12 Ağustos 2014 Salı

Hayattaki Seçimler ve Kader - Milyonluk Kirli Sır



Novella Yayınları'ndan çıkan Milyonluk Kirli Sır kitabını okurken hem hayatı hem de seçimlerimizi düşündüm. Okuyan Kızlar Kulübü olarak kitabı çok beğendik, özellikle gerçeklik zemininde ilerlemesi bizim takdirimizi topladı.

Ana karakterimiz Lanie aklı başında bir kız. Ergenliğe adım attığı yıllarda annesinin rahatsızlığı ortaya çıkıyor. Derslerine odaklanıp kalan tüm zamanını annesine adıyor. 

Aslında ilk seçim burada yapılıyor. Ergenliğin heyecanına kapılıp anı yaşamak mı? Annesinin başında sorumluluk almak mı?

Mutlu bir çocukluk geçiren Lanie'in güvenli yaşamı bir anda tepe taklak oluyor. Annesi acılarla boğuşurken babası çaresiz kalıyor. Bu süreçte zaman ilerliyor ve bu çalışkan kız annesini bırakıp üniversiteye bile gitmiyor. 20li yaşlara kadar geliyor.

Bir seçim daha, bu sefer geleceği için üniversiteye gidip vasıflı birey olmak mı? Annesinin yanında zaman geçirip lise mezunu vasıfsız birisi olmak mı?

Anlayacağınız kızımız için hayat gün be gün daha da zorlaşıyor. Babasının işini kaybetmesi, annesinin hastalığının kritikleşmesi kızımızı bir seçime daha zorluyor.

Kader diyerek elinden geldiği kadarı için çabalamak mı yoksa kendini de aşıp çılgınca ailesi için savaşmak mı?

Bir yanda annesinin kritik durumu, bu duruma daha fazla dayanamayacak babasının çaresiz halleri diğer yanda geleceği! 

Herkes tertemiz doğar, şartların dayattıkları ile isteklerimiz için atılan adımlar şeklinde yaşam ilerler. Lanie'nin şartlarında maddi imkansızlıklar var. Annesi de hasta. Bu iki durum da kaderin oyunu. Kader kıskacında nereye doğru savrulacağı da Laine'nin seçimi.


Masum beyaz bir geleceğe ilerlemek mi, hayat mücadelesinde kirlenmek mi? Lanie için zorlu bir seçim daha!

Karar: Acilen para bulmak!
Eylem: Her ne yapması gerekliyse onu yapmak!
Sonuç: Karanlık bir bodrumda açık arttırmada bedenini günah kadar yakışıklı bir adama satmak.

Hayat Acımasızdır!

Ben bir seks kölesiyim. Yani, bir kişinin malı olarak ona hizmet eden, onun hâkimiyetine tam anlamıyla itaatkâr biri. Temel olarak, sanırım “fahişe” sözcüğü olduğum şeyi tanımlamak açısından daha uygun olacaktır. Anlayacağınız, ben para karşılığında kendimi bir adama (bu sadece tek bir kişi olsa da) sattım. Sadık ve ağzı sıkı olmam, bedenimi onun istekleri doğrultusunda, istediği her şekilde ve pozisyonda ona sunmam gerekiyor ama görevim sadece bunlarla sınırlı değil.

İşin ilginç yanı, ben bu hayata itilmedim; bu hayatı seçtim. Yani, o sırada daha iyi bir fırsat karşıma çıkmadığı için başka seçeneğim yoktu ama yine de, ne olursa olsun, bu hayatı seçtim. O, beni buna zorlamadı. Beni bir yerlerden bulup buluşturmadı. Kaçırılıp feci şekilde dayak yiyerek itaat etmeye zorlanmadım. Kendi ayağımla gittim ona.

Ve her şeyi birinin hayatını kurtarmak için yaptım.


Benim adım Delaine Talbot ama bana Lanie diyebilirsiniz. Bu benim hikâyem.


Lanie bir seçim yaptı. Adam öldürmedi, hırsızlık yapmadı. Bir şeyi vardı, ona aitti. Parası olsa bile bir daha geri alamayacağı bir şey ve onu sattı. Seçeneği olsa yapmayacağı ama başka çıkar yolunun da kalmadığı bir durumda. Kaderinde  para sıkıntısı çekmek, çaresiz kalmak vardı. Buna boyun eğip göz yaşı içinde sevdiklerini kaybetmeye razı gelseydi şu an bu kızın hikayesini konuşuyor olmazdık.

Bir kafede garson olup, kimsesiz hayatında belki de ezilecekti. Güzelliği başa bela olacak çaresizliğinden faydalanan adamlar tarafından istismar edilecekti. Hoş işin ucunda yine bir istismar vardı ya! Kız seçimini yaptı ailesini kurtarmak için en son çareye başvurdu. Ama o kahpe kader ona bir AŞK sundu. Çile çeken biri AŞK için de mücadele etmek zorunda kalacaktı.

Erotik ögeler olabilir, klişe bir başlangıç da diyebilirsiniz. Kitap türü içinde apayrı bir yere sahip!

Çok sevdim, romans türünü seven yetişkin okurlara şiddetle tavsiyemdir!



Hiç yorum yok: