28 Temmuz 2013 Pazar

Nefretten Sonra - FM Arsal (YORUM) Pudra Tozu & Ben Her Neysem O

Fatih Murat Arsal / Nefretten Sonra 
Natalia babasının intiharı ile bir Türk'e emanet edildi.
Çünkü babası vasiyetinde, Tamer Karlıbel'i kızına vasi tayin ettiğini yazmıştı. Fakat intiharından bir kaç dakika önce
sadece kızına söylediği çok önemli bir şey daha vardı.
“Natalia! Seni seviyorum kızım... 
Beni asla unutma! Ondan intikamımı al...”

Ve Natalia yaşadığı dehşetten sonra bu

yakışıklı ve tehlikeli adamdan artık ölesiye nefret ediyordu.
İntikamın tatlı sularında yüzmek için Yunanistan'dan Türkiye'ye gelmesi ve bu isteksiz adamın koruması altına girmesi yeterliydi.
Genç bir kız için intikam amaç olunca, araç olarak 
güzel yüzünü ve çekici fiziğini kullanmaktan çekinmedi.
Babasının sahip olduğu her şeyi acımasızca alan bu adam,
belki Natalia'nin bedenini de alabilirdi ama...
Kalbini asla!

YA DA ÖYLE SANDI...
(İzmir'in en tepesinden selam olsun Natalia sana )
Fatih Murat Arsal'ın okumadığım tek kitabıydı, şükür ki bu hikaye de yüreklerde mühürlendi.
Yazarın diğer kitaplarına göre daha farklı bir atmosferi vardı. Akşam karşılaştırma yazılarımızda bu konuyu ayrıca ele alacağız.
Nefretten Sonra - YORUM:
 Ahhh be Natalia ahhh be kızım, küçücük bedende ne yükler taşındın sen:(
Üzülerek, kızarak, gülerek okudum. Küçük bir kızın büyükler dünyasına başkaldırışıydı. En kritik yaşlarda nefret ve ayakta kalma savaşına girişti. Bilseydi, bunlara  gerek olmadığını. Herkes birilerinin iyiliğini düşündü, gerçekler gizlendi, nefret şahlandı. Bir çocuk büyüdü, bir genç yürek parçalandı, nefret intikam hamlesini yaptı.
***
15 yaşında bir kız, annesini kaybetmiş, kendini bildi bileli yurt dışında okumuş. Sığınacak tek liman, tek akraba babası. O baba ki şu an namlunun ucunda hem de kim tarafından ''barbar bir Türk'' siren sesleri zorla sürükleniş kapanan bir kapı tek el silah sesi. Bildiği tek şey ruh bedendeyken babasının intikam sözleri.  Babası toprak altında, kendisi düşman topraklarında. Vasi ise yakışıklılığı, parası ve karanlık geçmişi ile herkesi kör eden biri.
Pop yıldızlarının posterlerini kesip defter hazırlayacak yaşta Tamer'in defterini nasıl dürerimin hayallerini kurarak geçirilen bir yaz. Issız geçen bir kolej yılı bir sonraki yaz nerede olacak? Evi yok ev diye gidecek yer düşman mabedi. Para yok, akraba yok, yok da yok. Var olan tek şey İNTİKAM!  Bunu gerçekleştirecek tek yol düşmanı aşık edip, kalbini parçalamak.
***
Natalia içindeki nefret ateşi ile tutku arasında gidip gelen çelişkili günler yaşamaya başlar. Bir yandan düşmanının kardeşini kendi kardeşi gibi sever bir yandan düşmanın inini yuva olarak benimser. Her mutlu an için kendini cezalandırır gibi mutsuz anlar yaratır, bir gülücüğe beş iğneleyici sözle dengeler.  İçi sevinçle doldukça kaşlarını çatar. İntikamla hayat akışı arasında sıkışır. Tamer-Natalia ilişkisi de böyledir. İntikam başlığında yaptığı her şey belki de yüreğinin isteklerini intikam maskesi altına gizlemesi de olabilir.  Artık Natalia da kendini tanıyamamaktadır. Günler geçtikçe Natalia'nın atakları ile Tamer de karşılıksız kalamaz. Zeki Tamer her an uyarır, yapma Natalia, değer mi Natalia, baban öldü bunu kabul et Natalia ... bir yandan küçüksün belki daha sonra dedikçe, uzaklara gittikçe kızdan uzaklaşamaz.
(Natalia ile bütünleştirdiğim çiçek : BEGONVİL)
Gün günü kovalar bir yıl daha geçer, tutku aşkla harmanlanır ve Natalia'nın özgürlüğe adım attığı gün aşkın itirafı gelir. İntikam ile AŞK arasında kalan Natalia kendini bile yıkıp geçer Tamer'i paramparça bırakır. Kendi ayrı perişandır. Bu sahneler ve sonrasındaki dram yüklü yıllar ikisi için de zor geçer. Bu kadar ağır sözler, yitik yalnız kalış sonrası nasıl toparlanacaklardır?
***
Kitap gerçekten de çok güzeldi.
 Küçücük bir kız gözlerimiz önünde büyüdü, dünyayı tanıdı, intikam aldı, yaraladı- yaralandı. Erken büyüdü, erken olgunlaştı çünkü kader ona acımadı!
***
Çalışmalarımız devam ediyor bizi takipte kalın:)

3 yorum:

Fatih Murat ARSAL dedi ki...

Bir roman yazmanın en kötü yanı, yazdığınız kişileri ailenizden birisi gibi görmenizdir. Onları yazarken onlarla sevinir, onlarla üzülürsünüz. Çoğu zaman eşimden de bu konuda ciddi eleştiriler aldım. Gülümseyerek bir şeyler yazdığımda veya üzüntülü bir ruh haline büründüğümde doğal olarak her kadın gibi kıskandı, garip buldu, anlamsız geldi. Halbuki o anlarda bu kahramanlar benim yüreğimde yaşıyordu. Yazarı ben olsam da onlarla seviniyor veya üzülüyordum. :) Natalia'nın ruh halini gerçekçi yazmak için çok uğraştım. Kendimi Tamer'in yerine koydum. Vıcık vıcık aşktansa, yükselen bir sevginin onları pişirmesini istedim. Şimdi şu yazdıklarınızı okudukça, yeniden gözlerim sulandı. Başardığımı hissettim. Sanki onlar yaşıyormuş gibi geldi. Sanki sonunda aşklarına kavuşmuş olmalarında benim de payım vardı. Bu güzel yazı için, bu güzel çalışma için çok teşekkür ederim. Ben böyle bir şeyi hayal bile edemezdim. Çok mutlu oldum. Sanırım Natalia ve Tamer de çok mutlu olmuştur. :)

Syhn dedi ki...

Askla bahsetmissin canimmm bravo!

Yazarim yorumumu goruyorum!
Ne mutlu sana.
Kendisine de okuyucuya verdigi degerden oturu sevgilerimi sunuyorum ^^

Adsız dedi ki...

ben nefretten sonrayı hiç beğenmedim..konusu anlatımı çok basit