16 Mart 2013 Cumartesi

Sır Tutabilir misin? - Sophie Kinsella

Hayalperest, düşük çeneli her kızın başına gelebilecek bir hikaye:) Hayatın artık bir anlamı olmalı diyorsunuz. İşte sıçrama yaratacağınız bir fırsat yakalamışsınız 1. yılın sonunda terfi edebilirim benim de bir işim, işte de ünvanım var diyebilmek için yanıp tutuşuyorsunuz. Yıllarca sizin her türlü evlatlık hakkınızı gasp etmiş kuzeninize gününü gösterebilecek gün gelmiş. Ama talihsizlik bu ya iş batıyor siz batıyorsunuz. Dönüş yolculuğunda bu rezil anı anlayan güzel bir hostes jesti ile 1. sınıf koltuğa terfi ediyorsunuz. Yanınızda hoş ama kesinlikle dokunma bakma kırarım diyen sert bir erkekle yolculuk yapacaksınız.
(Şu yukarıda gördüğünüz beyaz kağıt parçası uçak olacaktı olamadı:( Ben de bu kitap karakteri gibi beceriksizim napalım:( Okuyucularıma görsel jestim elimde patladı. )
Yolculuk esnasında içki istiyor, iş dergileri okuyor(muş gibi) geçiyor derken o da ne uçak düşüyor mu hayırrrrrrrrrrrrrrrr olamazzzzzzzzzzzz
İşte dananın kuruğu burada kopuyor. Günah çıkarır gibi yanınızdaki haşin adamın elini kavrayıp doğumunuzdan şu ana kadar ne varsa döküyorsunuz. Allah ne verdiyse tüm sırları! Sonuçta içinizi boşaltıp huzurla ölmelisiniz dimi :) Ama o uçak düşmüyor, siz yaşıyorsunuz bir farkla işi batırdınız, terfi gümledi ve neredeyse kovulmak üzeresiniz ve sırları döktüğünüz adam şirketin ortağı ve ceo'su çıkmasın mı? Şans senden yana değil şekerim:)
Kitaptan alıntılara geçmeden kitap tanıtım özetine bakıp sırlar hakkında biraz bilgi edinelim.
Kitap Tanıtım Özeti:
Emma'nın diğer kızlardan hiçbir farkı yok. Yani, onun da sırları var!

Annemden sakladığım sırlar 
Bekaretimi annemle babam alt katta Ben Hur izlerken, misafir yatak odasında Danny Nussbauma bahşettim. 

Erkek arkadaşımdan sakladıklarım,
Kırk bedenim. Connor'ın sandığı gibi otuz altı değil.
Ayrıca Connor'ın gereğinden fazla yakışıklı olduğunu düşünüyorum. Kendisini hep Kene benzetmişimdir. 
Hani şu Barbie ve Kendeki Kene.

İş arkadaşlarımdan sakladıklarım,
İş arkadaşım Artemis beni cidden sinir ettiğinde, yani hemen hemen her gün, masasındaki saksı çiçeğini portakal suyumla besliyorum. Fotokopi makinesini de bozan bendim. İşin aslı, bozulan ne varsa marifet benim! 
Hiç kimseyle paylaşmayacağım sırlar… 
Tanga popomu ısırıyor. CVmdeki matematik notum gerçeği yansıtmıyor. 
NATOnun açılımını bilmiyorum. Hatta ne işe yaradığını da! 
Bunlar benim sırlarımdı. Ta ki hepsini uçakta bir yabancıya yumurtlayana kadar. En azından o sırada yabancı olduğunu sanıyordum!

Sır Tutabilir misin?
Eğlenceli bir kitaptı ama ben bu kitapta hüznü hissettim. Emma karakteri için yeri geldi onun adına isyan ettim. Sophie Kinsella okurken kitap sonlarına doğru bazen düğümler hiç çözülmeyecekmiş gibi hissettiriyor, daraldım, sıkıntıdan değil üzüntüden. Bu kitabı okurken şöyle düşündüm. Haksızlığa uğramak her birimizin başına gelecek hayat kazığıdır. Peki bu haksızlığı yapanlara biraz da biz fırsat vermiyor muyuz?
Kitapta Emma'nın kuzeni ailesini kaybediyor ve onlara taşınıyor. Hayatı boyunca bu kaşar kuzenin entirikaları çevresinde eziliyor. Aile saf, fazla iyi niyetli göremiyor peki sen de azıcık cin olsan da şu kızın gerçek yüzünü göstersen. Yani demek istediğim şu bazen haksızlığa uğramıyor haksızlık çukuruna biz bile isteğe düşüyoruz.
Haksızlık dediysem tonla şey var hayatın içinde az çok bizlerinde farklı versiyonları ile karşılaştığımız.
Erkek arkadaş mevzusu bu da üzerine düşünülesi. Çocuk kızı seviyor, çocuk çok yakışıklı. Kızın memnun olması için her şeyi yapmaya hazır. Ama bilmediği kızın aslında birçok şeyde çocuğun istediği şekilde davranması. Caz sevmiyor ama kırılmasın diye sevmiyorum diyemiyor. Adamın kilo takıntısı yok ama kompleks yapıp 36 bedenim deyip adamın aldığı seksi çamaşırda can çekişmesi gibi gibi. 
Şimdi Türk versiyonuna bakalım bizler de işi düzgün, ailesi düzgün, oturmasını kalkmasını biliyor, sadık diye 5 yıldızlı kaçırılmaması koca adayını istemesek de kabul etmiyor muyuz? Hatta adama göre şekle girmiyor muyuz? Sonra da havadaki neme bile depresif bakıyor iki tarafa da cehennem yaşatıyoruz. Gerçekten de kendimizi bilmenin yaşlarına gelmeli geçen hayata bakmamalı tadını da tatmalıyız. Okurken hep bunlar geldi aklıma.
Temsili CEO muz :)
Şimdiiiii gelelimmm kitaptaki erkek karakterimize.
Boğasım geldi, öldürmeyip süründüresim. Zeytin yağı gibi üste çıkışlarına kezzap ekleyesim. Neyse! Bu adamımız kızın uçakta döktüğü ne kadar sır varsa eksiksiz hafızaya kazıyor. An be an kızın hayatının her evresinde taşı gediğine oturturuyor. Bir de kız kızınca neden kızdın anlamadım bunlar gerçekler yüzleş kaçma deyip kızı 1 ayda 20 küsür yıllık hayatıyla yüzleştiriyor. Bu kadar mı ahhh keşke kızdan esinlenip bir ürün üretmek isteyip katıldığı bir ulusal kanal programında a dan z ye ne varsa sırları döküyor. Adını zikretmesine gerek yok herkes kim olduğunu anlıyor kıyamet de kopuyor.
Okunası, tavsiye edilesi bir kitap.
Kitabı okurken kendimizle de yüzleşiyoruz.
İyi okumalar:)
Tarih84

3 yorum:

Joey Potter dedi ki...

Ahh o kuzen... Sürtük, bencil iki yüzlü kaltak. Ama sonunda birilerinin ağzının payını vermesi çok güzeldi. Eğlenceli bir kitaptı. Adam kıza sırılsıklam aşıktı bunu da kendince her fırsatta gösterdi. Hangi erkek o kadar olayı aklında tutabilir. En ince ayrıntısına kadar hemde. :)Emma şanslı kız vessalam :)

ÖRGÜÇANTAM-Hatice yazıcı dedi ki...

Çok eğlenceli bir anlatımın var. kitaplar okunmuş bol bol maaşallah.

tarih84 dedi ki...

Joey Potter: aslında düşününce hakkaten de şanslı kim bu kadar batırıp da alkışlanır:)

Örgü Çantam: bu ara kitapsız duramıyorum :)