12 Aralık 2015 Cumartesi

Senden Sonra - Emily Hope / Umudunu Kaybedenlere Gelsin


Merhabalar :) Bir yılı bitirmeye hazırlanıyor diğer yıla umutla bakıyoruz. Ve her zamanki gibi anı yaşamıyor tazecik günleri ziyan ediyoruz. Geçmişe takılıp geleceğe asılmaktan şu anı kaçıra kaçıra anlar güne günler aya aylar da yıla dönüşüyor. Nice geçen an yani yılı ardımızda bırakıyoruz. İşte bu saçma döngüyü kırma vakti olsun şu an, şu satırları okuduğunuz zaman! Hey aç gözlerini ve topla kendini. Zaman geçiyor ve başka bir hayat da yok! 

Yaşa ey sen, artık yaşa!



Okuyan Kızlar Kulübü dolu dolu okuyor, kitaplara dair sıkça sohbet ediyor ama vakitsizlikten sizlerle topluca pek paylaşamıyor. Hesaplarımızı takip eden okurlar hangi kitapları aldık, neler düşündük zaten biliyor :) Haydi yılı güzel bir kitapla kapatalım dedik ve Senden Sonra'yı seçtik. Bir okuma etkinliği ile karşınızdayız :)

Emily Hope yeni yıl ruhunu yansıtan, okuyanın içini acıtan aynı zamanda kendini sorgulatan bir eserle karşımızda. Senden Sonra genç bir kadının hayat hikâyesi. Kaderi sorgulayan bir kitap. Seçimler ve seçimlere itilişimiz anlatılıyor aslında. Özel bir eser bende de yeri bir ayrı :)

Kitap hakkında çok fazla şey söylemek istemiyorum çünkü içinde okurun çözmesi gereken şifreler gizli. Geçmiş - günümüz ve zamanla okurun çözeceği kişiye yazılmış mektuplarla ilerleyen bir kitap! oğğğ merak ettik mi? :)

Yeni yıl temasıymış o bu şu geçiniz sevgili okurlar bu kitabı gidin alın ve okuyun!


Senden Sonra-Emily Hope
"Eğer değer verirsen incinirsin, insanlar incitir."
Bir Noel günü savaşma ruhumu kaybettim ben, karanlığa hapsoldum. Senden sonra umut hep bir uhdeydi. Debbie'nin bir Noel günü verdiği karardan sonra bütün yaşamı hiç tahmin edemeyeceği bir biçimde değişmiştir; o günden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bizi gerçekten biz yapan nedir? Yaşamayı tercih ettiklerimiz mi, ardımızda bıraktıklarımız mı? Yaşadığımız anlar mı, yoksa geride bırakmaya çalıştıklarımızın acısı mı? Senden Sonra pişmanlıkların, acının, hayal kırıklıklarının nasıl da insanın yaşamını gölgelediğinin hikâyesi…


Kitap bittiğinde geçmişime yolculuk yaptım. İlk heyecanlarım ve geleceğe dair gerçekleşeceğinden hiiiç şüphe duymadığım hayallerimi hatırladım. Yaşanan onca yıl bolca göz yaşı mutluluklar mutsuz anılar ve daha nicesi ile kavruldum. Duruldum ve eksi artı listesi yaptım zihnimde. Bir an geldi umudumu kestiklerimi başarmışım ve asıl istediğim şeyi başarmak da elimde o halde neden bu keder dedim kendi kendime. İyi geldi bu kitap ve beni bir parça iyileştirdi. Okuyanda yaralara iyi gelen bir hiss var ve okudukça bu his geçiyor bir parçamızı iyileştiriyor. Tavsiyemdir. Bu kadar saçmalatacak kadar beni dağıttıysa vardır bir şey diyorum :)

Umut hep sizinle olsun, anı hissedip yarını tebessümle beklemenizi dilerim, sevgiler...

Tarih84 / Pudra Tozu

3 Eylül 2015 Perşembe

Çengelköy Bir Yandan Tükeniyor Bir Yandan Da Yenileniyor



Çengelköy mekanları iyice deşifre oldu. Boon Cafe sosyetenin hücumuna uğradı, Hurma Cafe otantik havadan ticari mekana dönüş yaptı. Tarihi Çınaraltı ise her zamanki gibi tıklım tıklım. Çınaraltı'nın çay servisi ve çaylarının kalitesindeki düşüş ise düşündürücü. Balık restoranları aynen kaliteli bir çizgide devam ediyor. Yeni mekan denemeleri ise hiç bitmiyor. Şu an La Noix Cafe'deyim. Çengelköy girişinde bir tepe, eski bir ev geniş bir teras. Fiyatlar uçuk ama mekan o kadar ferah ki göz görmek istemiyor. Rengarenk fenerlerle donatılmış ağaçlar esmeyen günlerde esen tek mekan :)


Her uğrayışımda menüde yenilik, çeşit çok servis yavaş fiyat fenaaaa :( Bazen mekan hizmetine değil de ferah bir alanda dinlenme keyfine para ödüyormuşuz gibi geliyor.

Bir ara yolunuz düşerse bir bardak bergamotlu çay için serinliğin dinginliğine kendinizi bırakın isterim.

Sevgiler...

1 Eylül 2015 Salı

Mentos Ürün Yelpazesini Genişletiyor #MentosDelight


Mentos yeni ürün denemelerini bizlerle paylaşmak istemiş. Sağ olsun pek şık bir sunum kutusuyla yeni ürünlerini bizlerle buluşturdu. Sakız ve sakız &şekerleme birleşimi bir ürün beklerken karşıma tadı çok değişik bir şeker çıktı :)

Değişiğin tanımı nasıl yapılmalı? Vanilya & Karamel & Fındık tatlarının bir arada olduğu ağızda eriyen yarı cam yapılı bir şeker düşünün. Sade kahve yanına iyi gidecek türde bir tat doğrusu :)

Mentos Delight benim için mutlu bir deneyim oldu :) Biraz daha havalar soğusun, içilen kahvenin tadı tam alınsın o zaman daha sık üründen tüketeceğim kesin :)

Yeni tatları denemeye açıksanız şekerimsi karamelli bir tat sizi bekliyor :)

Mutlu günler dilerim...

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sütaş Haydari - Olmamış / Ürün Denemesi


Ürün denemelerine açık bir insanım. Özellikle kalitesine güvendiğim markaların yeni ürünlerini sorgulamadan alırım. Sütaş'ın bir önceki denediğim ürünü sarımsaklı yoğurt'tu. Bunca yıl neden almadım Allah'ımm diye dolandım :) Arkadaşlarıma tavsiye ettim. Sarımsaklı yoğurt denememde ilk açılışta daha katı bir kıvam beklediğim için önce şaşırmış daha sonra lezetine hasta olup çok beğenmiştim. Haydari ürününü görünce de sorgulamadan aldım. Haydari'yi açtım sıvı. Şaştım karıştırdım dibini tutmuş gibi katı yoğurdumsu bir kıvam var. Tadı bozuk değil ama bir şey yanlış. Neyse karıştır Allah karıştır yok kıvam almıyor. Anladım ki bu ürün olmamış.

Demem o ki her ürün hazır olmazmış. Her ürüne kafaya göre kıvam denemeleri yapılmazmış. Böyle iyi markalar her ürünü çıkarmalı diye de bir şey yokmuş.

Sütaş - Haydari alacaklara uyarımı da yaparım. Seçim sizin.

Ağzınızın tadı yerinde mutlu günler dilerim.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Dilimlerde Lezzet Seremonisi


Geçen hafta arkadaşlarıma gittim. Komşu komşu acık televizyon izleyebilir miyim dedim? :) Sizinle de sohbet ederim pek de güzel olur ne dersiniz dedim. Ahhh Ömer'in baklavalarını sayar, Defne'nin şaşkoloz haline saydırır güzel bir akşam geçiririz dedim.(Kiralık Aşk dizisi) Sağ olsun arkadaşlar benden hevesli çıktı :) Mısır-çiğdem-patates-çay-kahve-içki derkennn 100 kilo olmadan kendimi attım dışarı :)


Sağ olsunlar yeme-içme kültürünü pek seven canlarım fırında çıtır patates yapalım dediler. Fırın ısıtıldı, patatesler iyice yıkandı ve dilimlendi. Zeytin yağı ve baharatlarla harmanlandı ve fıtınlandı. Offf bekle Allah bekle öldük yahu :( Ay dedik yeter. Üstüne neler yedik içtik tam dedik pişse de boş bu saatten sonra o ne koku öyle. Kedinin ciğer kokusu takip etmesi gibi fırtının dibindeyiz :) Çıkardık patatesleri açtık bir içecek ohhh misss o la la la :)

40 dakika süren bekleyişe değdi doğrusu :) Nefis, tavsiyemdir :)

16 Ağustos 2015 Pazar

Çengelköy'de Lüks Bir Tercih Boon Cafe


Çengelköy'ün her köşesi ticarileşmeye başladı. Kuruluşunda tasavvuf ezgileri olan mekanlar bile şu an ticarethaneye döndü. Üzücü bir durum :(  İnsan bir mekana oturunca nefes almak istiyor. Ya boğaz manzarası olacak ya da boğazın ferahlığı içeriye dolacak diye bekliyor. Açıldığı günden itibaren dekorasyonunda değişikliklere devam eden Boon şık bir mekan. Şık ama gerisi? offf


Bu kadar güzel bir mekanda daha iyi bir servis bekliyor insan. Herkes birbirinden habersiz. Sizi pes ettirene kadar hata üstüne hata yaşamanız mümkün.


Kahvaltı masasında sınırsız çayınızın bari ilk bardağını içeyim diye bekler, çayınızı ılık alır sonra da acaba hesaba işlediler mi diye çelişkiye düşersiniz. Çünkü her şeyi siz takip etmek zorundasınız.

Huzurla bir çay bile içmek yok. Neyse manzara hatırına içeceklerle idare edilecek bir yer işte.

Çengelköy'e baya mekan açılmışken bir alternatif daha yakındır diyor avunuyoruz.

Sevgiler...

13 Ağustos 2015 Perşembe

Tek Lokmalık Meyve Şöleni :) Dankek - Lokmalık


Yeni ürünler denemeyi seviyor her fırsatta sizinle paylaşmak için fotoğraflıyorum. Bu sefer pek iştah açıcı, kek sevmeyeni bile kendine baktırıcı bir ürün denemesiyle sizlerleyim :)

Ben öyle çok kek seven biri değilim. Soğuk günlerde sıcacık çayın yanına hafifinden meyveli kek atıştırır geçerim. Lakinnnn bu lokmalıklar beni öldürdü. Dikkat yedikçe yemek istiyorsunuz.


Yaklaşık 18 adet diyor valla hiç saymadım pakette kaç adet var diye :) Kakaolu kek çeşidi de bulunuyor. Bence Dankek bu ürün yelpazesini kısa sürede geliştirir. Bir havalar soğusun, çay tüketimi artsın da görün siz :)

Tavsiyemdir efendim :)

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Bu Aralar Ben "Havadan Sudan Yazışmalar"


Uzun zaman oldu bloğu elden geçirmeyeli. Hayat acımasız hele tek başına savaşıyorsan. Kendime dair yazmayalı ne kadar oldu hatırlamıyorum bile. Okur kitlesi genişledikçe insan daha bir kasıyor sanki. Burası kendimizce paylaşım yaptığımız, hayattan kareler aktardığımız kişisel alanımızken kem gözünden yılanına kadar pek çoğunun da bizleri izleyeceği açık alanı oluyor. İşte bu gibi lanet olasıcaları düşününce insan kendini kapatıyor. Buna ciddi anlamda dur demenin vakti geldi. Sınırları olan bir alan çizip paylaşım yaparken kötü düşüncelerle daha da daraltınca alanımı boğulup kaçıyorum. Ben ben olmaktan uzaklaşıyorum. Bugünden itibaren daha sık paylaşım alanımı ziyaret edeceğim. Yazdıkça deşarj oluyor insan.

Paylaştıkça çoğalıyor insan. Öze dönüş vaktidir ey ahaliii :)



İş hayatıma dair radikal bir karar aldım. Öğretmenlik mesleğini bırakıp İstanbul'da kitaplara dair bir alana geçiş yaptım. İnanın hiç bir şey kolay değil. Çok zor günler yaşadım çok da mutlu anlarım oldu. Yeni görevler üstlendikçe stres arttı. İzmir'in sakinliğinden İstanbul'un karmaşasında nefes almakta zorlandım. Ne şehrin gürültüsüne ne sebzesinin yavanlığına ne de basık havasına alıştım.

Hastalık bile zor bu şehirde, adam gibi gidilecek hastane bile bulmak çile. Hizmet kalitesi iyi, fiyat farkı fena, iş yerime yakın Nisa Hastanesi şu an kurtarıcım. 

Bir süredir kendini tekrarlayan bir göz hastalığım var. Öyle bir an geliyor ki göz kapaklarımı kesip atmak istiyorum o derece vahim. Üst göz kapaklarım şişiyor, su topluyor, göz kapaklarım göz bebeğimi acıtıyor. Kanlanma yok, gözlerde kızarıklık yok ama her an çokça acı var. Ağlatan yakan bir acı. İki kez doktora gittim. İş seyahatlerim sırasında farklı şehirlerde eczanelere de koştum. Hep aynı ilaç markasının farklı damlaları verildi. Geçici bir sızı dindirme dışında işe yaramıyor. Teşhis de konulamıyor. Çok canım yanıyor.

İş, hayat koşturmacası, ev temizliği, alışveriş, yine iş yine iş, hastalık, acı, sıkıntı ama bunca kaosa rağmen artık bloğuma daha sık dönüş yapacağım. Ruhumun ilacı bloğumla ilgileneceğim.

NOT: 3. yazımı yaşadığım İstanbul'da ilk defa cehennem sıcaklarına şahit oluyorum. Hava çok fenaaa ESMİYORRRRR :(

Sevgiler... mutlu günler dilerim :)

2 Ağustos 2015 Pazar

Coca Cola Renklendi! :) Favori Rengim Mi NE?



Coca Cola reklam harikası :) Kola kutularına özel isimleri sıraladı olay oldu. Litrelik kolalara dostluk, aşk, meşk cümleleri ekledi olay oldu. Şimdi de renklerin gücüyle moda akımı başlattı. Kola içmesek bile illa 1 kez alıp çağın hastalığı instagramda paylaşmazsak olmaz :)

Benim favori rengim güneşte rengi kaçmış kırmızı-pembe ne olduğu belirsiz renk :)

Yeşil de fena değil hani! ahh bir de bunun mor rengi vardı değil mi?

Bir de oyuncuları morartan eleştirilerin hedefi olan reklam filmleri.

Duydum ki Sıla hastanelik olmuş, yazık.

Bir akıllı da çıkıp dememiş mi Özcan bırak bu ayakları yaşlandın hala 25lik havaları :)

Olaylar olaylarrrr :)

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Kiralık Aşk Dizisine Öldümmmm / Ahhh ÖMER Bey ahhh desem :)



Bu aralar deliler gibi KİRALIK AŞK rüzgarı var. Yer gök bu diziden bahsediyor desem yeri :) Yıllardır dizi izlemeyen ben bile her cuma gelse de dizi yayınlansa diye bekliyorum :) Delicesine sevdim yahu yok ötesi :) Tabi konu basit: Kiralık ve Aşk iki kelime dizi özeti işte. Haydi azıcık anlatalım keyfim yerinde bu akşam :)




Ahhh bir adet Ömer var bu dizide. İplikçi ailesinin veliahtı. ( Yerim yerim yerimmm) Odunlukta bir numara Ömer nedeni bilinmeyen bir sebepten dedesi ile küs. Dede yaşım ilerledi ölüp gitmeden Ömer'i düzgün bir kızla baş göz edelim isterim der. İşe yaramaz diye adlandırdığı gelin Neriman'a talimat verir. Evlendir oğlanı kap 10 Milyon DOLARLIK YALIYI.  Wuuuuuuu :)



Neriman Yengemiz ölürüz ona :) Dizinin ana karakteri. Yürü be Neriman :) Neriman kararlıdır, pek çok sosyetik kız bulur Ömer'e sunar ama hiç biri işe yaramaz. Bir gün çok tesadüfü Ömer'in yolu Defne ile kesişir. Onları gözetleyen Neriman Defneyi avlar. Artık Defne Neriman'ın piyonu olacaktır.

İşe yaramaz ve nerede olduğu meçhul anne - baba, bin tane kötü laf sıralayabileceğim kadar gereksiz karakter annane, yazılmak için yazılmış kız kardeş, sorumsuz bela bir abi ile çilelerle dolu Defne'nin bir gün acilen paraya ihtiyacı olur. Gereksiz abinin kumar borcunu ödemelidir. Devreye Neriman girer ve kiralık bir piyon olarak tehlikeli bir adamın yüreğine sızmalıdır.

Görev zor, izlemek heyecanlı, gülmek garanti :)

İyi seyirler sevgili okurlarım :)

31 Temmuz 2015 Cuma

Çarşambaya Kadar Eşim Ol - Catherine Bybee "Yedi Gün Yedi Düğün"


Novella Yayınları'ndan çıkan "Çarşambaya Kadar Eşim Ol" bizi acayip mutlu etti. Mutluluk o kadar ender anlarda saklı ki bulduk mu bırakmamalı. Yedi Gün Yedi Düğü temalı harika bir seri başlangıcının da ilk kitabı. Seri mantığı günlerden oluşsa, her hikayede mutluluk garanti olsa da işleyiş çok farklı. Kimi nişan, kimi çapkınlık kimisi de evlilik derdinde. Evet bu seride herkesin bir derdi var. Keşke her derdin dermanı tutkulu bir aşk olsa :)


Aristokrat bir ailenin temsilcisi asilzade Dük evlilik çağına gelmiş gözde bekarlardandır. Babasının mirasına ihtiyaç duymayacak bir hayat çizgisi olsa da mirasın kaybını annesi ve kız kardeşi için haksızlık olduğunu da düşünmektedir. Babasının şartı yeni yaşına girmeden artık evli bir adam olmasıdır.Sıradan bir evlilik değil tabi. Entrikalar kapısı aralandı sevgili okur nihahahaha :)

Sam kızımız acıların kızı masum incidir. Yazık babasının iflası ve pek nahoş hukuki belalar onun ilk gençlik yıllarını cehenneme çevirmiştir. Bu maddi düşüşe dayanamayan anne ve kız kardeş trajedileri de onun hayatını resmen ipoteklemiştir. Zengin dostlarından bile yardım istemez. Kendine saygın bir eşleştirme ajansı açar. Seçkin bireyleri bir araya getirerek gururlu bir yaşamda sakince devam etmek ister. Seksi bir kadının hayatı ne kadar sakin kalabilirse tabi.

Müşteriler yerine Sam'in gelin olarak seçilmesi, ısrarcı Dük'e garnitür entrikalarla kuşanmış bir aristokrasi offf çok fazladır. Kızımız akıllı ve dişlidir. Olaylar olaylar :)

Sam aklı başında, ne istediğini bile, iki tutku sahnesinde eriyip gitmeyen bir kızdır. Kitap keşke daha ayrıntılı olsa demeden geçemiyor insan. Karakterler boş değildir, yer zaman anlatımında tutarlılık görülmektedir. Pek çok romanstan anlatım konusunda sıyrılması yönünden dikkat çekicidir.

Kapak ise tam yaza damgasını vuracak cinsten. Gelinin kumaş deseninin kapakta belirgin olarak uygulanışı süper :)

Seriye ara vermeden devam edileceğine göre beklemeden alın okuyun derim.




30 Temmuz 2015 Perşembe

900'lü Hatların Sırrı


Okuyan Kızlar Kulübü blog tur kitabımız "Çarşambaya Kadar Eşim Ol". Kitap fazlasıyla eğlenceli :) Klişelere yeteri dozda yer veren, erkek ve kadınların temel ayrımına esprili bir dille vurgulayan güzel bir kitap. Kitapta Dükler ve Düşesler var desem, bir deee anlaşmalı evlilik ay daha ne olsun hiç bekletmeden alın okuyun :)


(Tutkuyla abazaca bağlı olunan, 90-60-90 hayalleri kurulan telefon hattının ucundaki pek çok kadının 80 yaş üstü şuh nineler olduğunu biliyor muydunuz?)

Kitap klişelere az ama vurucu giriş yapınca kahkaha atmamak elde değil. Kitap konusundan kısaca bahsedip tur özel yazım 900 hatlar mevzusuna geçiş yapmak isterim. Aristokrat yakışıklımızın başı belada. Doğum gününe kadar evlenmezse aile mirasını kaybedecek. Hakkın rahmetine kavuşan baba akıllı, çapkın oğlunu evlilik bağıyla başlamak istemiş. Yakışıklı hergelemiz bir çöpçatan ajansına başvurur. Sam diye bir adam beklerken günah kadar seksi kıvrımlara sahip bir kadın karşısına çıkar. Kızıl saçlı, yeşil gözlü sesi 900 hatları çağrıştıran bir afet. Ahhh ergenlik anıları, azmış hormanlar çağrışım yapınca 900 hatların cazip günlerindeki gibi aval aval etki altında kalır :)

Olaylar da böyle başlar gider. 

900lü hatlar ve erkeklerin dibi düşen hallerini deşmeye başlayabiliriz :)



90lı yıllar zamanı hayatımıza giren 900lü hatlar evrim geçirip hala bir köşede etkisini korumaktadır. 90lı yıllara gelindiğinde telefonun lüks kategorisinden çıkıp ihtiyaç kategorisine geçmiştir. Televizyonda birden çok kanal vardır ve bu kanallar pek çok farklı reklam almaktadır. Şimdiki gibi +18 izleyici uyarısının olmadığı gündüz saati ailecek izlendiğinde yüz kızartacak pek çok filmin yayınlandığı pek medeni dönemlerden bahsediyorum tabi. İnternetin bile ne olduğunun kavranamadığı yıllarda birinin mahremine dalma dürtüsüne cevap niteliğinde 900lü hatlar çıkar piyasaya. Bu öyle bir illettir ki dünyayı sarmış gitmiştir.

Çocuk masalı anlatan mı yetişkin yatak ıslatan rüyalara geçiş yaptıran mı ne ararsanız çeşit çok. Ailecek telefon başına geçip bu illetten nasiplenme bile var. Düşünün ünlünün biri diyelim şimdinin Sibel Can'ı olsun. Tv de reklam dönüyor diyor ki hadi beni arayın sohbet edelim, bana soru sorun. Oğğğ çocuklar ailelerden izin alıp geçiyor telefon başına ve faturalar patlıyor.

Facebook'tan aldattı beni hakim bey nidaları o zamanlar hakim bey faturaya bakın hep ayıpçı kadınları aramış bu herif diye yaşanıyor. Aile parçalayıcı evladı falakaya yatırıcı kışkırtıcı para tuzağı dönemler.

Bir de bunun hormonel durumları var tabi. Ergenlikte erkeklerin kendini keşfi ve arzulanma hissi bir yanda bastırılmış duyguları bir telefonun ucunda da olsa yaşamak isteyen kalıplara sıkışmış içe kapanık adamlar bu dünyaya dalış yapıyor.

Alo ben falanca diye başlayan buğulu ses üzerinde neler var anlatmaya başlıyor... Töbeeee :)

İşte ilk deneyim ya da ilk özgür ifadeleri yaşayan bu beyinler her seksi buğulu ses duyduğunda anılar canlanıyor ve kan pek çok yere hücum ediyor! Öhö öhööö

Durum bu olunca adam Dük olmuş, kapısında tonla manken diziliymiş nafile. İlk seksi seste yine el ayak dolanıyor vesselam :)

Erkekler basit yaratıklardır diyenler haklı sanırım.

Tavsiyem 900lü hatlara dair gerçekçi bir o kadar da esprili diyologları ekşi sözlükten okuyun derim. TIKTIK

"Çarşambaya Kadar Eşim Ol" kitabını kaçırmayın derim. Gülmek garanti :)

Teşekkürler Novella Yayınları :)



29 Temmuz 2015 Çarşamba

OKK 46. Blog Turu: Çarşambaya Kadar Eşim Ol / Catherine Bybee


Herkese merhaba!

OKK’nın 46. blog turunun konuğu Novella Yayınları’ndan çıkan Catherine Bybee’nin yazmış olduğu Çarşambaya Kadar Eşim Ol romanı!

Kitabımızı Tanıyalım

Yedi Gün, Yedi Düğün

Blake Harrison
Zengin, kraliyet mensubu, çekici... Ve en önemlisi çarşamba gününe kadar evlenmesi gerekiyor. Blake evlilik konusunda ona yardımcı olması için bir işadamı olduğunu sandığı Sam Elliot'a başvuruyor. Ama güzel, enerjik ve baştan çıkarıcı bir sesi olan Samantha Elliot'la karşılaşıyor.

Samantha Elliot
Bir çöpçatanlık şirketi sahibi olan Samantha evlenecekler listesinde değil... Ta ki Blake ona bir yıllık evlilik sözleşmesi için on milyon dolar teklif edene dek. Ve bu teklifte uygunsuz bir niyet yok. Bu para, bakımevinde kalan kardeşinin masraflarını karşılayacak. Samantha'nın tek yapması gerekense yeni kocasına karşı hissettiği çekimi kendine saklamak ve onunla ilişkiden kaçınmak.

Ama Blake'in öpücükleri ve çekiciliği Samantha'nın karşı koyamayacağı kadar güçlü. Samantha ve Blake her şeyiyle düşünülmüş bir evlilik sözleşmesi imzalıyorlar. Bu sözleşmede aşk yok ama bilirsiniz, aşk zaten sınır tanımaz.

"Çarşambaya Kadar Eşim Ol eğlenceli ve ateşli bir aşk romanı. Bu kitap, sürekli ağız dalaşında olan muhteşem kahramanlarıyla çok komik, sıra dışı ve özel."
-Booklist-

"Catherine Bybee, bu romanıyla eğlenceli ve iyi zaman geçireceğiniz bir okuma deneyimi sunuyor."
-Tell Me a Story-

"Sam ve Blake'in arasındaki kimya her yere bulaşıyor, her yüreğe işliyor."
-Coffee Time Romance-

Tur Takvimimiz

29.07.2015 - Tanıtım 
Duyuru – Takvim – Çekiliş

Çekiliş için tık tık!!

30.07.2015 - Özel Yazılar
Pudra Tozu- 900'lü Hatların Sırrı
Kitap Tutkusu-Catherine Bybee İle Röportaj.
Fighting!!- Zamane Dük Ve Düşesleri.

31.07.2015 - Yorum

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Günübirlik Hayatlar


Editör arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım bir kitap  ile karşınızdayım. Günübirlik Hayatlar gerçek psikoterapi seanslarının terapist gözünden hayata dair değerlendirme kesitleri aslında. Irvin D. Yalom tanıdık bir isim. Nietzsche Ağladığında adlı kitabı en bilinen eseri. Birçok kişisel gelişim eseri de hayatımıza kazandırmış, yol gösteren kabul edilen bir usta.

Hayatın kaosunda kendi yolunu bulmak için düşüncelerini ışık yapıp ilerleyen nadir isimlerden. Günübirlik Hayatlar'a ilk başladığımda beklentim çok yüksekti. Sanki anlatılarda kendi iç düğümlerimi çözecektim. Oysa böyle bir dert yoktu hikayelerde. 

Yorumlarına değer verdiğim, sohbet etmekten keyif aldığım bir isim Sevinç Hanım dinlenerek okumamı önerdi. Her sabah taze bir fincan çay eşliğinde kendimi Yalom satırlarına bıraktım. 10 bölüm 10 ayrı hayata yolculuk aslında. 

Buruk Tedavi:

Bir gün bir adam çıkar ve kelime ezberinizi bozar. Aslında size gerçeği sunar ama siz görmeyi değil bakmayı seçersiniz. Kelime oyununda kendi çelişkinize düşersiniz. Sonra ne mi olur? Bir mail cümlesini yeniden okuyarak gerçekliğin soğuk zeminine yapışırsınız :)

"Kelimelere aşık olduğunuzu görüyorum Bay Andrews. Onlarla dans etmeyi seviyorsunuz. Oysa kelimeler yalnızca not düşmeye yarar. Melodiyi oluşturan, fikirlerdir. Yaşamımızın çatısını da fikirler oluşturur."
"Huyum kurusun. Sözcükleri yutup sindirmem, onlarla dans etmeyi severim. Bu bir suçsa, dilerim bu suçu işlemekten hiç vazgeçmem."

Bazen AŞK fiziki tutku değil kelimelerin dansıdır der susarım :)

Sevgiler...

Kiralık Aşk Ölüyorum Bu Diziye :)


Kiralık Aşk dizisini duymayan kaldı mı? Bilmiyorum mu dediniz, sorun yok yakında siz de kiralıkaşkkolik olacaksınız :)

Sesine tahammül edemediğim Aydilge bile sempatik geliyorsa bu iş olmuş demektir. Ayy çok sevdimmm YENGE olay :)

Ömer şahane, Defne tam cadı daha ne olsun aaa :)

İzleyin izletin derim :)

Sevgiler...

17 Temmuz 2015 Cuma

Mutlu, huzurlu bayramlar :)



Mutlu, huzurlu bir bayram dilerim :) 
Az tatlı yiyin, bol bol sohbet edin e mi:)

Ahhh bayramda mutfakta iş yapmaktan yorgun düşeceklere de nefis bir tavsiyem var efendim. Misafir ikram hazırlığıymış bulaşıkmış derken sakınnn keyif kaçırmak yok. Yorgunluğu alıp sizi mutlu edecek en iyi şey müzik. Müthiş bir konser linki sizlere TIKTIK

İş yaparken dinlerim, Despina Vandi delisi oldum iyice :)

Sizi mutlu edecek şeylere kavuşmanız dileğiyle...

Hayırlı günler...

22 Haziran 2015 Pazartesi

Yaza Uygun Parçalara Bayılıyorum :) #YazGünü


Yaza uygun parçalara her zaman bayılırım! :)

Yağmurlu, dengesiz sözde YAZ havasında ruha iyi geliyor. Hatta insan vakitsizlikte bir küçük kaçamak yaptırmayı bile istetiyor. Bir hafta sonu adalara gitmek ya da küçük bir semtte köşe bucak yeni yerler keşfetmek gibi.

Mübarek ay Ramazan geçsin sokaklar şenlensin, alalım elimize içeceklerimizi ayağımızda terlikler gezelim tozalım.

Ahhh düşüncesi bile harika :)

Yazı doyasıya yaşamanız dileğiyle, yaz parçaları ruha iyi gelir her gün dinleyin sevgili okurlar.

Mutlu, huzurlu günler dilerim...

21 Haziran 2015 Pazar

Neydim Demeyeceksin Ne Olacak Diyeceksin! :) Harry Potter Dünyası Unutulmazları



Ahh dünün çocukları bugünün yakışıklıları :) Harry Potter unutulmazlarından bir kare :)

Felsefe Taşı filmini izleyenler bilir, kötü lordun eline geçecek Felsefe Taşını korumak için yola çıkan 3 kafadar kendi arkadaşlarına bile bu uğurda karşı gelmişlerdi. Taşlaştırmış yola devam etmişlerdi.

En pısırık, acıların çocuğu yetim velet zamanla büyüdü serpildi ahanda dünün taşlaşma büyüsü ile yeri öpen velet bugünün taş gibi delikanlısı oldu mu? Allahımmmm töbeler töbesiiiii

Kimseyi küçümsemeyeceksin, bir vizyonun olacak :)

Neydim Demeyeceksin Ne Olacak Diyeceksin! :) Harry Potter Dünyası Unutulmazları her gün yeni bir haberle sosyal alemde önümüze düşmeye devam ediyor.

Harry Potter unutulmazım hadi bir bölüm daha izleyeyim de anıları yad edeyim :)

Sevgilerimle...

18 Haziran 2015 Perşembe

Senin Yerinde Olsaydım - Lisa Renee Jones


Geçmişin acılarından kaçıp yapayalnız yeni ve tek başına bir hayata adım attığınızı düşünün. Sanata dair pek çok şeye tutkuyla bağlıyken elektirik-su faturaları gerçeğiyle öğretmenliğe adım attığınızı varsayın. Karşı komşunuzun tek aileniz olduğu, erkeklerle ilişkilerde vasat olduğunuz bir dönem. Bir kahve sohbeti sonrası unutulan GÜNLÜK! Yasak nesneye cazibeyle yaklaşıp okumak ve bilinmeyen bir dünyanın kapılarını aralamak. Bu oyunun dönüşü yok, ilk yasak delindi, günlük okundu şimdi macera zamanı :)

Sara, komşusu Ella'nın günlüğünü okuduğu gün hayatın bilinmez zevklerine kapılarını aralamış olur. Ella, günlüğün asıl sahibinin kim olduğunu bilmediğini, günlüğü her okuyanın gerçeklik duygusuyla nasıl kıvrandığını anladığını belirtir.

Sara, tutkuyla gelen acının çıkmazında kaybolmuş bir kadın Rebecca'nın gizemini çözmeye dalar. Her zaman içinde olmak istediği şey sanatın ve sanatçıların dünyasına adım atar. Adım adım Rebecca'nın hayatını yaşamaya başlar. Karşısına iki erkek çıkar Mark ve Chris.

Bu hikayede depo güvenlik görevlilerinin bile bir alfa gizemi varken satırlar arası ateşin sizi yakmamasına dikkat edin :)


Kitapta en sevdiğim şeyin Sara'nın aptal bir kız olmaması. Neye adım attığını bilmese bile tedbirli bir şekilde olaylara yaklaştığını düşünüyorum. Hani hayatta bir kez de kendimiz için yaşamak isteriz ya Sara da bu gizemi aslında kendisi için çözmek istemekte.

Kitap bir oyunun açılış perdesi gibi,  başlı başına okuma zevki verirken her sayfada yeni bir gizem de insanı çileden çıkarmıyor değil!

Mark fanatiği olmuş biri olarak daha kaç Mark'lık çarpıcı, ukala erkek karakter tanıyacağız bilinmez. Bu seri daha ne kadar devam eder bilemiyorum, yazar maşallah yazdıkça yazıyor :) Tutkuyu ateşleyen yeni meraklı oyuncular, ortada da bilinmeyen nice soru varken uzun bir yolculuk bizi bekler sevgili okur :)

Arkayda Bitter bizi şaşırtmaya devam et lütfen! :)



17 Haziran 2015 Çarşamba

Günlük Tutmak FBI'dan Sır Saklamak Kadar Zor Dostum #ArkadyaBitter


Günlük Tutmak FBI'dan Sır Saklamak Kadar Zor Dostum! :)

Arkadya Yayınları masum çizgisine bir parça Bitter karıştırarak kanımızı kaynatmaya niyet etti. İlk ısırığı da "Senin Yerinde Olsaydım" kitabıyla almış olduk. Çikolatanın saf-vurucu-kışkırtıcı hali kanımıza karıştı :) Yasak dünyanın kapılarını bir günlükle araladık ve akılda tonla soru işreti birikti.

Sara, başkasına ait, okunmaması gereken bir günlüğün sayfalarını açtı. Günlük bilmediği bir dünyaya adım atmasına neden oldu. Bir defterin içine kendimizden bir şeyler eklediğimizde aslında bir nesne aracılığıyla başka dünyalara geçiş sağlamış olduğumuzu bir kez daha idrak ettirdi.

Şu sorular beyne hücum etti!
 Günlük neden tutulur? 
Bir günlük nasıl korunur? 
İki kişinin bildiği SIR olmaktan çıkıyorsa günlük bu denklemin neresindedir?


Günler aylara, aylar yıllara dönüşür ve geçmiş gelecek arasındaki zaman farkında olmadan akıp gider. Geçmişin anıları paylaşıldıkça ölümsüzlerşir. Kimi doğum kimi ayrılık kimi dram hayattan kesitler aktarılır. Dilden dile farklılaşarak aktarılırken zaman bir silgi gibi anıları her anlatılışta bir parçasını siler.

Anılar özelleştikçe anlatılan kısmı daralır. Kişi o anı unutmak istemez. Bazen ders olsun diye anıyı saklar bazen de o heyecanı tekrar tekrar her detayına kadar hatırlamak için saklı tutmak ister. Bir yerde ölümsüz satırlar bırakmayı seçebilir. Daha pek çok sebep sunulabilir.
  Günlük, o anı kişiye özel ölümsüzleştirmek için tutulur.



Günlük aslında kişisel sırların hem hatırlatıcısı hem de kasasıdır. İki durumda da özeli korumak esastır. Günlükleri nasıl koruruz? Günlük içine hatırlatıcı şifre kelimelerle anı şifreli yazı ile koruyacağımız gibi meraklı aile-arkadaşlardan da hazine saklar gibi koruya da biliriz.

Günlük minik bir eşya değil ki koy cebine gitsin. En iyi saklama metodu bana göre ayakkabı kutularıdır. Ayakkabı kutularının içinde kağıtlar vardır işte o kağıtların altına koy günlüğü üzerine de pis kokulu bir çift ayakkabı ohh misss hiç kimse açıp da bakayım diye akıl etmez. Değerli eşyaları ortalıkta değersiz gibi sergilemek dikkat çekmemenin ilk kuralıdır :)

Yine de siz siz olun, sır tehlikeli ve saklanması gerekli ise ne bir kişiye söyleyin ne de bir kağıda aktarın.

Senin Yerinde Olsaydım kitabında basit bir garaj satışında eski eşyalar arasında çıkabiliyor, elden ele dolanabiliyorsa tehlike büyük demektir.




16 Haziran 2015 Salı

Okuyan Kızlar Kulübü’nün 45. Blog Turu: Senin Yerinde Olsaydım - Lisa Renee Jones / Tanıtım - Çekiliş


Okuyan Kızlar Kulübü’nün 45. Blog Tur konuğu Arkadya Bitter’in  ilk kitabı olan Lisa Renee Jones’un yazmış olduğu Senin Yerinde Olsaydım romanı!

Kitap Tanıtım: Senin Yerinde Olsaydım

Bu sayfalar, bir kadının yasaklı dünyasına açılan gizemli bir kapı. Kapının ardında ise sıradan birinin asla hayal edemeyeceği bir dünya saklı; acının zevkle, korkunun aşkla karıştığı bir dünya. Tutkunun önüne ne gelirse yakıp küle çevirdiği o ilkel ateşin ve aşkın en saf hali gizli bu satırlarda. Ne duyarsan duy ya da ne görürsen gör devam edebilecek, bana hazzın ve acının en büyüklerini yaşatan gizemli adamın kim olduğunu çözebilecek kadar cesur musun? Benim yerimde olsaydın, cevabın ne olurdu?

Sıradan bir lise öğretmeni olan Sara McMillan'ın cevabı evetti. Ta ki bir rastlantı sonucu okuduğu o günlükteki kayıp kadını bulmaya çalışırken, git gide hiç tanımadığı o kadına benzediğini, onun hayatını yaşamaya başladığını fark edene kadar. Rebecca'yı içine çekip yutan, parlak ışıklarla dolu sanat dünyası, Sara'ya boyun eğecek miydi? Yoksa onun da sonu bu ateşli, gizemli ama bir o kadar da tehlikeli adamın kollarında mı gelecekti?

Kimdi bu adam? Peki, ya ben kimdim? Korku, nasıl böyle baştan çıkarıcı olabilirdi?
Öğrenmeye hazır mısın?

Tur Takvimimiz

16.06.2015
Duyuru – Takvim – Çekiliş
Çekiliş için tık tık!!
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Inside Out Serisi Hakkında

17.06.2015
Pudra Tozu - Günlük Tutmak FBI'dan Sır Saklamak Kadar Zor Dostum
Kitap Tutkusu – Aşina Olduğumuz Ceo’lar mı, Yeni Furya Ressamlar mı?
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Lisa Renee Jones Röportajı
Fighting!!

18.06.2015
Yorumlar
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!



Katkılarından dolayı Arkadya Bitter’e teşekkür ederiz :)


8 Haziran 2015 Pazartesi

Jetgiller Canlarım... Çocukluğum... Geleceğimiz :)


Onedio.com paylaşımlarına kayıtsız kalmak imkansız. Her seferinde ortak bir noktadan yakalayıp bizleri sarıp sarmalıyor doğrusu. Çocukluğumun kahramanları, geleceğin düşleri, feciii abartılı veee feciii gerçekçi Jetgiller karşımızda.

Jetgiller'in yaşam tarzı 2015 yaşam tarzından eksik kalır yanı yok. TIKTIK

Hayal etmek geleceğe ışık tutmak adeta. Hayallerimiz geleceğimiz :)

Hayal etmekten vazgeçmemeli...

Sevgiler dünün çocukları bugünün yaratıcıları...

17 Mayıs 2015 Pazar

Zeytin Yağı Sebzeler İçinmiş Anladım!


Hafta sonu kendimizi şımartma günleridir. Evde yemeklerle uğraşmak isteriz ya da bir an evvel dışarı çıkabilmek adına atıştırmalıklara yöneliriz. Buzlukta baharatlı tavuk kanadım vardı. Hem pratik bir atıştırmalık olsun hem de bir an evvel güzel havayı değerlendirip kendimi sahile atayım diye acele ettim. Kalorili şeyler yemeye niyetliyim bari bir yerden kurtaralım zeytin yağı kullanayım istedim. Zeytin yağını sebze yemekleri ve salatalar dışında pek kullanmam. Efsanevi söylemlere zamanında kulak kabartmışız doğruluğu nedir bilmeden hafızaya kazımışız. 

"Zeytin yağı çok faydalıdır ahhh şu çiçek yağları bizlerin ömrünü tüketir. En iyisi kızartılacak şeyleri de zeytin yağında yapmalı."

Hımmm büyükler diyorsa doğrudur cannımmm, zeytin yağı kızartılacak ürünlerde de kullanılır. Kanatlar tencereye dizilir, azıcık zeytin yağı gezdirilir. Allah o nasıl bir ses, o nasıl bir siyah yağ tabakası. İnanın orta ateşte 6 dakika sonunda tavuklar bu halde! Zeytin yağı ve sıcak nasıl bir karışımsa kanatlar kömür oldu gitti. Canımı sokakta mı buldum aaaa diye isyan edip yanmıştan beter tencereyi de lavaboya koyup çıktım evden.


Sahil tıklım tıklım olunca Hurma Cafe'ye kaçtım. Bugün battı balık yan gider dedim ve söyledim bir tabak kızartma. Bu sefer çiçek yağında! :)

Eeee neymiş büyüklerin söylediklerine değil yaptıklarına bakmalı ona göre köşeye bilgi atmalıymış.

Zeytin yağı da sebzeler içinmiş!

Mutlu bir akşam dilerim cümleten...

10 Mayıs 2015 Pazar

3 Mayıs 2015 Pazar

Çengelköy yeni misafirlerini bekliyor...


Çengelköy yeni misafirlerini bekliyor. Bahar da geldi, çiçekler de açtı ahhh erik de olgunlaşmaya başladı missss :)

Aramızda Kalsın dizisini bilen bilir, ailecek izlenen ender yapımlardan biriydi. Bir sır vardı ve bu sır herkese yayılmıştı :) Dönüm noktası bahçeli konak da yukarıda gördüğünüz yeşillikler arasındaki evdi.

Zaman geçti dizi bitti ve kiralık tabelası asıldı. Şimdi mahalleli merakta acaba konağın bu sezon ki misafirleri kim?

Ben de merakla bekliyorum efendim :) Ahh erik demişken erik can buldu, pazarlarda satılır oldu o halde ne duruyorsun güneş açılıp saçılsana yazı getirsene aaaaa :)

Yağmur ve soğuk sıkıntı verdi.

Mutlu günler dilerim...