29 Eylül 2014 Pazartesi

Bağdat Caddesi Güzeli - Ender Aksu "Çok şaşırtıcı, Çok gerçek, çok olası!"


Bu yaz Artemis Yayınları Türk Yazarların yayınladığı eserleriyle fark attı doğrusu. DİDO kitabını çok beğenmiş her fırsatta dillendirmiştim. Mübadil, Bitli Playboy sevmiştim. Bağdat Caddesi güzeli kitabıyla bir dur diyesim geldi. Anlayamadığım şekilde kitap sadece eğlencelidir deyip geçmiştim, bir köpeğin hikayesini okuyacağımızı zannetmiştim. Kapak beni çok yanılttı. Ayşe Arman röportajında yazar Ender Aksu'nun hikayesini okudum ve o an bu kitap benim olacak dedim. Okuyan Kızlar Kulübü kitap incelemelerine dahil olup hayatımıza renk kattı. 

Hani derler ya bir anda çarptı ne olduğumu anlayamadım bendeki durum da aynen öyle! Çok uzun süre etkisini sürdürecek bir okuma keyfi sundu bizlere, öyle cümleler var ki yaz bir yere başucuna as o derece etkili!

Şimdiden gönül rahatlığıyla derim ki şiddetle tavsiye hiç durma git al!



Bağdat Caddesi Güzeli - Ender Aksu

Yasemin zengin, ayrıcalıklı bir hayatın kadını. Zengin kocasını VIP kartları ile giyinip süslenip, sadece gezip tozma derdinde birisi. Muhteşem elbisesi, kırışmasın diye yanında taşıdığı ütüsü, elinde şampanyası utana sıkıla kocasını bir ofis kaçamağı için ayartmak adına dalıyor odaya. Sekreterinin bacak arasındaki kocası ile dünyası ters yüz oluyor. Nerede o görmüş geçirmiş kadın, nerede hayalleri olan genç kız, sonuç fazla kilolar, tatminsiz bir seks ve ülke sınırlarını aşan boynuzlar mı? Kızının yurt dışında okuması tek tesellim diyerek giyiyor gurur zırhını atıyor kendini yeni yaşamanın kollarına.

Gurur karın doyurmuyor, elde bir Rolex saat, altta son model 4x4 o kadar.

Cadde güzeli biz ona Bağdat Caddesi diyoruz tabi :) Gençliğinin mekanlarına dönüş yapıyor.
Yaşam standartını belli bir seviyede tutup sil baştan diyen Yasemin'in önüne birbirinden absürt tipler geliyor. Hani derler ya gülme komşuna her an gelebilir başına aynen öyle. Yasemin'in yaşadığı kaçamaklar çok gerçekçi ya da birilerinin gerçeği kim bilir! Bir kadının doğru yolda yıllarca yalnızlaştığı, yanlışla karşılaşıp gurura sığındığı sonrasında inanmanın ve koyvermenin ağzına ettiği bir hikaye bizlerle.

Her şeyi olan pasif Yasemin'den elde sıfırı kalan her zorluğun üzerinden gelecek Yasemin'e geçiş hikayesi. Anne olmak, arkadaşlık, tutku, kültürel baskı, arka sokakların gerçeği, kıskançlık, sadakat ve daha fazlası bu kitapta bizlerle.

Erkekler arası dedikodu ve belden aşağı dayanışma, toplumun iki yüzlülüğünün enfes anlatımı. Yazarın konuşma dilinde, samimi, gerçekçi anlatımına aşık oldum desem yeri. Yıllarca kafa yorulacak gerçekleri çat diye koymuş önümüze. Hikaye bizler için sona erse de DEVAMI GELECEK yazısı ile acaba neler olacak bu sefer hangi açıdan ne anlatılacak demeden duramıyor insan. Çılgınlar gibi bekliyorum!


Bağdat Caddesi Güzeli - ALINTILAR

Gurur insanı en fazla yoran duyguymuş bunu da sonra öğrenecektim.

İhanet telafisi olmayan bir şeydi.

Porsche yanımdan yılan gibi kıvrılıp gitti. İçine şöyle bir baktım. Orta yaşlı, yakışıklı bir adam direksiyonda. Yan koltuk doluydu. Uçuşan sarı saçlarını gördüğüm bir fıstık oturuyordu adamın yanında. “Yandaki koltukların hepsi dolu,” dedim kendime. Sanki bundan sonraki hayatımda yalnız kalmaya mahkummuşum gibi.

İnanın bana sizi estetik ameliyatlar değiştirmez.  Çünkü ruhunuzu ameliyat edemezsiniz. Sizi tavrınız değiştirir.

Yeni hayatımda kendimi mutlu etmeyi ve bir kadın olarak doymayı kafama koymuştum. Söylemiştim; kafanıza koyduklarınız er ya da geç mutlaka olur. Siz hiç güneşin doğmadığı bir gece hatırlıyor musunuz?

Utanmak aşık olmanın ayak sesidir. Bir insandan utanıyorsanız bilin ki aşk kapıdadır.

Dedikodu en çok canınızı sıkan şey olacaktır. Sizi hayattan alıkoyacak, yataklara düşürecek, derbeder edecektir. Dedikodu bu zamanın büyüsüdür. Bu büyüyü bozmazsanız günden güne erir bitersiniz. Dedikodulara kulak asmamayı, hakkınızda çıkan dedikodulara kafayı takmamayı öğrenmelisiniz. En önemli kural: Hakkınızda yapılan dedikoduların izini sürmeyin, yalan yanlış söylentileri düzeltmekle zaman harcamayın. Bırakın dağınık kalsın. Dedikodular karşısında sizi kurtaracak tek şey asaletiniz olacaktır.

Bu günü değil geleceği hayal edin.
Kendinizi her şeyin üstünde görün.
Sanırım en mühimi insanın kendisini sevmesi.

Başkalarının sevgisi ve ilgisi bir yere kadar. En sonunda sadece siz varsınız hayatta. Kendi biriciğinize saygı gösterin.

Herkesin onu ileriye götürecek ve yıkımları atlatmasına yarayacak birazcık kibre ihtiyacı vardır.

Fısıldadığınız şeyleri Evren duyar.  Tıpkı bütün fısıldayışları atların, köpeklerin ve kedilerin duyabildiği gibi…

Evet, hep böyle olmaz mı? En yakınımızdaki gerçekleri bizden önce hep  başkaları fark eder. Yakın, uzaktan daha iyi görür.

Tarih84

1 yorum:

Aslı Seymen dedi ki...

Ay ben böyle yeniden doğuş kitaplarına bayılırım yaaa. :) Mutlaka okuyacağım,tavsiyen için teşekkürler. :)