18 Ekim 2014 Cumartesi

Canan Tan İle Pembe ve Yusuf Üzerine Keyifli Bir Röportaj Yaptık


Okuyan Kızlar Kulübü blog tur konuğumuz Canan Tan ile nisan ayında tanıştım. Canan Tan bildiğim, saygı duyduğum bir yazarken HASRET kitabıyla bende efsaneleşti. Hala da derim gidin ve HASRET kitabını alın, okuyun! Nisan ayında Canan Hanımdan bir söz aldım. Yeni kitabına dair de birkaç tüyo kaptım :) Merakla çıkacağı günü bekledim.

Okuyan Kızlar Kulübü arkadaşlarım da onaylayınca bize tur gününü beklemek kaldı :)

Ahhh bir de Canan Tan'la sohbet ayrıcalığına erişeceğim günün geri sayım işkencesi.

Hem röportaj hem sohbet şeklinde ilerleyen saatleri sizlere anlatmaya başlamalı.


Canan Hanım kariyerli, hayata sağlam adımlar atarak ilerleyen birisi. Bir kadın, bir hekim, bir yazar ve bir ANNE. Bir evin bir kızı, kıymetlisi. Ailesine sorun çıkarmayan akıllı uslu derler ya işte öyle birisi. Tek çocuk olmanın yalnızlığını çok okuyarak gidermeye çalışmış bir edebiyat aşığı. İçinde tutamadığı hikâyeleri bir yerlere not alarak büyümüş başarılı bir öğrenci. Yıllar geçiyor seçimlerle hayat çakışıyor. Bazen kazanan çevre oluyor ve meslek seçiliyor. Edebiyata gönül veren yazar doktorluğa adım atıyor. Erken yaşta evleniyor ve Diyarbakır’a gelin gidiyor.

‘’Ben yaşadıklarımı karakterlerime emanet veririm’’

Diyarbakır gözlemleri, araştırmacı kişiliği yıllar sonra PİRAYE kitabını yazdırıyor. Ve bir efsane doğuyor. Onca ödül almış hikâye, öykü, mizah bir yana CANA TAN ismi yürekleri dağlayan romanlarla anılmaya başlıyor.

Canan Tan her kitabında bir konuyu ele alıyor. Toplumsal yaraları iyi bir kurguyla bizlere sunarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Sıkmadan, acıtasyona boğmadan, öğüt vermeden! Yalın bir dille bakmayı değil görmeyi öğreterek ilerliyor.

Eroin bağımlılığı, organ nakli, töre, mübadele… kitaplarının başlıca konuları.

 *Canan Tan roman yazmaya nasıl karar verir?

Gazetede okuduğu ya da televizyonda izlediği bir haberden etkileniyor. Gördüğü bir rüya, gözlemlediği bir hayat hikâyesi… Üzerine düşünmeye çalışıyor, olayı yaşayan kişi ve olayı yaşayan kişilerin çevresindeki kişilerin olaydan etkilenişleri… Her yönüyle neler hissedilir, nasıl bir davranış gösterilir tahlili yapıyor. Ve konu Canan Hanımı etkilemişse üzerinde düşüncelerini yoğunlaştırarak  kararını veriyor.

*Roman tema konusu belirlendiğinde (töre, mübadele…) olay örgüsü nasıl kuruluyor?

Örneğin organ nakli konusu belli oldu. Organ nakli yasal süreci, duygusal yansımaları, karar aşaması ve psikoloji… Nakil işlemine karar veren aile mi ölen kişi mi? Her iki açıdan yasal ve psikolojik süreçlerin bilgilerinin araştırılması, çevresindeki bakışlar… Anne gözünden, doktor gözünden, sevgili gözünden… Derin bir araştırma süreci başlıyor.

*Romanın çıkış konusu belli olduktan ne kadar süre sonra olay örgüsü ve karakterler belirleniyor.

Bu değişen bir konu. Kitaplarda en az 1 yıl ön araştırma yapmakta, araştırma sonrası yazım süreci için de bir 6 ay daha geçmekte. Her kitap kendi zaman dilimini yaratıyor. Bazen de HASRET gibi gerçek bir olaydan çıkarak kurgu yaratılıyor. Örneğin Hasret kitabı 7 yıllık derin bir araştırmanın sonucunda yazılıyor.

*Canan Tan romanları gerçek duyguların aktarımı gibidir. Okur gülerken de ağlarken de satırlarla samimi bir iletişim içinde romanda ilerler. Roman yazım öncesi ve sonrasında gerçekçi bir yazım için neler yaparsınız?

Yazım öncesi mekanları mutlaka gezerim. Hasret için Keskin’den Selanik’e kadar yolculuk yaptım, gidiş güzergâhını inceledim. Pembe ve Yusuf için semtleri gezdim, Fatih’i araştırdım, kadın pazarını gezdim. Çocuk kitaplarımda çocukların gözünden dünyayı algılayabilmek için uzay kampında kaldım…

Yazım sürecinde kendi hislerime güvenirim. Karakterlerim bir tiyatro sahnesinde bana oyunlarını oynar. Ben de izlediklerimi hisseder sahne sahne yazarım. Ağlarım, gülerim, kahkaha atarım. Eğer muzip bir sahnede yazarken gülemiyorsam o bölüm olmamış demektir. Sil baştan yazabilirim.

*Bir yazar olarak kitap yazım aşamasında ve genel olarak kitaplarınızı kurgularken olmazsa olmazlarınız nedir?

Her yerde yazabilirim. Ama yazım sürecinde sessizliği tercih ederim. Gece gündüz fark etmez, her gün mutlaka yazmaya çalışırım. Bazen gece aklıma bir cümle gelir tekrarlarım ve sabah uyandığımda unuturum. Kahrolmamak ve acaba o cümle neydi diye düşünmemek için artık baş ucumda kağıt kalem tutuyorum. Seyahat ederken yaratıcı fikirler beni sarıp sarmalar, birbirinden bağımsız hikâyeler de olsa not alırım.

*Kitaplarınızın olmazsa olmaz detayları nelerdir?

Kitaplarımda mutlaka yemek tarifleri vardır. Ama kolay karşılaşılan bilindik tarifler değil. Karakterin köklerini yansıtan bir seçim yapar, merakı tetikler ilgiyi çekerim. Böylece farkında olmadan okur bir yöreye ait bir kültürün parçasını benimser.

(Bir çeşit ülke insanını ülke insanına tanıtmak gibi, sevdim bu tekniği :) )

*Aşk kitaplarının yazarı, genelde aşk yazan bir kişi cümleleri size ne ifade ediyor?

Aşkı yazmaktan onur duyuyorum. Kitaplarımın ana konusu her seferinde farklıdır. Töre, organ nakli, mübadele…  Genel bir tanımlama aşk romanları demek ne kadar doğru bilemiyorum.

*Devir değişiyor ama edebi çevrelerin algısı değişmiyor. Güncel roman türlerine bakışınız nasıl? Çoğu yazar bir küçümseme içerisinde, örneğin vampir kitaplarına :)

Kitap okumak güzeldir, okur neyi ne için okumak istiyorsa okumalı. Küçümsemek benim yapımda yoktur. Edebiyat aslında insanı insana anlatmaktır, duygular nasıl değişmiyorsa edebiyat da değişmez. Edebi eserler yeni karakter ve kurgularla aynı duyguları anlatmaya devam edecektir. Tabi eğilimler değişmektedir. Gençler önce aşkı insandan öğrensin, insan karakterin aşkını okusun sonra vampirlerin aşkı nasıl yaşadığını öğrenmek istiyorsa varsın onu da okusun. :) Okumak güzeldir…





*Kitaplarınızı yazarken ve teslim ederken neler yaparsınız?

Kitap yazım sürecim sancılıdır. Yazım sürecinde her gün başında olurum. Bir iki günlük seyahat beni kurgudan koparır ve sil baştan yazdığım yere kadar okur öyle başına otururum. Her gün kağıt kalem kullanarak yazarım en az 3 kez bunu yeniden temize geçerim. Yazdıklarımı kimseye emanet edeme çünkü her temize geçiş aşamasında bir şeyler ekler çıkarırım. Teslim ettiğim roman için dizgi ve son okuma dışında bir eksik olmayacak şekilde emek veririm.

*Yazımlarınızda kaçındıklarınız nelerdir?

Didaktik olmak istemem. Ders vermek değildir amacım, kendilerinden bir şey bulsun okur isterim. Kendi hayatlarına dair kendi iç muhasebelerini yapsın isterim.
Uzun ağdalı cümlelerden hoşlanmam. Okur yalın bir anlatımda derinliği bulsun isterim. İyi edebiyat ağdalı, anlaşılmaz bir dil değildir.

*Canan Tan kibar, uyumlu, insanları kırmaktan çekinen, iyi bir kişi olarak biliniyor. Bu acımasız, hırpani çevrede kendinizi korumak adına neler yapmaktasınız?

Yarışmak, kıskanmak, atışmak bana göre değildir. Kendimi seviyorum ve bu tarz eylemlerle kendimi yıpratmak istemiyorum. Bir tercih meselesi, iyiyi görmeye çalışmak, güzeli takdir etmeyi bilmek en sağlıklısıdır.

*Pembe ve Yusuf kitabınızdan bahsedelim. Ana baskın konu nedir? Karakterlerin çıkış hikayeleri var mıdır? Ve yazarken etkilendiğiniz özel bir durum var mı?

Pembe ve Yusuf kırsal kesimden büyük şehre göçün hikâyesidir. Bunun yanında bir töre hikâyesidir. Pek çok konu harmanlanmıştır.
Ezenler ve ezilenler, ezenlerin ego savaşı yanında ezilenlerin kadercilik yapısı. Çocuk gelin kavramı. Alınan kararların insanların yaşamına yansımaları. Küçük şehrin töre algısından büyük şehrin cinayet algısına değişim.

El gün ne der? Namus, gelenekleri erkek-kadın yerleri ve kuma kavramı…

(Daha detaylı anlatım Pembe ve Yusuf kitap yorumumda saklı :) )

Kitapta belirli bir şehir ismi yok, hangi yöredeydiler nereden göç ettiler bilinmiyor çünkü pek çok göçün ortak sorunlarına değinildi. Çocuk gelin çıkış hikayesi Canan Hanım’ın eşinin ailesinden gerçek bir hikayeden yola çıkılarak kurgulanır. Bir çocuk gelinin yaşadıkları…

*Kitap yazım aşaması biter teslim edilir peki ya sonra? Teslimiyetçi mi yoksa her aşamada paylaşımcı mısınız?

Kitabın düzenlenişi ve kapak konusunda fikirlerimi paylaşırım. Kapak konusunda içime sininceye kadar beklerim.

*Pembe ve Yusuf kadın cinayetlerinin yasalar önünde normalleştiği, ensest, çocuk gelin suçlarının olağan sayıldığı bir dönemde çıktı. Tesadüf mü?

Romanı yazmaya yaklaşık 2 yıl önce karar verdim. Çıkış tarihi bir tesadüf belki de kader. Bazen bazı dönemlerde bazı işler olması gerekir. Farkındalık açısından doğru bir zaman diye düşünüyorum.

*Yusuf karakteri merak ediliyordu, Yalnız Erkekler Korosu karakterlerinden biriydi. Bu kitapla Yusuf’un öncesini ve bu günü gözlemledik. Sizce Yusuf’un ya sonrasını okur görebildi mi?

Bu çokça soruluyor bence Yusuf Yedekçi Yusuf olarak yoluna devam etti. Okur kitabı bitirdiğinde kendi ya sonrasını kurgulayacak diye düşünmekteyim. Yusuf’u özgür kılacak yüreklerde…

Kırmayıp vakit ayırdığı için Canan Hanıma çok teşekkür ederim. Hem röportajın devamı hem de kitabın detaylı yorum yazımda devam edecektir... Sevgiler...


2 yorum:

Esra Ercan dedi ki...

Çok beğendim bu röportajı^^ Gerek sorular gerek cevaplar gerçekten çok güzeldi. Bir insan bu kadar mi mütevazı olabilir. O yüzden bu yazarı seviyorum. Ellerinize sağlık her ikinizin de^^

Aslı Seymen dedi ki...

Bu kitabı çok okumak isterdim ama,dram olduğunu duyduğumdan beri geri kaçıyorum. :(

Bu arada. Blogumda seni ödül bekliyor. :) http://aslleyla.blogspot.com/2014/10/dart-odulu.html