12 Ekim 2014 Pazar

İlk Bakışta AŞKın İstatistiksel Olasılığı - Jennifer E. Smith



Sadece 4 dakikada dünyanız değişebilir!

Bazen Sadece Dört Dakikayla Uçağınızı Kaçırırsınız ve O Dakikaların Birinde Gerçek Aşk Sizi Bekliyordur.

Hadley hayatının en berbat dönemini geçirmektedir. Kendi halinde bir Amerikan yaşamı sürdüren kızımız bir gün babasının dünyanın en büyük üniversitelerden birine kabul edildiği haberini alır. Avrupa'daki bu iş olanağı ailenin bir süreliğine (!) ayrı yaşamalarına neden olacaktır. İşte o bir sürede işler değişir. Ülkeler mevsimleri mevsim benliği nasıl değiştiriyorsa yeni kişilerle karşılaşma da enerjimizi değiştirir, aşk kapıyı çalar. Ama çalınan kapı evli barklı bir adamınsa yıkım kaçınılmazdır.

İşte böyle bir dönem üzerine boşanma, gece ninnisi dinler gibi annenizin yan odadaki hıçkırıklarıyla geçen ergenliğinizde bir de babanızın düğününe katılmak vardır şu hayatta offff valla için daraldı!

Böyle acıklı Türk filmi kıvamında bir genç kız hikayesi var karşımızda. Kızımız Londra'ya gitmek hiiiç istemez. Çünkü babasının düğününe davetlidir!

Annesinin uyarıları, kızın on ana kadar her şeyden emin haliyle son anda her şey birbirine karışır. Pasaportum nerede, çantam nerede, ay bu dökülüp saçılan paralar ne olacak...

Ne yaparsa yapsın kızımız 4 dakikayla uçağı kaçırır. Paniklemiştir ve azıcık da olsa nefes almak ister. 

En güvenilir görünen yaşlı teyzelerin canavar çıktığı, herkesin anlayışının kıt olduğu bir anda yardım meleği olarak karşısına Oliver çıkar. 

Önce şüphe sonra atışma ve daha sonra bolca soru cevapla bir yolculuk başlar.

Peki bu kadar mı ay hayırrr canım kitap şahane :)

Karakterlerin yolculuk nedenleri, iç dünyaları, geçmişleri, geçmişin izleri, geleceğe dair umutları ya da umutsuzluklarını dinleriz.

Arada o omza baş koymak ya da gözlerin derinliğinde kaybolmak da isteriz.

Ya sonra ?

Ahhh bir de uçak seyahati sonrası var, bol aksiyon, göz yaşı, kahkaha, kabulleniş...

Hayata dair her şey desek yeri.

Ben gerçekten de hikayede vermek istediği noktaları sevdim. 

Panik atak hastalığının her zaman genetik yatkınlık olmadığı teoremim de desteklenmiş oldu! 

Gençlere özgü, genç kuşağın dilinden naif bir hikayeydi.

Dinlendirici - düşündürücü- su gibi akıp giden sade bir hikaye sizlerle.


Hiç yorum yok: