30 Mart 2015 Pazartesi

Enginar Tarifi - Kremalı Enfes Lezzet


Mevsimler değişiyor, sofraların da yeni yeni konukları oluyor. Bu ayın yıldızı bakla ve enginar. Dere otu favoriler arasında yükselirken taze soğan olmazsa olmazımız. Limon & un & zeytin yağı da illa lazım :)

Sağ olsun annem her yıl olduğu gibi kızının çağla badem hasretini dindirmek için çıkar çıkmaz alır gönderir. Tabi her kargo kolisinde olduğu gibi o ay ne meşhur ise sarıp sarmalanır gelir. Toz pembe havludan çarşaf takımına, taze enginar ve baklasından dere otuna... Hızını alamayıp turp otu, taze soğan, dere otu, cibez de eklemiş yanına :) Her biri afiyetle yendi bile :)

Tabi bu kadar anlatınca bir iki tarif vermemek de olmaz değil mi? :) Ben enginar ve bakla yemeğini soslu seviyorum. Kısaca nasıl yaptığımı da sizinle paylaşmak istiyorum.

Kremalı Enginar Yemeği Tarifi:

6 adet orta boy enginar ayıklanır, doğranır. Bir tencereye tabanı incecik kaplanıncaya kadar zeytin yağı eklenir. Üzerine enginarlar dizilir, onun üzerine 8 dal taze soğan iri iri doğranır. Tuz ve kara biber serpiştirilir. Bir kapta 2,5 yemek kaşığı un, bir limon suyu ve iki çorba kasesi su eklenerek çırpılır. Tencereye dökülür. Kısık ateşte pişirilir ara ara da alt üst edilir. Malum un tabana yapışıp yemeğin dibi tutmasın diye. Yemek piştikten sonra yarım demet dere otu irice doğranır ve üzerine serpiştirilir. Basit ve leziz bir tariftir. Tavsiyemdir efendim :)

Tarih84

Sakın! Tek Bir Yalan Daha Söyleme ÇÜNKÜ İnanırım!


Şişşşşş ... Sakın! 

Sakın tek bir kelime daha edeyim deme! Sakın tek bir yalan daha söyleme!

Niye biliyor musun? Çünkü İNANIRIM!

Onca şeyden sonra içimde tek bir cümleydin. Gözlerime bakıp beni SEVDİĞİNİ SÖYLE, gerçek olmadığını bal gibi bilirim. AMA yine de sana İNANIRIM! 

O yüzden tek bir an bile beni gerçekten sevdiysen sakın ... 

"Oysa her kes öldürür sevdiğini. Kimi bir bakışıyla yapar bunu kimi dalkavukça sözlerle! Korkaklar öpücük ile öldürür yürekliler kılıç darbeleriyle... Merhametli kişi bıçak kullanır çünkü bıçakla ölen çabuk soğur..."

Ezel dizisinden hayata dair çok fazla alınacak ders var. Kulağa küpe nice söz!



Tarih84

Ey CAN Bu Sefer Yaşa Ne Olur Söz Papatya Falı Bakmayacağım :)


Ey güzeller güzeli, Yaradanın bize bahşettiği CAN. Mevsimin geldi tazelendin, güzelliğin gönlümüzde umut tohumu attı. Her bir dal içimizde bir filiz yeşertti. Ne olur bu sefer yaşa, diktiğim ve yaşamasını umut ettiğim tüm canların hatırına bu sefer solup gitme e mi! :)


Gece 02.00'de başlayan ağrılarım titremeye sonrasında da saatlerce süren bir kusma nöbetlerine devroldu. Olacağı varmış derler, bazen günler çok güzel de geçse geçmişin sıkıntısı zehir olur vücuttan kendini atmak ister. Sabah işe gidecek hal olmayınca sürünerek doktora gittim. Hafif ilaçlar bolca haşlanmış patates yemem gerektiğinin tavsiyesi derken kendimi bomboş sokaklarda buldum. Hafta içi baharın esintisi dışında çıt yok. Derin derin nefes aldım ve ilk önüme çıkan seraya adım attım. Mutfağımın önüne çuha çiçekleri aldım dizdim. Tam bir yıl önce saksısıyla özene bezene aldığım onca kaktüs ve menekşenin ruhuna bir dal papatya ekmeliyim dedim. Toprağı kavradım, tatlı suyla nemlendirdim, saksıya yerleştirirken dualar ettim. Bu sefer ne olur CAN beni terk etme, bir nefes ol evime dedim. Güzelliği içimi açtı, yaşama umudu gelecek günlere heyecan kattı.
Söz veriyorum papatya falı falan bakmayacağım sen yaşa yeter.

Güzel yarınlar dilerim cümlemize...

Tarih84

Beş yaşındaki kız köpeğini pişirilmiş halde bulursa?


Geçen gün Güney Kore kültürüne özgü bir yemek çeşidini paylaşmıştım. Köpek etinden hamburger haberi dikkat çekti TIKTIK Hemen ardından da acımasız gerçekler art arda paylaşım kutularımıza düşer oldu. Dünya gündemi bu bir taş at ses geldi mi diğer gerçeklere ışık tut mantığında ilerliyor her şey. Küçük bir kız köpeğini kaybeder 3 gün sonra bedeninin yarısını bir satırın yanında bulur. Haberin devamı için TIKTIK Günahtır yaaaa Allah ıslah etsin cümlemizi :(



Buradan çıkaracağımız çok önemli bir ders var. Köpeğini kesmişler, bir de utanmadan yemek yapıp yemişler vah Allahsızlar! denilmiştir kesinnnn! Ama civcivken alıp getirdiğiniz pıtırcık sevimli şeyin büyüyüp serpildiğinde vaktidir diyerek ya Allah ya Bismillah diyerek kesen anne-babaların ne farkı var köpek kesenlerden? O çocuklar da aramıyor mu civcivini? Bilmiyor mu çöpteki yolunmuş tüyün nereden geldiğini?
Diyeceğim şu ki hayvan hakları diye bağırışmadan önce önünüzdeki vahşete dur diyin! Her şey önce içten başlar sonra dışa yayılır. Önce evdekini çöz sonra komşun ne yapıyor kulak ver!

Allah vicdanımızın sızısını arttırsın da azıcık can çekişip insanlığımızı hatırlayalım.

Tarih84

26 Mart 2015 Perşembe

Etme


Dün akşam saatlerinde çıktı karşıma, işledi içime. Kaç kez dinledim bilemedim!

ETME!

Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. 

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? 

Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. 

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. 
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. 



Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için... 
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme. 

Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi, 
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme. 

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme. 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. 
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme. 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; 
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme. 

Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi, 
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme. 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize, 
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme. 

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle. 
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı. 
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme. 

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil. 
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.


Mevlana Celaleddin Rumi

20 Mart 2015 Cuma

39 Yıl Suçsuz Yere Hapis Yatmak - Geç Gelen Adalet Ne Kadar Adalet?


39 yıl sonra suçsuzluğu ispat edilip serbest bırakılan bir adam var karşımda. Gülümsüyor, evet diyor sanki işte oldu serbestim, anladılar. Göremediği güneşli günlerde yıpranmış ten, ağaran saçlar, yitip giden gençlik... 39 yıl sizin yerinize başkalarının karar vermesi. Başkasının hükmünde yaşamak. Kabulleniş ve geçen günler haftalar yıllar...

Ay hayır yaaaaaa yeter! Geç gelmiş adalet ne kadar adalet ki?

Haber sebebi 39 yıl suçsuz yere yatması değil çünkü basın o kadar vicdanlı değil. 39 yılın sonunda suçsuz yere yatmasının bedeli olarak aldığı 1 Milyon Dolar'ın dikkat çekmesi.

Valla az bile almış 39 milyon da verseler az. Adamın tüm yaşayacakları gitmiş yazık.

Haber izleyince, haber sitelerinde ne var diye bakınca atar yapıyorum olmuyor ben biraz köşeme çekileyim yoksa Dünya üstüme üstüme gelip duruyor offf

Siz bari mutlu olun sevgili okurlar, iyi hafta sonları :)

Tarih84

Signal White Now Men Erkeklere Özel Diş Macunu


Signal White Now Men  Erkeklere Özel Diş Macunu!

Doğru okudunuz! Erkeklere özel diş macunu da çıktı. Fark nerede bilemiyorum? Siyaha çalan gecenin en hakim tonundan bir tasarım mı yoksa bilim erkek diş yapısının kadın diş yapısından farklı bir yapı taşını mı buldu bilemiyorum.

Reklama gelirsek 3 Nisan büyük gün deniliyor merakla bekliyoruz :)



Adam şahane, dişler pırıl pırıl, kızlar ayılıp bayılıyor, mekan 10 numeroooo ama reklamın genel havası esas erkeğin gülümsemesiyle pek avamlaşıyor. Cık olmamış.

Eşlere sevgililere alınacak hediye belli, pek seksi diş macunu :) İçinde bildiğin naneli macun canım.



Arko Men'den sonraki en büyük yenilik :)

Yolu açık dişi parlak olsun :)

Tarih84

Kağıttan Kentler Fragmanı Yayınlandı diyecektim bir deeee Cara Delevingne seni hiç sevemedim gitti diye çemkirecektim :)


John Green pek severim. Ne okudun da sevdin diyeceksiniz :) Okuduğum tek kitabı Aynı Yıldızın Altında. Satın alıp okumayı beklettiğim kitapları Alaska'nın Peşinde - İlk Aşk. Anlayacağınız Kağıttan Kentler'i almayı dahi düşünmemişim.

Aynı Yıldızın Altında şu ana kadar izlediğim en iyi kitap uyarlaması olunca Kağıttan Kentleri de okuyup izlesem mi dedim. Bir baktım ki afişte Cara Delevingne yok artık dedim. Çok ticari offf


Cara Delevingne şu an Dünya'nın en popüler gündem malzemesi. İnstagram paylaşımlarının rezilliği, Kim Kardashian kankalığı, lezbiyenliğini açıklayıp pek çok ünlüyle samimi fotoğrafı. Bu fotoğraflar sonrası acaba bu kızla da mı yorumları offf sıkıldım valla yazmıyorum gerisini.

Bir antipatik geliyor, bir sanal, bir yapay, bir yapmacık ıyyy

Vaktim olsa tek tek kızın fotoğraflarını koyup çemkiresim var ama dediğim gibi vaktim olsa.

Tüm bunlara rağmen ahhh John Green tatlı adam, sempatik yazar bak canım senin hatırına bu filmi izleyebilirim. Ama yine de kitabı okurum demiyorum şekerim.


John Green gibi adamlar daha çok yazsın, acı hissedilmeyi talep etsin, ahh Hazel Grace çok güzelsin replikleri havada uçuşsun, zaten çiçekler de açtı böcekler de yakında vızıldar daha ne :)

Ok?
Ok :)

Ortaya karışık hallice bu ara delirmenin eşiğindeki benden sevgiler saygılar efendim :)

Tarih84

17 Mart 2015 Salı

Köpek Etinden Hamburger Yemek? Şaşkınlık ve Kabul!



Köpek etinden hamburger yapıldı haberi bir miğde bulantısı yaşattı. Hamburgerin satıldığı ülkenin Kore olması ve geleneksel kutlama törenlerinde güç-enerji artışı sağladığı için köpek eti yemeyi tercih ettikleri açıklaması da doğal karşılandı.

Neden mi? ÇÜNKÜ:

Geleneksel inancım ördek eti yemek denilse neden kimse şaşırmayacaksa aynı mantıkla köpek eti tercihine de şaşırılmaması gerekli.

Ben hala şaşırıyorum ay ıyy demekten kendimi alamıyorum çünküüü köpek sevilen beslenen kuzu-koyun-dana ise sevildiği halde elbet bir gün kesilen canlı mantığıyla yetiştirilmişim.

İnançlar, bizlerin davranışlarına da etki ediyor. Bana hala inek eti yemenin yanlış olduğu geliyor ay o anneee süt veriyor onu sevelim mantığı gütmeye devam eden içimdeki ses susmuyor. Kuzu da anne ama ineğin anneliği gerek reklamlarda gerekse toplumda o kadar baskın bir düşünce ki kuzu mangalda inek çayırda olmalı gibi geliyor.

Her kültür kendi içinde vahşi bir yanı da besliyor.

Bu kadar haberin içinde en garipsediğim ise köpeklere yazıkmış, kafes sisteminde telef olacakmış yorumları. Haydaaaa o kadar tavuk, tavşan, domuz yazık değil köpeğe yazık. Neden? Bir hayvanın hakkını savunurken başka hayvanı görmezden gelmek niye.

Bu yazı bitmez içimdeki ses susmaz hadi ben kaçtım.

Olaylar olaylar olaylar sevgili okur :)

Allah cümlemizi ıslah etsin aminnnn :)

TARİH84

6 Mart 2015 Cuma

GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR - Anthony Doerr



Okuyan Kızlar Kulübü blog tur konuğu Göremediğimiz Tüm Işıklar ile Anthony Doerr oldu. Koridor Yayınları 2014 yılının ne kadar ödülü varsa silip süpüren eserini bizlerle buluşturdu. 

İnsan birden çok ödülü art arda görünce bir geri adım atmıyor değil hani :) İlk şoku atlattıktan sonraaaa diğer şokla karşılaşıyoruz. Karşımızda bir dönem anlatımı, tarihten bir kesit var. İkinci Dünya Savaşı'nın en sıcak dönemleri. Birinci Dünya Savaşı'nda pastanın büyük paylarını kapan Fransa ve Almanya'nın kendi içinde dilimlerden en büyüğü kim kaptı kavgası. Özetle olan nice masum insana oluyor gerisi hikaye.

Göremediğimiz Tüm Işıklar kitap tanıtımı iki gencin savaşın ortasında aşk için mücadelesini çağrıştırsa da olay daha derin. Önemli olan kavuşmak değil kavuşma/karşılaşmaya giden yolda çekilen acı, alınan ders. İşte o hesap kızımız ve oğlumuz iki ülkenin masumları, ikisinin de kendi içinde çaresizlikleri var. Biri göremedikleri ile savaş verirken hayatta diğeri aldanıştan uyanıp fark ettiği-gördüğü gerçeklerin mücadelesinde telef olur gider.

Hikayemizde mutlu sonlar yerine diğer hayatların hikayeleri ve savaşın kirli oyunlarının anlatımına odaklanma var.

Okuyanda derin bir tarihi gözlem, yürekte sızı bırakıyor. Ağır oturaklı klasikleşecek eserler sevenlere iyi gelecek bir kitap doğrusu.

Kitabın Konusu - Tanıtım:



Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris'te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.

Almanya'da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner'in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo'da bulur.

Göremediğimiz Tüm Işıklar, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu.



O meşhurrrrr ödüller :)


  • New York Times - Yılın en iyi on kitabından biri



  • Goodreads ve Wall Street Journal - Okuyucu tercihleriyle yılın en iyi tarihi romanı



  • Amazon - Yılın en iyi üç kitabından biri



  • Apple - Yılın kitabı



  • The Guardian -Yılın en iyi kitaplarından biri



  • Kirkus - Yılın en iyi romanı



  • Library Reads, Hudson Bookseller, Kobo, Bookpage,



  • Washington Post, audible.com ve Indigo - Yılın en iyi kitabı



  • National Book Award finalisti


  • Karar sizin, keyifli okumalar :)


    5 Mart 2015 Perşembe

    Gün Işığım Sönerse - Yeni Hayat


    Göremediğimiz Tüm Işıklar kitaplığımızın en özel konuklarından biri. Baktığımız ama görmediğimiz ne varsa satır satır bize sunan bir anlatı. Ödülleri sıra sıra toplayan bir eserin içinde bizleri neler bekliyor diyerek bir merakla geçtim başına. 

    Kitap kısa bölümlerle ilerliyor ve her bölüm başlığı bir ipucu oluyordu. El ilanları örneğin bir haberin gelişi aynı zamanda bir hissedişin belirtisi. Mürekkep kokusundan yazım zamanı tahmini gibi! İşte buraya dikkat doku dedim değil mi görmekten bahsetmedim!

    Ana karakterlerden Marie - Laure görme kaybına uğramış genç bir kız. Hayatın içinde pek çok kez görme yetisini doğuştan ya da sonradan kaybeden bireyle karşılaşır geçeriz. Bakmayız bile ki görelim. Bize çarpmasın, hızımızı kesmesin yeter değil mi! :( Hayat acımasız, kader zaten zalim peki biz neyiz?


    Gün Işığım Sönerse?

    Küçük bir kız büyüyor, rengarenk hayatta yeni şeyler öğreniyor. Önce emekliyor sonra yürüyor. Soru soruyor, hafızasında tutuyor. Zamanla öğrendiklerini önce aile yardımıyla yapıyor derken bağımsız adımlar atıyor. Okul çağına gelmiş her çocuk gibi rengarenk bir yaşamda mutluluğu tatmak isterken gün ışığı zamanla sönüyor. Her gün görme yetisini bir parça daha kaybediyor. Göremedikçe ezberi zayıflıyor.Ezberi zayıfladıkça hayatta kalmak zorlaşıyor. Oysa onun tek derdi okuma yazma öğrenmek, renkli kalemlerle çizimler yapmak olmalıyken dokunduğu duvarların hangi sokağa ait olduğunu öğrenmesi gerekiyor.

    Bir gün gün ışığı sönüyor, etraf karanlık, sessiz çığlığı duyan yok :(

    Babası evladının hayatta kalabilmesi için yaşadıkları mahallenin minyatürünü yapıyor. Marie artık görmüyor dokunuyor. Dokunduğunu algılıyor ve adım adım rüzgarın kokusu bastığı toprağın eğimi derken yolunu buluyor.

    Bir gün uzaktan bir ses geliyor, bir patlama ve ezber yine bozuluyor.

    Gün ışığının söndüğü ve bir maketin aydınlattığı yaşam bir bombanın enkazı ile yeniden kararıyor.

    Her geçen gün saldırıların arttığı savaş ortamında yapayalnız bir kızın bildiği sokaklarda bilemediği adımlar atarak ilerlemesi de hiç kolay olmuyor.

    En azından bu yazıdan sonra etrafımıza bir parça daha dikkatli bakabilmeyi özümseriz.

    Bizden farklı her canlının da bir dünyası olduğu ve o dünyanın da kendi içinde savaşlar yaşadığını idrak edebiliriz.

    Biraz daha sabır biraz daha insaniyet...

    GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR yüreğimizde aydınlansın diye...

    4 Mart 2015 Çarşamba

    Okuyan Kızlar Kulübü 44. Blog Turu: Göremediğimiz Tüm Işıklar - Anthony Doerr / Tanıtım / Çekiliş



    Okuyan Kızlar Kulübü  44. Blog Tur konuğu Koridor Yayınları’ndan çıkan Anthony Doerr’in yazmış olduğu Göremediğimiz Tüm Işıklar romanı!

    2014 Yılına damgasını vuran, ödüle doymayan bir eseri bizler de pek çok okur gibi merakla bekledik.  Şimdi keyfini çıkararak sizlerle buluşturma vakti :)


  • New York Times - Yılın en iyi on kitabından biri



  • Goodreads ve Wall Street Journal - Okuyucu tercihleriyle yılın en iyi tarihi romanı



  • Amazon - Yılın en iyi üç kitabından biri



  • Apple - Yılın kitabı



  • The Guardian -Yılın en iyi kitaplarından biri



  • Kirkus - Yılın en iyi romanı



  • Library Reads, Hudson Bookseller, Kobo, Bookpage,



  • Washington Post, audible.com ve Indigo - Yılın en iyi kitabı



  • National Book Award finalisti



  • Tur Takvimimiz
    04.03.2015
    Duyuru – Takvim – Çekiliş
    Çekiliş için tık tık!!
     
    05.03.2015
    Pudra Tozu - Gün Işığım Sönerse - Yeni Hayat
    Kitap Tutkusu – Göremediğimiz Tüm Işıklar Kitabının Aldığı Ödüller
    Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Alıntılar
    Fighting!! – Yirmi Bin Fersah
     
    06.02.2015
    Yorumlar
    Pudra Tozu
    Kitap Tutkusu
    Kütüphanemden Kitap Manzaraları
    Fighting!!




    GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR - Anthony Doerr 




    Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris'te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.



    Almanya'da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner'in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo'da bulur.



    Göremediğimiz Tüm Işıklar, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu.




    Katkılarından dolayı Koridor Yayınları’na teşekkür ederiz.

    2 Mart 2015 Pazartesi

    Anneler Modaya Damga Vurdu - Yaz da geldi - Aşk çiçek böcek vesselam...


    BAYILDIMMM... Bayıldım... bayıldımmmmmm :)

    Ne harika bir görüntü değil mi? Annelik kutsaldır, bir bahar dalı gibi tazedir. Hamilelik bir hastalık değildir. Hamile bayanların hayattan dışlanıp ayıplandığı, iş yaşamında çürük yumurta gibi bittiği düşünülen bir dönemden hamileliğin taçlandığı dönemlere geçtik. Harika :)


    Moda annelere ses verdi, şık annelerin yanında şık bebekler ve şık bir hamilelik süreci. Modaya yön veren anneler ve bebekler :)

    Bayıldım demiş miydim? :)

    Çiçekler açtı, günler uzamaya başladı, mevsimler değişirken hayat tazelendi sanki.

    Ahhh cümlemize miss gibi günler diliyorum vesselam :)

    Tarih84