10 Haziran 2014 Salı

Kralların Yolu - Brandon Sanderson


Kralların Yolu epik fantastik türünde bir eser. Kötülerin hakimiyetine karşı iyilerin zorlu yolunu anlatmakta. Fırtınaışığı Arşivi bizlere yepyeni bir dünya kuruyor, ana karakterin duyguları ile görev bilincinin kesiştiği noktada zaman ilerliyor. Hayatını ortaya koy, geriye bakma, her anını son nefesin gibi yaşa. 

Bu dünyada ana karakterler sadece kral ya da prenses değiller. Kölelerin de derin bir geçmişi var, korkuları var, umuda tutunmuş çaresizlikleri var. Ahhh Kalak / Kaladin ahhh.

Krallık ünvanı alınsa da asil duruşu, himayendekileri azlediş cesareti ve iyilik için ızdıraba karşı direnen karakterler de var.

Kadınlar ve seçimler. Görevler ile hissedilenler var. Arkadaşlıkvar, seçtiğin tarafa çelişkiler var :(

10 ciltlik bir dünyada çok çook şey var. Akıcı bir anlatım, okuyucuya kattığı iyiliğe ışık amacı ve daha nicesi. Özellikle Kitap Tutkusunun okurken çokça eğlendiği iletişim araçları da var :) Evvettt ne demiştik tür epik fantastik bildiğini unut yeni bir dünyaya aç gözlerini :))




Kitabı daha iyi değerlendirebilmek için sizi tanıtım yazısı da eklemek isterim:

KRALLARIN YOLU 

Son Issızlık'tan önceki günlerin özlemini çekiyorum.



Elçiler'in bizi terk etmesinden ve Parlayan Şövalyeler'in bize karşı dönmesinden önceki çağın. Dünyada hâlâ büyünün ve insanoğlunun kalbinde de onurun olduğu zamanın...

Dünyayı ele geçirdik ve sonra da onu kaybettik. Görünüşe göre insan ruhu için hiçbir şey zaferin kendisinden daha zorlu değil.
Yoksa o zafer, en başından beri bir aldatmacadan başka bir şey değil miydi? Onlar ne kadar zorlu savaşırsa, direnişimizin de o kadar güçlendiğini mi fark etti düşmanlarımız? Belki de ısı ve çekicin sadece daha kaliteli kılıçları mümkün kıldığını gördüler. Ama çeliği yeteri kadar uzun bir süre boyunca bırakırsan, eninde sonunda paslanıp gider.
İzlediğimiz dört kişi var. Birincisi hekim, tıbbı bir kenara bırakıp içinde bulunduğumuz dönemin en vahşi savaşında bir asker olmaya zorlanmış. İkincisi öldürürken ağlayan bir katil, bir suikastçı. Üçüncüsü yalancı; bir hırsızın kalbi üstüne bir âlimin cübbesini giymiş genç bir kadın. Sonuncusu ise bir yüceprens, yani savaş açlığı tükenirken gözleri geçmişe açılmış olan bir savaş beyi.
Dünya değişebilir. Dalgabağlama ve Kırıkkullanma geri dönebilir; antik çağların büyüleri tekrar bizim olabilir. Bu dört kişi bunun anahtarı. Bir tanesi bizi kurtarabilir. Ve bir tanesi de bizi yok edecek.

***
Benim için farklı bir deneyim oldu. Devam etmeyi istiyorum. Belki bir noktadan sonra beni aşacak ama bu arşivlik bir seri kitaplığımda bulunmalı diyorum. Belki bir gün benden daha çok sevecek biri için aydınlanma olur.

***
Akılçelen Kitaplar'a çok teşekkür ederiz.



1 yorum:

Hayatın Fon Müziği dedi ki...

aslında ben fantastik olan şeyleri çok severim ama genelde film ya da dizi olarak tercih ediyorum kitap okuma kültürüm ise daha farklı türlerde sanıyorum ki fantastik kitaplara da başlanmalı ne dersin :)