22 Şubat 2015 Pazar

Deniz Feneri Koyu - Kimberley Freeman


Kır Çiçeği Tepesi kitabı hala aklımdadır. Ne çok içime işlemiş ki hala pek çok sahneye dokunmak, kaderin çizgisini azıcık iyiler tarafına kaydırmak isterim. Kimberley Freeman öyle bir yer etti ki takibi bırakmak istemediğim yazarlarımdan biri oldu :) 


Arkadya Yayınları'nın özenine bayılıyorum. Kitaplarına değer veriyor, içerik kadar sunumu da önemsiyor. Lavanta kokulu keseme bayıldımmm :)

Kitap beni yine etkiledi. Özellikle günümüz karakterlerinden Libby'in ikinci kadın olmaya dair hisleri canımı acıttı. Tabi kitap başka bir ana konu üzerinden ilerlese de karakterler güçlü yazım da iyi olunca pek çok ayrıntıya takılıyor insan.

Deniz Feneri Koyu: Libby adında genç bir kadının yasak aşkını kaybediş acısıyla açılış yapıyor. Doğduğu ama 20 yıldır uğramadığı şehre dönmesi, dönüşüne sebep olan ayrıntı, onu bekleyen sırlar, kendi geçmişi ve geçmişinde çözümlemesi gereken pek çok sorun ile dolu dolu bir giriş yaşıyoruz. Geçmiş ve gelecek iki farklı kuşak, iki farklı acı ve iki farklı sır sunuyor bizlere. Günümüz ve geçmiş dengesinde bir kopukluk hissetmiyoruz, okurken kitap adeta akıyor.

Libby'e acım dinmemişken bir de karşıma 15 günlük bebeğini kaybetmiş, ailesiz, eşi tarafından hor görülen bir kadına dertleniyorum. Bir bebeğin eşya gibi algılandığı, eldiveninizden şapkanıza kadar karışıldğı, insanların iki değil yirmi farklı yüzlü pislikler olduğu bir gemide mahsur zamanlarını okuyoruz.


Konuya fazla dalıp okuma keyfinizi kaçırmak da istemiyorum.

Yıllarca doğduğu topraktan uzakta kalmış bir kadın, kadının içinde bir aşk yarası. Aşkının bıraktığı hediye ve doğduğu toprağa dönerek hem geçmiş hem de kız kardeşi ile yüzleşme sunuyor kitap bizlere. Bu kadarı bile başlı başına bir kitap konusu değil mi? :)

Geçmişte acılar çeken bir kadın, siyah bilekliğin gücü, bir sandık, bir gizem, bir kaza, bir ada ve hayatta kalma mücadelesi.
İki farklı zaman dilimini iki kadının ruhuyla bütünleyen bir gizem...

Güzel, etkili, hayata dair pek çok şey bulacağınız, yer yer komik, okuyanı özel hissettiren bir hikaye sizlerle.

Aile dram seviyor, sırları çözümlemek istiyor, yormadan etkili bir hikaye okumak istiyorum diyorsanız şiddetle tavsiye.

İlk göz ağım diye mi bilmem amaaaaa KIR ÇİÇEĞİ TEPESİ kitabını okumadan geçmeyin isterim.

Sevgiler...


21 Şubat 2015 Cumartesi

İkinci Kadın Olmak - Deniz Feneri Koyu



Kır Çiçeği Tepesi kitabıyla gönlümde taht kuran, acı tatlı satırların üstadı yazar Kimberley Freeman bu sefer karşımıza Deniz Feneri Koyu ile çıkıyor. Kitabın ilk sayfasından esiri oldum yine! Bu sefer ikinci kadın olmayı vurgulamak istedi yazar. Aşk neydi, aşk için neler yapılabilirdi... aşk sadece yasal zeminde mi haktı? Ahhh nice soru, iç acıtıcı bir kurgu, merak uyandıran sırlar, geçmiş gelecek derken kitap akıp gidiyor doğrusu. İKİNCİ KADIN OLMAK ne demek, ikinci kadının en belirgin özelliklerini biraz yazıp çizelim isterim. Bu konuda film, dizi, roman ve gerçek hayattan izlenimlerle yazacağım tabi.


İkinci kadın aşkı uğruna isteklerinden vazgeçen kadındır. Aşk diyorum yoksa iş maddi ise onun adı metrestir! İkinci kadın aşka düşmüş, başkasına ait bir adamın çalıntı zamanlarını bekleyen kadındır. Çalıntı kısacık zaman için hayatının diğer tüm zamanlarını feda edebilecek kadar güçlü kadındır. Bu kadının güçsüz tek yanı aşkla bağlandığı adamı kaybetme korkusudur. Kaybetmemek için mücadele ederken hayatı teğet geçiren kişidir. Acı çeken, görmezden gelinen, kıymetli olduğu söylenip-hissettirilen ilk olayda vazgeçilecek kadar değeri yok sayılan kişidir.

İkinci kadının sevdiği adam genelde evlidir. Mutlaka kız erkekten daha gençtir. Erkeğine ilk görüşte aşkla tutulur. Sonrasında acı gerçeği öğrenir. Vazgeçmeye çalışır çok acı çeker. Erkek yuvarlak sözlerle umut verir ve kız bir ömür terk edilene kadar bu çileyi çekecektir.

Ne kadar acınası değil mi? Evet bunun adı acıya bağımlılık kazanmak belki de! :(




Deniz Feneri Koyu'nda Libby aşka düşer henüz 28 yaşında bambaşka bir ülkede hayat mücadelesi veren bir kızdır. Çekici, fit, seksi, OLGUN bir adama ilk görüşte aşkla bağlanır. Babasının yokluğu mu? Hayatında keskin kararlar verip bambaşka bir ülkenin şehrinde yalnızlığını hissedişi mi bilinmez kızımız bağlanır. Adamın eşi, eşiyle geçirdiği aile yaşamı (kahredici pek çok yan) çocukları, aile huzuru... ne çok sebep var değil mi? İşte kızımız sevince adamın ailesine de aile yaşamının saygınlığına da saygı duyaaaaa duya yıllar geçer. Ne çocuk ne sevdiğinin koynunda geçirilecek geceler olmadan en önemli yıllar geçer gider.


Her ikinci kadın gibi sevdiği yaralansa, yanına gidemez ölse yas tutmaya hak görülmez. Bir anlatılan-çizilen portre vardır bir de ikinci kadının bildiği bir portre. Esas kadının hayatındaki adam ile ikinci hayatındaki gerçek kişi arasındaki fark acı tatlı aşk dolu günlerin resmi gibidir.

Hayat geçer, acılar ikinci kadına yüklenir.

Sinemaya yalnız giden kadın, çiçeğini kendi alan kadın, yalnız soğuk bir yataktaki kadın, sevdiğini en iyi tanıyan ama toplum içinde tanımazdan gelmek zorunda kalan kadın. Aşkı çift kişilik taşıyan hayatı yarım yaşamak zorunda kalan kadın.

Erkeğine yemek pişiren, çamaşır yıkayan, güldüren, dinleyen kadın ama aynı zamanda yasak, kötü, eğreti kadın.

İkinci kadın aslında aşkta figüran kadın. Yazık olan kadın. Hem erkeğin hem de kadının kendi kendine yazık edildiği kadın.

Hiç kimse kendi hayatının baş rolü olacakken ikinci kadın olmayı hak etmez. Aşk adil olsa acısı olmaz. Bu derin mevzu filmle, diziyle, romanla çözülmez.

Mutluluğu bulmak, mutluluğu özgürce tadabilmek dileğiyle...


20 Şubat 2015 Cuma

Okuyan Kızlar Kulübü 43.Blog Tur Deniz Feneri Koyu // Kimberley Freeman - TANITIM VE ÇEKİLİŞ


Kimberley Freeman hem çok sevdiğim hem de çok kızdığım bir yazardır. Kır Çiçeği Tepesi kitabıyla beni kendine bağlayan, göz yaşlarımı tüketen, son anda hayırrrrrrr böyle bitemezzzz diye haykırmama sebep olan ender yazarlardandır.

Okuyan Kızlar Kulübü Blog Tur görüşmelerinde yazar ismini gördüğüm an nefessiz kalmam da bu sebepledir. İyi bir kitabın sesini duymuş, ön bilgilendirme - araştırma kısmına girmiştik de yazar ismini dalgınlıkla geç ayınca ben çığlığı bastım tabi :)

43. Blog Turumuzun konuğu Kimberley Freeman'ı ağırlıyor olmamızdan pek mutluyum efendim :) 

Haydi kitabı tanıyalım :)



"Belki de kırılmıştır kalbim. Bildiğimiz anlamda kırık bir kalp değil, sadece ortadan ikiye çatlamış bir kalp de değil. Şömine rafından alınıp, sert bir el tarafından sökülerek parçalarına ayrılan, sonra da paramparça bir halde yere bırakılan bir saat gibi. Bir daha çalışamayacak kadar parçalanmış bir saat…"

Ünlü bir kuyumcu ailesinin gelini olan Isabella Winterbourne, kalbi acıdan kavrulsa da, 1901 yılında eşiyle birlikte o çok kıymetli hediyeyi Avustralya parlamentosuna teslim etmek üzere bir gemi yolculuğuna çıkmak zorundadır. Ancak gemi Queensland sahilinde batar ve bu kazadan sağ kurtulan tek kişi Isabella'dır. Ve ne talihtir ki eşinin gözü gibi sakındığı hediye de kıyıya vurmuştur. Isabella bir karar vermek zorundadır. Ya kocasının zengin ve baskıcı ailesine geri dönecektir ya da elindeki bu hediyeyle yıllardır özlemini çektiği saklı rüyasını gerçekleştirecektir. İşte o an uçsuz bucaksız karanlık sahilde bir ışık dikkatini çeker. Ve Isabella deniz fenerinin sığınağına bırakır kendini…

Bir asır sonra Libby Slater, hiç karşılık beklemeden sevdiği adamı kaybedince, artık ona anlamsız gelen Paris şehrini ardında bırakmaya karar verir. Yaşamını çocukluğunun geçtiği Deniz Feneri Koyu'nda devam ettirecektir. Ancak yirmi senedir hiç görüşmediği kız kardeşinin düşüncesi onu endişelendirse de geçmişte yapılan hataların telafisi yoktur. Dahası fener evinde kalmaya başladığı günler ona bu koyun her zaman sürprizlerle dolu olduğunu gösterecektir…

Kır Çiçeği Tepesi ile gönülleri fetheden Kimberley Freeman, farklı yüzyıllarda yaşamış iki kadının geçmişi geride bırakıp geleceklerine yön verişlerini ustalıkla anlatıyor. Ve bu kadınların aradıkları cevaplar ise Deniz Feneri Koyu'nda saklı.

"Freeman, bir asır arayla yaşayan ama geçmişin zorluklarıyla bir şekilde başa çıkan ve aynı deniz fenerinin huzuruna sığınan iki kadının hikâyesini ustalıkla kaleme alıyor." 
-Publishers Weekly-


TAKVİM

20.02.2015
Tanıtım
21.02.2015
Pudra Tozu - İkinci Kadın Olmak
Kitap Tutkusu - Deniz Feneri Koyu’ndan Alıntılar.
Kütüphanemden Kitap Manzaraları - Kimberley Freeman ile Röportaj.
Fighting!! - Ön Okuma.
Fighting!! - Ya Bir Gün Issız Adaya Düşerseniz?





Katkılarından Dolayı Arkadya Yayınları'na Teşekkürler :)


10 Şubat 2015 Salı

İstanbul'da Kar Başkadır / Çengelköy'de Bir İzmirli :)


Dün akşam yüksek sıcaklık ayarına rağmen ılık bir atmosfer sunan sobamla anlaşmanın yolunu arayarak geçirdim. Çok fazla iş güç vardı. Yemek yap, çamaşır yıka, yıkanan çamaşırı as, kuruyan çamaşırı katla offf... Yok lavabo ov kesmedi git süpürge aç çılgın bir akşam daha yaşadım. Yorgunum, hava soğuk, ev ılık şaştım kaldım. Son çare oturma odasının sıcaklığında sızdım desem yeri. Sabah uyanmak istemiyorum tabi. Ahh çalışmak zorunda mıyım zırıldamasından tutun daaa evimin hanımı olmak istiyoruma kadar uzadı. Sonra baktım geç kalacağım kalktım mecburen.

Yine rutin bir hazırlık, akılda gün içinde yapılacakların kontrolü, yolda okumak için seçilen yeni bir kitap derken evden adımı attım. Amanınnnnnn OLLEYYYYY YUPPİİİİİİİ :) :) :)

Kar yağıyor, o sızlanan, yorgun kız gitti 5 yaşındaki küçük kız geldi. Hoplaya zıplaya sevinçle durağa kadar yürüdüm. Yağan karı izledim, kar tanelerini inceledim, dokundum off süper süper süper :)

İzmirli olunca kar görgüsüzlüğü yaşıyoruz tabi :)



Tabiii bir de kar soğuğu gerçeği de var. Öğlene doğru dondummmmm :(

Mutfağa koşup bir kase çorba içtim, hala da kendime gelmiş değilim. Bu karlı dönem de zor geçecek şimdiden belli oldu. Vitamin takviyesi şart. Allah yardımcımız olsun.

Sıkı giyinin ve karın tadını çıkarın mutlu günler dilerim :)

Tarih84

8 Şubat 2015 Pazar

Kadınların Kurtarıcısı ARNİCA'm Benimmmm :) Arnica Maestro - Tarçın Pasta Evi


Havalar soğumuş güçten iyice düşmüşken ne yapmalı dediğim bir anda dolabı deştim. Evde çürümekten son anda az biraz kurtardığım havuçlarım ve turbumla kolay salata yaptım. Tabi kolay dediğime bakmayın rende yapmak ölüm gibidir benim için.  En dert yandığım konulardandır. Sırf rende için üretilen şu bilindik markaların robotlarından mı alsam derkennn Tarçın Pasta Evi sahibesi tatlı bayanın davetinde hediye gelen Arnica robotumu kullanmaya karar verdim. O gün bu gündür cacık, kış salataları ve daha nice güzel şeyi kolayca yapar oldum :)


Çok teferruatlı işlere gelemeyen ben robotun kullanma klavuzuna bakmadan aklıma estiği gibi çalıştırdım  o kadar basit ama o kadar da zorlu işleri şıp diye yapıyor ki favorim oldu doğrusu :)

Hani reklamlarda derler ya Arnica'm benim valla ben de ara ara diyorum hani :)

Tarçın Pasta Evi bizleri 4. yaşını kutlamak için çağırdı sözde ama her birimizin ne kadar özel günü varsa kutlamaya yetip de artacak kadar hediyeye boğdu bizleri :) Aşağıda katılımcı - destek firmaları göreceksiniz. Vakit buldukça sizlerle paylaşacağım. 


Havalar soğumuşken, kar kapıda geliyor geldi derken ne kadar vitamin deposu yiyecek varsa tüketin derim. Şu zor hayatta hiç birimizin maalesef hasta olma lüksü bulunmamakta.

Güzelliklerle bizleri buluşturan her yeni gün yeni bir işe adım atan çalışkan bayan Tarçın Pasta Evi'ni ziyaret etmenizi öneririm efendim :) TIKTIK

Arnica ürünlerini detaylı incelemek için TIKTIK

Sevgiler...

Tarih84

6 Şubat 2015 Cuma

Ingrid Bergman'ı Baştan Çıkarmak / Yasak Aşkın Acısını Erkekler De Çeker!



Bir ünlüye dokunmak, bir hayata ışık tutmak, bir yasak sevdanın anılarını kazımak işte nice duygu gizli bir serüven Ingrid Bergaman'ın hikayesi. 

Arka Pencere filmi hayranı, eski Hollywood ünlülerinin skandallarını dinlemeye meraklı ben Ingrid Bergaman'ı Baştan Çıkartmak kitabının konusunu okuduğum an vuruldum. Çok sonra anladım ki çocukluğumda dinlediğim, çok merak ettiğim iki skandaldan birinin kahramalarıymış bu kitaptaki aşıklar. Diğer skandalı mı merak ettiniz tabi ki Clark Gable'nin gay olduğu haberiydi canım :) O zamanlar google yok ki tıklayalım anlayalım :)

Kitaba başladığımda açıkçası biyografik bir anlatım beklemiyordum. Her ne kadar roman tadında her iki karakterin gözünden bir anlatım süreci izlese de üzerime çöken gerçekçilik beni ciddiyete davet etti. Romans tadında değil de romanlara konu olan bir gerçekliğin bilinciyle okuma süreci yaşadım. Yor dilinin ağır baskısı da etkili olabilir. Uzun süredir beni kendime getirecek, ciddiyetle üzerinde duracağım bir eser okuma açlığım da dindi :)

Tarihe damgasını vurmuş iki yaratıcı dokunuşun aşka sıçrayışına şahit oldum.

Capa ve Bergman'ın tanışma hikayelerine kadar kısa kısa dönem şartlarını okuduk. Bir savaş muhabirinin yaşadıkları, bir aktristin parlak ışıkların parıltısı için ödediği bedelleri özümsedik.

İki kafadarın bir peri kızı ile tanışma hikayesi, kaçma kovalamaca bolca şaşkınlık ve aşka düşüşünü okuduk. Bergman ve Capa aşkı ilerledikçe zaman da su gibi aktı. İlişkileri de zorlu badireler atlattı. Ingrid'e bolca üzüleceğim diye başladığım romanda son sayfalarda Capa yası tuttuğumu da söylemeden edemeyeceğim.

Yasak aşkı geçtim aşka derin bir sorgulayış bence. Her zaman kadınların yara almayacağının da kanıtı. Google dürtmeden, kendinizi kitabın akışına bırakın ve aşkın acıya acının özleme nasıl dönüştüğünü bir de geri dönülmezlerin açtığı yaraların sızısını hissedin offff ağlayasım mı geldi ne hımmm toparlanmalı canım :)


Bir de hikayeye tanıtıcı bir bakış atalım, söz arka kapağın olsun.

Haziran 1945. Savaş bitti. Aşk başlıyor… İşgalden kurtulmuş Paris'te, savaş yorgunu fotoğrafçı Robert Capa… Yıllarca dehşet ve şiddetin fotoğrafını çekmiş. 

Amerikan askerlerini eğlendirmek için Paris'e gelen aktris Ingrid Bergman, onu büyüleyecek. Ingrid, tutkudan yoksun evliliğinden, her hareketini kontrol eden film stüdyosundan bunalmış, özgürleşmek istiyor. Capa onu baştan çıkaracak. Karşı konulmaz bir çekim. Pahalı kafelerde akşam yemekleri. Sen Nehri boyunca yürüyüşler. Gece kulüplerinde çıplak ayakla danslar. Otel odalarında gizli randevular… Paris ve Hollywood'un 1940'lardaki romantik şaşaasıyla dolu bu roman, meşhur Kazablanka filminin yıldızı Ingrid Bergman'la, ünlü fotoğrafçı Robert Capa'nın yürek burkan aşk hikâyesini anlatıyor.

Okuyan Kızlar Blog Turumuza katkılarından dolayı DOĞAN KİTAP'a teşekkür ederiz.

5 Şubat 2015 Perşembe

Ingrid Bergman'a İthafen Çekilmiş Bir Film: Arka Pencere



İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika, savaşın nimetlerinden faydalanan taşralı zenginler. Zenginlik göstergesi şaşalı partiler, sinemanın büyüsü, göçmenlerin Amerika rüyası, yeni yıldızlar, yeni hayatlar, yeni skandallar...

Ingrid göçmen bir yıldız, Hollywood'un parlayan starı. Casablanca filminin unutulmaz aktristi. Zarafetin sembolü, arzu nesnesi, merak edileni ve daha bilinmeyen pek çok şey! 

İngilizceyi aksanlı konuşan figüranın starlığa yükselişini herkes gıptayla izler. Saygın bir mesleğe sahip bir adamla evlidir. Annedir, daha ne olsun değil mi? Değil!

Mutsuzluk boşluk doğurur, o boşluğu doldurmak da size kalmıştır. Ingrid boşluğu tutkuyla doldurur. Capa ile! Tutku yasaktır, şeytanın oyunudur ve sonu hüsranla sonuçlanır. Hollywood'a iyi malzeme çıkar. Çok tartışılır çok konuşulur. Kiminin rüyası kimin belası olur.

Tabi böyle büyülü iki kişinin de yasak aşkı pek çok alanda malzeme olur. Arka Pencere filmine dikkatle bakıldığında biraz da dönem bilgisi eklenince yasak aşka gönderme olduğu aşikar olur :)


Karşı pencere çocukluğumda defalarca seyrettiğim şu an vakit bulsam yeniden seyredeceğim diye not aldığım bir film. Çok ünlü bir gazeteci günlerden bir gün çok saçma bir sebepten bacağını kırmıştır. Adam yıllarca savaş kareleri fotoğraflamış yetmemiş ülkenin ne kadar skandalı varsa deşifre etmiştir. Yerinde duramayan bu adam şimdi yatağa mı mahkum kalacaktır? Hayırrrrrrr :)

Bizim meraklı gazeteci elinde objektif arka pencere manzarasından tüm komşuları dikizler. Ne var ne yoksa döker :) Derken bir günnnn bir evde gariplik sezer. Yürüyüşünde peri kızlarının edasını taşıyan, geçmişte bir sevgililik olduğu aşikar olup hala devam ettiğine dair açık kapı bırakılan bir kadın misafiri ile paylaşır. Bir bakarız ki bu misafir üstü kapalı sevgili ve evlidir! Ne kadar da tanıdık değil mi?  Bir de onları yadırgamadan arkadaşlıklarına eşlik eden eski meslektaş da gelir gider. Olaylar olaylar olaylar çok matrak bir filmdir :) Köpeğin salak havlayışları hala aklımda ve mücevher mevzusu :) İpek geceliğin salınışı off tamam sustum yoksa filmi anlatacağım :)

İşte Ingrid hayranları bir değil iki değil ünlü yönetmenlerin filmlerine bile ilham olmuş. Unutulmayan skandal unutulmayacak bir film doğurmuş.


Ingrid hakkındaki fikirlerim kitap boyunca değişkendi. Ingrid için başladığım kitaba Capa'ya yas tutarak bitirdim. Bilemiyorum, yasak aşkta her zaman kadınlar harcanmaz! 

Okuyan Kızlar Kulübü konuğu kitabımızı bizlerle buluşturan Doğan Kitap'a teşekkür ederim. Uzun zamandır gerçekliği ağır basan bir eser okumayı istiyordum.İyi geldi. :)


3 Şubat 2015 Salı

OKK 42.Blog Tur / Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak - Chris Greenhalgh TANITIM ve ÇEKİLİŞ


Herkese merhaba!!

OKK’nın 42.blog turunun konuğu Doğan Kitap’tan çıkan Chris Greenhalgh’ın yazmış olduğu Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak romanı!


İhanet, mutlu sonla bitmez.

Haziran 1945. Savaş bitti.
Aşk başlıyor…

İşgalden kurtulmuş Paris’te, savaş yorgunu fotoğrafçı Robert Capa… Yıllarca dehşet ve şiddetin fotoğrafını çekmiş. 

Amerikan askerlerini eğlendirmek için Paris’e gelen aktris Ingrid Bergman, onu büyüleyecek. Ingrid, tutkudan yoksun evliliğinden, her hareketini kontrol eden film stüdyosundan bunalmış, özgürleşmek istiyor. Capa onu baştan çıkaracak.
Karşı konulmaz bir çekim. Pahalı kafelerde akşam yemekleri. Sen Nehri boyunca yürüyüşler. Gece kulüplerinde çıplak ayakla danslar. Otel odalarında gizli randevular…
Paris ve Hollywood’un 1940’lardaki romantik şaşaasıyla dolu bu roman, meşhur Kazablanka filminin yıldızı Ingrid Bergman’la, ünlü fotoğrafçı Robert Capa’nın yürek burkan aşk hikâyesini anlatıyor.


03.02.2015
Tanıtım

04.02.2015
Kitap Tutkusu-Ingrid Bergman’ı n Hayatını Değiştiren Film: Casablanca!
Fighting!!-Gizli Aşıkların Mabedi: Paris

05.02.2015
Pudra Tozu-Ingrid Bergman'a İthafen Çekilmiş Bir Film: Arka Pencere 
Kütüphanemden Kitap Manzaraları- Tarih Paparazziliği: Ingrid Bergman’ın Gerçek Aşkı.



ÇEKİLİŞ!
5 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Facebook sayfasına bekliyoruz ;) 


Katkılarından Dolayı Doğan Kitap'a Teşekkür Ederiz


2 Şubat 2015 Pazartesi

Huzurun Sesi ... Müziğin Notaları ....


Bu aralar öyle doluyum ki. Hayat yoruyor, mücadele zor. Her gün yeni bir belirsizliğe uyanıyormuşuz gibi hissediyorum. Eskiden anne evinde hayat sıktığında kısa bir mola verebilme lüksümüz vardı. Yeter diyerek birkaç gün ya da hafta hayata mola veriyorduk. Elektrik, su, kira düşünmeden, ne pişireceğim derdini unutmuşken... büyüdük.. kelimenin tam anlamıyla büyüdük!
İstesek de istemesek de yola devam ediyoruz işte.
Şükür sevdiğim bir işim var, şükür her gün yeni bir şey öğreneceğim, akıl danışabileceğim iş arkadaşlarım var. Bir evim ki artık tam anlamıyla yuvam var! :)
Leb demeden leblebiyi anlayan DOSTLARIM, yıllanmış şarap misali delicesine sevdiğim arkadaşlarım var.
Komşum, arkadaşım, dostum, sırdaşım daha nicesi var...
YİNE DE ... İŞTE
İnsanız ya içimde DERİN BİR SESSİZLİK de var :(
Hayat iyi kötü bir sınavsın, bilinmezliğin çoğaldığı bitmeyen bir yokuşsun...
Her yeni güne selam olsun, bilinmezliğe bir adım, iyi bir müzik ve sevginin sarmaladığı anlar...
Bu aralar işin özü ben pek karışığım.
Mutlu günler ey okur...
Tarih84

Sünger Bob Karın Kası Yapmış :) Sünger Bob Kare Pantolon Pesssssss


Bugün metroda afişleri inceliyor acaba ne yenilikler var diyordum. Metro hareket etti afişler uzayıp gitti ve derkennnn bir durakta sörf yapan bir sünger gördüm. 

Yo yooo ben hayal görmüyordum Sünger Sörf Yapabiliyordu neeeeee :)

Metronun da hızla ilerleyesi tutunca her durakta ilan afişi bakınır oldum. Evet bizim sünger bile büyümüştü Bob ah Bob ayaklarını sürüye sürüye milim ilerleyemeyen kabuslar içinde bıcı bıcı bir evrende yaşayan Bob büyümüştü. Kıvanç Tatlıtuğ gibi karın kası yaparak televizyondan beyaz perdeye transfer olmuştu.

Vayyyy o şimdi sinemalarda :) :) :)

Hayat işte ne oldum demeyeceksin süngersin sıkarlar, pis sularda ezip büzerler gün gelir acılara direnir kaslanırsın :) Bunca yılın tenceresi tavası zorlu mücadelesi çocuğumuza kas olarak dönmüş :)

Ahhh bu hormonal dünya detarjanlara ne kattılar ki süngerimizin saçı bile morardı ahhh

Valla meraklısı olan gitsin izlesin hem de 3D seçeneğiyle gelecekmiş :)

Mutlu günler dilerim...

Tarih84