17 Nisan 2014 Perşembe

Mehmet Murat Somer - Unutamayacağım Bir Röportaj


- Mehmet Murat Somer -
Hayran olduğum, her buluşmamızda aydınlandığım bir isimle karşınızdayım. Bir röportaj talebi ile başladı her şey.  Hayatta unutamayacağınız kaç isim var ki, işte benim için bu az - öz listenin en tepesine yerleşti Murat Bey.
Hasta haliyle bizleri kırmayıp, yağmurlu rezil bir havada görüşmeyi kabul ettiği için ayrıca teşekkür ediyorum kendisine.
***
Hayata Dair Kısa Kısa:
1959 Ankara doğumlu Mehmet Murat Somer, ODTÜ'de mühendislik eğitimi aldı. Kısa süre mühendis, uzun zaman bankacı olarak çalıştı. 1994 yılından bu yana kurumlara yönetim ve bireysel gelişim eğitimleri veriyor ve yönetim danışmanlığı yapıyor. Tamamı ısmarlama sinema filmi ve TV dizi senaryoları yazdı, gazete ve dergilerde klasik müzik eleştirileri yayımlandı. Kendi ifadesiyle, "Halen 27. yaşının keyfini kimi zaman İstanbul'da, kimi zaman Tropiklerde sürüyor." 
Yazarın kitapları, İspanya, İtalya ve Fransa'da da yayınlanmaktadır.
***

Nar Kitap’tan çıkan Hop Çiki Yaya serisi ile bir blog turuna daha merhaba diyoruz. Yazarımız ve serisi üzerine derin bir sohbet / röportaj sizlerle! 

Hop Çiki Yaya serisinin yazarı, uluslar arası yaratıcı bir isim var karşımızda. Kitapları 20 dilden fazla çevrilmiş, ''Turkish Delight'' diye bilinen seriyle ön plana çıkmış aykırı bir kalem. Kalıpları yıkmak ruhu özgür kılmanın aracı diyerek enteresan bir serüven sunmuş bizlere.

-Hemen soruyorum HOP ÇİKİ YAYA ne demek?
1950 İstanbul  kız kolejleri spor karşılaşmalarında ‘hop çiki yaya’ nümayiş çok yaşa gibi bir şey dermiş. (Günümüz slogan cümlelerini anımsatan bir kullanım olsa gerek ) 1950 sonrası Nişantaşı kadınları davranışlarında ayıplanan bir durum karşısında “Ay, çok ayıp.” yerine “Hop çiki yayalık yapma.” demeye başlamış. O dönemler eşcinsel yerine queer denir, eşcinsel-gay kelimeleri kullanılmazmış.
1960’larda ‘hop çiki yaya’ plaklarda alt başlık olarak kullanılmaya başlamış. (Sanırım bu Bülent Ersoy ve onun gibi olma heveslilerinin yılları) Şarolo yani eşcinsel olarak kullanılmış.
Hop Çiki Yaya diyerek hem geçmiş kuşağa saygı hem de eşcinsel karşılığın gündeme girmesi için seri ismi olarak seçilmiş. (Helal be!!!)
Kitaplarda birçok şarkıcı, Türkiye güzeli ismi geçiyor. İnsan merak ediyor bu isimler gerçek mi? Gerçekse nasıl bir cesaretle yazılır? (Millet geçmişi silmeye, bilineni anlatanı da taşlamaya meraklı)
Seride geçen ünlü isimler ve zengin kesimin sosyetik inişleri çıkışları gerçek diyor Murat Bey.
(Yani Google açıp isimleri, eserleri araştırabilir; nostalji serüveninde gezinebiliriz! Yuppiiii )
-İlk kitap Peygamber Cinayetleri’ni yeni bitirdim ve seriye devam ediyorum. Ben mi atladım, yoksa başkarakterin ismi yok mu diyorum?
İlk etapta Hop Çiki Yaya serisini 5 kitap olarak düşündüm. Beşinci kitapta karakterin ismini de öğreniyoruz diyor. İsim çift kimlikli olsun istedim. Hem kadın, hem de erkek kullanabilsin tıpkı karakterin yaşamı gibi! Hayran baskısı sonucu iki kitap daha ekleyerek yedi kitaplık bir seriye dönüştü. (En iyi yerde de noktalamış hani)
Seri tam anlamıyla ters köşe! Karakter erkek ama hayatını kadın kıyafetleri içinde, çift benlikle devam ettiriyor. Bu kitapta alışılmışın dışında bir dedektif var: gay, olayı çözenler: transeksüel :) Hani suçlu ararken ilk etapta toplanacaklar. Hiç dikkat çekmeyen, sıradan kişiler de işin kirli yüzünü temsil ediyor. Hayatın ikiyüzlülüğüne burada bir ayna tutuluyor J
Gay, eşcinsel kişilerin iyiyi, sıradan kişilerin kötüyü temsil etmesi bir tesadüf olamaz değil mi? Buradaki meseleyi seriyi merak eden okuyucularımıza anlatabilir misiniz?
Asıl amaç beyazların ‘’normal birey’’ karalaşıp, karaların yani ‘’anormal bireyin’’ beyazlaşması.  Açalım konuyu; marjinal, dejenere kişilerden hep kötü olması beklenir.Dizilerde bir gay vardır ona gülünür ama onunla gülünmez gibi…  Trans birey ölmeyi , fahişe tecavüze uğramayı , fakir ezilmeyi hak etmiştir. Toplumda aykırı ya da eksik isen bir suç olduğunda ilk şüphelenilen, ilk aranan da sensin.
(Merkeze marjinali çekerek suçluları beyaz Türkler üzerinden anlatarak dengeleri değiştirmek istemiş yazar. Böylece insanlığımızı hatırlıyoruz. Her şey bizler için diyoruz. Yasakların bir baskı unsuru olduğunu, yasak delindiği an patlayan enerjinin bedelinin ne kadar ağır olduğunu öğreniyoruz.)
Seri ilk etapta 5 kitap dedik.  Kitapların özel bir anlamı var mı? Kendi içinde şifresi?
Her kitap bir çevreyi temsil ediyor.  Normalin makul olduğu kendi içinde sistemler – ahlaki kurallarla örülü olan duvarların arkasındaki hayatlara açılan bir kapı gibi hikayeler.
Farkında olmadan farkındalık yaratmak asıl amaç!
Bir kişiye vahşeti direk verirsek korkar, çaktırmadan eşik atlatarak sunduğunuzda bunu kaldırır. Kemal Tuğcu gibi anlatsak canlı yayında cinayet izlemek gibi olur. Eğlendirerek anlatırsak farkındalık oluşur. (Aykırı tiplere odaklanırsak diğer ön yargılara takılmadan asıl meseleye dikkat çekebiliriz.)
Pekiiii karakter ismini söylersem büyü bozulur, seriyi okuyanlar serinin beşinci kitabında öğrenecekler. Şu malum karakterimiz AŞKı tadacak mı?
Tabiii o da insan, aşık olacak, acı da çekecek. Tür itibariyle bakın hiçbir dedektif yaşlanmaz, uzun süreli ilişkisi olmaz, belirli bir yerde yaşamaz. Olay karakter değil karakter üzerinden serüvendir. Benim başkarakterim de aşkı tadacak,  seks yapacak; nasıl acıkıyorsak, uykumuz geliyorsa bu karakter de ihtiyaçlarını giderecek. Kitapların bağımsız okunabilmesi için bir matematik belki de! (James Bond’un aile babası olmasının imkansızlığı gibi J )
 (Her anlamda yaşayan ama bir kalıba tutturulamayan bir dedektif var elimizde! )

Seri hakkında genel bilgi: Karakter bir dedektif, canı istediğinde kadın gibi giyinen yeri geldiğinde erkek kıyafetleri ile dolaşan okumuş kültürlü bir isim. Marjinal, ötekilerden. Ponpon bir karakter. Doğrudan ya da dolaylı olaylar sonucu katillerin peşinde bir isim. Her kitap bir çevreyi temsil ediyor. Gülerken farkındalık yaratmayı hedeflemiş bir usta kalemden eserler var karşımızda. Her kitap bağımsız da okunabiliyor.


2 yorum:

neslihan öncel dedi ki...

bu karakteri sevdim :)

tarih84 dedi ki...

neslihan öncel : yazarın kalemi çok iyidir! :)