1 Mayıs 2013 Çarşamba

Şeytan Ve Şair: Farklı - Düşündürücü - Sürükleyici Bir Kitap

 Arkadya yayınlarından çıkan Şeytan ve Şair hızlı okunulan ama akılda düşündürücü ögelerle yer eden eserlenden bir eser. Benim ilgimi geçmişin gizemi ve araştırmacı yanı çekti. Edebi eserlere pek yatkın değiliz şiir okur da pek düşünmeyiz. Çünkü bir şiiri okumuş olmak, okunan şiiri tanıyor olmak büyük başarı bizim memlekette. Ben de şiir ve dramaları daha iyi anlayabilmek için bu konuda uzmanlaşacak kadar donanıma sahip bir bakışla yazılmış bir eseri okumayı istedim. Duyduğumuz satırların anlamını çözmekti amaç. Enteresan günceli geçmişe dayandıran çarpıştıran bir kaçma kovalamacaydı.
 Çengelköy sahilde gün batımına karşı keyifle okundu satırlar:)
Kitap elime tam da seyahat öncesi ulaştı. Sınav telaşı seyahat derken sizlerle paylaşmakta geç kaldım.
Kitap konusu ve ayrıntılı bilgi için TIKTIK
 Görüldüğü üzere zaman sıkıntısı sebebiyle kitap gittiğim her mekanda elimdeydi. Akıcı oluşu, sürükleyici üslup sayesinde koşturmaca telaş arası bölüm böl
m rahatça okuyabildim.
Kendi dilinde yayınlanmamış bir kitap sizce de bazı gerçekleri barındırıyor olamaz mı?
Şeytan ve Şair: Hızlı okunan, ağdalı dilden uzak, açıklayıcı polisiye bir kitap. Normalde bilinmezlerde gezinmeyi pek de sevmem. Kitabın içinde kısım kısım gerçek metin belgelerin geçişi ve bu belgelerin dilinin sadeliği çok başarılıydı. Gerçekle kurgu güzel harmanlanmıştı. 
Kitabı okurken birkaç düşünce geçti ama ilk 30 sayfada zaten gidişatı az buçuk çözdüm. Tabi son ana kadar nedenler ortaya çıkamadı. Tanıtımda da dediği gibi mezardan çıkmış satırların peşinde koşulan bir macera. Kitabın her sayfasında alıntılanacak bir söz geçti. Bu yönü çok güzeldi. Yazı sonunda bir iki tanesini ben de paylaşacağım tabi:)
Tekrar belirtiyorum ki Shakespeare gibi önemli isimleri anlamak için bile okunur. Ha ne kadar anlaşılır bir kitapta tabik i yetersiz ama hayat boyu duyulan bir isme bir parça yaklaşabilmek güzel.
Kitaptaki bir diğer düşündürücü öge ise şu: bilinenler gerçekten doğru mu? Yoksa biz öyle kabul ettik diye tabu mu? Acaba kabul mü ettik, kabul ettirildik mi? Bir de şu açıdan bakmalı gerçek her zaman bilinmeli mi? Belki de gerçek sandıklarımızın bizlere kattıkları çevremize yansıması daha kıymetli. Kitap büyüsü bozulmasın diye fazla da bahsetmek istemiyorum. İlgi duyanların tadı kaçmamalı.
Alıntı yapmak istedim ama bir köşeye not ederken baktım ki okuma hızım düştü, ilk etapta not ettiklerimden bir iki tanesini paylaşayım sizler de okurken büyüsüne kapılın istedim.
Kitaptan birkaç alıntı sizlerle olsun:
 ''Doğru bir biçimde büyüyüp güçlenebilecek dal kırıldı artık.''
(mezar taşı üzerinde yazılmış bir yazı)
''Ateş henüz kıvılcımken basılmalı üzerine, büyürse söndüremez nehirler bile!''
''Yeni bir ateş söndürür başkasının yaktığını, yeni bir acıyla hafifler eski bir ağrı''
Bunların dışında kitap bana göre: ifade gücü, özgürlük, özgür akedemik gerçeklik .... her neye bakarsak bakalım asıl dertlerimiz özgür olmayan hükmedici yönlendirmelerle suni şekillenip kalıplaşan bilinen bilinmeyenler sıkıntısını anlatma gayesi gütmekteydi. Sevdim doğrusu.
Teşekkürler Arkadya, güzel bir kitap kazandırdınız bana.
Tarih84

2 yorum:

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı dedi ki...

stres atılınca okumalar daha bir keyifli olmuştur.

Bir önceki postta ki mamalar çok nefisti aman dikkat :)))

tarih84 dedi ki...

Örgü Çantam: valla pazartesi spot diyeceğim aldım başımı gitmemeliyim:) stres gidince okuma hızım ve keyfim yerine geldi bahar alerjisi izin verse daha iyi olacak.