19 Kasım 2013 Salı

Sığınak - S.L.Lewis: Sığınağımız Yoksa Cehennemimiz mi?

Kahve Yayınları'ndan çıkan''Sığınak'' adlı kitap iddalı bir giriş yapıyor. Psikolojik-gerilim tarzındaki kitapları okumaktan keyif alan okurların yanı sıra bu türe uzak okuru da etkisi altına almaya aday bir eser vadediyor!
Gerilimden hoşlanmasam da psikolojik süreçleri takip etmeyi severim. Başı sonu belli bir kitabı bile  son noktaya nasıl gelindi diye merak eder, süreci irdelerim. Bu açıdan bakılınca kitap ilgimi epey çekti. Bir psikolog tarafından yazılması düşündürdü. Psikoloji ağır basarsa roman akışı aksar, roman kısmı ağır basarsa psikolojik süreçler arada kaynar. Sıkıntılı bir durum:(
Kitap akıcı, her bölüm ayrı bir kapıyı aralıyor. Yormadan düğümleri çözdürüyor. Bir an geliyor kendi davranışlarımızın tahliline başlıyoruz. Birçok açıdan düşündürücü bir roman, sevdim doğrusu. Psikolojik-gerilim böyle anlaşılır-akıcı yazılsa her daim okunur elbet! 



SIĞINAK - Sizin Sığınağınız Belli Mi? !
Kendini yalnızlıkla cezalandıran bir psikoloğun, geçmişinin travmalarıyla ve evliliğinin sırlarıyla boğuştuğu hikayesini, bir solukta okuyacaksınız.
Stella Dixon düne kadar Londra'da özel bir klinikte çalışan başarılı bir psikologdu. Her şey bir hastayla değişti. Yaşadığı travma ruhunda kalıcı izler bıraktı.
Bugün Chilterns'de kapıdan dışarıya adım atmaktan korkan agorafobik bir kadın.
Ve birazdan kapısı çalacak. Dışarıda onu bekleyen bir kız var ve evine girmeye kararlı. 
Yarın ne olacağını öğrenmek ister misiniz?

Sığınak: Sığınağımız Yoksa Cehennemimiz mi?
Stella, kariyerinde emin adımlarla ilerleyen genç bir kadın. Ödemesi gereken okul kredileri ve küf kokan evi hayattaki tek sıkıntısı. Ailesini küçük yaşta kaybetmiş, zorluklara göğüs germiş hedefleri olan birisi. Staj döneminden beri hem hocası hem de patronu olan Max'e tutkun. 
Klinik psikoloji, parçalanan aileler ve çocuk psikolojisi üzerine mahkeme sürecine yardım eden psikoloji raporları hazırlayan, psikoterapi uzmanı. Zorlu davalar, başımıza asla gelmeyeceğini düşündüğümüz vakalarla karşılaşıp yoluna devam ediyor.
Bir gün bir hasta her şeyi değiştiriyor. Stella'nın dünyası parçalara ayrılıyor. Parçaları toparlayıp bir bütün olmak yerine, en yakına sığınıp eksikleri ile bölük pörçük yola devam etmeye çabalıyor. O yol ki günden güne içini kemiren bir çıkmaz sokak. Cehennemin kapısı bir SIĞINAK!
Hayran olduğu adamla evli, rahat bir hayata sahip güzel bir kadın AMA gölgesine bile şüpheyle bakan dışarıya adım atmaya korktuğu bir yaşam. Çelişkiler, yıkım.
Hayatını değiştiren olaydan tam 18 ay sonra kapısını genç bir kız çalıyor. Genç kızın baskısı sonucu Stella kapıyı aralıyor. O andan sonra 18 ayın hatırlamak istemediği tüm ayrıntıları ile baş başa kalıyor:(
Genç, güzel kız Blue türlü oyunlar ve çarpıcı iddalarla eve giriyor. Blue'nın bilinmeyenleri keşfetmeye çalıştıkça kendi hayatını irdelemeye başlıyor.
Evliliği, hayatı, vazgeçtikleri, güven, sadakat, AŞK, tedavisi ... çokça akla takılan var.
Kitap birçok açıdan dikkat çekici. Yazar geri dönüşlerle sıkmadan iyi bir anlatım sunuyor. Kadına şiddet, adalet sistemi, toplum baskıları, istismar, sevgi eksikliği, güven, aşk ve seçimler ustalıkla ele alınmış konular. Özellikle psikolojik anlatımları soluksuz okudum, durup durup düşündüm. Yazarın ilk romanı, ilerleyen zamanda daha başarılı işler çıkaracağını düşünmekteyim.
Kitap bittiğinde durup bir kendinizi irdeliyor eksi-artı listesi yapmak istiyorsunuz. 
***
Kitap geri dönüşlerle ilerliyor dedim. Stella ve Blue farklı hayatlar yaşarken ortak noktalarda kesişiyor. Trajedi de burada başlıyor. Örneğin Stella ilaç tedavisini düşünürken bir bakıyor ki Blue'nın da ilaçlarını irdeliyor.
Kahve Yayınları'nın yolu açık olsun :)
Tarih84

Hiç yorum yok: