16 Ocak 2014 Perşembe

İt Dalaşı : Wolfe Kardeşlerin Ergen Dünyası

“Yenilginin rengi göz bebeklerini boğsa da, 
hepimiz gibi yoluna devam et ve inatla gülümse. 
Gülümse ve karanlık kuytuların en karanlığında yaralarını yala.
Parmaklarınla yaralarına dokun ve onları hatırla.”

Markus Zuzak'ın kaleminden ergen dünyasına müthiş bir bakış. Wolfe kardeşlerin hayatını anlatan üçlemenin ilk kitabı Köpek Düşleri tek kelimeyle Harika! TIKTIK Son ana kadar ben ne okuyorum dediğim tam bir ironi, sevimli bir köpeğin peşinde iki haylaz beklerken köpekten beter bir hayatın izleri satırlarda gezindi. İki haylaz çocuk artık büyüyor onlar birer delikanlı, değişen hayatlarda değişmeyen uçuk hayallerle İt Dalaşı kitabı ile karşımızda :)
İT DALAŞI
Kendilerini birer başarısızlık örneği olarak gören Wolfe kardeşler, kaderlerini baştan yazmak için daha önce hiç denemedikleri bir yola baş koyarlar. Bu yol kimilerinin para, kimilerinin şöhret, kimilerininse onurları için seçtikleri boks ringleridir. 
Peki, iki kardeş bu acımasız düzene tutunup ayakta kalmayı başarabilecek midir?
Onlar büyüdü, ergen, kavgacı gençlere dönüştü. Babalarının işsizliği, ablalarının savrulmuş halleri, isyan eden abileri, yorgun anneleri...
Kavga etmenin artısı ringler, kardeşler artık para kazanıyor, kanlı, kaslı, seksi şekilde :)
Kızlar geliyor, harcamayı beceremedikleri para birikiyor. Sorun her geçen gün artıyor ahhh bir de komşu köpeği var değil mi :))
Enteresan haller düşündürücü satırlar. En sevdiğim sahne televizyona dair düşünceleri. İlk kitapta asla gerçekleştiremedikleri hırsızlık hayalleri vardı. Bu hayalin gerçekleşebilme ihtimali onları rahatlatırdı. Şimdi tv takmışlar. Televizyonu satmaya karar vermişler, bahane hazır. TV gereksiz, herkes güzel geçek hayatta öyle değil. İyiler kazanıyor palavra, seks o kadar cazip değil çünkü gerçekte wolfe kardeşler kadar herkes korkar. Tv aptallaştırır ve daha nicesi :) Kahkahaya hazır olun diyor düşündürücü alıntılarla sizleri baş başa bırakıyorum.
Alıntılar:
Çok merak ederim çünkü evlere duvar ve çatı yapılması sebepsiz olmasa gerek. Beni şüpheye düşüren şey ise, pencereler. Neden pencereleri var? İçerideki dünyaya bir göz atabilmek için mi? Yoksa bizim dışarıyı görebilmemiz için mi?
***
Günlerimizin çoğunu unuttuğumuz şeyleri hatırlamaya çalışmakla mı geçiriyoruz?
***
Gözden kaybolana kadar arabayı izliyor, sonra teker teker içeri giriyorlar. Tel kapının ardına. Ahşap kapının ardına. Duvarların ardına. Dünyanın içindeki bir başka dünyaya doğru.
***
Seriyi tavsiye ederim dilerim üçüncü kitap da kısa sürede bizlerle olur :)
Tarih84

Hiç yorum yok: