan kokonanın teki diye sempati beslenir. Kim bilebilir ki asi ihtiyar dedikoducu kokonaya aşık ondan başka kimseyi istemediği için huysuzdur. O dedikoducu kapı kapı herkese istediği cümleleri sarf ederken asıl gönlündeki ihtiyara dair bir parça kimden geleceği bilmediği bilginin peşindedir. Küçücük adada köşe bucak aşk acısı çekmeyi de becerir :) Bir bakmışsın taksici adanın en zengini bir bakmışsın huysuz yaşlı kadın adanın tüm ihtiyarlarının gönlünü kırmış bir cadı. 
Şhirler insanları sınıflar uzaklaştırıken adanın küçük samimi yapısı pek çok kıvılcımı çaktıracak yakınlığa zemin hazırlar. Bir hikâyede asıl bomba aşk sürprizinin kimden geleceği de belli olmaz.

Çıkarılacak ders: Küçük bir kara parçasında büyük dünyalar kuran insanlar için hayat son nefese kadar renk renktir. Bir kara yasa bürünüp tükenmek yerine her güne şükredip tazelenmeyi seçerler. Renkleri sevin, farklı kişiliklerin ardındakini merak edin ve nefes aldıkça mucizelerin geleceğine inancınızı asla kaybetmeyin! 

Güzel bir ada hikayesine davetlisiniz efendim :)


Uzun bir aradan sonra blog başına geçince özlediğim pek çok ada temalı kitap sahnesi de akla düşünce azıcık tamam tamam çokça saçmalamış da olabilirim. Okurdan affola :)


1 Haziran 2016 Çarşamba

OKK 47. Blog Turu: 2 Aşk Arasında - Terri Osburn


Herkese merhaba!
Okuyan Kızlar Kulübü’nün 47. Blog Tur konuğu Nemesis Yayınları’nın Türk okurlarına tanıştırdığı Terri Osburn’dan 2 Aşk Arasında romanı :) 

İki / 2 yazı mı sayı mı nasıl yazsam çelişkide kaldım doğrusu :) Kitapta ana karakterimiz de sağ olsun pek git gelli, eğlenceli...


Kitabımızı Tanıyalım:

Beth Chandler, tüm hayatını başkalarını memnun etmek için çalışarak geçirmiştir. Avukat olan Beth'in hukuk fakültesine gitme sebebi büyükannesini ve büyükbabasını memnun etmek istemesidir. Nişanlı bir kadın olmasının sebebi ise işkolik erkek arkadaşının evlenme teklifine evet demesidir; üstelik bu teklife sadece onu memnun etmek için evet demiştir.

Nişanlısı Lucas, onu ailesiyle tanıştırmak için Anchor Adası'na götürmek istediğinde de, denizden aşırı derecede korkmasına rağmen gitmeyi kabul eder. Çünkü Beth için en önemli şey budur; başkalarını memnun etmek… Deniz fobisine rağmen nişanlısının ailesiyle tanışmak için onları adaya götürecek feribota biner ama bu yolculuğun sebep olacağı şeylere hazırlıklı değildir. Planladığı bu yolculuk planlamadığı bir aşkı getirdiğinde, Beth için iki aşk arasında kalması ve seçim yapması kaçınılmaz olur. Peki ya bu iki aşktan biri gerçekten imkânsızsa, seçim yapma şansı var mıdır?

Tur Takvimimiz
01.06.2016
Duyuru – Takvim – Çekiliş
Facebook çekiliş için tık tık!!
Instagram çekilişi için tık tık!!

Not: Her iki sosyal medya hesabından ayrı ayrı 1’er kitap hediye. Şansınızı arttırmak için her iki hesaptan da çekilişe katılmanız önerilir. :)

02.06.2016
Pudra Tozu – Bir Ada Hikâyesinde Aşka Düşmenin 5 Klişe Yolu
Kitap Tutkusu – Anchor Island Seri Bilgisi
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Adada Geçen Okunası Aşk Kitapları
Fighting!! – Outer Banks Adalarını Ziyarete Hazır mısınız?

03.06.2015
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!

Katkılarından dolayı Nemesis Yayınları’na teşekkür ederiz. 


10 Mart 2016 Perşembe

Hayatta kalmak için her şeyi göze alır mıydınız? "Eskort - Sierra Winter"


 Hayatta kalmak için her şeyi göze alır mıydınız?



Babanızı tanımıyorsunuz. Anneniz sizi başka bir adam için bırakıp gidiyor. Teyze dediğiniz kendini unutmuş bir yarı akıllı kadının insafına kaldınız. Harry Potter gibi bir odacıkta yarı aç hatta çoğa zaman aç yaşıyorsunuz. Buz gibi suda yıkandığınız için şükrediyorsunuz ya su da olmasaydı değil mi? Berbat bir hayat yaşarken şikayet etmek yerine kitaplara sığınıyorsunuz. Okursanız her ne yaşanırsa yaşansın geçmişi affedip geleceğinize tutunacaksınız. Evvettt peki tek tutunduğunuz dal elinizden alınıp başınızdaki damdan atılırsanız?


Amber soğuk bir kış günü hiçbir şey düşünemeyecek bir halde kalakalır. Aklına tesadüfen karşılaştığı gizemli kadın gelir. SİYAH İNCİ'nin gizemini çözmek ve ayakta kalmak için bilinmeyen bir teklifi kabul edecektir. 

Kitap tanıtım yazısı yazmaya ya da daha fazla ayrıntı vermeye gerek bile duymuyorum. Kitapta her ne olursa olsun bu ana duygu durumunun nasıl kaleme alınıp nasıl bir hikâyede satır satır ilerleyeceğinize siz karar verin derim. Kitap adı ESKORT ! E seçim sizin! Ben şiddetle tavsiye ediyorum o da ayrı hani :)

Allah herkese seçim yapabilme lüksü bahşetsin. Hayat gerçekten de zor.

Kitabı kazanmak için Okuyan Kızlar Kulübü çekilişimize davetlisiniz TIKTIK


6 Mart 2016 Pazar

Okuyan Kızlar Kulübü Kış Okuması / Eskort - Sierra Winter


Herkese merhabalar :) 

Okuyan Kızlar Kulübü olarak baharın göz kırptığı ama soğuğun hala hissedildiği şu günlerde sıcacık bir kış okuma etkinliği yapalım dedik. Giydik sıcacık çoraplarımızı, aldık elimize içeceklerimizi ve sevdiğimiz kitaplarla birlikte köşemize çekildik. Etkinliğimizde hepimiz farklı kitap seçtik ve bu kitapları yorumlamaya karar verdik.

Kitap Tutkusu: Kül – Shani Petroff&Darci Manley
Kütüphanemden Kitap Manzaraları:  Benimle Asla Tanışamayacaksın – Leah Thomas
Fightiing!!: Menekşeler Açarken – Nagihan Gedik
Evilin Dünyası: Şeytanın Stajyeri – Donna Hosie
Pudra Tozu: Eskort – Sierra Winter (Benim Seçimim)

Gelelim etkinliğimizin en güzel kısmına! Bu 5 kitabı 1 kişiye hediye veriyoruz! Ve bir de sürpriz bir hediyemiz daha var. Mmm etkinliğimizle pek bir alakalı :)) Yapmanız gereken tek şey OKK Facebook sayfasını beğenip takibe almanız. Yorumlarımız yakında sizlerle!


14 Şubat 2016 Pazar

Kışa Özel Aktivia Ürünleri Nefisss


Mutlu günler sevgili okurlarım ah ah ahh çok oldu değil mi yazmayalı? Ben de özlüyorum yazmayı, ne büyük mutluluk ki paylaşmak :) Her zaman dediğim gibi paylaştıkça çoğalır her güzel şey :)

Bir süredir sabahları özellikle kahve yanında aktivia (activia) ürünleri yemeyi seviyorum. Tarçın ve elma ikilisini pek bir sevdim. Dün akşam markete gittiğimde bu yararlı yoğurtların tasarımlarının değiştiğini gördüm. Kışa özel atkılar sarılmış :) Ve ürün yelpazesine tahıl, ceviz, incir karışımı eklenmiş harikaaaa :) Yerken ağzınıza topak topak tahıl da gelmiyor, rahatsız edici bir karışım olmadığı için kesinlikle tavsiyemdir. Ürünlerde tahıl oldu mu çekinirim doğal olması bütün bütün içine eklenmesi de değil ki. Keyif almasak nasıl tüketeceğiz di mi? Sağlıklı ürünlerin de dikkat çekici olup zararlı ürünlerle rekabet etmesi gerekli bence.

Tebrik ederim harika bir ürün ve benden tavsiye.

Sevgi dolu, mutlu kalın...