15 Mart 2013 Cuma

Pasaklı Tanrıça - Sophie Kinsella

 Sophie Kinsella'dan müthiş bir kitap. 
Sophie Kinsella kimdir derseniz bir önceki yazıyı ziyaret edebilirsiniz TIKTIK
Pasaklı Tanrıça, son sayfasına kadar zevk alarak okuduğum harika bir kitap. Çıtır edebiyatı türünün en güzel örneklerinden. Karakterin 29 yaşında olması beni kendine çeken başka bir ayrıntı. (Şişşş kimseye söylemeyin ama ben de yakında 29 olacağım, 22 nisana az kaldı.) Bu kitabın sevdiğim diğer yanı bir gün uyandım hayattan bıktım Ferrarimi de sattım demiyor. Kaçışında ve mücadelesinde bile bir seviye var. Aşkı tattığı bahçıvan bile üniversite mezunu yani :)) Gerçekliğin zemininde bir kendini buluş hikayesi. Ne- nedir- neden sevdim- kısmına geçmeden tanıtım özetlerinden biraz fikir edinelim.
Kitap Tanıtım Özeti:

Samantha, Londrada çalışan bir üst düzey avukat. Günün her saati iş başında, ev hayatı yok, tek düşündüğü şirkete ortak olabilmek. Üzerindeki baskı ve adrenalin onu fena halde coşturuyor. Ta ki bir gün, bir hata yapana kadar. Öyle büyük bir hata ki bu, kariyeri mahvolabilir. 

Tamamen aklını kaçırıp Londra'daki ofisinden çıkıyor, bir trene binip hiç bilmediği bir yere gidiyor. Yol sormak için büyük, güzel bir evin kapısını çalınca iş görüşmesine geldiği zannediliyor ve o evde hizmetli olarak çalışması teklif ediliyor. Tabii ki bu evli çift ev işlerini halletmesi için bir avukatı işe aldığından habersiz. Fakat düşünün ki Samantha fırının nasıl çalıştırılacağını bile bilmiyor. Felaketler birbirini kovalıyor. Samantha çamaşır makinesiyle, ütü masasıyla , deterjanlarla müthiş bir savaş verirken; büyük şeflere özel yemekler pişirmeye kalkışırken tam bir kaos yaşanıyor. 

İyi de acaba işverenleri evdeki hizmetlinin başarılı bir avukat olduğunu öğrenebilecek mi? Eski hayatı Samantha'nın yakasını bırakacak mı? Bırakmasa bile, Samantha geri dönmek isteyecek mi?
Samantha'dan kendini Dinleyelim:

''Adım Samantha. Yirmi dokuz yaşındayım. Hayatımda hiç yemek pişirmedim. Yer silmedim. Toz almadım. Düğme falan da dikemem. Yapmayı bildiğim tek şey kontratları yeniden düzenlemek ve müvekkilimi milyonlarca pound kâr ettirmek."

Samantha'nın sevdiğim bir huyu da her soruya kendince mantıklı bir cevap vermesiydi. Örneğin bir ankette sağlıklı yiyecek yiyor musunuz denildiğinde tabikii diyor. Çin yemeği gayet sağlıklı sonuçta en uzun ömürlü nesil çinliler:) Pizza bir Akdeniz yemeği o halde zeytinden aldığı güçle sağlıklı. Su tüketimi sorusuna ise içtiği kahve fincan sayısına göre hesap yapıyor. Sonuçta bu kahvenin karıştığı sıvı su dimi:)) 8 bardak su içmemegerekli ise ben bundan fazla kahve içiyorsam gayet de sağlıklıyım. Kızın yaklaşımına koptum.

Pasaklı Tanrıça Hakkında Kısa Kısa:
Kitabı okurken aklıma bizlerin günlük ev işi rutinleri geldi. Samantha başına sardığı temizlik işinde her şeyi bizzat deneyerek öğrendi. Çamaşır yıkamaya kalktı beyaz attı pembe çıkardı hemen yerine yenilerini satın aldı:)) Sandiviç ekmeği kesemedi en şık restorandan sandiviç sipariş verdi. Daha nicesi :))

Örneğin: Samantha bu sıvı detarjanları görse eminim parfüm zannederdi:) 
Taze baklaya bu tüylü bir solucan dese şaşırmazdım, o derece bilgisizdi. 
Tabi QI tavan zehir gibi bir avukat olması ona güven verse de eline attığı her işi batırmasını engelleyemedi. Restoranlarda duyduğu ne varsa sıkıp sallıyor iş icraata gelince sınıfta kalıyordu. Yine de ev sahiplerine öyle poz kesiyor öyle kıvıryordu ki kimse ne olup bittiğini algılayamıyordu.
Pasaklı Samantha'dan atom karınca Samantha'ya geçiş süreci:

Samantha, boşanmış bir aile çocuğu. 2 ağabeyi var. Biri iş yaşamının stresi ile sinir krizi geçirip kendini Avrupa'nın bir köşesine fırlatmış. Diğeri hırslı bir yönetici. Anne, karşılaşılması çekinilen yırtıcı bir avukat. Samantha ise kendini bildi bileli bir yarış atı gibi ders çalışıp antisosyal bir yaşam içinde kayıp. Hayalini kurduğu şirkette stajyerlikten ortaklığa kadar uzanacak bir kariyerde gecesi gündüze karışmış bir hayatta çalışıyor da çalışıyor. Evde çamaşır makinesini bile bir kere çalıştırmamış, kaybolan düğmesini dikmesi için  kuru temizleyiciye gönderen bir iş bilmez. Çünkü ona kimse bir şey öğretmemiş. Tek öğreti ders çalışmak sonrada işte köle gibi çalışıp yükselmek de yükselmek. Dağınık ama her işi ustaca halleden altın eleman bir gün bir hata yapar. Ya da hata yaptığı iddaa edilir hem de ortaklığa kabul edildiği gün. Hayatındaki tek şeye ulaşmışken başka bir dünya bilmezken elinden alınması ile tepe taklak oluyor. Kendini sokağa atıyor sonra tren istasyonuna sonrada bir evin önüne işler arap saçına dönüyor.
Her düğüm bir hayat dersi ile çözülüyor. Arkadaşlık-dostluk-aile-AŞK-hayatın anlamı çözülüyor.
Kolay olmuyor, birden olmuyor.
AŞK kısmından da bahsetmemi istediniz sanki ama yok o kitabı okuyanlara özel kasın istiyorum. Ahududu sahnesi olay diyorum o kadar :)
İntikamını da alıyor, adını da temizliyor ama işler eski halini alınca kendi eski Samantha olmadığını anlıyor. peki sonra?
Mutlu son, onlar erdi muradına gibi bir son düşünmeyin. Sophie Kinsella özellikle kitaplarında sonrasını açık kapı bırakır. Her ne kadar kızsam da olaya, olayın çıkış noktasına odaklı anlatımı ile bizlere bir hayat kesiti sunuyor. Öncesini ve şimdiyi biliyoruz peki gelecek? Henüz belirsiz bir sürece son nokta koymayı tıpkı hayatın kendisi gibi oluruna bırakıyor.
Severek okudum tavsiye ederim doğrusu. Filme çekilse süper olurdu:)
İyi okumalar :)
Tarih84

11 yorum:

Gülihan B. dedi ki...

ne hoş anlatmışsın bulup okuyasım geldi :))

Adsız dedi ki...

blogunuzu zevkle takip ediyorum özellikle kitap postlarınıza bayılıyorum dukan diyetiyle ilgili postlarınızı da heyecanla bekliyordum çünkü ben de sizden sonra bu diyete başladım siz şuan hangi evredesiniz kaç kilo verdiniz bununla ilgili bi post yayınlarsınız çok sevinirim şimdiden çok tşkler

Arzu Guluzade dedi ki...

Pasaklı Tanrıçanı ben de severek ve keyif alarak okumuşdum. Gerçekten çok güzel kitap.

Siz böyle anlatınca bir daha okuaysım geldi)) Özlemişim Samanthanı))

Joey Potter dedi ki...

Onları ben de parfüm sanabilirdim ha ha ha. Çok eğlendim ben bu kitabı okurken. Hiç yormadı, sıkmadı. Dikkat çekecek ölçüd çeviri hataları da yoktu. Ahududu bölümü olay olay olay diyorum :) Filme çekilse sırf oun için bile izlerim ;)

Syhn dedi ki...

ne ahududuymuş arkadaş, insanı merak ettiriyorsunuz.
bu tur karakterlerde biraz uçluk oluyor mesela okursam ona takılırmışım geldi bana da.

tarih84 dedi ki...

Gülihan B. : inşallah okursunzu, çok eğlenceli:)

Adsız: ben daha önce dukandan bahsetmiştim toplamda 14 kilo verdim kendimi iyi hissediyorum ve korumaya özen gözteriyorum 1-2 kilo aştığımda 1-2 gün protein yapıp dengeliyorum.

Arzu Guluzade: valla siz böyle deyince ben de bir kere daha mı okusam dedim geçen hafta bitti.

Joey Potter: yok güzelim bildiğin çamaşır detarjanı ama biz çok sevdik çok etkili ve kokusu kolay kolay gitmiyor.

Syhn: ahududu sahnesi sonlara doğru şekercim okurken etkisinde kalmazsın :))

Cclair delune dedi ki...

Selam tarih84 yine ben :)
"Bay belki"yi mi "Pasaklı tanrıça"yı mı okuyayım diye nete sorarken senin sayfanda buldum kendimi, sayende yine karar verdim
(bir haftadır karar veremediğimden arada başka kitapları okudum)
Kinsella"nın dilinin çok akıcı ve içten olduğunu duymuştum tuhaftır ki henüz tek kitabını okumadım, ("Numaran bende var" ile başlamak istiyordum ama kısmet olmadı.)
Yorumun çok faydalı oldu, Samantha"yı kendime benzetmeden edemedim, yakında 29 olacağım gerçeği özellikle :)
Teşekkürler yeniden

tarih84 dedi ki...

Cclair deluna: yardımcı olabildiğime sevindim. Nymaran bende var adlı kitabı da tanıttım bakabilirsin, uyarayım yayınevi yeni bir kapakla piyasaya sunmuş eski yani benim tanıttığım kırmızı kapaklısını bulmayı dene birkaç alışveriş sitesinde ve kitapçılarda vardır. Son dönemdeki erotik kitap satış patlamalarını fırsat bilip kapağı çarpıtmışlar alakası yok kitapta fantezi bile yok.

Cclair delune dedi ki...

Teşekkürler tarih84, Pasaklı Tanrıçayı çok sevdim, esprili ve sıkmadan ilerliyor. (başlarda telefona o kadar yapışık birimi, bu tipi sevmedim demiştim ama düzeldi şükür.)
Bezelye tanelerine yaklaşımları çok hoştu, çin yemeği yaklaşımına katılmadan geçemeyeceğim. Etraflıca düşündükçe iyice mantıklı geliyor.
Guy'ın Trishe dediği "Oxfordbridge hizmetliler ajansı ve Cambridge yardıma kayıtlıyım" sözleri de güzeldi:)
Numaran bende var"ı henüz alamadım, ama kırmızı kapak daha orjinalmiş, o ne öyle sonradan çıkanda büstiyer gibi bişey yapmışlar, okumadan basit diyip geçilmesini hedefleseler bu kadar olurmuş. Teşekkürler.

tarih84 dedi ki...

Cclair delune: beğenmene sevindim, diğer kitabı bulabilirsen kırmızı kapak al derim. ben en çok şarap marine sos kısmına kopmuştum doğrusu:)

Adsız dedi ki...

ay evet müthiş bir kitaptı ahududu sahnesini 10 15 kere okudum :)))