16 Mart 2013 Cumartesi

Yirmiler Kızı - Sophie Kinsella

Sevgili Joey Potter'ın hediyesi bir kitap. Açıkçası hediye etmese ya da önerilmese okumak aklıma gelmezdi. Klişe bir hikaye diye düşünmüştüm, Sophie Kinsella farkını göz ardı etmişim. Onun kitapları asla klişe olamaz illa bizi şaşırtır, o burun direği sızlar ve kahkaha attırır. Okurken çok eğlendim, bazen 1920lerde saplanıp kalmış kaltak ruhumuzu boğasım geldi. Beni çok sarsan 4-5 sahne var ki bu konuda yalnız değilmişim. Okuyanlarda derin izler bırakıyormuş. Yazım hakkında görsel araştırırken bir blog yazısını çok beğendim. Benim anlatacağımdan daha bir ayrıntılı, kitabı okumayı düşünenler kitap bittikten sonra önereceğim yazıya baksın derim. Bu blogger da benim gibi 4 malum sahnede ağlamış:( 
Güzel ve özel kitaplardandı.
 Bu blog yazısı neymiş diyenlere TIKTIK
Ne-nedir-neler olmuş kısmına geçmeden kitap tanıtım özetine bakalım.
Görsel kaynak TIKTIK
"Siz hiç caz çağında kiremit aktardınız mı? hi-ho-ha"

Sıkıcı bir cenaze, kayıp bir kolye, sürtük bir ruh!

Yirmilerinde bir kız ve Yirmiler’den kalma başka bir kızın güzel, komik, kusursuz ve eğlenceli macerası!  Lara hep uçuk bir kızdı. Yani, hayattaki tercihleri ve devasa tepkileri, bir de kötü kaderi bize bunu söylüyor. Hem, yirmili yaşlardaki sıradan kızların muhabbeti bol hayaletleri pek olmaz, di mi! Oysa Lara'nın büyük teyzesi Sadie, mütemadiyen çarliston dansı yapan bir kız formunda ve bitmek tükenmek bilmez istekleri eşliğinde Lara’ya musallat oluyor. Sadie'nin ruhunun huzura kavuşmasının tek yolu, biricik ve kayıp kolyesinin bulunması. 

Lara'nın ise kendi derdi zaten başından aşkın. Yeni kurduğu şirketi iki yakasını bir araya zor getiriyor, en yakın arkadaştan iş ortağına terfi eden sevgili Natalie alıp başını Goa'ya kaçmış ve hayatının aşkı Lara'ya tekmeyi basmış. 

Neyse ki Lara, Sadie ile vakit geçirdikçe hayat daha ihtişamlı bir hal almaya başlıyor ve içine düştükleri define avı entrika dolu ve romantik bir maceraya dönüşüyor. 

Acaba Sadie'nin hayaleti, Lara'nın dertlerine deva olabilir mi ve farklı çağlardan iki kız süper bir ikili eder mi?
Yirmiler Kızı:
105 yaşında unutulmuş, akrabası eşi dostu kalmamış büyük büyük teyze Sadie'nin cenazesine gitmek Lara'nın dertlerinden en küçüğü sayılırdı. Aile zoru ile hayatında görmediği bir kadının törenine gitmek sahtelik geliyordu. Erkek arkadaşından yeni ayrılmış, aslında terk edilmiş aşk acısı içindeyken bir de iş kaosu ile boğuşan kızımızın düşünmesi gereken çok şey vardı. Her an üstünlük taslayan duygusuz yalaka abla, fazla mütevazi baba, telaşe memuru anne, dünyaca ünlü kahve zinciri sahibi bencil gösteriş budalası amca, acımasız kokoş kuzen, sırtlan yenge. İşte aile ve eş dost kavramı da bu kişilerden ibaret. Ortak olup işi başına yıkan kanka kazığı. Aaaa bir de eski sevgilisi, eski olduğunu asla kabullenemediği aşkını geri kazanmalı. Bu döngüde çatlak-benzil-sürtük-alkolik-dans manyağı bir ruhun musallat olmasına ihtiyacı yok.
Kızımızın işi beyin avcılığı, Arkadaştan Öte filmde Mina Kunis'in canlandırdığı karakter gibi düşünün. Doğru elemanları doğru işverenlerle bir araya getirip iş bağlamak. Üst düzey elemanlarla üst düzey işlerden bahsediyorum. Lara ise bu işte dımdızlak kalmış çırpınmakta.
 Cenaze töreni esnasında Lara bir ses duyar, zor hayatında artık sesler de duyuyorsa sona geldiğini düşünürken 20li yılların kadını karşısında bağırmaktadır. Ortada bir yanlışlık olmalı o asla fotoğraftaki 105 yaşındaki buruşuk suratlı kadın değildir. 23 yaşında yaşamın anlamı HIŞIRTI - Kremit aktarmak- kokteyl yuvarlamak ve Çarliston dansı yapmaktır. Saçına serum sürüp sabitlemek cezvede rimel kaynatmak gibi hayati önemli şeyler yapmalıdır.
Çarliston dansı: eski Türk filmlerinin olmazsa olmazı:) 
Görsel Kaynak TIKTIK
23 yaşındaki çatlak ruhun hayat felsefesi:
"işler kötüye gittiğinde tek yapman gereken başını dik tutmak, kocaman bir gülüş çakmak, kendine bir kokteyl hazırlayıp, yoluna devam etmek...Yallah"

Lara akıllı bir kızdır eğer çatlak dırdırcı bencil bir ruhun 80 yıl üzerinde taşıdığı meşhur kolyeyi bulması gerekliyse sevgili ruhun da ona yardım etmesi gereken konular olmalıdır. Sonuçta görünmez, duvarlardan geçen kendisi dimi:)
Ne olmuş canım sevgilisinin evine girip ortada kız eşyası var mı diye kontrol ettirdiyse :)) Daha nicesi tabi bu esnada eşsiz harika ruh Sadie kıza devamlı hayat dersi verecek bencilce konuşmalar yapıp kızın anasından emdiği sütü burnundan getirmeyi de ihmal etmez.
Bir KOLYE ile başladı her şey!
Bu hikayede kolye bir semboldü aslında. Neden illa o kolye neden başka bir şey değil? Kolye kimi neyi birbirine bağlıyordu? Bu bağı çözme aşamasında değişen hayatlar, ortaya çıkan sırlar ve muhteşem AŞK masalı. Yine gözlerim doldu:(
Daha fazla anlatsam büyü bozulacak okunmaya değer bir kitap. Bir kolyeyi aramaya değer. Aranılan kolye değil belki de kim olduğumuz ardımızda ne bıraktığımız HAYAT İZİMİZ!
İyi okumalar :)
Tarih84

6 yorum:

The Reading Lady (Onur Kınacı Birler) dedi ki...

Hiç Sophie Kinsela romanı okumadım desem? Nedense hep cik-lit tarzında gelmiştir bu yazarın kitapları bana ama şimdi senin yorumunu görünce ben de okumaya karar verdim. Eline sağlık bak özendirdin beni işte :)

tarih84 dedi ki...

The Reading Lady : Bu hafta Sophie haftası gibi oldu ben kitaplarını okurken çok keyif aldım inşallah sen de seversin:)

Joey Potter dedi ki...

Reading Lady Chik-lit zaten kitabın tarzı ama içinde daha fazlasını bulabilir okuyan.

Blog yazısını da okudum canım. Ama bence sen daha güzel yazmışsın. Hüzünlü ama bir o kadar eğlenceli bir kitaptı.Ne olursa olsun yola devam edebilmeli.'off the go' yani yallah :)

tarih84 dedi ki...

Joey Potter: haklısın ne olursa olsun bence de devam etmeliyiz:)

Bollywood Terapi dedi ki...

geçen yıl tüyaba gitmeden önce liste hazırlarken sizin sitenizde görüp almaya karar vermiştim. geç oldu ama teşekkürler. Sophienin tam on kitabını okudum. içlerinden en güzeli, en içlisi kesinlikle buydu. bir günde bitirdiğimi hatırlıyorum 500küsür sayfayı :)

Adsız dedi ki...

Bu kitabı geçen yıl okumuştum ve bayılmıştım. Bazı yerlerde Sadie'yi ikinci kez öldürmek istesem Dr oldukça sürükleyici ve eğlenceli bir kitaptı.