5 Ekim 2013 Cumartesi

Anlaşma - Jodi Picoult / Sonunu Asla Tahmin Edemeyeceğiniz, Hikayede Kaybolacağınız Can Acıtan Bir Kitap!

Okuyan Kızlar Kulübü 14. Blog Tur Konuğumuz Jodi Picoult. 
April Yayınları'na çok teşekkür ederiz. Bu kitabı o kadar çok duydum ki okuma listeme aldım. Kulaktan kulağa dolanan bu kitap neden nette bahsedilmiyor pek anlayamadım. April Yayınları ile bir araya gelmek istiyorduk. Harika kitaplar, sağlam yazarlar bulunmasına rağmen aylar önce çıkmış bir kitaba olan talebimizi kırmadılar. Siz okumak istiyorsanız biz size tabi ki destek oluruz dediler. 
Anlaşma kitabını ilk duyduğum isim yıllarrrrrr önce keşfettiğim ilk kitap bloğu olan Kitap Kurduyum Ben TIKTIK dir. Tavsiyeleri harikadır, beğenmediği bir eseri yazmaz. Mutlaka oku diyorsa o kitap şahanedir. Bunun üzerine yakın arkadaşım Seyhan'dan Hayata Dair bloğunda da  TIKTIK oku denilince tamam dedim, o-ku-na-cak!
OKK arkadaşlarım da etkisinde kaldık, bu nasıl bir hikaye, canımız acıdı resmen dediklerinde içim rahatladı.
Eee diyorum ki NE DURUYORSUNUZ?
Hiç durmayın Gidin ve ALIN!
Kitabımızın Konusu:
Söylenecek bir şey kalmamıştı.
Kollarını ona dolayan kızın hayatının her evresini gözünün önüne getirebiliyordu; beş yaşında daha sarışın, on bir yaşında hızla boy atıyor, on üç yaşında elleri erkeksi.
Mehtap, çekik gözlerinde yansıyarak yuvarlanıyordu gökyüzünde.
Kız onun teninin kokusunu içine çekti ve "Seni seviyorum," dedi.
Genç adam onu o kadar usulca öptü ki kız bunu hayal ettiğini sandı; gözlerine bakmak için biraz geri çekildi. Ve silah patladı.
Harte ve Gold aileleri on sekiz yıl boyunca yan yana evlerde yaşadı. Aile pikniklerinden en mahrem sırlara kadar her şeyi paylaştılar. Çocukları Chris ve Emily'nin yakınlaşması da bu nedenle sürpriz olmadı, hatta arzu edildi. Birbirini neredeyse doğdukları günden beri tanıyan, hiç ayrılmayan liseli iki genç, ailelerinin gurur tablosunda el ele gülümsüyordu; ikisi de başarılı, ikisi de popüler, ikisi de pırıl pırıl. Ama bir gece yarısı çalan telefonla her şey değişti; Emily başından vurulmuştu, Chris olay yerindeki tek kişiydi ve silahta kendisi için de bir kurşun olduğunu söylüyordu...
İnsan, aile, dostluk, aşk...
Siz olsanız ne yapardınız?

***
Bu hikayede tek acıdığım isim Chris! Geride kalan, acıları yüklenen, sürüklendiği azaptan kurtulamayan. Gerçeklerin dayandığı temelleri yıkıp gitmesi Chris'i nefessiz bıraktı. Bir tarafta diğer aile var. Kaybedilmiş bir evlat, acı ...
Zordu okumak, okurken satırları reddetmek. Yok hayır hayır hayır hayırrrrrr dediğim o kadar yer oldu ki! İtiraflara inanmak istemedim. 
***
Bu kadar yakın bir aile denildiğinde acaba yasak bir ilişki mi, bu çocuklar yoksa kardeş mi diyeceksiniz. 
Yok öyle bir şey!
Çocukların gelecekleri parlak yoksa kıskançlık mı?
Hayır!
Chris doğruyu mu söylüyor?
Kime göre neye göre doğru!
Bırak düşünmeyi, tahmin yürütme sadece oku!
Asla tahmin edilemeyecek bir son sizinle.
Judie Picoult - ANLAŞMA
April Yayınları'na teşekkür ederiz :)

Hiç yorum yok: