26 Kasım 2013 Salı

Şans Bilekliği - Cathy Lamb

Rüzgarla Gelen’in yazarından yüreklerde iz bırakacak yepyeni bir hikaye…
Bir Cathy Lamb klasiği daha!
Önce güldür, sonra düşündür. Geçmiş – günümüz- gelecek döngüsünde yüreğimizi deş, gözde yaş akılda deli sorularla kal :(
Kitap iyi mi? Evet.
Okuduğuma değdi mi? Evet.
Bir ‘’RÜZGARLA GELEN’’ mi? Hayır :(
Stevie – Polly –Lance kuzenler ve Zena – Cherie karakter örgüsü zaman zaman Rüzgarla Gelen’i anımsattı hani :) Rüzgarla Gelen'i çatlaklık konusunda geçer mi dedirtti :)
Ahh sevgili yazarımız çıtayı o kadar yüksek tuttun ki bir ömür Rüzgarla Gelen fısıldayacağımız kesin.
Yoksa siz hala okumadınız mı? Hiç durmayın Şans Bilekliği ile açılış yapıp Rüzgarla Gelen’le duyguları şahlandırın!
Can dostum Seyhan ve sevgili blogdaşımız, arkadaşımız Nabrut kitap okuma zevklerini renklendirecek yeniliklerle geliyorlar. Yeri geliyor harika fotoğraflar çekiyor yeri geliyor kitapları çekiştiriyorlar. Bir süredir de seçtikleri kitapları eş zamanlı okuyup yorumluyorlar. Yazarın ilk kitabını ısrarla Seyhan’a okutmuştum. O da Nabrut’a baskı yaptı. İkisi de hayran kalınca yazarın Ephesus Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı için bu sefer üçümüz eş zamanlı okuyalım istedik. Yorumlarını okumak için sabırsızlanıyorum. Hatta siz bu satırları okurken sevgili Seyhan ile harika bir güne yelken açmış, bol bol kitap hakkında konuşuyor olacağız :) Çok keyifli bir sürece adım attık, beni de dahil ettiğiniz için teşekkür ederim kızlar.
Uzun zamandır obeziteyle mücadele eden Stevie Barrett, neredeyse hayatını kurtaracak bir operasyon geçirmek üzere, tekerlekli sandalye eşliğinde ameliyathaneye götürülür. Operasyonun ardından hırıldamadan yürümeyi başarabilen, kendi kendini iyileştirmek için bir bahçe yetiştiren ve tahtadan muhteşem sandalyeler yaparak onları boyayan yepyeni bir Stevie
doğar.
Fakat hayatında değişen onca şeye rağmen, aynı kalan ufak birkaç detay vardır. Stevienin utangaçlığı, yakasını bırakmaya pek niyetli değildir. Bu nedenle, yakışıklı komşusuna duyduğu ilgiyi gizlemek zorundadır. İşler tıpkı onu küçük bir kızken yanına alan ailesinde olduğu gibi, çalışmakta olduğu hukuk bürosunda da yolunda gitmemektedir. Üstelik bir zamanlar en iyi arkadaşı olan kişi, verdiği kilolar yüzünden kendisine farklı davranmaya başlamıştır.
Stevienin yeni hayatında karşılaştığı en zorlu mücadele kendisini tanımayı öğrenmek olacaktır. Kendisinin aslında kim olduğu, kim olmak istediği ve eski Stevienin bu günlere nasıl geldiği hakkında şaşırtıcı cevaplarla karşılaşmaya başlayacağı bu içten ve eğlenceli yolculuk sizleri bekliyor.


Şans Bilekliği – YORUM
İnsanın kendine dönmesi, kendine bakmayıp kendisini görmesi bu hayattaki en zorlu süreç olsa gerek. Stevie kalp krizinin ardından önemli bir karar alıyor, almak zorunda kalıyor. Ya kilo verecek ya da ölecek. Aradan 2 yıl geçiyor kızımız 77 kilo vermiş, hayatına kalıcı yenilikler eklemiş. Duygularını sıfırladığı an yakışıklı bir komşu ile karşılaşıp an be an saçmalamamak için mücadele etmektedir. Stevie kilo verdikçe öz benliğine, genlerden gelen güzelliğine bürünür. Aynaya baktığı her an korkuları ile karşılaşır, HELEN! Kabuslarından kaçmak adına yediği yiyecekler onu ölümün eşiğine getirir. Hayatta kalma seçeneği kullandıkça kabusları gün yüzüne çıkar. Verilen her bir kilo sanki unutulmaya yüz tutmuş yılları geri getirmektedir. Küçük yaşta öksüz kalan Stevie pasif teyzesi, hakimiyet delisi ,psikopat eniştesi bu döngüde sinmeiş zavallı iki kuzen ile yola devam etmeye çabalar. Polly ve Lance hayatında tutunacağı yarıarızalı dallardır. İş yaşamı da ayrı olaydır, Zena olmasa belki çıldıracaktır.
Günler ilerler, Stevie geçmişe anılarda yolculuk eder, yeri gelir kabuslarla terler. Bu yolculukta yüreğimiz burkula burkula eşlik ederiz. Stevie kendini bulma yolunda ilerlerken yaşananlarla belki de biz kayboluruz.
 En sevdiğim karakterler: Lance ve Zena
 En komik an: Jake'in Steve'in kaçış - kaçamayış anlarını yüzüne vurması :)
En düşündürücü bölüm: Acaba ben hangi tür ekmeğim?
En merak edilesi şeyler: Gant, Polly’e aşık mı? Polly mutluluğu bulabilecek mi?
NOT: Gerçekten de düşündüm :) Sanırım ben tam tahıllı Akdeniz ekmeğiyim. Hayatın her anından dolu dolu bir kare. Hüzünleri ekşi maya diyelim, neşeli anlar için de kuş üzümü-fıstık. Günler un ise anılar kabartma tozu … Sonuç doyurucu.
Yine NOT:  Ben de sandalye istiyorummmmm, toz pembe, rahat, şekerleme yapabilecek kadar huzurlu.
Yazar yine bir açık kapı bıraktı. Hiçbir zaman tam bir son olmuyor. Stevie’nin çocuk sevgisi yaşadıkları üzse de hayatın kendi içindeki seçimleri çok gerçekçiydi.
Lance ve Zena karakterleri ilaç gibi geldi :)
Lance’in şişme kadınlara olan nazik davranışlarına koptum. Harika bir fikirdi!

Seyhan'ın Yorumu İçin: TIKTIK
Nabrut'un Yorumu İçin: TIKTIK
İyi okumalara efendim :)
 Tarih84 

7 yorum:

parfümümün kokusu dedi ki...

Demek artık; Seyhan, Nabrut ikilisi sizinle üçlendi, süper :)
Yorumunuza bayıldım ben, sırf hangi "ekmek türü" olduğumu öğrenmek için bile okurum kitabı :)
Birde merak ettim, kitap seri mi?

Syhn dedi ki...

öncelikle güzel sözlerin için çoook teşekkür ederim.
bugün bu ve diğer okuduğumuz kitaplar hakkında öyle çok konuştuk ki yazacak yorum kalmadı bende :)
fotograflarına bayıldım.
kış için, okuma hallerine uygun sıcacık fotograflar. yorumuna da katıldığımı biliyorsun zaten.
ve yazarın bi sonraki kitabını da bu şekilde yapabiliriz bence. sence?
:*

nabrut fıdıllıoğlu dedi ki...

bu harika kitap yorumu için çok teşekkür ederiz.
ama kitabın rüzgarla gelenden önce yazıldığı yazarın çıraklık işi olduğu çok belli idi değil mi?

Onur Genc dedi ki...

Pudra ile ilgili bilmek istedikleriniz.

Joey Potter dedi ki...

Yazarın kalemini seviyorum ben. Zaten önceki kitabını da sen önermiştin. Acıklı yanları vardı elbette ama ben Stevie'nin gücünü takdir ettim. Mutfakla alakam olmadığından ekmek kısmını atlamışım sen söyleyince hatırladım. Ellerine sağlık.

CANBOGAZDAN dedi ki...

canim oyle imreniyorum ki sana bir bilsen...

tarih84 dedi ki...

parfümümün kokusu: kitap seri değil. İki kitap da harikadır. etkisi söz konusu olunca ilk şans bilekliğinden başlamalısınız derim. Seyahn- Nabrut yanına ara ara hoşluk babında katılmaya devam edeceğim. Onlar ikili harikadır.

Syhn: süper olur bence de yazarın diğer kitaplarına da yorumlaşalım.

Onur Genç: siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? rezalet.

Joey Potter: ekmek tamamiyle bir ironiydi mutfakta gel ekmeke yapalım gibi bir durum değildi bence yeniden oku :)

Canboğazdan: :)