11 Mayıs 2014 Pazar

Mine Duran'la Röportaj


 
 
 -Okuyucuların sizi daha iyi tanıyabilmesi için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
 
Merhaba Okuyan Kızlar Kulübü okuyucuları. Ben Mine Duran… Ankara’da doğdum. Sıradan olacak belki ama kendi bildim bileli yazıyorum. Kırmızı saçlı, çilli, minicik bir kız çocuğuyken bile kendi kendime masallar, hikâyeler uydurmaya bayılırdım. Şiirler söyleyerek gezerdim. Evimizin arkasında bir kömürlük vardı. Orada bulduğum kırık dökük bir masanın üzerine annemin sandığından gizlice aldığım dantel örtüyü örter, üzerine kâğıttan bir fener koyardım. İçinde de mum yanardı tabii. Komşumuzun kızıyla, kardeşimi ite kaka o dehlize tıkar uydurduğum masalları anlatırdım onlara. Ya da yazdığım şiirleri okurdum. Karşılığında da onlara gazoz ve kremalı bisküvi ikram ederdim. Annem tarafından yakalanınca tehlikeli ve gizli ritüelime son vermek zorunda kalmıştım.
     Anneannemi kaybettikten sonra yanımızda yaşamaya gelen teyzemle annemin bitmez tükenmez hikâyeleri vardı anlatacak. Dolmacık, gizlenir saklanır onları dinlerdim. Saklı hazinemdi onlar benim. Büyükbabam Rusya’dan 1917’de bir balıkçı motoruyla Türkiye’ye kaçmış, Türkiye’de kalabilmek için anneannemlere içgüveysi girmişti. Rusya’dan bahsetmek o yıllarda adeta tabuydu. Bu yüzden konuştuklarını kimseler bilsin, öğrensin istemezlerdi. Ama ben!  
     Büyüyordum. İlkokul dördüncü sınıftayken Doğan Kardeş’in açmış olduğu şiir yarışmasına katılmış Gecenin Söyledikleri adlı şiirimle 1964 yılı şiir birincisi ben olmuştum. Çocukluk hayallerim yazar olma hevesiyle şekilden şekle, renkten renge giriyordu. Masallar yazıyordum durmadan. Muharrir hanım diye dalga geçiyordu babam. Ortaokuldayken ülkede korkunç şeyler olmaya başladı. İnsanları, kitapları tutukluyorlardı. İstanbul’daki amcamın bir oda dolusu kitabı Ankara’ya, bizim eve getirilmiş, küçük odaya yığılmıştı. Annemle, teyzemin aile hikâyelerinden sonra keşfedeceğim ikinci büyük hazine de bu kitaplar olacaktı. Varlık Yayınları’nın hemen tamamı bizim evdeydi. Okuma serüvenim önüne geçilemez bir hal alacaktı böylelikle.
     Lisedeyken masallarım Ankara’da bir dönem yayımlanan Masal Dünyası adlı dergide yayınlanmaya başladı. Yazdığım toplumsal birkaç şiir de Ankara Sanat Dergisi’nde yer aldı. Çok mutluydum. Bir yandan da Devlet Güzel Sanatlar Galeri’sinde Eşref Üren’den resim dersleri alıyordum. Üniversiteye giderken eğitimim sırasında evlendim. Okurken evlilik, evcilik oynamak gibi bir şey olduğundan eğitim yaşamım dâhil her şeyi gecikmeli olarak tamamlamak zorunda kaldım. Son sınıftayken kızım dünyaya gelmişti zaten. Yazmaya ara vermiştim. Peşi sıra oğlumun dünyaya gelişiyle hayal dünyam bir darbe daha aldı. Yetenekliyim, istediğim zaman yazarım nasıl olsa diye düşünüyordum bir yandan da… Bir gün dergilerden birinde Kadın Öyküleri Yarışması ilanı gördüm. Rahmetli Duygu Asena’nın çıkarmış olduğu dergilerden biriydi. Kadınca! Çarçabuk bir öykü yazıp, herkesten gizli gönderdim. Sonuç açıklandığında kazananlar arasında ben de vardım. Serüven yeniden başlıyordu benim için.
      1994 yılında ilk öykü kitabım Sakar Burjuva, Akabinde 2. Öykü kitabım Küpe Çiçekli Kokona yayımlandı. Özyürek Yayınları, Çocuk Romanları Dizini içinde yer alan Kar Yıldızları adlı fantastik kurgu Çocuk romanımsa 2008 yılında minik okurlarla buluştu. Yazdığım öyküler, kimi masallar Türk Dili Dergisi ve TYS’nin çıkarmış olduğu Üçüncü Öyküler Dergisi’nde yer aldı. Çok yakın bir zamanda mizah öykülerinden oluşan yeni bir kitapla, masallar var okuyucunun karşısına çıkmak üzere sıra bekleyen.
Not: Yazarımızın göründüğü gibi harika bir evi var. Beni konuk ettiği için teşekkürler :)
 
- Serafina'yı okumak isteyenlere nasıl tarif edersiniz?  Gerçekten ilginç ve değişik bir kitap. İlhamını nereden aldınız?
     Okumak da, yazmak da bir serüven sevgili okuyucular. Güncel konuları mizahi bir tatta aktarmayı sevdiğim kadar, beynimin gizemli koridorlarında dolaşıp hayaller avlamaktan da aynı oranda hoşlanıyorum.  SERAFİNA da böyle ortaya çıktı. Bu bahtsız kadın, benim bile tanımadığım, kurguladığım hayali bir karakter.  Sanrılarla yaşayan, çevresiyle iletişim kuramamış, kurmamış, yalnız, yapayalnız şizofrenik bir kadının gerçekten kopuş halleri roman. Romanı okumanızı istediğimden romanla ilgili fazlaca bilgi vermek istemiyorum aslında. Özellikle kadın okurların soluk soluğa bir heyecanla okuyacaklarından eminim bu kitabı.

- Yazarken en çok zorlandığınız kısım / karekter ne oldu? Neden?
 
     SERAFİNA’yı yazarken başlarda isim kullanmamaya çalıştım. Bunun son derece zor bir yöntem olduğunu söyleyebilirim. Serafina’nın babasını anlattığım bölümdeyse oldukça sıkıntı çektim.  Zira Serafina’nın babası rolünü büyükbabama benzer bir yaşam sürmüş bir karaktere verdim. Gerçeğe yakın, hem gerçek olmayan bu durum beni uğraştırdı biraz.
-Bakıcısının kızımıza anlattığı masallar gerçekten de şaşırtıcı ve ilgi çekici. Küçüklüğünüzde size de böyle masallar anlatan biri oldu mu? Bu masallar kaynağını nereden alıyor?
 
     Okuyan Kızlar Kulübü okuyucularının merak ettiği konulardan biri de sanırım Serafina’nın bakıcısı kadının ona anlattığı ürkünç masallar gibi küçükken bana da böyle masallar anlatılıp anlatılmadığı… Buna hem evet, hem hayır diye yanıt verebilirim. Kökleri Rusya’ya, Ruslara dayanan bir aileniz varsa eğer, evde de anneniz ve teyzeniz gibi durmadan geçmişe dayalı meseleleri fısıl fısıl konuşan büyükleriniz varsa; ötesi size kalmış. Uydurun biraz, süsleyin, püsleyin beyin kıvrımlarınızın karanlık köşelerinden birine hapsedin onları. İnanın günün birinde lazım olacaktır her biri. Şaka tabii ki… Pek çoğunu kurdum, kurguladım. Nefis bir fantastik hikâyeye sizi de ortak ettim. Sonrası size kalmış. Açıkçası değerli görüşlerinizi ben de merak ediyorum.
 
 
-Güzel cevaplarınız için teşekkür ederiz Mine Hanım. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Benimle bu söyleşiyi yaptığınız için asıl ben çok teşekkür ederim.

tarih84

2 yorum:

Syhn dedi ki...

demek yazarımız bu ;)
okumayı çok istediğim bir ropörtajdı kaçırmadığıma sevindim.
ev harika ;)

Anais Martin dedi ki...

Minuşum,
Tamamen rastlantısal bir 'tık'la bu güzel röportaj karşıma çıkıverdi.Çok mutlu etti beni hem senin hem de seninle arkadaş olduğum için kendi adıma.Serafina'yı merakla bekleyenlerdn biri de benim.Sanırım biliyorsun...Önü açık şansı bol olsun Serafina'nın.Sevgiler ANO