18 Aralık 2013 Çarşamba

Gül ve Avcı: ASUDE fan başarısı!

İlk çıktığı gün elime aldığım, okumaya fırsat bulamadığım, merak ettiğim bir kitapla güne başlıyoruz. 
Türk bir yazar tek başına çıktığı yolda hayran kitlesini oluşturmuş. Sevenleri hikayeye kendini adamış, yayıncı inanmış ve bugün kitap olarak elimizde. Ben de birkaç e book için mücadele etmiş, basılmasını deli gibi arzulamış bir kişiyim. Asude hayranlarının mutluluğunu tahmin edebiliyorum. Yazarı cesaretinden dolayı takdir ediyorum. Ephesus Yayınları sayesinde ''Asude'' ismini  duydum, ilk defa bir hikayesini okudum. Kitap hakkında çokça fikrim oldu bunu yazı sonuna saklıyorum. Diğer türlerdeki anlatım gücünü bilmediğim için genel anlamda yazar yorumu yapmayacağım. Bir eserini daha okuyunca bende bıraktığı izlenimle daha bir fikrim olacaktır. 
Hayran gücü yadsınamaz bir gerçek. 
Asude-fan tebrikler! Başardınız :)
Gül ve Avcı  - Kitap Tanıtım Özeti
Bir başkaldırıdır aşk... Önce isyancısını yıkar!
Bir Erkek...
Varlığı hem tehlikeli ve korkunç, hem de sonsuza değin güçlü ve korunaklı... Onun karşı konulmaz etkisine kapılan bir kadın sıcak bir gülüşüyle ısınabilir, mavi gözleriyle sonsuz bir denize açılabilir, siyah saçlarıyla zifiri bir geceye korkusuzca dalabilirdi. 
Ona yaklaşmak ise ateşe çırılçıplak yürümek demekti.
Bir Kadın...
Hem bir kraliçe kadar sarsılmaz, hem de titremeye hazır bir yaprak gibi ürkek ve utangaç... Bir erkeği masumiyetiyle prangasız tutsak edebilir, incindiğinde ise bütün dünyaya kafa tutabilirdi. Kalbi ve masumiyeti acımasızca ihlal edildiğinde artık onun için ateşe yürümek zamanı gelmişti. 
Kadın ateşten korkmuyordu, çünkü çoktan yanmıştı.
Evelyn Rosa Drummond, en değerli varlığı olan kalbini bu tehlikeli adama sunduğunda onun aşkına erişebileceğine inanmıştı. Oysa tüm varlığını emanet ettiği Harewood Dükü Julian Benedict Wharton tarafından bir fahişe olarak görülmek gibi korkunç bir yanılgının kurbanı olmuştu.
Ve talih, karşısına dayanılmaz bir intikam fırsatı çıkardı. Herkesin çekindiği bu tehditkâr ve gizemli adama yapılan cinayet suçlamasını ispatlayacaktı. Oysa Julian'ın en yakınına kadar sızmayı başardığında, kalbinin müthiş bir sınanmaya tabi tutulacağından habersizdi.
Gönlünü bir kez daha bu cazibeli adama kaptırmayacağına söz vermek ise gölgesine sığındığı bir yalandan öteye gidemeyecekti! 
Kapak Tasarım: Duygu Serin
Sevgili Duygu kapak yine harika. İşlerine bayılıyorum. Kapak fotoğraf seçiminde yazarın büyük emeği var. Yayıncılar nadiren kapak hakkında yazara söz hakkı tanır. Bu konuda Ephesus Yayınları'nı tebrik ediyorum. Duygu hanımın eli değince bir başka oluyor. Özellikle ayraç ve kitap sırt kısmındaki gül kabartması muhteşem!
Kitabın satış başarısını kapak tasarımı ve Asude - fan katkısı olarak görmekteyim.
Yazarın ilk göz ağrısı bir eser diye biliyorum. Eserin basılacağını öğrendiğimde biraz araştırdım. Millet Julian diye yıkılıyordu. Daha sonra yorumlara baktım inanılmaz yüksek bir beklentiye kapıldım. Kitabı okudum ve yanlış bir söz etmemek için yorumumu beklettim. Bir Tarih öğretmeni olarak, historical türünde hatırı sayılır eser okumuş biri olarak, karşılaştırmalı bir inceleme sizlerle. Kimse kusura bakmasın benden msj atıp yorum bekleyenlere ve takipçilerime iki yüzlülük yapamam!
Tarihi aşk romanı diye başladım,  masal okuduğumu anlayarak bitirdim. 
Yazar İngiltere'de geçen 1800lü yıllarda yaşanan bir aşkı anlatmak istemiş. Londra 1835 demiş ve orada kalmış. Bir ajan hikayesi anlatmak istemiş hikaye başı ve sonunda bir iki kelam etmiş sonra bırakmış. Dönem anlatımına baktığımda: kılık kıyafet mevzusuna girmiş. Erkeklerde köstekli saat, binici pantalonu, kadınlarda müslin iç etekli elbise. Bitti yok gerisi. Yemek adabı, sofra sanatına mı girecek diye düşündüm. Üç çatak üç bıçak var gerisi yok. Yemek seçimlerine baktım balıktan bahsediliyor. İngiliz sofrasının kaburgalı etleri, turtaları, krem karamelleri nerede? Balık ise pek işlenen bir konu değil. Allah'tan balık yemek istemeyen küçük Albert'a haşlanmış patates getirilmesini istedi de olay biraz toparladı. 
Albert demişken ondan ilerleyelim. Çocuk 5 yaşında. Kont babası iyi bir eğitim alsın istiyor, kız da mürebbiye oluyor. Hadi konağa giriş kısmını yedik. Sonrası? 5 yaşındaki bir çocuk o cümleleri kuramaz. 5 yaşındaki bir çocuğa 100'e kadar sayma, okuma yazma öğret kabul. Ama cebir? Toplama çıkarma bile yapması zor. Bu günün şartları ile değil 1800 yılların eğitim şartları ile konuşuyorum. Ne çalıştınız diyor kont matematiğin en şahlanan alanları sıralanıyor. Zeki kont da bunu yiyor. Albert'a çok güldüm, sevdim. Ama bizim büyümüş de küçülmüş çocuklara benzettim ben onu İngiliz asilzadesi bir veliaht olarak şahsen görmem.
Julian: Başlarda ahh dedim kesin azımızın suyu akacak bu karaktere sonra kafa karışıklığı. Yahu bu adam tecrübeli seksi bir yaratık diye anlatılıyor. Zekasını konuşturacak tek hareket görmedim, adam boyna aptala çevrildi. Seksiliği baklava kıvamındaki kaslarında gerisi tıs.
Evelyn: Ona ne desem ki yazık o da kitap içinde aşk mı yaşasın, annelik mi yapsın, ajancılık mı oynasın şaşırdı:)
***
Kitabı okurken Judith McNaught kitapları gözlerimin önünden geçti. Kitabın başındaki atışmalarda ''içinde aşk saklı'' kitabı aklıma geldi. Julian'ın eşinden bahsedişi ''sonsuza kadar'' akla getirdi. Mahkeme sahnesi ''mutluluk '' kitabını anımsattı. Çiçek peyzaj çalışmaları '' seni beklerken'' kitabını çağrıştırdı.
 Albert'ın kız kardeşi hakkındaki düşünceleri ise Suzan Elizabeth Philips'in ''Sensiz Olmaz'' kitabını hatırlattı.
***
Dönem ayrıntısı beklemeyin yok. Erotik sahneler zaten yok. Öpüşmeyi erotizmden sayıyorsanız bak ondan 3 sahnede çokça var. Polisiye derseniz yok. Peki ne var?
Bir masal var, güleceğiniz, hızla akıp gidecek bir eser. Eğer siz seksi sahneler okumak istemiyorum, tarihi ögeler beni boğuyor diyorsanız işte bu tam size göre. Alın okuyun.
***
Yazar her yeni gün kendini geliştirdiğinden bahsediyor. Akıcı bir yazımı var. Diğer türlerde belki de başarılı olacak. İnanın bilemiyorum. Hikayelerini seveni var, yazma aşkı var dilerim diğer eserlerinde daha geniş kitlelerin beğenisini alacak işler çıkarır. Herkes malesef bu kadar şanslı olamıyor. Evet yılların mücadelesi olabilir, hayranları çabalamış olabilir. Hem e book olarak var olmaya çalışan hem de direk basılı eserleriyle başlayan kişiler piyasaya dahil olurken savaş çok çetin. Olumsuz - üzücü gibi görünen yorumlara ses verirse kendini daha hızlı geliştireceğini düşünmekteyim.  Yolun açık olsun Asude.
Tarih84

12 yorum:

tugbatugba dedi ki...

merak ettim dogrusu... mutlaka bir göz atacağım.

tarih84 dedi ki...

tugbatugba: umarım beğenirsiniz

Kontesvari dedi ki...

Bu kitabı çook merak ediyorum çevremde okuyan herkes çook beğenmiş bu yüzden ısrarlara dayanamayıp siparişimi verdim saydığınız kitapları severek okumuştum o yüzden bu kitabı da seveceğim demektir :)

Dilara dedi ki...

Bir başkaldırıdır aşk , önce isyancısını yıkar sözünden etkilenip aldım ben kitabı.Beklentim yüksek değildi doğrusu, belki ondandır ki beğendim.Sonradan sayfasına da göz attım ve bence Asude güncel yazılarında daha iyi. Ben sayfasındaki güncel aşkları daha çok sevdim.Historical yazarsa yine alırım sanırım. En azından okurken zaman geçiyor ama ben ben onun güncel aşklarını okumak istiyorum açıkcası.

ma petite dedi ki...

Şimdi kesinlikle boyundan büyük bir işe kalkıştığı kesin yazarın. Türk yazını zaten çok sevmem. Bir de üstüne haddini bilmeyip de dağarcığındaki minicik bilgisiyle 1800 İngiltere'sini yazmaya kalkarsa işte o zaman çok kızarım. Okumaya değmeyeceği başından belli. Tam bir zaman kaybı olduğuna eminim ki yorumunuz da bunu doğruluyor.

gamze dedi ki...

insanları yapıcı eleştirilerden çok olumsuz eleştirilerinin geliştirdiği doğru ama eleştiri diyorum hakaret değil ma petitenin yorumuna baktımda kitap hakkında hiçbir bilgisi olmadan sadece yukarıdaki yorumlardan etkilenip bi iki cümle yazası gelmiş ayrıca Türk yazını da beğenmiyormuş ne kadar engelleyici bir karakter olduğunu o kadar belli ediyosunki yok ufacık dağarcığı varmış yok kendini bilmiyomuş sen önce eleştiri nedir ne değildir farkına varda sonra o muhteşem! kelime dağarcınla belki bi iki kelimeyi yanyana getirebilirsin ...

Ceylin dedi ki...

Bir şeyi beğenmez iseniz bunu gayet de üsturuplu bir dille gerçek bir eleştirmen olmadan da yapabilirsiniz. Açıkçası beni hayal kırıklığına uğratan eleştiriler var. Eğer eleştiri yapacaksanız da üsturubunu bilip de yapılması gerekir. Şu an da yapılan bir eleştiri değil sataşma resmen. Yorumlarda kitabı okumadan ön yargıya tutulanlar var. Şu açıdan düşünmüyorsunuz 'Belki yorumcu beğenmedi; ama ben beğenebilirim.' demiyorsunuz yazık diyorum sadece. Asude bence başka bir milletin tarihini de gayet üsturubuyla yazabilmiş. Tabi kimse mükemmel mükemmel demiyor. Farkındaysanız ilk kitabı. Her ne kadar internet üzerinde birçok hikayesi mevcutsa da ilk kitabı olmasını da göz önünde bulundurun. Ve ben gerçek okuyucuların gerçek bir şekilde yorumlayacağına inanıyorum. Bir de tutturmuşsunuz bir fan diye! Sanırım amaç eleştiri değil gömmek resmen.

Adsız dedi ki...

kitap yorumunuzda tutturmuşta gitmişsiniz fan başarısı diye.Hayır anlamadığım salak mı bu fanlar?Demek ki yazar bir şeyler becerebilmişki bu kadar fana sahip akıl var mantık var değil mi ama.
Valla ne yalan söyleyeyim fan başarısıdır da fan başarısıdr diye millete kabul ettirmeye çalışmanızın altında sanki -hani sizinde yazdığınız gibi 'Ben de birkaç e book için mücadele etmiş, basılmasını deli gibi arzulamış bir kişiyim.'- biraz kuyuk acısı varmış gibi geldi bana ha birde çekememezlik ki bu yazınızda apaçık belli zaten.

tarih84 dedi ki...

Bu güne kadar her tür yorumu anlayışla karşıladım. Hakareti bile ama artık beni güldürüyorsunuz :) Asude ile hiçbir problemim olamaz, kendisini şahsen takdir etmiş bir ismim. Fan başarısını küçümser gibi bir satır yazsam kendim ile çelişirim.Sizlerin gözü o kadar kör ki daha ne yazdığımı okumaktan acizsiniz. Okuyun anlayın ondan sonra yoruma gelin :)Fan olmak ile saplantılı olmak arasında fark vardır. Bu kitap fanlar olmasa nereden duyurulacaktı? Nasıl keşfedilecek ti? Seven - fan satış gücü vardı ki inanıldı,piyasanın en sıkıntılı zamanında en iyi kapakla, en kaliteli kağıtla basıldı. İç yüzünü biliyor süreci yakından takipediyordum. 3-5 kitap okuyup kendini kitap otoritesi adleden kişilere gülerim. Kütüphanem bile size tokattır. Allah akıl fikir versin. Blog takipçilerime iki yüzlülük yapıp da yalan yanlış yazmamı beklemeyiniz! Biz sevdik destekledik kime ne demenizi beklerdim bu kafa ile ilerlersenizdestek yerine köstek görür milletin hoş görüsünü de tüketirsiniz.

Siz yazara yarar değil zararsınız.

Adsız dedi ki...

Asude'nin kitabını henüz okumadım bu yüzden kitap hakkında yorum yapmayacağım. Başkalarının sözleriyle yönlendirilecek bir kişiliğim yok. Yalnız bir blog yazarı olarak daha düzgün bir şekilde kendini ifade etmen gerekmiyor mu? daha düzgün tabirler kullanarak falan? 3-5 kitap okuyup kendini kitap oteritesi adleden kişiler ne demek? kütüphanem bile size tokat attırır? sen ilk önce konuşmana çeki düzen ver ondan sonra kitap yorumları yaz ve o sırada da oldukça fazla kitap okuyanların asıl istemeden olsa da yazarken birilerinden esinlendiğini de kavramaya çalış.

tarih84 dedi ki...

Tarafsız yazarken bile taraf olabilmektir sizinkisi :)

Düşünüyorum ben kitabı kendi içinde sevdim, hayran başarısını takdir ettim.

Anlatılan başka dikkatli gözler takdir etmesini bildi bu bana yeter sizin gibi sözde tarafsızlar daha çok kelam edecektir.

Hayran ile fan olmak o kadar ayrı ki önce farkına varın.

maviş özen dedi ki...

Ne kadar saçma sapan insanlarla aynı toprak üzerinde yaşadığımıza inanamıyorum.Küçüçük bilgi dağarcığıyla mı? Hanfendi herkesi kendi gibi cahil ve yobaz bellemiş demek ki!! Türküz diye sadece Türk tarihi hakkında mı bilgiye sahibiz?Sınırsız beyin kapasitemiz var.Ne kadar kendinden emin halbuki.Asude hanımın kitapları kendine özgü ve gayet akıcı.Ama böylelerine yorum yapmamak gerekir.Daha kitabı okumadan sonuç çıkarmış cahil kızımız.Batı kitaplarına tapmış ya kendileri burnunun ucundan haberi yok.