28 Ocak 2014 Salı

Otlu Pilav Tarifim (Yapraklı Ot - Bulgur)

 Bir takipçimin isteği üzerine pratik ama leziz otlu pilav tarifimi sizlerle paylaşıyorum. Otlu pilav ne mi dediniz? Sebzelerle arası olmayan kişileri sebze yemekleri ile tanıştırmanın bir çeşidi sayın siz.
Bu tarif bulgur ile yaptığım bir çeşit. Ot seçimim ise yapraklı türden. Pazı, ıspanak, kara lahana, cibez ve benzeri otlar seçilebilir. Otlar iyice yıkanıp süzülür ve tarife geçilir. 4 kişilik bir tarif. 250 gr yıkanıp orta büyüklükte doğranmış ot. Bir büyük soğan, bir yemek kaşığı salça, yarım çay bardağı kadar zeytin yağı, iki su bardağı bulgur, bir tane tavuk bulyon, üç su bardağı su, karabiber.
Soğan doğranır yağla birlikte tencereye atılır, hafif ölünce içine salça eklenir kavrulmaya devam edilir. Sonra yeşillik eklenir birkaç kez alt üst edildikten sonra su, bulyon bir parça karabiber eklenerek kaynatılır. İlk fokurdamada bulgur eklenir ve pilav pişirme usulünce işlem devam edilir.
Hafif sulu olan pilav yanına turşu ve yeşillikle servis edilir. Afiyet olsun :)
Tarih84

26 Ocak 2014 Pazar

Cennet (!) Cennet Nerededir? Cennetin Rengi Nedir?

Arkadya Yayınları'ndan çıkan yeni bir kitap var elimde. Yazar aslen tanıdık bir kişi. Ephesus Yayınları'ndan çıkan historicalları ile bildiğimiz Julianne Maclean. Yazar historical dışında da kalemini konuşturmaya karar veriyor ve harika bir seri ile karşımıza takma bir isimle çıkıyor.
Cennetin Rengi hem serinin ismi hem de ilk kitabın. Bu kadar önemli bir vurgu olunca insan tabu adledilen Cennet ve öteki alemlere dayalı konuların nasıl ele alınacağını merak ediyor.
Kitabımız aile dram kategorisinde ama bana göre hayatın her renginde. Kategorisiz, okuyana alkıda soru işareti yaktıracak cinsten cümlelerle bezeli bir eser.
Orijinal kapaklara baktığımda kitabı yansıtmadığını düşünüyorum. Arkadya kapağına baktığım ilk anlar içime sinmemişti. Neden inanın bilemiyorum:( Şimdi bakınca evet diyorum Arkadya yine başarılı bir kapakla bizlere döndü :)
Cennetin Rengi Serisi:
- The color of  heaven / Cennetin Rengi
The color of Destiny (Kaderin Rengi)
The color of Hope (Umudun Rengi)
Kitap hayatımızda asla başımıza gelmez diye düşündüğümüz yine hayatın en temel acı gerçekleri ile giriş yapıyor. Ön yargılarımız, korktuğumuz şeylerden kaçışımız. Anlamak istemeyerek yaftalayışımız. Kader, umut, acı, mutluluk, hayat, iş, aile, arkadaş, dostluk, UNUTULMAYAN, affedilmeyen, okul, şehir, eş dost ve daha nicesiiii :(
Sophie harika bir eşe, istediği işe, iyi bir aileye sahip. Hayalleri kurulan ne varsa elde ettiğine inan Sophie bir de Tanrı tarafından muhteşem bir kız bebekle kutsanınca yer gök onun için toz pembe.  Asla başıma gelmez diye düşündüğü bir acı ile hayatı alt üst olan Sophie savaş baltalarını çıkarır. Pes etmeyecektir. Kızı ile geçirilen zorlu mücadelede hayatın tadına varır. Başının üzerindeki bulutların derinliği, cennet nedir düşüncesi, cennet nerededir sorgulaması... Hayat akar gider büyük acılar ve daha nice kayıplar sonrası yıkılır. Sona geldiği anlarda meleğinin sesi ile sorgulaması gerekenlere odaklanır. Mutlu(!) çocukluğundaki bilinmeyen soruları sorma vaktidir, dinlenecek ne çok insan vardır.
Çıkılan tarihi hayat yolculuğunda dinledikçe sorgular, sorguladıkça kavrar. Bize tam 3 büyük aşk hatta 5 diyelim kendi açılarından dinleme imkanı sunar. İki kuşak iki kadın ve onları seven erkeklerle onların sevdiği erkekler. Çok karışık mı anlattım inanın kitap öyle değil. Su gibi akıp gidiyor. Günümüz geçmiş yine günümüz ve gelecek şeklinde ilerliyor. Sıkmıyor, yormadan birkaç saatte bitiyor.
Her karakter kendi açısından cennet inancını, cennetin rengini ve nerede olduğuna dair fikirlerini sunuyor.
***
Her geçen gün savaşmak zorundasın, acın elbette hafifleyecek. Güçleneceksin, mutluluğu yeniden yakalayacaksın ve her şey daha kolay olacak. Bu sayede bir sonraki dalgayı rahatlıkla göğüsleyebileceksin. Bilmelisin ki hayat denilen bu acılar denizinde dalgalar asla durulmaz.
***
Kitabı okurken bir an şok geçirdim o kadar gerçekçiydi ki yazarın hayatı mı, yazar kendini mi yazdı dedirtti. Hatta üşenmedim geçtim nette araştırma bile yaptım. Kalem güçlü olunca bu etki kaçınılmaz oluyor.
Tarih84

Hurma Cafe / Hurma 6 - Çengelköy : Her Köşesi Ayrı Hikaye

Çengelköy'ün ara sokaklarında keşfedilmeyi bekleyen bir mekan daha. Müdavimleri olan, sıkı sohbetlerin döndüğü her köşesi ayrı hikaye bir yer. Mekan Çengelköy sahilin bir arka sokağında. Çengelköy Kokoreç'in bir arka sokağı, sakin kendi halinde bir muhit.
Karşıda Mandal sokak girişi, etrafta hafif bir kömür kokusu.
Mekanın kalpli ışıkları ve tam karşıda yapay çiçek çitleri, a aaa uyarmadı demeyin çiçek çalmak yasak :)) Nasıl bir kafa yapay çiçeğe dadanır o da ayrı bir soru.
Mekan sıcacık, kömür sobanın eşliğinde filtre kahve keyfi :)
Teras da sakinliğin adresi.
Vendetta saksılı çiçekler :)
Menü seçeneği çok, aile sıcaklığında aferatifler de sizlerle :)
Fincandan yapılmış şık ışıklandırma.
Osmanlı kültür izleri, çıt kırıldım şıklık :)
Zarif kahve fincanlarımız da süper.
Eski usule saygı.
Dantelimiz yok ama dantel motifli masamız varrr
Girişte kendini belli eden harika bir köşe, yazar olup daktiloyu tıklatasım var.
Bu harika kitabı güzel bir mekanda bitirme ayrıcalığı. Atmosferin büyüsü kitaba eşlik etti doğrusu.
Mekanın her köşesi ayrı masal demiştim değil mi?
Taksim Beyoğlu atmosferi. 
İnstagram hesabımdan bir kare TIKTIK
Dipdibe sandalyelere de bakın diyorum ya dipdibe bambaşka haller. Her kare ayrı olay.
Büyücü geldi hanımmmm tılsım köşesi!
Ahhh lütfen biraz da modernlik :)
Görseller zaten mekanı yansıtmıştır, siz bana bakmayın ve gidin keyfini çıkarın. Ben çok çook sevdim doğrusu.
Tarih84

25 Ocak 2014 Cumartesi

Kadıköy'de İyi Bir Mekan: My Chef

görsel kaynak tıktık
Günün her saati modunuza uygun, hem sakin hem de renkli bir mekan My Chef. 
O nasıl mı oluyor dediniz ? :)
Biraz anlatalım. Mekan Kadıköy sahilden boğa heykeline doğru çıkarken sağ kısımda kalıyor. İster ilk sağ turşucular sokağından dalın yukarıya doğru bir sol yapın ya da direk boğaya yürüyüp starbucks'tan sağ yapıp kıvrılın. Offf aklınız mı karıştı siz sahilden boğaya doğru yürüyüp en iyisi bir vatandaşa sorun :)) 
Yön duygum iyidir ama anlatım sıfır:(
Gündüz saatlerinden geceye her an size uygun menü seçenekleri ile harika bir mekan. Fiyatlar gerçekten de çok uygun. Çalışanlar saygılı ve hızlı. Mekanın hem açık hem de kapalı alanları mevcut. İster arnavut kaldırımında bir masada ister balkonda ister camekanlı üst katta oturabilirsiniz. Ahşap masalar, erkeksi dekor, şık sunumlar, leziz tatlar. Ben bayılıyorummm.
Öğle saatleri çorba içmek, akşama doğru bira ve atıştırmalık  keyfi yapmak. Geç saatlerde satalanın sosu ile yemeklerin tadının karışımına sohbet eklemek benim vazgeçilmez Kadıköy keyiflerimdendir.
Kadıköy çok yazıp çizmişliğim var, seviyorum kalbimin bir parçası hep orada.  İstanmbul'a geldiğim an ilk ziyaret ettiğim semt. Her köşesi keşfedilecek bir giz taşıyor adeta.
My Chef dönersem bazen ruhum karamsar o zaman çekiliyorum bir kuytuya. Çalışanlar servis yapar ve sizi rahat bırakır, mekan cıvıl cıvıl da olsa sizin alanınıza saygı var. Bazen içimdeki coşkuyu dindiremem. Gülmek kahkahalar atmak arkadaşlarımla şakalaşmak konuşmak konuşmaaakkk işte bu deli modda yadırganmayacağınız şişşşt denmeyecek güzel mekan.
İster depresif ister şen şakrak sizi her daim kucaklayan, iyi bir servis sunan vazgeçilmez mekan.
İstanbul'da yaşayan ya da ziyarete gelenlere tavsiye bir mekandır efendim.
Tarih84

Kişiye Özel Tablo Gibi Kurabiyeler: NERGİS Mevsimi

14 şubat, anneler günü, nişan, düğün, doğum günü ve daha nice özel gün. Tadı unutulmayan bir kurabiyeye özel anlam yüklemeye ne dersiniz? Size özel, sizin hobilerinizi ya da sizin anınızı ilmek ilmek hamuruna işleyen ellerden çıkma özel bir kurabiyeye ne dersiniz? 
Adres belli: Nergis Mevsimi TIKTIK
İzmirli blog yazarları etkinliğimizde her seferinde çıta bir dilim daha yükselir. Sürprizler, hediyeler, konuklar ama amaaaa bu sefer kurabiyeler olay!
Tek tek fotoğraflarımız alınmış, hobilerimi ve bloglarımız incelenmiş. Hangi alanda ön planda isek kurabiyemize ilmek ilmek işlenmiş.
Tek kelimeyle HA-Rİ-KA!!!!
Tarih84

Yeşilliğe Hasret Günler

Bu yazıda gördüğünüz yeşillik manzaraları İzmir'den herhangi bir gün. Dışarıya çıkmış, fatura işlerini halletmiş bir faninin köşe başı kurulan taze yeşillik tezgahlarından aldığı tadına doyulmaz şeyler.
Kerevizinden turp otuna ne dilerseniz alabileceğiniz, İzmirliler için sıradan bir alışveriş. Peki ya İstanbul offff yeşillik hikaye. Tere bulduğuma sevindiğim günleri yaşamaktayım. Nerede kaldı bu yeşil manzaralar. 2 hafta önce tazecik ıspanak bulduğum için sevinen ben şimdi koyu yeşil kart ıspanağa kalan ben:( 2 hafta 2 asır gibi toz duman ediyor her şeyi:(
Yeşillik candır, yeşillik hayattır, yeşillik sağlıktır. Radikasından arapsaçına, turp otundan cibezine gördüğünüz an alıp haşlayıp limonlayıp yağlayıp yiyin. Kaçırmayın, bir çatal da benim için tadına bakın.
Kızarmış ekmek, kırma zeytin, haşlanmış yeşil salata = candır can!!!
Tarih84

24 Ocak 2014 Cuma

Çikolata Müzesi - Saint Josef Fransız Lisesi

Bir varmış bir yokmuş Saint Josef Fransız lisesi öğrencileri çikolatayı çok severmiş. Her yıl çikolatalı ekmek yemek için bir araya gelip hüzünlerini mutluluklarını bir parça çikolatalı ekmek ile katık ederlermiş. Yıllar geçmiş gelenek sevgi zinciri oluşturmuş. Yıllar sonra birisi çıkıp da bu gelenek nasıl başladı demiş? İşte bir soru bir serüvene dönüşüvermiş. Çikolata, çikolatanın Osmanlı coğrafyasında serüveni araştırılmış.
Çikolata topraklarımıza ilk Osmanlı zamanında girmiş, Nestle sarayın resmi çikolata tedarikçisi oluvermiş. Padişah adına en iyi çikolata çeşitlerini getirirmiş. Çikolatanın altından bile değerli olduğu zamanlar siz düşünün.
Cumhuriyet sonrası ülkemizde 1927 yılında ilk çikolata fabrikası açılmış. Çikolata serüveni araştırılırken fabrika, ilk üretilen çikolata karışımı araştırılmış. Nestle bunun şerefine NESTLE 1927 adlı ilk tarif karışımını piyasaya sunmuş. Şu an seçkin marketlerde sınırlı sayıda Osmanlı topraklarında üretilen ilk karışım çikolata satılmakta.
Bir çikolatalı ekmekten nereye gelinmiş enteresan.
Osmanlı coğrafyası, esnaf, kültür ve daha nicesi anlatılmakta.
Her kare ayrı bir masal adeta.
Kutular da çok güzeli.
Buram buram nostalji, ki ben bu kutuya bittimnmm
Sıcak çikolata ister miydiniz? :)
Çikolata değirmeni.
Opera sonrası sıcak çikolata.
Veee müze açılışı sonrası kolej bahçesinde lokale geçtik. Bizi eşsiz bir orkestra muhteşem sunumlar beklemekteydi.
Birkaç kare sizlerle diyerek geceyi noktalayalım. A aaa unutmadan Nestle'ye güzel hediyeleri için de teşekkür ederiz. Bizler için tarihi çikolata kutuları yaptırmış :)
Geceye eşlik eden tatlı arkadaşıma sevgiler :)
Tarih84

HACAMAT: Taht Oyunları - Sapkınlık - AŞK(!) ve OSMANLI

Bugün kitapların günü oldu bir kitap çekilişi haberinden sonra TIKTIK bir kitap tavsiyesi ile sizlerleyim :)
Trend Yayınevi'nden çıkan HACAMAT ile karşınızdayım.
Kitabın hem orijinal kapağı hem de bizdeki kapağı vasat kalıyor. Bir de dönem anlatımı denilince insan acaba diyor? Vakit kısıtılı, kitaplar pahalı derken Hacamat gibi değerli kitaplar rafta keşfedilmeyi bekliyor. Kısa süre önce çıkan bu kitap dilerim bu talihsiz döngüyü kırar, kurtulur. 
Kitap tarihi bir gerçek üzerine kurgulanmış.
Bir yanda Roma baskısı, taht mücadelesi bir yanda Sultan Süleyman'ın baskısı siyasi alanda işler kötü. Savaşlarla geçen, yokluğun karşısında boyun eğilen ahlaksızlıkların da anlatıldığı zor bir hikaye.
Kitap pek çok açıdan dikkat çekici konuyu anlatmak yerine kitabı okurken nelerle karşılaşırsınız bir sıralayayım derim.
Şu meşhurrr SÜLÜMANımızın Viyana seferine tanıklık edeceğiz. 
Bir yanda İtalyan aşığından olan piçini dizginlemeye çalışan Kral bir yanda taht için hakkını arayan yakışıklı seçilmiş kuzen. 
Oğğğğ dediğinizi duyar gibiyim :)
Aklını yitirme seviyesinde ahlaksız piç sokaklarda, onu tedavi etmek isteyen bir hacamat. Hacamatın güzel kızı bir aşk da buradan çıktı mı ımmm ekleyelim listeye :)
Dönemin tıp alimleri, 3 farklı tibbi yöntem ve temsilcileri. Tabi bu temsilcilerin birinin de seksi olduğunu belirtmeli :)
Natır bir anne, a aaa natır da ne mi dediniz? Ah siz bir de hacamat nedir bilseniz.
Tılsımlar, kilise, cadılık, efsane, güzel bir kız zorlu hayat şartları ve daha nicesi.
Baktığınızda kitapta yok yok işte.
Seçim sizin efendim. Tarihi gerçeklik zemininde iyi bir kurgu okumaya var mısınız?
Tarih84