17 Mart 2013 Pazar

Karpuz - Marian Keyes

Büyük bir hevesle alıp hayal kırıklığı ile okumaya kendimi zorladığım bir kitap oldu. 
-Kitap kötü müydü? Hayır.
-Kitap sıkıcı mıydı? Hayır.
-Peki sorun neydi? ımmmm zaman ve teknoloji derim.
Ülkemizde 2009 yılında çıkmış, ben 2013 de okudum, yazar ise 1996 da yazmış.

Cep telefonun yaygın olmadığı, evde telefon beklenilen bir çağ. Aslında bugün bu kitap yeniden ele alınsa, teknolojik gelişmelere uyarlansa yine çok satar. Benim hayal kırıklığım ergen sitelerinde liselilerin delice bayıldımmm yorumları üzerine alıp da doğum sonrası depresyonu anlatan gayet yetişkinlere özgü bir hikayeyle karşılaşmam oldu. Bu açıdan bilip başlasam yine severdim de şu çağ farkına sanırım yine takılırdım:( Çıtır edebiyatı öz itibariyle güne uygun, çağdaş yorumlanan edebi tür değil mi? Yani çağa yetişemeyince çöpe mi atacağız. İlk defa çıtır edebiyatının neden belli bir zamanda okunup tüketilmesi gerektiğini anladım. Marian Keyes bu türün ilk örneklerini vermiş, çok satanlardan bir yazar. Eğer bu yazarın eserlerini okuyacaksam okuduğum yıla en yakın çıkmış eserlerine bakmakta fayda var diye kendime de buradan not düşeyim.
İşte yukarıdaki görüntü bir parça kitabı yansıtır diye düşündüm. Genç hamile kızımız hamilelik sürecinde Allah ne verdiyse yemiş, tatlılardan portakallı muss hayatın anlamı saymış sonunda çıtırdan kıtıra geçmiş biri. Birgün ayna karşısında yeşil hamile elbisesi içinde kırmızı rujlu halini görünce kendini değil de ayaklı bir KARPUZ gördüğünü sanıyor. Eee hal böyle olunca kitaba adını KARPUZ koyuyoruz:)
Kitap Tanıtım Özeti:
Dört gözle beklediğiniz bebeğiniz, kusursuzluğuyla övündüğünüz hayatınızı darmaduman edecek bir olayın habercisiyse? 
Claire hayatı boyunca hayalini kurduğu her şeye sahip. 
Taptığı bir koca, harika bir ev, iyi bir iş, vs! Derken günün birinde -ki ilk bebeklerinin doğumuna denk düşen bir dönemdi bu-, hiç beklemediği, savumasız bir anında, kocası James tarafından terkediliyor. Claire, yeni doğmuş kızı, kırık kalbi ve aynada bakmaya güç bela cesaret edebildiği doğum sonrası vücuduyla bir başına kalıyor. 
Çaresizlik hali tarafında işgal edilen Claire, Dublin'e, memleketine dönmeye karar veriyor. Tuhaf olarak tanımlanabilecek ailesinin sevgi dolu kanatlarının altına sığınarak iyileşiyor. Hatta o kadar iyileşiyor ki, James yeniden hayatına girmeye kalkıştığında, hiç beklemediği 
bir sürprizle karşılaşıyor. 
Görsel Kaynak TIKTIK
KARPUZ : Kitaptan Kısa Kısa
- Kitabı okurken aa bu bizim aile mi diyorsunuz. Hatta bazen Türk örf adetleri mi karışmış diye dalga geçiyorsunuz. Aile içi diyologları çok sevdim.
Örneğin: Kızımız doğum yaptıktan birkaç saat sonra eşi terk eder yıkılan kız kapar bebeğini aile evine döner. Zaman geçer bebeğinin ismi ne olacak diye kararsız kalır. Annanesinin ismini koymaya karar verir. Baba içeri girer kendi annesinin ismini seçtiğini sanır teşekkür eder. Kız baba yanlış anladın der baktı baba bozuldu tamam ikinci ismi de babannemin ismi olsun der. Hani Sadullah Berk, Ayşe Dilara gibi çift isimli facilaradan biri de bu ailede yaşanıyor. Çatlak kız kardeş devreye girer Elena olsun benim ismimin (Helen) diğer versiyonu der. Diğer kardeş başka atraksiyon katar... çocuğun 40 ı çıkaracak isim sorun.
Dipnot: Benim erken doğmama ve ilk 40 gün ölür diye başımda beklenilmesi sebebiyle ismim geç konulmuş, annanem böyle olmaz ismi olsun diyip bir isim seçmiş hala pek sevmem idare ediyoruz işte. Eski Türk filmlerinde ne kadaer gudubet varsa benim ismimi taşımak zorunda mı? Hatta Kuzeyin çirkef annesi bile benimle adaş Tanrımmmmmm!!!!!!! Neyse kitaba dönelim.
- Ev temizliği sorunu: anne beceriksiz ayağına yatıp light kocasına işleri yıkar. Babanın da temizlik anlayışı görüen yerler. Hani koltuk altları süpürülmez, sehpanın görünen yerlerinin tozunun alınması gibi buna da çok gülmüştüm:) Hadi hadiiii itiraf edin çoğumuz bunu yapıyoruz.
-Yemek mevzusu, anne bu konuda vasat hayatları mikrodalga önünde geçiyor. Kız bir gün yemek yapmaya kalkınca anne potansiyel tehlikeyi görüyor ya yemek güzel olursa ve bundan sonra benden ev yemeği isterlerse hayırrrrrrrr bolonez sos bir çeşit zehir mi? Bu niye yeşil, yoksa küf mü?
Taze fesleğen gören anne: eğer bu bir baharatsa neden kavanozda değil? İyi soru teyzecim:)
****
Ahhh kitabın en sevdiğim karakterleri Adam - Helen- Anna- Minik bebek Kate :)
Adam Yunan Tanrılarının torunu misali taş, anlayışlı, aklı başında arayıp da bulunamayan sevgili ahhhh
Helen tam bir cadı, erkekleri peşinde süründüren tarihi karakterlere uygun bir çirkef. Neredeyse bebek Kate bile ondan tırsıyor.
***
James kitabın şerefsizi, güzel eşi onu anlatırken adama hak veriyorsunu aşık olunası diyorsunuz neredeyse ne yaparsa yapsın kaybetmek istemiyorsunuz ama kızımız nasıl gerçekleri idrak ediyorsa siz de kitap sonunda ayılıp kendinize gelip bir karara varıyorsunuz.
Şimdi düşündüm de fena kitap değildi, okuması keyifti.
Benden bu kadar gerisi ve daha nice olay okuyanlara özel olsun :)
İyi okumalar canlar.
Tarih84

Hiç yorum yok: