18 Haziran 2015 Perşembe

Senin Yerinde Olsaydım - Lisa Renee Jones


Geçmişin acılarından kaçıp yapayalnız yeni ve tek başına bir hayata adım attığınızı düşünün. Sanata dair pek çok şeye tutkuyla bağlıyken elektirik-su faturaları gerçeğiyle öğretmenliğe adım attığınızı varsayın. Karşı komşunuzun tek aileniz olduğu, erkeklerle ilişkilerde vasat olduğunuz bir dönem. Bir kahve sohbeti sonrası unutulan GÜNLÜK! Yasak nesneye cazibeyle yaklaşıp okumak ve bilinmeyen bir dünyanın kapılarını aralamak. Bu oyunun dönüşü yok, ilk yasak delindi, günlük okundu şimdi macera zamanı :)

Sara, komşusu Ella'nın günlüğünü okuduğu gün hayatın bilinmez zevklerine kapılarını aralamış olur. Ella, günlüğün asıl sahibinin kim olduğunu bilmediğini, günlüğü her okuyanın gerçeklik duygusuyla nasıl kıvrandığını anladığını belirtir.

Sara, tutkuyla gelen acının çıkmazında kaybolmuş bir kadın Rebecca'nın gizemini çözmeye dalar. Her zaman içinde olmak istediği şey sanatın ve sanatçıların dünyasına adım atar. Adım adım Rebecca'nın hayatını yaşamaya başlar. Karşısına iki erkek çıkar Mark ve Chris.

Bu hikayede depo güvenlik görevlilerinin bile bir alfa gizemi varken satırlar arası ateşin sizi yakmamasına dikkat edin :)


Kitapta en sevdiğim şeyin Sara'nın aptal bir kız olmaması. Neye adım attığını bilmese bile tedbirli bir şekilde olaylara yaklaştığını düşünüyorum. Hani hayatta bir kez de kendimiz için yaşamak isteriz ya Sara da bu gizemi aslında kendisi için çözmek istemekte.

Kitap bir oyunun açılış perdesi gibi,  başlı başına okuma zevki verirken her sayfada yeni bir gizem de insanı çileden çıkarmıyor değil!

Mark fanatiği olmuş biri olarak daha kaç Mark'lık çarpıcı, ukala erkek karakter tanıyacağız bilinmez. Bu seri daha ne kadar devam eder bilemiyorum, yazar maşallah yazdıkça yazıyor :) Tutkuyu ateşleyen yeni meraklı oyuncular, ortada da bilinmeyen nice soru varken uzun bir yolculuk bizi bekler sevgili okur :)

Arkayda Bitter bizi şaşırtmaya devam et lütfen! :)



1 yorum:

Adsız dedi ki...

Acaba sarà chris le mi mark la mi