25 Şubat 2014 Salı

Dostluk Sofrası Çengelköy

Bugünlerde hüzümlüyüm. Çok sevdiğim arkadaşım Kaan askere gitti :( Bu akşam sevgilisi melankolik bigay ile yemeğe çıktık. Eve döndük atıştırmalık hazırlayıp dertleşelim derken arkadaşım aradı. Asker yolu gözlemek ne zormuş. Kaan ile dertleşmeyi, gülmeyi, hayallerimizi konuşmayı özledim. Hadi ben böyleyim sevgilisini hiç anlatmayayım, yazık mahvoldu :(
Birlikte hazırladığımız yemekler geldi aklıma:( İstanbul sofralarımız. Her karede ayrı bir hikaye gizli.
Çok özledim arkadaşım seni. Dert ortağım, kahkaham canımm :)
Yaza kadar soframızın tuzu eksik, tadı yavan kalacak :(
Dost sofranız eksik olmasın, sevgiler...
Tarih84

22 Şubat 2014 Cumartesi

#direnAŞK Kitabının Doğduğu Yer TAKSİM / Gezi Parkı'nda Ali Bolat İle Uzun Bir Sohbet Gerçekleştirdik

 Ali Bolat  #direnAŞK dedi kendimizi TAKSİMin göbeğinde GEZİ PARKInda röportaj yaparken bulduk :) Röportaj diye başladık, konu konuyu açınca derin bir sohbete daldık :)
#direnAŞK ismini duyduğum an ‘’ammannnn yine mi  acıtasyon’’ dedim. Son yıllarda bitmez tükenmez 80li yıllar anlatımı nasıl bizi bıktırdı ise gezi parkı sürecinden faydalanan kişiler de görüşümüzü bulandırdı.  Kitabı ele alıncaya kadar birçok saçma fikre sahiptim. Çok büyük bir ön yargı ile yaklaşıp daha en başta okumadan harcadığım bir kitap oldu. Sonra Ali Bolat’ı tanıdım, Ali Bolat gözünden bir kadın ve gezi parkı nasıl anlatılır diye merak edip başladım. #direnAŞK kitabı da benim duygularımı paramparça etti. Çünkü böyle bir kitap beklemiyordum, iyi  bir silkiniş yaşayacağımı bilmiyordum. Aslı karakteri ile öyle bütünleştim ki Aslı’nın uyanışı bir noktada benim uyanışım oldu. Gelin kitap nedir bir bakalım, dert neymiş anlayalım. Sonrasında yazarımızla sohbete başlayalım.
#direnAŞK
‘’Gezi Parkı ‘’ birkaç ağaç meselesinden öte bir simge.  Hem siyasi hem toplumsal alanda birçok açıdan uyanışın sembolü. Başlı başına bir kadın hareketi. ‘’Yahuuu ne oluyoruzun’’ özeti!
Aslı geçmişinde yaşadığı sorunları çözümleyememiş, unutma yolunu seçmiş, hayattan gün geçtikçe silinmiş bir kadın. Unuttuğunu sandıkları aslında her adımında bir çelme. İki ilerlemişse üç düşmüş dik durmayı başardığında boynu önde kalmış bir birey. Hep bir parça eksik yaşamış, tam olmaya çalıştıkça kader ondan bir ısırık almış. Aslı hayatında pasif, kör göz bir 10 yıla sahip. Bu noktadan bakınca Türkiye de 10 yıllık derin sessizliğinden çıkıp neler oluyor demiş tıpkı Aslı gibi.
Ne oluyor, neler oluyor, niye oluyor… Ben kimim, ben ne yapıyorum, bana neler oluyor…
Kitap Tanıtımını okuyalım, kitap incelememizle yazar sohbetimizi harmanlayalım:
 Geçmişle barışmadan AŞK’ için savaşamazsın! 
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibel’in on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslı’nın yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslı’nın hayatını da etkiler. Cem’i korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuk’a kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslı’yla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslı’yı Mersin’e davet ettiğinde Aslı’nın dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslı'nın geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?
Aslı erken yaşta evlenmiş, iş yaşamını ertelemiş aşkı arayan bir kadın. Bitirmeye çalıştığı evliliğine son anda bir bebekle can vermeye hazırlanırken bir yıkım yaşar. Doğum anındaki kasılmaları onu yıllar öncesine sürükler, psikolojisi sallantıda olan kadın hepten yıkılır. Boşanır, iş yaşamına atılır ve hayatı geldiği gibi yaşar. Aslı çağdan haberdardır, facebook hesabı olan, her gün bir gazete okuyan, iyi bir semtte yaşayan, gelir düzeyi ortalama bir genç kadındır. Yine de dünyaya, yeniliklere bir noktada kendisini kapamıştır.
Cem'in hayatına dahil oluşu, sorumluluk duygusu onu bambaşka bir dünyaya sürükler. O başka gördüğümüz dünya aslında yaşadığımız her gün adımladığımız dünyanın da ta kendisidir.
***
Hepimiz bir gün kendimizi nasıl eylemin içinde bulduysak, ülkemizin en uzak köşesinde bile diyecek bir sözümüz olduysa Aslı da kendini ateşin yandığı yerde bulur. Etliye sütlüye karışmadan yürüdüğü bir an ölümle burun buruna gelince YAHU NE OLUYORRR der ve olaylar başlar.
***
Siyasetten uzak bir hikaye siyasi, ve toplumsal bir olayın göbeğinde doğup bambaşka diyarlarda yol alır.
***
BU NOKTADA YAZARA DA SÖZ HAKKI VERELİM:)
Öncelikle Ali Bolat'a teşekkür etmek isterim. Kitabı okumadan önce, okurken ve sonrasında sık sık telefonlaştık. Bir kere bile kırmadan aklıma takılan her soruya cevap verdi. Taksim'de buluştuk, röportaja başlayamadan sohbet üstüne sohbet açıp harika bir akşamdan bolca anı bıraktık geçmiş hanemize :)
***
Ali bey beni yıktınız, çok ters köşe bir hikaye. Kabul edelim ki olayın ana çıkışı Gezi Parkı olayları. Ama hikaye gezi parkından apayrı. Büyük bir risk farkındasınız değil mi? diyerek daldım konuya :)
Yazar #direnAŞK isminden kapak görseline kadar ön yargılarla karşılaşacağının farkında olarak ısrarla kitabının arkasında durmuş. Evet yanlış anlaşılacak, olayların, sürecin belgesel bir anlatımı zannedilecek. Siz okudunuz şimdi fikriniz ne dedi?
ımmmm evet zamanlama ve kişilerin karşılaşma sebebi gezi, ama olaylar ve sonrası tamamıyla aşk-hayat-insan şeklinde ilerliyor. 
Tanışma faslı gezi, gerisi hayatlarda bir gezinti!
Kitabın özüne saygısından tüm zorluklara göğüs germeye, yeri geldiğinde göz ardı edileceğini bile bile yazar isim ve kapak görseli için savaşıyor.
***
Aslı çok gerçek, bizlerden biri okurken rahatlıkla karakterle iletişim kurabiliyoruz. Bunu başarmak zor diyorum.
Yazar Aslı karakterinin ana vuruşlarını gerçekçi kılmak için çok çabalamış. Ok meydanından Kabataş'a yürümüş, Mersin'de artık aslının yolu diye bilinen Mersin otogarından Mezitli'ye kadar yazın en sıcak anında gitmiş yürümüş. Ülkemizin sus pus, görmezden gelinen konularından, cinsel seçimlerin hastalık adledilişine kadar pek çok konuya cesurca değinmiş. Değinmiş diyorum! ÇÜNKÜ: Ne bu konuları istismar etmiş ne de diğer gündem meselelerinden fardalanıp kolaya kaçmamış. Bizlere hissettirip düşünme payı bırakmış.
***
Yazar ve karakteri Aslı'nın yolları  farklı ama çok doğru!
***
Yazarın yayınlanmış birçok romanı var. Basımı bulunmayan ama dilden dile dolanan eseri Düşlemek'i delicesine merak ediyorum. Soruyorum neden bunca zaman yazmadınız, yazmaya geri döndüğünüzde niçin bu uç görülen noktadan çıkış yakaladınız?
Yazarın, Aslı karekterinin ve Türkiye'nin 10 yıllık uyanışı denk geldi diyor. 10 yıllık yazar suskunluğuna ara vermeye karar verdim, karakter sanki benimle yaşıyordu Aslı hayata karışmaya, kendi içinde kendi devrimini yaratmaya karar verdi, suskun ülkem uyanmaya karar verdi. Her birimiz yeniden yaşama karışmaya karar verdik diyebiliriz diyor.
***
Soruyorum Gezi Parkı ve #direnAŞK görmemiz gereken ne?
Gezi Parkı olaylarını Titanik olarak düşün Aslı da orada aşkı bulan bir kadın. Titanik battı ama Aslı hayatta kalmayı başardı. Titanik'in batmasından da Aslı'nın hayatla yüzleşmesinden de ders çıkaracak kişiler farklı ya da aynı! Burada bir kadın ve bu kadının yaşamının ayrıntıları var.
Ağaç meselesi dedik sembol oldu, Aslı'nın şeftali ağaçları kesildiğinde başlayan suskunluğu Gezi Parkı ağaçları kesilirken sona erdi. Kabuslar başladı geçmişle hesaplaşıldı. 
Ali Bolat'ın da yazma aşkı 10 yılın sonunda kağıt ve kalemle yeniden can buldu. Susan diller mürekkeple konuştu.
***
Kitabı dikkatle okuyunca her olayın bir sistematiği var, hayat gibi. Bazen hiç ummadığımız anda bir isim, bir bilgi hayat kurtarır. Ya da bir an gelir hayat karartır.
Kitapta üç isim çok dikkatimi çekti.
Can - Aslı - Ufuk. Özellikle mi seçildi?
Evet kitapta her kelime bir zincirin halkası. Hayattaki her an gibi diyor yazar. Can korkulardan sıyrılıp ben olma savaşında bir isim. Aslı zaten olayların aslı, gerçeği. Ufuk ise geçmişle yüzleşme, kötülüklerinden arınma ve geleceğe bir ışık. Ufuk çizgisi gibi Ufuk ile Aslı da birbirlerinin hayatta ilerlemesinde dayanak.
İkisi de yaralı, ikisi de hayata bir şekilde eksik adım atan kişiler.
***
Daha ne sohbet konuları geçti ama üzgünüm burada yazımı noktalıyorum. 
Teşekkür ederim ALİ BOLAT.
***
Kitaptan birkaç alıntı:
Karnındaki bir yaşamı ölüme doğurmak! Daha güçlü bir rüzgar olabilir mi hayatta?

Bütün bu yağmurlardan korunmayı başaramıyorsak ne anlamı var ki kaçmanın?

Ne yazık ki aşk, biz beklediğimiz anda değil,tam arkamızı döndüp vazgeçmişken kapımızı çalan bir misafir gibiydi...

Tarih84


Çekiliş Sonucu: Vefa Enver Kitapları

Vefa Enver'in 3 kitabını birden kazanan isim BERDEM adlı takipçimiz oldu. İletişim bilgilerini bekliyorum.Yeni çekilişler için takipte kalın, sevgiler.
Tarih84

21 Şubat 2014 Cuma

Çekiliş Sonucu: Geceye Fısıldanan Dilekler

 Novella Yayınları'nın desteği ile gerçekleştirdiğim çekiliş sonuçlandı. 
Geceye Fısıldanan Dilekler kitabını kazan izleyicimiz Hatice Albayrak oldu. Tebrikler, iletişim bilgilerinizi bekliyorum. Bir sonraki çekiliş için takipte kalın :)
Tarih84

19 Şubat 2014 Çarşamba

İlk Defa: Panik Atak Kıvamında Dolu Dizgin Bir Macera

 Pena Yayınları'ndan çıkan İLK DEFA çok severek okuduğum bir kitap oldu. Kitabı araştırdığımda bir seri olduğunu,  serinin de ilk kitabı olduğunu fark ettim. Hem seri mantığında hem de seri mantığından uzak bir kitap. Şöyle ki: her kitap bağımsız olarak okunabiliyor. AMA hangi kitabı alırsanız alın diğer karakterlerin de özeline girmek, onların dünyasında olmak istiyorsunuz. Bliss karakterin en yakın kız arkadaşından tutun da arkadaşın arkadaşı kankalarının dünyalarına kadar bir merak duygusu uyandırıyor. Yazar kimi ve hangi olayı anlatmak istemişse net davranıyor. Olay içinde olay kurup da sizi seri mantığında sürüncemede bırakmıyor. 
Gereksiz ayrıntıların ayıklandığı akıcı bir okuma zevki vadediyor.
 İlkler Asla Unutulmaz ...

Üniversitenin tek bakiresi olarak mezun olmak istemeyen Bliss hızlıca birini bulup bu işi çözmeye karar verir. Mümkün olduğunca çabuk... Tek gecelik bir ilişki... Bliss o kişiyi bulur ancak gerçekten gülünç bir bahaneyle onu yatakta bırakarak kaçar. Ertesi gün sınıfa giren yeni tiyatro öğretmeni ona çok tanıdık geliyordur. Bliss tam sekiz saat önce onu yatakta bırakmıştır... Yalnız... Çıplak...
İlk Defa - YORUM:
Kitabı okumadan önce ahhaaa Bliss tam klişe, baş ağrısı demiştim, yanıldım. Bliss ev arkadaşı,  afroditin fani şubesi  Kelsey'in baskısıyla hayatı es geçmekle suçlanıyor. Üniversiteyi bitirecek yaşta, güzel, seksi ama bakire ee sorun ne? Bir yanda belirsiz bir gelecek bir yanda zengin koca öğütleyicisi annesi kızın durumunu daha da zorlaştırıyor:( Okul, arkadaşları ve kalbi boş bir yaşam nereye kadar gider ki? Kelsey'le çıkılan gecede Bliss içtikçe içiyor, alkolün etkisi ile adam seçip eliyor. Bir türlü karar veremiyor. İçten içe bu iş böyle olmamalı diyor ve peri masalı misali hayallere dalıyor. Çarpışma, atışma, öpüşme derken nihai sona erecekkennnnnnn Bliss'in aklı başına geliyor. Son derece saçma bir sebeple aksanlı, soluk tenli seksi adamı yatakta çıplak bırakıp kaçıyor.
Ertesi gün yataktaki çıplak yakışıklının hocası olduğunu öğreniyor ve olaylar olayları takip ediyor :) Bliss'in okul yaşamı, arkadaşları ile uyumuna bayıldım. Yaşının gençleri denir ya işte tam da öylelerdi. Parti kavramlarından, hastalığa yakalanmalarına kadar! :)
Cade - Bliss arkadaşlığına gıpta  ile baktım, bu arkadaşlığın çatırdama sebeplerine de anlayışla yaklaştım. Cade'in hikayesini delicesine bekliyorum. Garrick zaman zaman fazla anlayışlı ve pasif kaldı neyse ki sonunda toparladı.
Bliss'in HAMLET ile zorlu mücadelesi şahaneydi. Hamlet karakterli karakter :) Bliss'e 1 şans tanıdı ve sonra sınırını çizdi. Sırf bu karakter (!) için bile okunurdu :)
Kelsey ahhh kızım Allah'ın sopasının çarpacağı anı dört gözle bekliyorum. Sen o kadar kalp kır, erkekleri mendil gibi harca senin de aşık olacağın zaman gelecek ! :)
Kitabı okurken çokça güldüğüm anlar oldu, starbucks kafede olmak, o parçayı dinlemek HAMLET ile zaman geçirmek istedim :) Serinin diğer kitaplarını delicesine merak ediyorum. 
Güzel bir okuma süreci yaşadım. Haydi PENA devamını bekliyoruz!
Şiddetle tavsiye!
Tarih84

17 Şubat 2014 Pazartesi

İngiliz Tuzu İN Himalaya Tuzu OUT ! =)))

Bu gördüğünüz garipsediğim obje ile baharatçıda karşılaştım.
Himalaya tuzu modası aldı başını gitti. 
Milletimizi kesmedi evlerde süs objesi olarak da yerini aldı pesss!!!
Denilene göre tuzun enerjisi internet ve cep telefonu etkisini vücudumuzdan kırıyormuş. Özetle zararlı maddeleri enerji ile arındırma gibi bir şey.
Himalaya yerleşmiş, çeşitli alanlarda yeniliklere imza atmış derkennnn bir de İngiliz tuzu çıkmış. O da yararlıymış valla sormadım nedir diye, belki onu da ileride oda kokusu maddesi olarak görürüz ne diyim. Her şey beklerim bu aktar modasından :)
Tarih84

14 Şubat 2014 Cuma

Cook 14 Şubat Etkinliği - Enfes Bir Gün


Cook ürünleri ile 14 şubata özel bir etkinlikteydik. EKS şefleri eşliğinde birbirinden özel tarifler denedik :)


Muhteşem yemekler ve güne dair kareler sizlerle :)


Sevgili blogdaşım, yakın arkadaşım Seyhan ile geçtik mutfağın başına :)


Böyle güzel bir gün sonrası bir sürpriz daha yaşadık, Cook birbirinden kaliteli ürünlerini bizler için hazırlamıştı. Yeniden teşekkür ederiz.

Tarih84

Vefa Enver'le 14 Şubat Üzerine Söyleşimiz

Değer verdiğim satırlarının anlamını kavradığım, okuyucunun yüreğine pembe mutluluklar katan yazar Vefa Enver ile 14 şubat üzerine konuşmak için buluştuk. Saatlerce sohbet ettik, güldük eğlendik. Onunla geçen her saat hayatın grilerine pembe katıyor adeta.
 Eee boşuna PEMBE KRALİÇE dememişler hani :)
Kadın erkek ilişkileri, 14 şubatın anlamı, günümüzde aşka bakış, sevilen yazarlar, örnek aldıklarımız ve daha nicesi hakkında uzun uzun konuştuk.
En temel 3 soru üzerinden Vefa Enver'i biraz parça daha tanıyıp bilinmeyenleri keşfe çıkalım.

14 Şubat Ne Anlam İfade Ediyor?

Aşk romanı yazarı olarak 14 Şubat benim için bir anlama sahip. Pek çok özel günün altında yatan aslında mesaj kaygısı ya da sesini duyurma ve kendini ifade etme arzusudur.  Ben 14 Şubat'ın kutlanması gerektiğine inanıyorum. Sevgililer Günü'ne değil de temelinde çok güzel duyguları- sevgiyi ve aşkı- barındıran bir günün son yıllarda haddinden fazla ticarileştirilmesine karşıyım. Sevginin ifade edilişine maddi kaygılar yansıtılmamalı,sevginin büyüklüğünü de verilen hediyenin fiyatı belirlememeli. Aynı şekilde sevgiyi ifade etmek için yılın tek bir gününe bağlı kalınmamalı. Sevginin beslendiği tek kaynak yine sevginin kendisi. Paylaşıldıkça, dile getirildikçe, dışarı yansıtıldıkça gittikçe daha hızlı dönmeye başlayan ve etrafına güçlü enerji yayan bir çark gibi. Bana göre sevgililer bu günü kutlarken yaratıcılıklarını ve kendi emeklerini ortaya koyacak sürprizler yapsalar mağazadan alınacak hediyelerden daha anlamlı olur sanki. İlişkilerinin başından itibaren birlikte çekildikleri fotoğraflardan bir hikaye albümü oluştursalar mesela. Fotoğrafların altına esprili, eğlenceli, o fotoğrafın anısına değinen kısa yazılar ekleyerek kendi aşk hikayelerini yazsalar çok daha anlamlı ve onlara özel bir hediye olmaz mıydı? Ya da ne bileyim mesela birlikte yaşayanlar onu neden sevdiğini tek tek kağıtlara yazıp her bir kağıdı başka bir eşyasının, giysisinin arasına sıkıştırsa  ve sevgilisi gün içerisinde her elini attığı yerden aşk dolu bir mesaj bulsa bir hediye paketi açmaktan daha farklı, beklenmeyen bir sürpriz olurdu sanırım. Hem sırf sevdiklerine ait özellikleri, onları özel kılan şeyleri yazarken insanlar unuttuklarını da hatırlayabilir. Bana göre Sevgililer Günü'nde aşkı ve sevgiyi kutlarken biraz daha fazla çaba ve emek koymalıyız ortaya. Dışarıda yemek yerine evde hazırlanacak romantik bir sofrada yemek yemek gibi.

Sana göre 21. Yüzyılda Türk insanının aşka bakışı nasıl? Geçmişten bugüne değişim var mı? Varsa bu olumlu yönde mi olumsuz yönde mi?

Kesinlikle değişim olduğuna inanıyorum. Zaten hiçbir şeyin aynı kalamayacağına inananlardanım Tıpkı Heraclitus'un dediği gibi "aynı nehirde iki kez yıkanmak mümkün değildir" çünkü hiçbir şey sabit kalmaz ve sürekli değişim halindedir. Değişim tıpkı deli bir nehir gibi istesek de, istemesek de, hazır olsak da, olmasak da yatağından taşarcasına çılgınca, çağlayarak akıyor ve akarken de önüne kattığını alıp götürüyor. 
Platonik aşıkların aşklarını yüceltip yere göğe sığdıramadıkları dönemleri bazen özlemle anıyor olsak da gerçekçi olmamız gerekiyor. O devirler bitti ve artık geri gelmeyecek. İnsanlar pek çok konuda olduğu gibi cinsellik konusunda da zincirlerini kırıp, özgürleşmek istiyorlar. Cinselliği aşkın ayrılmaz ve yeri doldurulamaz bir parçası olarak kabulleniyorlar.

Ama ben sınırsızlığın mutluluk getirdiğine inananlardan değilim. Her kişinin özgürlüğünün sınırı başka insanların özgürlüğünün başladığı yere kadardır. Yeni yüzyılda yeni sınırlar belirlerken toplumdan kendimizi tamamen soyutlayamayız. Çocuklarımıza ve arkamızdan gelen nesillere örnek olmak misyonumuz her zaman olacak. 
Cinsellik aşkın ifade edilişinde çekinmeden ifade ettiğimiz sevgi sözleri kadar gerekli. 
Cinselliğin tabu olmasına da mahalle baskısı ile bu halinin korunma çabasına da kesinlikle karşıyım ama ne yalan söyleyeyim aşkı tamamıyla saf dışı bırakarak sadece cinselliğe bağımlı bir nesil yetişmesi ihtimali beni tedirgin etmiyor da değil.  Grinin Elli Tonu'na gösterilen ilginin daha fazlasının aşk temalı kitaplara gösterilmesini arzuluyor gönlüm. Aşkın ve sevginin altını çizdiği için gençlere verdiği mesaj açısından  Twilight tarzı romanlara daha fazla sempati duyuyorum. 
Türk okuru yıllarca Türk yazarlardan cinselliğin soyutlandığı aşk romanları okumaya alışmış. Ayrılık ve kavuşamama hikayelerinden ya da hasret çeken, acı ile yoğurulup olgunlaşan insanların trajedilerinden sıkılmışlar. Adeta okumaktan uzaklaşmış, uzaklaştırılmışlar. 
Sonra içinde aşk, tutku, heyecan ve cinsellik olan yabancı romanlar sayesinde kitaplara olan küskünlükleri son bulmuş. Türkiye'nin okuma oranı hala gelişmiş ülke oranları ile eş değer, hatta onlarınkine yakın bile değil. Ama okuma aşkı ile büyüyen pırıl pırıl bir nesil var. Bu nesil Türk yazarlara bir şans daha tanımaya hazır fakat artık onları platonik aşklarla ve kavuşamama hikayeleri ile mutlu edemeyeceğini bilmesi gerekiyor yazarlarımızın. Onlar dijital dünya gençleri. İzledikleri video kliplerden, oynadıkları bilgisayar oyunlarına kadar çağın tam içindeler. Hatta biz yetişkinlerden daha fazla bilincindeler bu hızlı değişimin. Müthiş bir nesil ve ben büyük hayranlık duyuyorum hepsine. Onlardan kendimi soyutlamak yerine onlara, kalplerine, zihinlerine dokunabilmeyi arzu ediyorum. Onlara umut, inanç, güven, aşılamayı hedefliyorum. Romanlarımda aşkın yüceliğini vurgulayarak soğuk mantık ile hareket etmeyen, aşka inanan, kalbinde sıcak duygular besleyen bir neslin oluşumunda benim de payım olsun istiyorum. Hata yapmanın insan olmanın,  zaman zaman acı çekmenin ise olgunlaşmanın bir parçası olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Yürekten inanıp çabalayan her insan kendi mutlu sonunu yazacak güce sahiptir.


Marian Keyes ve Sophie Kinsella hakkında ne düşünüyorsun? Onlarla karşılaştırılıyorsun ama ben seni Sophie Kinsella  ile Susan Elizabeth Phillips arası görüyorum. Sen kendini nereye koyuyorusun?

Açıkçası ben kendimi belli bir kategoriye koymaktan hoşlanmıyorum. Türkiye'nin ilk ve hala tek romantik komedi yazarı olduğumu söylüyorum çünkü bu türü Türk okuruna sevdirmeyi kendime misyon edindim. Çünkü herkesten fazla Türk insanının umuda, gülümsemeye, olumlu bir hayat görüşüne sahip olmaya ve pembe düşünce tarzına ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Yine de bu ileride romantik gerilim ya da ne bileyim mesela fantastik yazmayacağım anlamına gelmiyor. İçinde aşk olduğu müddetçe her şeyi yazabilirim. 
Sophie Kinsella'ya gelince...Ona hiç yakın değilim. O bambaşka bir çizgide. Sophie Kinsella karakterlerinin iç dünyalarına girmemize fazla izin vermiyor. Onlarla sevinip, onlarla üzülüp, onlarla korkup,onlarla çaresizlik hissedip, onlarla ağlamıyoruz. Bizi güldürüyorlar, kafamızı dağıtıyorlar ama hiçbir duyguyu derinlemesine hissetmemize izin vermiyorlar. 

Marian Keyes her ne kadar komedi yazıyor olsa da kurgusunda hissedilen ağır,puslu İrlanda havasını düşündükçe bana yer yer biraz kasvetli geldiğini itiraf etmeliyim. Onu okumayı seviyor muyum? Elbette seviyorum ama tarzım onunkine benziyor mu diye sorarsan cevabım hayır. Bunun en önemli nedeni de Marian Keyes'in yaşadığı coğrafyanın ruhunu çok iyi yansıttığını düşünmem.  Ben o coğrafyaya ve İrlanda'nın gri havasına ait değilim. Ben Akdenizliyim ;)


Üçü içerisinde belki de kendime en yakın hissettiğim Susan Elizabeth Phillips olurdu. Yine de benim romanlarımı okuyanlar bilir, bir iki roman dışındaki romanların hepsinde kurgunun düğüm noktasında okur ciddi anlamda duygu yoğunluğu yaşar ve hatta ağlamaları bile mümkündür. Susan Elizabeth Phillips'te ağlamazsınız. Onun romanları tam anlamıyla romantik komedi film izlemek gibidir. Evet onunkiler gibi benim romanlarım da okura mutlu son vaat eder ama benim romanlarımda karakterler ayrılık yaşadığında içinden geçtikleri sancılı süreci ve hissettikleri acıyı, umutsuzluğu, kaybolmuşluk duygusunu okura güçlü biçimde aktarmak benim için çok önemlidir. Bu benim farkım, benim imzam gibidir. Acı ve sıkıntı olmaksızın insanlar olgunlaşamaz. Her zaman keyfimiz yerindeyken ve hayatımız yolunda giderken neden değişime gereksinim duyalım ki? Hayat görüşümüzün değişmesi, düşüncelerimizin olgunlaşması, hayat konusunda daha bilinçli, daha duyarlı bir hale gelebilmemiz  için bir şeyler yaşamamız bir takım tecrübeler edinmemiz şarttır. Bu açıdan roman karakterlerimin de değişmesi ve olgunlaşması için bu süreçten geçmeleri gereklidir.
***
Aşkla evlenmiş, kariyerinde emin adımlarla ilerlemiş, çocuk yapmış yetmemiş yeni bir kariyer daha edinmiş, etrafı gözlemlemiş, anlamaya çalışmış, anlatmaya çabalamış, okumaya devam etmiş yine de hayatı ve hayatın anlamını irdelemeyi bırakmamış bir kadın var karşımızda. 
***
16 şubat saat 16.00 - 17.00 arasında Vefa Enver söyleşisini kaçırmayın. 
İmzalanacak kitaplarınız mı bekliyor kapın ve koşun :)
Yer: Sapphire Çarşı B2 kat
***
Teşekkürler Vefa Enver, ayırdığın o kıymetli vakitler için :)
AŞKla kalın, sevgiler...
Tarih84

Pembe Kraliçe Vefa Enver'in Üç Kitabını Hediye Ediyorum - Çekiliş

Neeee dediğinizi duyar gibiyim :)
 Evet yanlış duymadınız Vefa Enver'in 3 kitabını birden hediye ediyorum. 
14 şubata özel bir hediye vermek istedik. Yazarla gün boyu çalışmalarımız devam edecek. Akşam saatlerinde yayınlanacak sohbetimize davetlisiniz efendim :)
Çekiliş Şartları:
- Bloğumun takipçisi olmanız.
- Vefa Enver facebook sayfasını beğenmeniz TIKTIK
- Bu yazıyı herkese açık olacak şekilde facebook ve twitter adreslerinizde paylaşıp yorum bırakmanız yeterlidir.
Bol şans, AŞKla kalın sevgiler...
Tarih84

Vefa Enver Dünyası, Kitapları ve Okuma Sırası

Çocuk da yapamadım kariyerde dedi kariyerinin üstüne yeni bir kariyer ekledi :) Okullu, hayatı dolu dolu yaşayan bir kadın var karşımızda. Hem evlenmiş, hem çalışmış hem de çocuk yapmış yetmemiş fit-sağlıklı bir yaşam sürdürmüş :)
Satırlarını AŞKla yazan, hikayesini gönüllere işleyen PEMBE KRALİÇE Vefa Enver'den bahsetmek istiyorum sizlere. Çok sevdiğim, tutkuyla bağlı olduğum konularda nedense yazmayı hep erteliyorum. 2,5 yıl geçmiş Vefa Enver ile tanışalı. Tanışmak dediysem kitapları ile buluşalı. 1,5 yıldır da sevdiğim yazar, değer verdiğim Vefa Enver ile iletişim halindeyim. Kaç kez görüştük yine yazmamışım, o kadar güzel saatleri anlatmamışım:( 
Gün 14 şubat ise konumuz aşk satırlarının mimarı Vefa Enver ve eşsiz dünyası olmalı!
Bir gün NOT: Seni Sevmiyorum diye bir kitap gördüm. Ahh tam benlik, pembe dizi tadında dedim. Kitap fiyatı da makul olunca direk aldım. Daha sonra o gün gördüğüm diğer Vefa Enver kitaplarını almadığıma kahroldum. Nette araştırmaya başladım 5 kitap daha topladım. Günde 2 kitap bitiyor ama bende Vefa Enver okuma isteği bitmiyordu. Araştırmalar beni pembe dünyaların kapısına itti, bir girdim ki o giriş hala çıkamıyorum :)
Vefa Enver facebook sayfası TIKTIK
Vefa Enver Dünyası
Vefa Enver Forum, forumdan öte bir okul. Foruma kayıt olurken aklımda sohbet ve kitaplardan alıntılar varken koskoca bir dünya ile tanıştım. Bir bakıyorum yazar adaylarının kendilerini ifade ettiği alanlar var. Bir bakıyorum yazar olmak isteyen adaylara tavsiyeler, bilgiler var. Müthiş bir ortam, dayanışma hakim.Vefa Enver hakkında haberler, hayatın her alanında bilgi veeee her yıl 1 adet Vefa Enver'in şahsen yazdığı forum üyelerine özel kitabından bölümler Tanrımmmm okudukça okuyor kopamıyordum. Köşe kapmaca da neymiş diye tıkladım. Vefa hanımın ilk bölümünü yazdığı yazar adaylarının paslaşarak hikayeyi genişlettiği harika bir okuma köşesi. Şimdilerde yeni adı ise: Yaz Kızım :)
Bu forumdan birçok yazar çıktı birçoğu da içindeki yazma aşkını keşfetti. Yazar bununla da kadınlara cesur olmayı, aşkı kadınların da yazabileceğini öğretti. Erkeklerin tekelindeki edebiyatı içindeki gücü keşfeden kadınlara devretti.
Vefa Enver Forum şu an facebook üzerinden yayına devam etmekte TIKTIK
Vefa Enver Kitapları
Vefa Enver kitapları üst düzey hayatları, pembe rüyaları anlatır. Her kadının olmak istediği o ihtişamı. Hayatı yaşayan, gündemi takip eden, yeniliklere açık, gezen, modayı takip eden, eğlenen, iş yaşamında yer alan güçlü kadınların aşk karşısındaki hallerini anlatır.
Zengin, karizmatik, güçlü, otoriter, zıpır adamların aşk darbesini de okumak eğlencelidir.
Kimilerine göre bu kitaplar gerçekten uzak kimilerine göre görülmeyen hayatlara bir ışık niteliğindedir. Bayan karakterler sık sık rahat halleri ve fevri kararları ile eleştirilir. Düşünün güzelsiniz, peşinizde koşan çok, maddi olarak özgürsünüz, hayatı dolu dolu yaşıyorsunuz eee tabi azıcık çatlak-şımarık olacaksınız yaniiii :)
Vefa Enver Kitapları Okuma Sırası
En sık sorulan soruyu bu yazıda cevaplamış da olayım. Aslında Vefa hanımın iki serisi var. Tabi çok sevdiğimiz birkaç kitabına da ilerleyen zamanlarda devam kitapları gelebilir. Bahse Var Mısın ve Leyla Gibi devam kitaplarını çok merak ediyoruz. 
Çocuk da Yapamadım Serisi:
Çocuk Da Yapamadım Kariyer De
Bunu Sen İstedin(bayılırım)
Neyse Ki Çocuk Yaptım
Risk Serisi 
Adını ben uydurdum :)
Beni Buna Zorlama
Bahse Var Mısın? (can yakar)
Bağımsız Kitapları:
Bana Prenses Deme (Nil'i çok kıskanırım)
Lela Gibi (uzun süre aklımda kaldı)
Not: Seni Sevmiyorum
Aşk Kumarı
Aşka Dönüş
***
Vefa Enver pozitif enerjiye inanan, hayata pembe pencereler açan bir isim. Reçete gibi tavsiye: kafan mı attı, kalbin mi kırık, hayat çok mu yordu al bir VE kitap aç sayfayı oku ve rahatla :)
***
Gün içerisinde 14 şubata özel Vefa Enver röportajımız ile yeniden sizlerle olacağım.
AŞKla kalın, sevgiler
Tarih84

14 Şubat 2014 - Yaaa Bir Sevgililer Günü Daha mı Gelmiş A aaa :)

Ahh şu 14 şubatların gözü kör olsun :))) 
Vallahi ben bu günü pek seviyorum. Hiiiiç bana ticari demeyin. Bir güle bilmem kaç lira verdim olmaz kiii diyebilirsiniz ama bu günde de illa gül mü alınır demeyin. Sevene her gün 14 şubat kabul ama sevdiğini gösteremeyene bu gün tercüman olacaktır. 
14şubatısevenlerdenmisiniz 
yoksaaaaaa 
14şubatısevdiremediklerimizdenmisiniz  
karar sizin :)
AŞK Aşk aşk 
Tarih84

13 Şubat 2014 Perşembe

ÇEKİLİŞ: Geceye Fısıldanan Dilekler Kitabını Hediye Ediyorum


Geceye Fısıldanan Dilekler,  üç kadın, 365 gün içinde tek bir gün.
Çekiliş Şartları:
- Bloğumun takipçisi olmanız
-Okuyan Kızlar Kulübü facebook sayfasını beğenmeniz
-Novella Yayınları facebook sayfasını beğenmeniz.
Bu yazıyı facebook ya da twitter dan herkese açık şekilde paylaşıp blog yazıma yorum bırakmanız.
Bol şans dilerim. Yakında yeni bir çekiliş haberi ile sizlerle olacağım, sevgiler.
(13 şubat - 20 şubat  tarihlerinde çekiliş. 21 şubat sonuç açıklaması!)
Tarih84

10 Şubat 2014 Pazartesi

ÇEKİLİŞ SONUCU: Mutluluk Böyle Bir Şey

Mutluluk Böyle Bir Şey kitabı çekiliş sonucunda NEVİN YAVAŞ adlı blog takipçim kazandı. Nevin hanım size mail attım, buradan da bildiriyorum. 13 şubata kadar sizden adres bilgisi bekliyorum. Facebook ya da mail aracılığı ile gönderebilirsiniz. 13 şubat akşamı bilgi ulaşmadığı takdirde çekiliş yenilenecektir. 
Novella Yayınları'na desteklerinden ötürü çok teşekkür ederim. Yakında yeni bir çekiliş başlayacak, takipte kalınnn derimmm :)
Tarih84

7 Şubat 2014 Cuma

OKK: SINIRLARI ZORLAMAK - Ön Okuma + Çekiliş

Aspendos Yayınları bizlere her geçen gün bir önceki kitaplarından daha iddalı kitaplarla merhaba diyor :)
Matbaa sürecinde olan SINIRLARI ZORLAMAK kitabını Okuyan Kızlar Kulübü aracılığıyla sizlere hediye ediyor. OKK hız kesmeden güzelliklere köprü olmaya devam ediyor.
Kitabımızın ön okumasına bir göz atalım ve çekilişe sizleri davet edelim değil mi? :)
Çekilişe katılıp SINIRLARI ZORLAMAK kitabını kazanan 2 şanslı kişiden biri olmak için TIKTIK
(7 - 14 şubat arasında çekiliş, 14 şubat akşamı sonuç açıklaması)
ÖN OKUMA


Aspendos Yayınları'na desteğinden ötürü teşekkür ederiz :)
Okuyan Kızlar Kulübü'nü takipte kalın dostlar.
Facebook TIKTIK
Twitter TIKTIK

6 Şubat 2014 Perşembe

Bu Günlerde Ben Biraz

Yıllardır takip edenler bilir, son günlerde bloğumu dikkatle takip edenler de şimdi öğrenecektir. Aylar olmuş kendime dair yazmayalı, neden bilmiyorum. Anlatmak pek istemiyorum. Geçmiş korkulara dair birkaç msj aldım. Ve bu konuda yazmaya karar verdim. Ne zaman bloğum birkaç gün boş kalsa, yeni yazı görülmese bir panik başlar. Acaba bu kıza ne oldu? Hasta mı? Morali mi bozuk? Ani bir olay oldu koşturmacası mı var... Çok soru başlığı açılır :) 
İlk 3 mesaja cevaben hasta değilim çok şükür :)
Moralim mi ımm iyiyim ya, biraz hasretlik çektiğim doğru.
Evet şehir değiştirdim henüz ayrıntı aktarmayacağım.
(bu en merak edilen konu!! farkındayım)
Benim beklentilerim ve beni bekleyenler arasında çokça çelişki var, var da varrr :)
Evet bir şeyler oluyor yeri gelince , zamanıdır dediğimde sizlerle paylaşacağım.
Sevgili takipçilerim, blog dünyamın penceresinden içeriye tebessüm yollayanlarım. Özetle BEN İYİYİM sizleri çok çok önemsiyorum.
Sevgiler
Tarih84

2 Şubat 2014 Pazar

Sevecek Biri: Cesur Satırlarda Bir Gezintiye Var Mısınız?

Okuyan Kızlar Kulübü kitap incelemesi konuğu Addison Moore. 
Aspendos Yayınları'ndan çıkan Sevecek Biri genç yetişkin kategorisinde akıcı, seksi, şaşırtıcı bir kitap. Karakterler yaş itibariyle genç olabilir ama yaşadıkları baya baya yetişkin evcilik oyunu diyebiliriz. Ceo ağabeyleri Grinin Tonları Grey mi desek, Dublin civarında gezinen Braden mi :) Bilemedim doğrusu :)
Someone To Love Serisi:
- Someone To Love - Sevecek Biri (ÇIKTI!!!!)
- Someone Like You - (bekliyoruzzzzz)

Genç Yetişkin (+17) kategorisinde romantik bir komedi. 
Türk kapaklarını daha çok beğendim! Aspendos kapak konusunda son yılların en dikkat çeken yayınevi.
Sevecek Biri - KONU:
Aşka inanmayan iki kişi hayal edebileceklerinin ötesinde mükemmel bir ilişkiyle delicesine aşık olursa ne olur? Tren enkazı. Yirmi yaşındaki Kendall Jordan, ülkenin bir ucundan Garrison Üniversitesine nakil olduğunda, aradığı son şey, tek gecelik bir ilişkidir. Maalesef muhteşem Cruise Elton'ın istediği de tam budur.
Kendall, aşkın uzun sürmeyen bir yanılsama olduğunu fark edeli çok olmuştur ve Cruise da onunla hemfikirdir. Ancak yine de içten içe Cruise'u yalnızca kendisi için isteyince Kendall, 'avcıyı avlamak' için rastgele bir plana kalkışır ve Garrison Üniversitesinin zamparası Cruise'dan, ona kendisinin dişi versiyonu olmasını öğretmesini ister.
Gerçek duygular ortaya çıkmaya başlayınca, başladıkları oyun karmaşık bir hâl alır. Birbirlerinde sevecek birini keşfetmeye başlamalarıyla, Kendall'la Cruise, kendilerini aşk adına bildikleri her şeyi sorgularken bulurlar.

NOT: Bu romantik kitabı kazanacak 2 kişiden biri siz olabilirsiniz. Yarışmamıza katılmak için TIKTIK
Görsek Kaynak sahibesinin yorumuna bir bakalım mı? TIKTIK
KİTABA DAİR İNCELEME NOTLARI:
Yazarın tarzına bayıldım doğrusu. Hem Kendall hem de Cruise tarafından hikaye ilerliyor. Öyle bir kız anlatsın aynı olayı bir de erkeğin gözünden dinleyelim değil. Bir film düşünün bir sahnede erkeğin bakışından ilerlerken kaldığı yerden kızın bakış açısı ile devam etmesi gibi. Kitaplarda açık uçlu sonlara da havada kalan olaylara da tahammülüm yok. Kitap bu yönüyle de çok başarılı. Bağlantılar da iyi.
Bir diğer dikkat çekici şey ise yazarın erkeği erkek gibi resmedebilmesi. Bir ara yazar erkek mi diye kontrol ettim. Onların dünyasındaki argo kullanımları, erkekçe(!) tasvirleri çokça yer alıyor. Kadınların erkekleri görmek istediği gibi değil erkeklerin terliargosefil halleri ne ise o şekilde satırlarda can buluyor. 
Beni rahatsız eden tek şey erkekçe dediğim anlatımda her anın cinsel uzva benzetilmesi. Düşününce haddinden fazla bakir kalmış birisinin dünyasında bu normal herhalde. Tabii kızı kendi kültürel şartlarda değerlendirmekte fayda var :)
İyi bir yorum daha: TIKTIK
Blogdaşıma katılsam da atraksiyonun geç başlaması da doğal, genç yetişkinde sanırım usul bu :) Ergenlikten yeni çıkmış halleri olayları büyütmek üzerine ama baksanız çok da bir olay yok :) Bu kitapta en azından iyi bir aşk, sahiplenme, değer verme, akıcı bir hikaye var. Ben yine diyorum ki türü sevene ilaç olacak nitelikte.
Cesur anlatım, kötü çocuk maskesi taşıyan süt kuzuları, şehvetin devreye girmesi ile yeri göğü inleten satırlar bu kitapta! :) Hazır mısınız?
Sevecek Biri - YORUM:
Kendall, 20 yaşında aşka inancını kaybetmiş bir bakire. Annesinin 6 evliliği, evliliği para akışı olarak görmesi kızı ilişki fikrinden soğutmuş. Bu savruluşta yok olmamak adına kabuğuna çekilmiş. Güzelliğinin farkında olmayan üniversiteye yeni adım atmış ürkek bir ceylan. Ailesinin sözde arkadaşlarının ayarladığı bir yurtta kalacak. Sözde arkadaşın oğlu sözünde durmayınca çılgın bir partinin ortasına düşmüş beş parasız :( Cruise, kalbi kırık üniversiteli seksi serseri(!) Etrafında deli divane olan kızlarla gece turnesine çıkıp skorları sıralayan biri. Bir çarpışma, sonra atışma, yanlış anlaşılma,kelek bir durum veeeeee kızımızın oğlumuza muhtaç halde kalışı:(
Masum kelebek Kendall'ın kurt olma isteği, Çakal Cruise'in melek halleri. Zıtlığın ateşleyen kıvamında birbirini sevecek yüreklerin hikayesi.
Seksiliğin dürüst satırlarda harmanlanışına var mısınız? Adres SEVECEK BİRİ :)
Tarih84

Mutluluk Böyle Bir Şey Kitabını Hediye Ediyorum - ÇEKİLİŞ

Novella Yayınları'ndan çıkan Mutluluk Böyle Bir Şey kitabını 1 kişiye hediye ediyorum.

Çekiliş Şartları:
- Bloğumun takipçisi olmanız
-Okuyan Kızlar Kulübü facebook sayfasını beğenmeniz
-Novella Yayınları facebook sayfasını beğenmeniz.
Bu yazıyı facebook ya da twitter dan herkese açık şekilde paylaşıp blog yazıma yorum bırakmanız.
Bol şans dilerim. Yakında yeni bir çekiliş haberi ile sizlerle olacağım, sevgiler.
(2 - 9 şubat tarihlerinde çekiliş. 10 şubat sonuç açıklaması!)

Tarih84

KUĞU Kitabı Çekiliş Sonucu

Martı Yayınları'ndan çıkan KUĞU kitabını kazanan kişi PRHN adlı takipçim oldu. Mail attım buradan da bildiriyorum 3 gün içinde sizden adres bilgilerinizi rica ediyorum. 5 şubat akşamı mail ya da facebook üzerinden msj bilgi gelmez ise çekilişi yenileyeceğim.
Takipte kalın blog dostlarım bir sonraki kitap çekilişi başlatacağım :)
Tarih84