16 Mayıs 2013 Perşembe

Okuyan Kızlar Kulübü 3. Blog Turu: Yağmur Sonrası (Yorum)

Bir blog turunun daha sonuna geldik. Son durak yorumlar. Ne kadar çok kitap yorumlamayı sevsem de sizlerin hevesini kırmadan, kitap hakkında asıl kilit noktaları belirtmeden bir yorum yazılır bilemiyorum. O halde bu güne kadar kitap tanıtımından yorum kısmına kadar geçen sürede neler yapmışız görmek, ilginizi çeken yazıları okumak isterseniz blog tur takvim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz TIKTIK
Sarah JIO, Arkadya Yayınları aracılığıyla bizlerle buluşmaya devam ediyor. Mart Menekşeleri'ni okumamıştım. Yağmur Sonrası kitabından sonra gözüm bu hikayede. Yağmur Sonrası'nı okuyan iki arkadaşım da benim gibi derinden etkilenmiş, onlar da ilk kitabı alıp okumalıyız, bu duygu bambaşka diyor.Sizlere gözüm kapalı tavsiye edebileceğim iki kitap, okuma tutkunları bu hikayeler kaçmaz.
Gerçek AŞK söz konusu olduğunda, hiçbir şey karmaşık değildir!
Yağmur Sonrası - Sarah JIO
Yazımın bu kısmından sonra kitap hakkında çokça detay bulunacağından bir uyarı olsun. Kitabı okumayan arkadaşlar yazının devamını okumasın. Bunun yerine kitap tanıtım yazıma bir göz atabilirsiniz. Kitabı okumuş arkadaşlar çekinmeden yorumlayın, sizlerle duygu yüklü satırları konuşmak benim için ayrı zevk olacaktır.
Yağmur Sonrası - The Bungalow: Kitap Yorumum
Yıl 1942, II. Dünya Savaşı dönemi. Dostluğun sınandığı, Vatan Duyguları ile gerçekliğin çakıştığı bir dönem.
Kitap hakkında hem tonla şey söylemek istiyorum hem de susmak. Şunu diyeceğim ALIN BU KİTABI OKUYUN! Asla pişman olmayacaksınız!
Yorumlamak yerine birkaç durumu konuşmak istiyorum.
Kitabı okurken bu da kurgudur dedirtecek tek satıra rastlamadım. Bu kitap baştan sona yaşandı denilse şaşırmam.
Karakterler özellikle Kitty gibiler ne yazık ki etrafta çok. Ve ne yazık ki biz bu kişileri iyi niuetle barındırmaya devam ediyoruz. Kitty bşr insan bu kadar mı ben merkezci olur 90 a gelmişsin hala kendinden bahsediyorsun. Anne-Kitty telefon konuşmasında bu kızın saçını başını yolmak istedim. Kitaba dalabilsem yapacaktım.
Marry ahhhhh güzel iyi Mary çok üzüldüm çok hayat ona da gülsün isterdim:( Will ile bir parça göz kırptı. Hep merak ettim Mary-Edward arasında neler oldu, Mary'e gelen mektupta ne yazıyordu ve ona verilen mektubu Westry'e götürdü mü?
Sevindiğim iki şey de karakterler derin bir aşkı yüreklerinden hiçbir zaman atamasa da hayat devam ettiler. Evlendiler çocukları oldu.
En üzüldüğüm nokta bakıp göremediklerimiz. Aynı üniversitede iki adam, önüne heykeller serilmiş sana dert anlatılmış ama görememişsin. Ahhhh ahhhhh ahhhhhhh
Uzun zamandır göz yaşı dökmemiştim. Sayfa 290 hastane sahnesine geldiğim andan kitap bitene kadar salya sümük ağladım. İçim açıldı bir an YAŞADIĞIMI HİSSETTİM. Nasıl bir kitaptı, ne çektin be Anne-Westy ahhh be yavrum :) 
Her bir karakter tek tek yaşadığını düşündürttü. Onlara bir saygı duruşu da benden olsun.
Teşekkürler Arkadya:)
Bir sonraki blog turunda görüşmek üzere, sevgiyle kalın.
Tarih84

2 yorum:

The Reading Lady (Onur Kınacı Birler) dedi ki...

Kitap gerçekten insanın yüreğine dokunan bir hikaye anlattı bana da...Çok hüzünlü geldi yalnız bazı yerlerde. Yani sanki boşu boşuna yaşanan bir hayat ve boşuna geçen günler. Halbuki aşk tam da yanı başındayken. Hastanede o kadar yoldan gelmişsin bir git konuş di mi. Her söylenene her gördüğüne inanma. Gerçek her zaman göründüğü gibi değildir lafının doğruluğu burada da kanıtlanıyor. Üzüldüm hem de pek çok Pudram...

tarih84 dedi ki...

The Reading Lady : ah ahhhh ahhh ne üzüldüm ne çok ağladım kalbim paramparça oldu. Haklısın git gör dimi hatta yüzlerine vur ama şimdi bakınca kader diyorum sonuçta ikisi de evlendi çoluk çocuk karıştı ne bileyim. Hadi o gitmedi be adam heykel dikeceğine adaya gidip bekleyeceğine çık kızın karşısına ne bu gizem. Hem de iki adamda aynı üniversitede. keşke Marry anlatan bir kitap olsa onun hikayesi askıda kaldı:(