6 Mart 2014 Perşembe

Röportaj: ANNE ELIOT // OKK İnceleme

 

 
Öncelikle ricamızı kırmayarak bizim için bu fotoğrafı hazırlayan yazara gönülden teşekkürler. Bayıldık! Ricamızın da ötesinde olmuş. :) 


Merhaba,  röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.
-Asıl nezaketiniz için ben teşekkür ederim.
1-Bu kitabı nasıl bir ortamda neler hissederek yazdınız? Örneğin; nerede yazdınız, ne dinlediniz?
Yazarken bir yandan yeni bir aşk hikayesi yazdığım için heyecanlıydım, bir yandan da endişeliydim çünkü zor bir konu seçtim ve başkalarının acılarını kötü bir şekilde yansıtmak istemedim. Birçok kadın Jess'le benzer şeyler yaşıyor, çok sevdiğim bir arkadaşım ve kuzenim de dahil olmak üzere. Bu nedenle bu konuda yazmaya karar verdim ve aylarca araştırma yaptım. Sonra fark ettim ki birçok insanın büyük veya küçük geçmişten taşıdığı acılar vardır ve bu onları sonsuza kadar değiştirir. Bunla yaşamayı öğrenmeli ve yolumuza devam etmeliyiz. Herkes incinir ama bizi biz yapan seçimlerimizdir; ya yalnız kalmayı seçeceğiz ya da insanlara yeniden güvenmeyi öğreneceğiz. Aşk, kötü olayları unutturmaz ama aşık olunca durum her zaman daha iyiye gider.
 
Benim ruh halime gelirsek, kendime yazarken dinlemek üzere bir playlist hazırladım ve her karakter için bir şarkı seçtim. Örneğin; Jess için Taylor Swift’in White Horse şarkısını seçtim. Herhangi bir kurtuluş için beyaz atlı bir prense ihtiyaç duymayan birini anlatan bu şarkı bana Jess’in güvensiz ve içine kapanık hallerini hatırlatıyor. 
White Horse, Taylor Swift
 
Ancak Jess güvendiği biri olan kız kardeşiyle iken tavırları değişiyor, ona açılabiliyor  Hatta ses tonu bile değişiyor, gerçek halini alıyor. Zihnimde tatlı ve umut dolu sesini Jess’e uyarladığım Kate Walsh’un Your Song şarkısını dinlemeyi de seviyorum.
Your Song, by Kate Walsh 
 
2-Röportaj öncesi sohbetimizde Türkiye’ye gelmek istediğinizi ve Kapadokya’yı çok merak ettiğinizi söylemiştiniz. Sizin ziyaret etmek istediğiniz bir ülkeye sizden önce kitabınızın gelmesi nasıl bir duygu? Belki Türkiye’ye geldiğinizde bir kitapçıda kendi kitabınıza rastlarsınız. :)

İkisini de görmek benim hayalim. Lütfen görürseniz benim için bir fotoğraf çekin! :) Orada raflarda olduğunu bilmek harika bir duygu!
 
Kapadokya’ya gelince; hayalim peri bacalarını görmek ve bölgenin kültürü ve  hikayesi  hakkında bilgi sahibi olmak. Ve tabi ki daha fazlası... Mesela tüm bölgeyi balonla havadan seyretmek.  Wow!
 
Bir gün Türkiye’yi ve İstanbul’u ziyaret etmeyi ve oranın güzelliklerini görmeyi çok isterim ancak Colorado’lu biri için biraz fazla uzak ve egzotik bir yer. Annem İtalyan ve yakınları Udine adında bir kasabada yaşıyor. Türkiye’den o kadar da uzak değil. Belki bir gün gelirim, belli olmaz :)
 
3- Kitabın Türkçe edisyon kapağı hakkında ne düşünüyorsunuz? Ve favori yurtdışı kapağınız hangisi?
Ah, Türkçe edisyon kapağı! Bu kapakla AŞK yaşıyorum :) AŞK! İlk olarak “Yaşam Ağacı” düşüncesine bayıldım çünkü bu tarihi simgeyi zaten çok severim. Jess’in aşık olmasıyla canlanan ağaç fikri harika olmuş.  Bu tasarımı yapan kişi gerçekten hikayenin kalbine inmeyi başarmış.
-Yazarın yolladığı kolyesinin resmi ^^ -

 Bu kapakla uyumlu, her gün taktığım bir kolyem var. Kapakla yan yana getirdiğinizde neredeyse AYNI görünüyor. Bunu fark ettiğimde Pena Yayınları’nın bana şans getireceğine inandım. İşte bu nedenle Pena Yayınları ve Türkiye daima kalbimde olacak. Daima!       
 Avrupa sınırları içerisinde kitabımı basan ilk yayınevi: Pena... Çevirmen ve editör Fatma Zeynep Öztürk’e çok şey borçluyum. Teşekkürler Fatma!
Ayrıca çalışmanız ve sohbetimiz için size de teşekkür borçluyum Okuyan Kızlar Kulübü! Böyle bir şeyin karşılığını nasıl verebilirim ki! Sadece kalbimle... Pena Yayınları’na, Fatma’ya ve bu kitabı okuyan herkese hayallerimin bir parçası oldukları için teşekkürler.
 
4- Bu türe (Young Adult) yeni yeni alışıyoruz. Şimdi de hem kadın, hem erkek bakış açısıyla yazılmaya başladı kitaplar. Bu yazım yolu hakkında olumlu veya olumsuz ne düşünüyorsunuz?
Kitaplarımı bu ikili bakış açısıyla yazmayı seviyorum. Bence her kız sayfayı çevirdiğinde, erkek karakterin düşüncelerini görmeyi sever. Ben de severim! Bu olumlu yanı çünkü gerçek hayatta böyle bir şeyi görme şansımız yok, dolayısıyla bence kitaplarda ikili bakış açısı olması harika. Olumsuz yanı ise yazar için. İki tarafın da düşüncelerini uyum içerisinde, düzgün bir şekilde vermek çok uzun zaman alıyor. Erkek karakterin düşüncelerinin kadın karakter düşüncesi gibi olmasını istemem. Yazar da kadın olunca erkek karakterin inandırıcı olması zaman ve çaba gerektiriyor. Dolayısıyla yazar için bu yavaş yazmak anlamına geliyor. Diğer olumsuz yanı ise okuyucu şaşırtmak zorlaşıyor. İki tarafın da düşüncelerini bilen bir romance okuru için gizem yaratmak zor.
Diğer kitabımda da –o da lisede geçen bir romans- ikili bakış açısı var. İsmi  Unmaking Hunter Kennedy. Başı belada olan rock yıldızı bir gencin, küçük bir kasabada ortam durulana kadar gazetecilerden saklanmasını anlatıyor.  Ve komşusunun kızına aşık oluyor. Onun tarafını yazmak çok zordu çünkü genç yaşında benim anlayamayacağım birçok şey yaşamıştı. Ayrıca tam bir baş belası. Biraz kötü çocuk.  Ben kendi içinde iyi bir kadın olduğum için onun kişiliğini güçlü tutmak çok dikkat ve zaman gerektirdi.   
Travma Sonrası Aşk Çarpması’nın Gray Porter’ı daha çok iyi bir çocuk. Ve yazması daha kolay çünkü çok sevdiğim bir arkadaşımın oğlundan esinlendim. 
---
Biz Anne’e teşekkür ederek bitirirken kendisi de bize nazik teşekkürlerini sundu. Umarız yazarın bu harika olumlu elektriği sizi de sarmıştır. Bizden ayrılmayın! :)
 
tarih84 

Hiç yorum yok: