26 Kasım 2013 Salı

Şans Bilekliği - Cathy Lamb

Rüzgarla Gelen’in yazarından yüreklerde iz bırakacak yepyeni bir hikaye…
Bir Cathy Lamb klasiği daha!
Önce güldür, sonra düşündür. Geçmiş – günümüz- gelecek döngüsünde yüreğimizi deş, gözde yaş akılda deli sorularla kal :(
Kitap iyi mi? Evet.
Okuduğuma değdi mi? Evet.
Bir ‘’RÜZGARLA GELEN’’ mi? Hayır :(
Stevie – Polly –Lance kuzenler ve Zena – Cherie karakter örgüsü zaman zaman Rüzgarla Gelen’i anımsattı hani :) Rüzgarla Gelen'i çatlaklık konusunda geçer mi dedirtti :)
Ahh sevgili yazarımız çıtayı o kadar yüksek tuttun ki bir ömür Rüzgarla Gelen fısıldayacağımız kesin.
Yoksa siz hala okumadınız mı? Hiç durmayın Şans Bilekliği ile açılış yapıp Rüzgarla Gelen’le duyguları şahlandırın!
Can dostum Seyhan ve sevgili blogdaşımız, arkadaşımız Nabrut kitap okuma zevklerini renklendirecek yeniliklerle geliyorlar. Yeri geliyor harika fotoğraflar çekiyor yeri geliyor kitapları çekiştiriyorlar. Bir süredir de seçtikleri kitapları eş zamanlı okuyup yorumluyorlar. Yazarın ilk kitabını ısrarla Seyhan’a okutmuştum. O da Nabrut’a baskı yaptı. İkisi de hayran kalınca yazarın Ephesus Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı için bu sefer üçümüz eş zamanlı okuyalım istedik. Yorumlarını okumak için sabırsızlanıyorum. Hatta siz bu satırları okurken sevgili Seyhan ile harika bir güne yelken açmış, bol bol kitap hakkında konuşuyor olacağız :) Çok keyifli bir sürece adım attık, beni de dahil ettiğiniz için teşekkür ederim kızlar.
Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie
doğar.
Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevienin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.
Stevienin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevienin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.


Şans Bilekliği – YORUM
İnsanın kendine dönmesi, kendine bakmayıp kendisini görmesi bu hayattaki en zorlu süreç olsa gerek. Stevie kalp krizinin ardından önemli bir karar alıyor, almak zorunda kalıyor. Ya kilo verecek ya da ölecek. Aradan 2 yıl geçiyor kızımız 77 kilo vermiş, hayatına kalıcı yenilikler eklemiş. Duygularını sıfırladığı an yakışıklı bir komşu ile karşılaşıp an be an saçmalamamak için mücadele etmektedir. Stevie kilo verdikçe öz benliğine, genlerden gelen güzelliğine bürünür. Aynaya baktığı her an korkuları ile karşılaşır, HELEN! Kabuslarından kaçmak adına yediği yiyecekler onu ölümün eşiğine getirir. Hayatta kalma seçeneği kullandıkça kabusları gün yüzüne çıkar. Verilen her bir kilo sanki unutulmaya yüz tutmuş yılları geri getirmektedir. Küçük yaşta öksüz kalan Stevie pasif teyzesi, hakimiyet delisi ,psikopat eniştesi bu döngüde sinmeiş zavallı iki kuzen ile yola devam etmeye çabalar. Polly ve Lance hayatında tutunacağı yarıarızalı dallardır. İş yaşamı da ayrı olaydır, Zena olmasa belki çıldıracaktır.
Günler ilerler, Stevie geçmişe anılarda yolculuk eder, yeri gelir kabuslarla terler. Bu yolculukta yüreğimiz burkula burkula eşlik ederiz. Stevie kendini bulma yolunda ilerlerken yaşananlarla belki de biz kayboluruz.
 En sevdiğim karakterler: Lance ve Zena
 En komik an: Jake'in Steve'in kaçış - kaçamayış anlarını yüzüne vurması :)
En düşündürücü bölüm: Acaba ben hangi tür ekmeğim?
En merak edilesi şeyler: Gant, Polly’e aşık mı? Polly mutluluğu bulabilecek mi?
NOT: Gerçekten de düşündüm :) Sanırım ben tam tahıllı Akdeniz ekmeğiyim. Hayatın her anından dolu dolu bir kare. Hüzünleri ekşi maya diyelim, neşeli anlar için de kuş üzümü-fıstık. Günler un ise anılar kabartma tozu … Sonuç doyurucu.
Yine NOT:  Ben de sandalye istiyorummmmm, toz pembe, rahat, şekerleme yapabilecek kadar huzurlu.
Yazar yine bir açık kapı bıraktı. Hiçbir zaman tam bir son olmuyor. Stevie’nin çocuk sevgisi yaşadıkları üzse de hayatın kendi içindeki seçimleri çok gerçekçiydi.
Lance ve Zena karakterleri ilaç gibi geldi :)
Lance’in şişme kadınlara olan nazik davranışlarına koptum. Harika bir fikirdi!

Seyhan'ın Yorumu İçin: TIKTIK
Nabrut'un Yorumu İçin: TIKTIK
İyi okumalara efendim :)
 Tarih84 

24 Kasım 2013 Pazar

OKK 21. Blog Tur: Saplantı: Bu Dünyaya En Az 100.000 HUNTER Daha İstiyorum (YORUM)


Okuyan Kızlar Kulübü 21. Blog Turunun son günü YORUM
 
Dex Yayınları'ndan çıkan, fenomenleşen LUX serisi yazarı J.L. Armentrout bu sefer yetişkinlere göz kırptı. Dex Plus'ın yeni cicisi Karanlığın Oğlu HUNTER! Lux serinin yan hikayesi olan Saplantı bağımsız da okunuyor. Benim gibi Lux serisine başlamamış birisi hem de fantastik dünyadan uzak bir okur bu kadar deli divane oldu ise var bir şey! :) Yazar bu kitabında bir değişiklik de yapmış. Anlatım harika! Kitap dünyasında ciddi bir hamle. Bir kızın, bir erkeğin gözünden anlatımlar baymışken ilaç gibi geldi.
Yazar hikayeyi anlatırken hiçbir olayı havada bırakmıyor. Serena ve Hunter arasında geçişlerle hikayeyi dinliyoruz. Bir olay yaşadım bak ben böyle düşündüm 50 sayfa geçti bir de o şöyle düşündü değil! Bir bakıyoruz Hunter bir tartışma içine giriyor olay tam çözülüyor sözü Serena devralıyor, devamında onun gözünden ilerliyor. Sanki onlara bu yolculukta eşlik ediyor gibi hissediyoruz. Okumaktan öte yaşıyoruz.
Tura başlamadan önce çok kararsız kaldım. Her ne kadar bağımsız bir anlatım da olsa yazar LUX serisi ile akıllarda yer etmişti. Lux okumadan bu kitaba yorum yaparsam, bilgi eksikliği yaşar mıyım? Seri bağımlılarına haksızlık olur mu diye çelişkiye düştüm. Kitap bitti arkadaşlarıma Luxenler-Arumlar hakkında neler öğrendim anlattım. Resmen sınava girdim veeeee başarılı oldum :) Bunları neden mi anlattım? Her iki dünya dışı varlığı merak ediyor önce Saplantı'dan başlayayım sararsa Lux serisine devam ederim diyorsanız hiç durmayın. Gayet anlaşılır, fazla ateşli, akıcı bir kitap!
Mel yaşamayı seven, çılgın, dost canlısı bir kızdır. En yakın arkadaşı Serena ise erken yaşta ailesini kaybetmiş. Ayakta kalmaya çalışırken çılgınlıklardan uzak, normal bir hayat yaşamıştır. Serena'nın tek çılgınlığı deli dolu arkadaşı Mel'e ayak uydurduğu zamanlardır. Mel, Serena'nın bu hayattaki tek dostudur. Bir gece Mel bir hovardalığını arkadaşına anlatır. Aklını kaçırmış gibi bir hali vardır. Erkek güzeli , güçlü bir adamın oğlu seksi Phillip insan olamayacak şeyler yaparken Mel tarafından görülmüştür. 
''Serena sana söylüyorum Phillip insan değil! Ahh Mel erkekler zaten insan değil!''
Doğru söze ne denir ki :)))
Philip aslında ışığın şımarık oğulları, Hunter'ın tabiri ile gökkuşağı veletleri Luxen'lerden birisidir. İkizi ile ciddi bir kavga esnasında dünya dışı bir hale bürünmüştür. Bu da yetmezmiş gibi bir konu (çok gizli) hakkında tartışmaktadırlar. Mel'in gördükleri ve duydukları ölüm fermanına yetmiştir.
İki kızın gece macerası Mel'in anlattığı çılgın fikirler derken bir patlama ile sona erer. Serena da bu vahşete şahit olur. 
Olay üstü olay. Bilinmeyenlere gelin anacımmm baklavalı, taş gibi çözümler bu kitapta :)
Vampir, kurt adam, ejder sonrası yeni seksi türümüze merhaba.
UZAYLI mııııı?
Uzaylı dediğinde yeşil kürdan adamları unutmanın vakti geldi değil mi? :)
Seçenek çok DEX ,Lore, Sin, Luc kitap yazılmaya aday karakterler :)
Luxenler günden güne güç kazanıyor, insanları parmaklarında oynatıyor. İnsanlar da küstahlıklarından baş tehlikeyi göremiyor. Luxenler ne kadar iyi çocuk, insan güzeli yaratıklar olarak görülüyorsa. Arumlar da korkulası kötü varlıklar. Evren kendi içinde bir denge. Luxenlerin tek rakibi Arumlar. Luxen parlarken Arum karanlığı ile yok etmek adına yaratılmış. Anlayacağınız doğuştan yok edici. Dünyaya geldiklerinde fark edilir ve misyonlar yüklenilir. Burada da Arumlara dengeyi sağlamak, devletin katili olmak düşer. Hunter da bu noktada ortaya çıkar. Serena bir şeyler bilmektedir. SD için önemli olabilir, Hunter da kızımızı korumakla görevlendirilir.
Seksi bir kız, ateşli bir adam kaçınılmaz olan doğru olaylar gittikçe karışır.
Her ne kadar tek kitaplık görülse de ben bu maceranın biteceğine inanmıyorum.
Devam etmesini diliyorum.
***
Kitabı okurken arkadaşlar bu seksi Arum beni dolduruyor, Luxenlere beddua edesim geliyor demiştim. Lux serisini okuyanlar ise biz okuduğumuz halde bizi de dolduruyor dedi :)
Yazar kitapta bu durumu da toparladı, her iyinin içinde kötü, her kötü içinde de iyiliğe yol almış kişiler vardır dedi. Hunter'ın kız kardeşi gibi. Lux serisinin Deamon'ı gibi.
Yazım tarzındaki değişiklik yeni bir trend yaratacak diyorum.
Yazarın serilerinde değişmeyen tek öge erkeklerin tam bir ÖKÜZ oluşu :)
Erkek kıtlığında Hunter gibi en az 100 bin tane daha istiyorummmm
Evrene imza kampanyası başlasın, sevgili evren torpilim nerede? :)

 Desteklerinden ötürü DEX ailesine çok teşekkür ederiz.

 

20 Kasım 2013 Çarşamba

OKK 21. Blog Tur: Saplantı - Jennifer L. Armentrout, Tanıtım - Takvim - Çekiliş


        




Herkese merhaba!

OKK’nin 21. Blog turunun konuğu DEX Plus’tan  çıkan Saplantı! Saplantı kitabı, Lux serisinin  yan kitabı, yetişkinlere hitap ediyor ve bu kez Arumlar ile ilgili! 

Kitabımızı tanıyalım:



Luxenler ve Arumlar, Lux serisinden bağımsız da okunabilecek Saplantı’da çok daha baştan çıkarıcılar.


Ukala, zorba ve tapılası bir adam.

Korunmaya muhtaç, küfürbaz ve ateşli bir kadın.



Hunter acımasız bir katil.

Devlet için kötü adamları öldüren bir uzaylı.

Işığın çocukları Luxenleri yok etmek için doğmuş bir Arum.
Yaptığı işten de çok memnun, ta ki, bir insanı korumak zorunda bırakılana dek.
Serena, en yakın arkadaşı, senatörün oğlunun doğaüstü bir varlık olduğunu söylediğinde, ona inanmamıştı. Kim inanır ki?
Ne yazık ki sonrasında korkunç bir olaya şahit oldu.



Hunter ve Serena, ateş ve barut gibi… Bir arada olmaları çok tehlikeli…



Sonunda Hunter yapmaması gerekeni yapıyor.

Hem de defalarca.

Tur Takvimimiz
20 KasımTanıtım - Çekiliş

21 Kasım

Fighting!!! – Ön Okuma
Kitap Tutkusu – Jennifer L. Armentrout / Yazar ve Kitapları Hakkında Bilgi

22 Kasım
Fighting!! – Altı Çizilesi Satırlar
The Reading Lady - Geçmişten Günümüze Hayatımıza Giren Uzaylılar

23 Kasım

Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Işıldayan Luxenler Mi, Yoksa Karanlığın Çocukları Arumlar Mı?

24 Kasım
Yorum
The Reading Lady
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!

Çekiliş: Fighting!!


BONUS!

Tur boyunca LUX serisi kitaplarının yorumları da her öğle sizlerle olacak!

Katkılarından dolayı DEXPLUS’a teşekkür ederiz.




19 Kasım 2013 Salı

Sığınak - S.L.Lewis: Sığınağımız Yoksa Cehennemimiz mi?

Kahve Yayınları'ndan çıkan''Sığınak'' adlı kitap iddalı bir giriş yapıyor. Psikolojik-gerilim tarzındaki kitapları okumaktan keyif alan okurların yanı sıra bu türe uzak okuru da etkisi altına almaya aday bir eser vadediyor!
Gerilimden hoşlanmasam da psikolojik süreçleri takip etmeyi severim. Başı sonu belli bir kitabı bile  son noktaya nasıl gelindi diye merak eder, süreci irdelerim. Bu açıdan bakılınca kitap ilgimi epey çekti. Bir psikolog tarafından yazılması düşündürdü. Psikoloji ağır basarsa roman akışı aksar, roman kısmı ağır basarsa psikolojik süreçler arada kaynar. Sıkıntılı bir durum:(
Kitap akıcı, her bölüm ayrı bir kapıyı aralıyor. Yormadan düğümleri çözdürüyor. Bir an geliyor kendi davranışlarımızın tahliline başlıyoruz. Birçok açıdan düşündürücü bir roman, sevdim doğrusu. Psikolojik-gerilim böyle anlaşılır-akıcı yazılsa her daim okunur elbet! 



SIĞINAK - Sizin Sığınağınız Belli Mi? !
Kendini yalnızlıkla cezalandıran bir psikoloğun, geçmişinin travmalarıyla ve evliliğinin sırlarıyla boğuştuğu hikayesini, bir solukta okuyacaksınız.
Stella Dixon düne kadar Londra'da özel bir klinikte çalışan başarılı bir psikologdu. Her şey bir hastayla değişti. Yaşadığı travma ruhunda kalıcı izler bıraktı.
Bugün Chilterns'de kapıdan dışarıya adım atmaktan korkan agorafobik bir kadın.
Ve birazdan kapısı çalacak. Dışarıda onu bekleyen bir kız var ve evine girmeye kararlı. 
Yarın ne olacağını öğrenmek ister misiniz?

Sığınak: Sığınağımız Yoksa Cehennemimiz mi?
Stella, kariyerinde emin adımlarla ilerleyen genç bir kadın. Ödemesi gereken okul kredileri ve küf kokan evi hayattaki tek sıkıntısı. Ailesini küçük yaşta kaybetmiş, zorluklara göğüs germiş hedefleri olan birisi. Staj döneminden beri hem hocası hem de patronu olan Max'e tutkun. 
Klinik psikoloji, parçalanan aileler ve çocuk psikolojisi üzerine mahkeme sürecine yardım eden psikoloji raporları hazırlayan, psikoterapi uzmanı. Zorlu davalar, başımıza asla gelmeyeceğini düşündüğümüz vakalarla karşılaşıp yoluna devam ediyor.
Bir gün bir hasta her şeyi değiştiriyor. Stella'nın dünyası parçalara ayrılıyor. Parçaları toparlayıp bir bütün olmak yerine, en yakına sığınıp eksikleri ile bölük pörçük yola devam etmeye çabalıyor. O yol ki günden güne içini kemiren bir çıkmaz sokak. Cehennemin kapısı bir SIĞINAK!
Hayran olduğu adamla evli, rahat bir hayata sahip güzel bir kadın AMA gölgesine bile şüpheyle bakan dışarıya adım atmaya korktuğu bir yaşam. Çelişkiler, yıkım.
Hayatını değiştiren olaydan tam 18 ay sonra kapısını genç bir kız çalıyor. Genç kızın baskısı sonucu Stella kapıyı aralıyor. O andan sonra 18 ayın hatırlamak istemediği tüm ayrıntıları ile baş başa kalıyor:(
Genç, güzel kız Blue türlü oyunlar ve çarpıcı iddalarla eve giriyor. Blue'nın bilinmeyenleri keşfetmeye çalıştıkça kendi hayatını irdelemeye başlıyor.
Evliliği, hayatı, vazgeçtikleri, güven, sadakat, AŞK, tedavisi ... çokça akla takılan var.
Kitap birçok açıdan dikkat çekici. Yazar geri dönüşlerle sıkmadan iyi bir anlatım sunuyor. Kadına şiddet, adalet sistemi, toplum baskıları, istismar, sevgi eksikliği, güven, aşk ve seçimler ustalıkla ele alınmış konular. Özellikle psikolojik anlatımları soluksuz okudum, durup durup düşündüm. Yazarın ilk romanı, ilerleyen zamanda daha başarılı işler çıkaracağını düşünmekteyim.
Kitap bittiğinde durup bir kendinizi irdeliyor eksi-artı listesi yapmak istiyorsunuz. 
***
Kitap geri dönüşlerle ilerliyor dedim. Stella ve Blue farklı hayatlar yaşarken ortak noktalarda kesişiyor. Trajedi de burada başlıyor. Örneğin Stella ilaç tedavisini düşünürken bir bakıyor ki Blue'nın da ilaçlarını irdeliyor.
Kahve Yayınları'nın yolu açık olsun :)
Tarih84

18 Kasım 2013 Pazartesi

Göbüşünü Isırdığımın Kardan Adamı :) - KRİSPY KREME

 İstanbul yolculuğum devam ediyor. Her geldiğimde yeni şeyler denemeye çalışırım. Bazen de tesadüf eseri yeniliklerle karşılaşırım. Şişli tarafındaydım. Cevahir Alışveriş Merkezi'ne gireyim bir kahve içeyim istedim. Tesadüf eseri muhteşem donut(doughnut)larla karşılaştım. Ayın teması yaklaşan yeni yıl. Ya da şirket menşesini düşünürsek onlarda Christmas. Neyse tabikiiiii dayanamayıp bir adet şeçtim. Ne dedim 1 TANE sadece :(
 Isıtılmış Donut ve sıcacık köpüklü sütlü kahvem ile geçtim tatlımın başına. Ahhh göbüşünü ısırdığımın kardan adamı manyak bir tat buuuuu!
 Göbek kısmında beyaz çikolata var pesssss nefis bir tat.
 Biraz araştırınca İstanbul'da şubeleri olduğunu hatta online sipariş hattının bile bulunduğunu öğrendim.
KRİSPY KREME nedir, tarihçesine bir bakalım derseniz TIKTIK
Ürünleri incelemek isterseniz TIKTIK
Benden tavsiye nefisssss
Tarih84

ÇEKİLİŞ SONUCU: Kumsalda Kaybolan İzler

Sally Goldenbaum'un dan Kumsalda Kaybolan İzler kitabını kazanan şanslı takipçim YASEMİN YİĞİT en yakın zamanda adres bilgilerinizi iletmenizi rica ediyorum. 
Mail ya da facebook msj yolu ile ulaştırabilirsiniz.
Bir sonraki çekilişte görüşmek dileğiyle bol şans :)
Tarih84

17 Kasım 2013 Pazar

Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri - Syrie James (YORUM)

 Okuyan Kızlar Kulübü 20. Blog Turumuzun da sonuna geldik. Konuğumuz Charlotte Bronte ve ailesiydi. Yıllar sonra Charlotte'nin gizli saklı kalmış günlükleri bulunmuş, Charlotte ait olduğu kanıtlanmış. Syrie James tam bir Bronte tutkunu olarak kendisini bu günlüklere adamış. Tarihi araştırmalar, eserlerin yeniden incelenmesi, günlük ile eserlerin karşılaştırılması sonucu işte bu harika eser çıkmış. Klasik bir günlükte öte bir eser. Sayfa sayfa , gün gün ilerleyen bir anlatım değil. Sevgili günlük diye de başlamıyor! Yoruma geçmeden genel bir tanıtıma bakalım.

Charlotte Brontenin Gizli Günlükleri 
Charlotte, Emily, Anne ve Branwell... Bronte kardeşler rüzgarın korkutucu bir uğultu ile estiği, soğuğun ve hastalığın kol gezdiği uzak bir köyde, birbirlerine hikayeler anlatarak, her hikayede yaşadıkları ıssızlıktan bir adım uzaklaşarak hayata tutunurlar. Yıllar sonra, edebiyata olan tutkuları artarak devam eden kardeşlerden Charlotte, dünya edebiyatına gelmiş geçmiş en güçlü kadın karakterlerden birini; Jane Eyre'i, armağan edecektir:
Sade ve dış dünyaya kapalı bir hayat yaşamış olsa da Charlotte Bronte, gizli kalmış olan tutkulu yanını yazını aracılığıyla yansıtır. Bir yanı ise yazdığı gibi bir aşk yaşamayı hayal etmektedir. Nihayet bir gün ateşli bir talipten gelen bir evlilik teklifi, evin sakin ve sessiz havasını karıştırır. Bunun üzerine Charlotte günlüğüne döner ve kendiyle bir hesaplaşmaya girişir. Romanlarının arka planını oluşturan gizli aşkları, her biri yetenekli bir sanatçı olan kardeşler arasında yaşananlar, hayaller ve hayal kırıklıkları böylece kağıda dökülür.
Jane Auste'nın Kayıp Anıları'nın yazarı Syrie James, bu kez Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri'yle titiz bir araştırma sonucu elde edilmiş tarihi gerçekleri kurguyla ustaca birleştiren, son sayfaya dek merak uyandırıcı olmayı başaran bir romana imza atıyor.
"Aşkın hazları hakkında yazmışımdır. Uzun zamandır, kalbimin kimseye göstermediğim bir köşesinde, bir erkekle yakın bir ilişkinin hayalini kurmuşumdur, her Jane'in kendi Rochester'ını hak ettiğine inanırım; hak etmez mi?"

Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri - YORUM
Bronte ailesine bir adım daha yakın olma heyecanı ile başladım kitaba. Başta tedirginliklerim oldu sayfa sayfa bir günlüğü okumak röntgencilik gibi geldi. İlk sayfada şok yaşadım. Sayfa sayfayı kovaladı. Bir günlükten öte bir roman vardı karşımda. Geri dönüşlerle dolu harika bir anlatım. Kilit bir cümle vardı ki bu cümlede ''çirkin'' kelimesi yıllarca acı çektirmişti. Çirkin kelimesi başlı başına bir cümle oldu bir baktık Charlotte küçüklüğüne gittik, bir baktım ilk heyecanına sonra günümüze. Geçişler yormadı aksine her cümle daha doygun bir hal aldı. Tarihe damgasını vurmuş kişilere göre atraksiyondan çok fırtınalı cümleler, düşündürücü sözler kaldı aklımızda. Charlotte'nin anlatımı büyüleyici. Bir insan kendi günlüğünden bile başlı başına bir roman çıkarabiliyor işte. Dönem anlatımı şahane. Erkek kadın bakış açısı, geçim koşulları, giyim stilinden en sık pişirilen yemeğe kadar kitapta yok yok.Okuduğuma değen ender eserlerden.
Kesinlikle TAVSİYE!
Çekilişimize katılmak isterseniz tıklayınız
Desteğinden ötürü EVEREST YAYINLARI'na teşekkür ederiz.

16 Kasım 2013 Cumartesi

Charlotte Bronte’nin Evliliği

 Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri adlı eseri okumayı bir ayrıcalık olarak görüyorum. Tam bir dönem hikayesi, görüşler bugün bile geçerliliğini korumakta. Bilinmeyenlerle dolu bir dünyayı aralamak gibi. Bronte eserlerini bir şekilde bilirdim. Ortaokul- Lise dönemlerimizde gerek eserler gerek edebiyat ders kitabı özetlerinde duyardım. Ülkemizin bile yazarlarını derinlemesine tanımazken bir İngiliz'i araştırmak beklenemez tabi. Klasiklere özel bir ilgi ya da dikkat çekici bir haber gerekli. Yıllarca birçok eserde karşıma çıkan Bronte ailesi bilinmeyenlerine yönelişim İlk 50 ton serisi ile oldu. Branwell sağ olsun :) Sonrasında eserlerini okuduğum bu harika kişileri neden tanımıyoruz dedim ve şimdi her bir kişiyi Charlotte ağzından dinlemek harika. Kitap yorumunda bu konuya ve esere daha ayrıntılı değineceğim için evlilik meselesine girmenin tam vakti.
 Tarihe damgasını vurmuş bir yazar, eserlerinin muhteşemliği anlatılırken kendisinden ufak tefek ''çirkin'' evde kalmış diye bahsedilirdi. Ben de Charlotte'in hiç evlenmediğini düşünmüştüm. Kitabın ilk satırlarında bir evlilik teklifi aldım cümlesini okuduğum an dondum kaldım! Şok şok şokkkk Charlotte evli miydi? Hem de ne evlilik! Kısa hayatı gibi evliliğine de doyamıyor. Eserleri gibi evliliği de tarihe damgasını vuruyor! :)
 Bronte ailesinin papaz evi şu an bir müze, Charlotte Bronte'nin gelinliği ve başlığı sergilenmekte. Zamanla birçok eser toplanıp müzeye eklenmiş.
 Şuralarda gezip, kitabımızın bize sunduğu sırları düşünüp, tarihin buyulu anlarında kaybolmak istedim.
 
Charlotte Bronte hayatı boyunca 4 kez evlilik teklifi almış. İlk ikisi mektup aracılığı ile rahip adaylarından olmuş. Kendisinin de dediği gibi bir papaz kızı ancak bir papazla evlenir. Kırsal kesimde yaşamaları, yalnızlığı sevmeleri, kültür düzeylerinin yüksekliği, bir dişi olmalarının düşünmelerine engel olmayışı ... bu liste uzar döneme göre evlenmemek için çok sebep var.
Charlotte'in ilk aşkı - bu günlüğü okuyana kadar tek aşkı diye bilmekteydim- hocası, evli, yasak bir aşk. Uzun sohbetlerden öteye geçmeyen acı bir hikaye. Eğitimini bir üst seviyede tamamlamak için gittiği okulun sahiplerinden bir kişi. Yaş farkı, medeni durum ve nicesi bu aşkı yaşanmadan sonlandırıyor. Charlotte kendini buluyor, umutsuzca yolunu gözlüyor. Hatta sık sık mektup yollamasına karşın kendisine yılda bir tane olmak üzere sadece beş değerli mektup geliyor. Okumaktan parçalanır halde bu mektuplar onun yüreğinin tek sığınağı oluyor. Eşi ile tanışması, çarpışan düşünceler, yıllarca süren inatlaşma derken tam sekiz yıl sonra bay Arthur muradına eriyor. Bu evliliğin hikayesi için bile kitap okunur. Arhur'a hayran kalacaksınız derim. Charlotte sanıldığının aksine tutkuyu da aşkı da buluyor. Ölümü yine trajik :( Charlotte ölümü sonrası Arthur'un duruşu ise efsanevi! Özellikle portre mevzusu! İlk aşk, yarıda halan diyelim onun da bir pişmanlığı ve şu an okuduğumuz satırlara katkısı var. Yıllar sonra bir eskicide Charlotte eserlerini bulup bizlere kazandırıyor. 
Bu kitap başlı başına olay, kesinlikle tavsiye!

15 Kasım 2013 Cuma

Ann Bronte ve Branwell Bronte Hayatı ve Eserleri

Okuyan Kızlar Kulübü Blog Turu Bronte aile üyeleri inceleme yazıları ile devam ediyor.
Evin en küçük kızı Anne ve evin tek oğlu Branwell'in hayatına kısa bir bakış atacağız.
 Yorkshire, İngiltere'de bir pazazın çocukları kısa ömürlerinde büyük acılar çekmiş, unutulmaz eserlere imza atmışlar. Günümüzde birçok esere konu olmuş, isimleri ölümsüzleşmiştir. Dönemin tutucu bakışında kadının yeri mutfak, hobisi el işidir. Erkekler entelektüel ve her konuda karar mercisidir. Kadın düşünemez, okumasına gerek yoktur, eşitlik söz konusu değildir. İşte böyle bir dönemde yılmadan var olmaya çalışan bu kadınlara koca bir alkış! 
Kitabımız Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri. Bu kitap üzerinden yazar ve ailesi hakkında bilgi ediniyoruz. Charlotte öyle güzel kaleme almış, düzenleyen Syrie James korumuş kollamış ki bir günlük değil bir roman adeta. Bir evlilik teklifi ile açılış yapıyor ilk sayfalarda aileye Anne ve Branwell dahil oluyor. Ve biz de geçmiş gelecek derken kişileri elimizde büyütüyoruz.
 Kısa bir hayat, geride tek eser bırakmış bir genç kadın. Ürkek, cümlelerini yutan, kırılgan bir genç yürek.  ''Agnes Grey'' gibi Anne Bronte de unutulmayacak!
 Charlotte gözünde Anne çaresiz. Emily olaylardan ve insanlardan kaçmayı seçer, Charlotte sözünü sakınmaz, mücadelecidir. Anne ise tüm olanları içinde yaşar, cümleleri yutar. Ne kaleme dökebilir ne de haykırabilir. Ben Anne'in erken ölümünü geçirdiği rahatsızlıktan çok içten içe onu tüketen sessizliğe bağlıyorum. Anne ablalarından sonra eğitim almış, başarılı olmuş. Kırılgan yapısı görünmez olmasını kolaylaştırmış. Bilgisi ve görünümü ile mürebbiyeliğe yakışmış. Branwell ve Anne en bilinen iş tecrübeleri meşhurrrrrr Robinson ailesi dir. Anne mürebbiyeliği sırasında çocukların saygısızlığından, işin yoruculuğundan, kadın figürünün toplumdaki aşağılayıcı tutumunu sanki benimsemiş gibi görünmek zorunda kaldığından yakınır. Onu rahatsız eden gerçekler vardır ve ilerleyen zamanda ortaya çıkacaktır. Ruhen bakıldığında ablası Charlotte açıldığında görünmez olmaktan canının yandığından bahseder. Her kadın her birey gibi o da varlığının hissedilmesini ister. Bu kadar içine dönük bir kişinin tek eseri olması bana bir çığlığın somut örneği gibi geliyor. Belki de içinde ayrı Anne'i satırların dilinde konuşturdu. Yuttuğu cümleleri yarattığı karakterler ile kustu. Bazı gerçekler asla bilinemeyecek! :(
 Branwell Bronte dönemine aykırı bir kişilik. Kalıbının adamı değil derler ya ahh işte tam da öyle. Bir papaz oğlu olmasının dışında evin tek erkeği olarak onu daha büyük bir görev-sorumluluk beklerken o tam tersi yönde ilerler. Aile üyelerinin aksine hayat dolu, insanlarla içli dışlı, iletişimde sorunu yok. İçindeki coşku sanata yönelmesini sağlıyor. Soneler yazıyor, resim yapıyor. Geçimini de resim öğretmenliğinden sağlıyor. Tarihe damgasını vuran onun sanatsal kişiliği değil zamparalığı, kırık koca bir kalp. Anne ile birlikte öğretmenlik yaptıkları Robinson ailesin üyesi, yaşı kendisinden hayli büyük bayan Robinson ile yasak aşk yaşar. Hatta kadın dul kaldığında bile onunla evlenmek ister. Bayarn Robinson gençlik enerjisine doyunca, Branwell'in de sorumsuzluğu fazla gelince ilişkiyi sonlandırır. Branwell kendini bir daha toparlayamaz. Afyon ruhundan alkolün her çeşidine rezil bir hayat yaşar. Hatta Robinson bir süre maddi destek de sağlar. Bu karakterler günümüzün meşhur kitabı Grinin Elli Tonu'na da konu olmuştur :)
Branwell eserlerine gelirsek: 
SONELER: Blackcomb, Çobana, En çok yas tutan, Göçmen.
***
Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri adlı eseri kazanmak için TIKLAYINIZ
Desteğinden ötürü EVEREST YAYINLARI'na teşekkür ederiz.
***
DÜZELTME: Anne Bronte günlük anlatımında öne çıkan kitabı Agnes Grey'dir. Bir takipçimizin bilgilendirmesi ile yazarın 2 kitabı olduğu, diğer eserinin de The Tenant of Wildfell Hall - Şatodaki Kadın olduğunu öğrendim. Blog yazılarının en güzel dönüşü de işte bu bilgilendirmeler. Bilgilerinizi 
esirgemediğiniz için teşekkür ederim :)

14 Kasım 2013 Perşembe

OKK 20. Blog Tur: Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri - Syrie James / ÇEKİLİŞ

Yeniden merhaba, Okuyan Kızlar Kulübü bu sefer edebi çevrede ilah kabul edilen bir yazarın gizli satırlarında büyülü bir yolculuğa çıkıyor. Bronte ailesi tarihe damgasını vurmuş kişiler, bugün bile romanlarda gerek eserleri gerek hayatlarındaki seçimleri ile yer almakta. Charlotte Bronte ve ailesi hakkında bilinmeyenleri anlatmaya geldik. Dilerim sizler de bu tarihi yolculukta bizlerle birlikte keyifle ilerlersiniz.
Syrie James'in kaleminden aslına sadık kalarak derlenmiş Charlotte Bronte günlükleri sizlerle!

Tur Takvimimiz

14.11.2013

Tanıtım – Duyuru – Çekiliş

The Reading Lady

Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!
Çekiliş: Fighting!!

15.11.2013
Pudra Tozu - Ann Bronte ve Branwell Bronte Hayatı ve Eserleri
Kitap Tutkusu – Emily Bronte Hayatı ve Eserleri
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Charlotte Bronte Hayatı ve Eserleri

16.11.2013
Pudra Tozu - Charlotte Bronte’nin Evliliği
Kitap Tutkusu - Charlotte’nin İlk Denemeleri Ve Yazarlarla İlişkisi
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Bir Kişinin Gözünden İki Yazar

17.11.2013
Yorum
The Reading Lady
Pudra Tozu
Kitap Tutkusu
Kütüphanemden Kitap Manzaraları
Fighting!!

13 Kasım 2013 Çarşamba

Sağlıklı Kahvaltılık Seçenekleri: Yağsız Lorlu Buğulu Biber Tarifi

 Evet yanlış duymadınız sıfır yağ, sağlıklı bir tarif ile sizlerleyim. Arkadaşım iki gün üst üste bu harika tarifi uyguladı. Kendisi sağlıklı beslenmeye takmış durumda. Yer elmasından yemek yapan bir anneye sahip, doğal :) Yeri geldiğinde cipsi elinin tersiyle itecek kadar da iradeli! :)
Çok pratik nefissss bir kahvaltılık seçimi sizlerle.
Biber ve peynir miktarı tamamıyla size kalmış bir tarif. Birkaç biberi yıkayıp çekirdeklerini temizleyin. İnce ince doğrayıp bir tavaya alın. Tavanın içine birkaç kaşık su ekleyin, su buharlaştıkça eklemeye devam edin. Biberler yarı ölünce süzün yeniden tavaya dökün. Tavanın sıcaklığı ile kalan su biberin üzerinden buharlaşınca çekip sunum kasesine koyun. Üzerine lor ya da peynir rendesi dökerek servis edin. Bu sabah biz biraz biber de ekledik. Biber közlenmiş bir tat yakalıyor, sıcaklığı ile peyniri eritiyor. Harika bir seçenek doğrusu.
Afiyet olsun, sevgiler ...
Tarih84

Beni Bırakma: Karlı Bir Günde Kesişen Hayatlar


Bir seriyi daha tamamladık. 
Ceoların gizemli dünyasını da noktaladık.
Seri yorumları:
Nefretten Sonra TIKTIK
Seni Sevmek İstemedim TIKTIK
Yalnız Gözlerin İçin TIKTIK
FM Arsal dünyası ve kitapları TIKTIK
BENİ BIRAKMA: Akın & Gamze
İnsanlara güveni olmayan yalnız bir kadın... Geçmişi tehlikelerle dolu yakışıklı bir adam...
Güzelliği tescilli bir mankenin eski bir mahkumla ne işi olur? Kader sinsi yöntemlerle onları karşılaştırınca, beraberlikleri kaçınılmaz oldu. 
Karakterleri farklı olsa da... Ayrılık kesin olsa da... Bir güç onları bir arada tutmaya kararlıydı! 
Kalbi başkası için atan Gamze ihtiyaç duyduğu güven ve sevginin, mavi gözlü bir serseride olacağını nereden bilecekti? Kalbindeki ve bedenindeki her zerrenin ona ait olduğunu anlayamadı. 
Ta ki bu özel adamı kaybedeceği ana kadar… Ta ki genç adam onun hayatından çıkıp gidinceye kadar... Ve arkasından bağıramadı bile! Keşke ona seslenebilseydi! Ve keşke ona diyebilseydi… 
"Beni Bırakma!"


BENİ BIRAKMA: Karlı Bir Günde Kesişen Hayatlar
Gamze karlı bir günde, ülkenin en ücra yerinde aklında türlü çıkmazla baş etmeye çabalıyordu. Karnında bebeği, kariyeri, sevdiği (!) adamın içine düştüğü durum ve karla kaplı bir şehir. Bata çıka ilerlediği karlı bir yol muydu yoksa hayatın türlü oyunları mı bilemedi. Alo dediği ses, kalbinin parçası annesi onu yargılıyor, el gün için hesap soruyordu. Annesinin sıcak sesine bile sığınmaya hakkı yok muydu? Bu kadar mı kötü birisiydi? Mutluluk onun da hakkı değil miydi? Peki sevdiği adamın korkunç sözleri .. sevmek, sevgi ... her şey anlamını yitirmişti. Gözlerindeki yaş önünü görmesine engelliyordu, içine döktükleri düşünmesini :( Derken kaygan zeminde bir kayaya çarptı yok yok kaya değil bir erkek, bir dev, sevdikleri için geçit vermez bir adam! Yoksa bu dev tüm soruların cevabı, sığınılacak kuytu muydu?

 Akılda tonla soru, hayat yorgunluğu derken Gamze ilk defa birisinden bir iyilik istedi. Güvenli bir şekilde eve gitmesine yardım edecek bir yol arkadaşı. Elazığ - Ankara arasında geçen muhteşem bir mücadele, yakınlık, ait olma duygusu, güven ...
FM Arsal karakterlerinin geçit töreni.
Yine harika bir hikayeydi.
***
Kitap aslında Türk örf adetlerimizi, mesleklere ve hayata bakış açımızı işliyor. Ön yargılarımız, el gün ne der diyerek canımızın parçası kişilere haksızlığımızı anlatıyor. Renkli dünyaların perde arkasının işlendiği roman bir parça da yoldan sapanların sonunu gözler önüne seriyor.
***
Yazarın 27 yaşı sanki 37 miş gibi algılamasını kınıyorum :)
Kız dünya güzeli, kariyerinin zirvesinde kabul. Yorucu bir yaşam geçirmiş tamam da 27 yaşında ahh Allahım çocuğum olamayacak mı stresi de nesi? Natalia cadısı erken doğurdu, Merve ise Yavuz'a yenik düştü diye bu stres niye? Resmen Gamze'ye acıdım satırlarda buram buram acı çekti. Akın'a ceviz, Gamze'ye Sarı Kantaron otu ikram edesim geldi :) Kocakarı misali deliye döndüm.
***
Kızımız malum karnında bebeği, düşmüş yollara karlı dağları aşmaya çabalıyor. Şehre yerleştiği gibi Akın'ın da zorlamaları ile doktora gidiyor. Orada bizlere sunulan bilgileri takdir ettim. Gamze'nin annesinin tepkilerine çok güldüm :)
***
Bir an DOĞANım Gaye ile mi olacak diye içim cız etti. Ne bileyim Pınar delisine kaptıracağımı ahhh ahh neyse! :)
***
Güney - Tahir yüzleşmesi ise muhteşemdi. Ebook okuduğumda net değildi YGİ okuyana kadar ben tam ne oldu ya da ne olmuş olabilir tam çözememiştim. Yazar ebooktan kitaba geçişte bu konuda daha net yazmış. Ben yine de gizli kalsa mı diye düşündüm. Sonuçta kitaplar seri, biraz merak iyidir :)
***
Keyifli okumalar efendim.
Tarih84

Çengelköy: Domates Çeşitleri

 Dün akşam Çengelköy'de ev alışverişi yapmak için pazara uğradım. İstanbul'da millet tembel sabah saat 9.00 da pazar kuruluyor tabi geç saatlere kadar da kurulu kalıyor. İzmir'le kıyaslamak istemesem de bizdeeeee sabah 7.30 dedin mi millet hazır olur. Neyseeeee! :)
 Domates almak için bir tezgaha yanaştım minyatür gibi tatlı şeker domatesçiklerle karşılaştım.
 Allahım şeker zannetim bir an nasıl parlak nasıl güzel.
 Bu sabah kahvaltımı şenlendirdi minik sevimli şeyler. Tadı bildiğiniz domates, renk ve boyutları sizi yanıltmasın.
Pembe domateslerle bu yaz çok şey denedim. Turşu kurdum, sos yaptım birçok tarif seçeneği bloğum aracılığı ile sizlerle buluştu. Seviyorum tadını.
 Bu domates çeşidini sık sık İzmir'de tüketiriz. Salkım diye satılır, sert, sulu, kokulu domateslerdir.
 Biberler de çok cazipti doğrusu.
 Zencefil tazecik, grip sezonunu açtığımız şu günlerde taze demlenmiş çayımıza bir parça eklemeli.
 Bir yararlı seçenek daha, her şeyin başı sağlık :( 
Hambelez tadına da baktım ağız burucu bir şey doğrusu.
 Dalından bir görüntü.
Pazar gezmesini çok seviyorum :)
 Keyifli tatlar, hayırlı akşamlar efendim :)
Tarih84