18 Aralık 2013 Çarşamba

41. Oda: Mardinkapı - Arzu Arınel'in Kaleminden Gerçeklerin Kurgu İle Aydınlanması!

Uzun süredir bu kitaptan bahsediyorum. 1 günde okuduğum, etkisinden günlerce kurtulamadığım bir eser. Rüyalarıma girmiş bir hikaye. Gözlerimizi kapadığımız, düşünmeyi reddettiğimiz bir konuyu ele almış. Üzerine hazırladığım yazılarımın araştırma kısmında yazar ile tanışma şansına eriştim. Arzu Arınel çok içten, sorulara verdiği cevaplar ise çok keskin. Lafını esirgemeyen, duruşu sağlam bir kişi.
Kitap Eklerine Hazırladığım Yazılarım Yayınlandı :) Sizlere öncesinde bahsetmedim. Sonrasında da utandım. Bir hafta geçti ancak yazıyorum :) 
Farklı bir heyecan oldu benim için. Hem Everest Yayınları'na hem de Arzu hanım'a çok teşekkür ederim.
41. Oda: Mardinkapı 

2013 yılı "Everest Yayınları İlk Roman Ödülü"nü kazanan 41. Oda: Mardinkapı, Kırşehirli bir ailenin dağılış sürecini en büyük kızları Berna'yı merkeze alarak anlatıyor. 

On altı yaşındayken halasının oğlundan hamile kalan, küçük yaşta anne olan Berna'nın savrulan yaşamı geneleve kadar uzanıyor. Yeterince bilinmeyen, dış dünyaya kapalı, kendi içinde kuralları olan bu âlemi bütün acımasızlığı ve çıplaklığıyla gözler önüne seriyor Arzu Arınel. 
Sevgilisi Cemalin Berna'ya söylediği ise romanın omurgası gibi:
 "Bu bir defalık hayatta herkes sadece kendine aittir sevgilim." 

Arzu hanımla 41. Oda: Mardinkapı üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbetten kısa kısa alıntılar sunacağım.
***
Bunun bir kadın hikayesi olduğunu söylüyorlar bana sık sık... İçimden "acaba" diyorum!.. Bence bu aslında bir erkek hikayesi... İşte okuyucuya bunu söylemek istiyorum, 41. Oda: Mardinkapı, Türkiye adındaki geri kalmış bir ülkenin erkeklerinin hikayesi ve hikayeyi Berna adında bir hayat kadını anlatıyor....
***
Ben bir hikaye anlattım; hikayem toplumun kadın yarısının yasaklı olduğu bir dünyaya dair, kadınlar asla giremeyecekleri kapıların arkasında neler olup bittiğini öğrenecekler... Erkeklerse, para karşılığı bedenlerini satan kadınların gerçekte kendileri hakkında neler düşünüp neler hissettiğini, tarihin en eski mesleğini icra edenlerin müşterilerine ne gözle baktığını görecekler...
***
LGBT varoluşun bir gerçeği, bunun tartışılacak bir yanı yok. Benim kitabımdaki örnek ise eşcinselliğin, özellikle kadın erkek cinslerinin birbirinden kopuk yaşadığı konservatif toplumlarda daha yaygın olduğunu ve daha kolay ortaya çıktığını vurguluyor. Çok eşlilik yani genç yaştan itibaren hemcinsleriyle beraber bir erkeğin evindeki hareme kapatılan kadınlar...  Ya da "kızlı erkekli" yaşamın her türlüsüne karşı çıkalım derken, cinsleri küçük yaştan itibaren birbirlerinden tecrit ederek yaşamaya zorlayan sözüm ona "muhafazakar zihniyet" nelere zemin hazırlar hiç düşünülüyor mu acaba... sanmıyorum... geçiniz...
***
Tarih84

Hiç yorum yok: