22 Şubat 2014 Cumartesi

#direnAŞK Kitabının Doğduğu Yer TAKSİM / Gezi Parkı'nda Ali Bolat İle Uzun Bir Sohbet Gerçekleştirdik

 Ali Bolat  #direnAŞK dedi kendimizi TAKSİMin göbeğinde GEZİ PARKInda röportaj yaparken bulduk :) Röportaj diye başladık, konu konuyu açınca derin bir sohbete daldık :)
#direnAŞK ismini duyduğum an ‘’ammannnn yine mi  acıtasyon’’ dedim. Son yıllarda bitmez tükenmez 80li yıllar anlatımı nasıl bizi bıktırdı ise gezi parkı sürecinden faydalanan kişiler de görüşümüzü bulandırdı.  Kitabı ele alıncaya kadar birçok saçma fikre sahiptim. Çok büyük bir ön yargı ile yaklaşıp daha en başta okumadan harcadığım bir kitap oldu. Sonra Ali Bolat’ı tanıdım, Ali Bolat gözünden bir kadın ve gezi parkı nasıl anlatılır diye merak edip başladım. #direnAŞK kitabı da benim duygularımı paramparça etti. Çünkü böyle bir kitap beklemiyordum, iyi  bir silkiniş yaşayacağımı bilmiyordum. Aslı karakteri ile öyle bütünleştim ki Aslı’nın uyanışı bir noktada benim uyanışım oldu. Gelin kitap nedir bir bakalım, dert neymiş anlayalım. Sonrasında yazarımızla sohbete başlayalım.
#direnAŞK
‘’Gezi Parkı ‘’ birkaç ağaç meselesinden öte bir simge.  Hem siyasi hem toplumsal alanda birçok açıdan uyanışın sembolü. Başlı başına bir kadın hareketi. ‘’Yahuuu ne oluyoruzun’’ özeti!
Aslı geçmişinde yaşadığı sorunları çözümleyememiş, unutma yolunu seçmiş, hayattan gün geçtikçe silinmiş bir kadın. Unuttuğunu sandıkları aslında her adımında bir çelme. İki ilerlemişse üç düşmüş dik durmayı başardığında boynu önde kalmış bir birey. Hep bir parça eksik yaşamış, tam olmaya çalıştıkça kader ondan bir ısırık almış. Aslı hayatında pasif, kör göz bir 10 yıla sahip. Bu noktadan bakınca Türkiye de 10 yıllık derin sessizliğinden çıkıp neler oluyor demiş tıpkı Aslı gibi.
Ne oluyor, neler oluyor, niye oluyor… Ben kimim, ben ne yapıyorum, bana neler oluyor…
Kitap Tanıtımını okuyalım, kitap incelememizle yazar sohbetimizi harmanlayalım:
 Geçmişle barışmadan AŞK’ için savaşamazsın! 
Aslı kocasından boşanmış, ölü bir bebek doğurduğu için ciddi psikolojik sorunlar yaşamış, doğup büyüdüğü şehir ve geçmişiyle travmatik bir ilişkisi olan bir kadındır. En yakın arkadaşı Sibel’in on dokuz yaşındaki oğlu Cem, geçici bir süre Aslı’nın yanında kalacaktır. Tam bu esnada ülkeyi sarsmaya başlayan isyanlar Aslı’nın hayatını da etkiler. Cem’i korumak adına kendini olayların içine atan Aslı, hem kendi gençliğini hatırlar, hem de yepyeni bir nesille tanışıp bir dönüşüm yaşamaya başlar. Kalbini Gezi Parkı olayları sırasında tanıştığı ve kendinden on iki yaş küçük Ufuk’a kaptırınca durum iyice karışır, çünkü Ufuk da Aslı’yla aynı şehirde doğup büyümüştür. Ufuk, Aslı’yı Mersin’e davet ettiğinde Aslı’nın dünyası altüst olur. Travmatik geçmiş, âşık olunan adamın siluetinde bir bombaya dönüşür, çünkü Aslı'nın geçmişinde yüzleşmekten kaçındığı sırlar vardır. Aslı aşkın gücüyle çıktığı bu yolculukta geçmişini yenip yepyeni bir hayata merhaba diyebilecek midir, yoksa kendi içine daha fazla kapanıp aşkı yok mu sayacaktır?
Aslı erken yaşta evlenmiş, iş yaşamını ertelemiş aşkı arayan bir kadın. Bitirmeye çalıştığı evliliğine son anda bir bebekle can vermeye hazırlanırken bir yıkım yaşar. Doğum anındaki kasılmaları onu yıllar öncesine sürükler, psikolojisi sallantıda olan kadın hepten yıkılır. Boşanır, iş yaşamına atılır ve hayatı geldiği gibi yaşar. Aslı çağdan haberdardır, facebook hesabı olan, her gün bir gazete okuyan, iyi bir semtte yaşayan, gelir düzeyi ortalama bir genç kadındır. Yine de dünyaya, yeniliklere bir noktada kendisini kapamıştır.
Cem'in hayatına dahil oluşu, sorumluluk duygusu onu bambaşka bir dünyaya sürükler. O başka gördüğümüz dünya aslında yaşadığımız her gün adımladığımız dünyanın da ta kendisidir.
***
Hepimiz bir gün kendimizi nasıl eylemin içinde bulduysak, ülkemizin en uzak köşesinde bile diyecek bir sözümüz olduysa Aslı da kendini ateşin yandığı yerde bulur. Etliye sütlüye karışmadan yürüdüğü bir an ölümle burun buruna gelince YAHU NE OLUYORRR der ve olaylar başlar.
***
Siyasetten uzak bir hikaye siyasi, ve toplumsal bir olayın göbeğinde doğup bambaşka diyarlarda yol alır.
***
BU NOKTADA YAZARA DA SÖZ HAKKI VERELİM:)
Öncelikle Ali Bolat'a teşekkür etmek isterim. Kitabı okumadan önce, okurken ve sonrasında sık sık telefonlaştık. Bir kere bile kırmadan aklıma takılan her soruya cevap verdi. Taksim'de buluştuk, röportaja başlayamadan sohbet üstüne sohbet açıp harika bir akşamdan bolca anı bıraktık geçmiş hanemize :)
***
Ali bey beni yıktınız, çok ters köşe bir hikaye. Kabul edelim ki olayın ana çıkışı Gezi Parkı olayları. Ama hikaye gezi parkından apayrı. Büyük bir risk farkındasınız değil mi? diyerek daldım konuya :)
Yazar #direnAŞK isminden kapak görseline kadar ön yargılarla karşılaşacağının farkında olarak ısrarla kitabının arkasında durmuş. Evet yanlış anlaşılacak, olayların, sürecin belgesel bir anlatımı zannedilecek. Siz okudunuz şimdi fikriniz ne dedi?
ımmmm evet zamanlama ve kişilerin karşılaşma sebebi gezi, ama olaylar ve sonrası tamamıyla aşk-hayat-insan şeklinde ilerliyor. 
Tanışma faslı gezi, gerisi hayatlarda bir gezinti!
Kitabın özüne saygısından tüm zorluklara göğüs germeye, yeri geldiğinde göz ardı edileceğini bile bile yazar isim ve kapak görseli için savaşıyor.
***
Aslı çok gerçek, bizlerden biri okurken rahatlıkla karakterle iletişim kurabiliyoruz. Bunu başarmak zor diyorum.
Yazar Aslı karakterinin ana vuruşlarını gerçekçi kılmak için çok çabalamış. Ok meydanından Kabataş'a yürümüş, Mersin'de artık aslının yolu diye bilinen Mersin otogarından Mezitli'ye kadar yazın en sıcak anında gitmiş yürümüş. Ülkemizin sus pus, görmezden gelinen konularından, cinsel seçimlerin hastalık adledilişine kadar pek çok konuya cesurca değinmiş. Değinmiş diyorum! ÇÜNKÜ: Ne bu konuları istismar etmiş ne de diğer gündem meselelerinden fardalanıp kolaya kaçmamış. Bizlere hissettirip düşünme payı bırakmış.
***
Yazar ve karakteri Aslı'nın yolları  farklı ama çok doğru!
***
Yazarın yayınlanmış birçok romanı var. Basımı bulunmayan ama dilden dile dolanan eseri Düşlemek'i delicesine merak ediyorum. Soruyorum neden bunca zaman yazmadınız, yazmaya geri döndüğünüzde niçin bu uç görülen noktadan çıkış yakaladınız?
Yazarın, Aslı karekterinin ve Türkiye'nin 10 yıllık uyanışı denk geldi diyor. 10 yıllık yazar suskunluğuna ara vermeye karar verdim, karakter sanki benimle yaşıyordu Aslı hayata karışmaya, kendi içinde kendi devrimini yaratmaya karar verdi, suskun ülkem uyanmaya karar verdi. Her birimiz yeniden yaşama karışmaya karar verdik diyebiliriz diyor.
***
Soruyorum Gezi Parkı ve #direnAŞK görmemiz gereken ne?
Gezi Parkı olaylarını Titanik olarak düşün Aslı da orada aşkı bulan bir kadın. Titanik battı ama Aslı hayatta kalmayı başardı. Titanik'in batmasından da Aslı'nın hayatla yüzleşmesinden de ders çıkaracak kişiler farklı ya da aynı! Burada bir kadın ve bu kadının yaşamının ayrıntıları var.
Ağaç meselesi dedik sembol oldu, Aslı'nın şeftali ağaçları kesildiğinde başlayan suskunluğu Gezi Parkı ağaçları kesilirken sona erdi. Kabuslar başladı geçmişle hesaplaşıldı. 
Ali Bolat'ın da yazma aşkı 10 yılın sonunda kağıt ve kalemle yeniden can buldu. Susan diller mürekkeple konuştu.
***
Kitabı dikkatle okuyunca her olayın bir sistematiği var, hayat gibi. Bazen hiç ummadığımız anda bir isim, bir bilgi hayat kurtarır. Ya da bir an gelir hayat karartır.
Kitapta üç isim çok dikkatimi çekti.
Can - Aslı - Ufuk. Özellikle mi seçildi?
Evet kitapta her kelime bir zincirin halkası. Hayattaki her an gibi diyor yazar. Can korkulardan sıyrılıp ben olma savaşında bir isim. Aslı zaten olayların aslı, gerçeği. Ufuk ise geçmişle yüzleşme, kötülüklerinden arınma ve geleceğe bir ışık. Ufuk çizgisi gibi Ufuk ile Aslı da birbirlerinin hayatta ilerlemesinde dayanak.
İkisi de yaralı, ikisi de hayata bir şekilde eksik adım atan kişiler.
***
Daha ne sohbet konuları geçti ama üzgünüm burada yazımı noktalıyorum. 
Teşekkür ederim ALİ BOLAT.
***
Kitaptan birkaç alıntı:
Karnındaki bir yaşamı ölüme doğurmak! Daha güçlü bir rüzgar olabilir mi hayatta?

Bütün bu yağmurlardan korunmayı başaramıyorsak ne anlamı var ki kaçmanın?

Ne yazık ki aşk, biz beklediğimiz anda değil,tam arkamızı döndüp vazgeçmişken kapımızı çalan bir misafir gibiydi...

Tarih84


Hiç yorum yok: