18 Ekim 2013 Cuma

Kır Çiçeği Tepesi: Göz yaşları hiçbir zaman bizden izin almaz!

''Ben doğduğumda, sen gökyüzünde beni sabırla bekleyen bir yıldızdın...''
Şu cümle anne kız bizi ağlattı, ailemle ortak okuduğum harika bir kitap daha.
Muhteşemdi! Hiç yorumumu bile okumayın direk ALIN!
Arkadya Yayınları beni can evimden vurmaya devam ediyor.  
Duygusal bir kitaba 534 sayfa şaşırttı ama değdi, hem de nasıl. Öyle güzel anlatılmıştı ki pek fazla açık kapı bırakmadı. Sindire sindire okuduk. Tek sorun- tabi bana göre- bu kadar detaylı bir anlatımda neden Lucy'nin de geçmişe yönelik düşüncelerini alamadık. Detaylar bu kadar iyi aktarılmışken bu durumu sorguladım. Havada çok şey kalsa yazar böyle uygun bulmuş derdim ama her detayı kaliteli bir kurgu ile işlemişti. Ben Lucy gözünden de bir sorgulama okumayı isterdim.
Yine söylüyorum kitap HARİKAYDI!
Göz yaşları hiçbir zaman bizden izin almaz!
Dünyada iki çeşit kadın vardır, bir şeyler yapanlar ve bir şeyler yapılanlar!
Bir tablo görünenden daha fazla anlam taşıyabilir!
Okaliptüs ağacı ve anlamı için de bir göz yaşı seline kapıldım:(
Nereden başlasam ki anlatmaya bilemedim:(
Kitap 1929 yılında açılış yapıyor günümüze uzanıyor. Dönemler arası geçiş sağlam, kitabın sır çözücüsü Emma internet kullanan, cep telefonu olan bir kişi. Çağı her açıdan yakalayan bir hikaye. Sırlar demişken bir günlük buldum her yaprağını 10 günde bir okudum gibi bir süre yok:) Ben günlük bulacağım anında okurum! Mektuplar(!), tablolar, fotoğraflar, eskizler, moda tasarımlar...
 Koskoca bir evin her köşesi hatıralar meclisi. 
Önce kitabın konusuna bakalım sonra da yorumlayalım.
Kır Çiçeği Tepesi
Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...
1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır. 
Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir. 

Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt.

Beattie iki işte çalışmak zorunda çokça hayali olan bir kız. Babası Hristiyan aleminde ateist bir prof, yersiz yurtsuz bırakılan bir inat! Anne yıllar sonra çalışmaya başlamış perişan. 19 yaşında genç yürek, güzel, minyon kız gündüzleri bir mağazada geceleri gizli bir kumarhanede çalışmakta. Kumar müdavimi 30 yaşındaki evli Henry kızın kanına girer ve ilişkileri başlar. Kızın gençliği, heyecanı, erkeğine duyduğu güven onu hamile, beş parasız ortada kalmasına sebep olur. Yine bu kulüpte tanıştığı Cora'nın yardımı ile sokakta kalmaktansa bir evde bebeğini evlatlık vereceği günü bekler. Bebeği içinde büyüdükçe üzüntüsü katlanır. Henry'nin kafası basar ve kızın peşine düşer. Ya da kendi monotonluğundan kaçar. Avustralya'da Henry ipin ucunu kaçırır resmen ailesini beş parasız sefil bir yaşama sürükler. Ayyaş kumarbaz bir haldedir. Beattie bu dönemde kızına pamuklu gömleklerden elbise diker, ördüğü kıyafetleri söker yeniden örür. Bir şekilde kendisi bile farkında olmadan yeteneği gelişir. Bir gün baktı ki olmuyor, Henry düzelmeyecek bir yanda eşi Molly kalan miras ile tahrik edip kocasını geri istiyor tamam der. İlk adımı atar. Yıllar önce Cora'nın söyledikleri gelir aklına kendisine bir şey yapılan kadın mı kendine bir şey mi yapan kadın mı olacak! Komşusunun yardımı ile uzak bir kasabaya gider. Bu gidişte hayati bir tehlike atlatır ve yıllar sonra yolu yeniden kesişecek, hayatına damgasını vuracak erkekle tanışır.
***
Buraya kadar anlattım kasabaya gitti her şey düzeldi zannetmeyin! Bu hikaye o kadar basit değil!
***
Beattie aşırı dindar bir kadının yanına sığınır bir ömür minnettar kalsa da bu kadının da bazı görüşleri vardır. Beattie Kır Çiçeği Tepesi'nin sahibi ahlaksız herifin yanında çalışmak zorundadır. Günaha batmakla günaha şahit olmayı eş gören bu kadın ileride Beattie bir ömür azap verecek acılara sürükleyecektir. Henry bir şekilde iz sürer bu kadının da ayartması ile Molly önce melek sonra şeytanlaşır. Olaylar olayları takip eder Kır Çiçeğini ele geçirişinden zorlu hayat mücadelesine, aşkı bulup kaybedişine çok çok çileli bir süreç. Bir gün Henry kızı alıp kaçırır Beattie yıkılır. Bir ömür kızını arar. 30lu yaşların ortasında moda devlerinden olmuştur.
***
Yine söylüyorum parayı buldum, şans güldü diye bir şey yok 534 sayfa boşuna yazılmadı!
***
Bir konuşma için gittiği otelde harika bir adamla tanışır. Bu süreçte evlenir çocukları olur zaman akıp gider. Yine de ilk çocuğunu unutamaz. Tabi bu evliliğe kadar ki sürecin aslını iki kişi bilir. Biri cennette diğeri yeminli.
Torun Emma harika bir yaşama sahipken bir gün sakatlanır. Hayatına bir göz atar. Olaylar olayları takip eder ve Kır Çiçeği Tepesi'ne gider. Orada Emma da kendine ait güzellikler yaşayacaktır. Arka kapağa bakınca o da mı yasak ilişki yaşıyor diyoruz yok öyle bir şey. Bu kadar anlattın ee ne kaldı da demeyin diyorum ya satır satır işlenmiş bir hikaye var karşınızda!
Kitabı o kadar sevdim ki anlatmaya doyamadım. Okuyunca neler neler varmış diyecek, göz yaşlarınıza hakim olamayacaksınız.
Dilerim yazarın diğer kitapları da çevrilir.
Tarih84

Hiç yorum yok: