13 Mart 2013 Çarşamba

Jane Green: Tanrım Keşke İncecik Olabilseydim / İnsanı Hizaya Sokan Bir Kitap

İnsanı hizaya sokan bir istek.
 Amaçlar koyduran, bu amaçlar uğruna gaz veren bir ilham. 
Dukan Diyeti kitabı sonrası beni kendime getiren yeni bir bakış. Şimdi bu bir diyet kitabı değil. Sadece aşktan ibaret bir hikaye de değil. Yaşama bakış. İnternetin iş dünyasına ve kitlelere yeni yeni merhaba dediği bir çağda sanal ve gerçeğin harmanlanarak değişen bir bakış açısının anlatımı. 
Kitaba ve benim tatlı atıştırmalıklarıma bakan diyetle alakası olmayan bir kitap olduğunu anlamıştır diye düşünüyorum:) 
Napabilirim soğuk kış günü tatlı cazip geliyor:) 
Ne nedire geçmeden tanıtımına bir bakalım.
Kitap Tanıtım Özeti:
 İncecik ve iğrenç ev arkadaşları tarafından köle muamelesi gören Kilburn Herald'da çalışan Jemima'nın tek tesellisi yemek yemekti. Bununla birlikte seksi iş arkadaşı Ben'e olan aşkı için kesinlikle değişmesi gerektiğini de biliyordu. 

Ama bakalım Jemima kendini yeniden yaratabilecek güce sahip miydi? 

Benim Yorumum:
Jemima, obezite sınırında ya da biraz geçmiş bir kız. Kilolarını kamufle edici kıyafetler seçse de hayatta gizli saklı kalmaktansa renkleri cesurca kullanan, kendini ayna karşısında görmek istemese de kendini seven bir kız. Çalışkan, yardım sever. Etliye sütlüye karışmayan birisi. Hayattaki tek kan bağı annesinin ergenlik yıllarından beri kilo baskısı ve bitmeyen eleştirilerinden yılmış yalnız bir kız. Ev arkadaşı iki sıska zengin koca avcısı sığ kızın ne kadar arkadaştan sayacağız belirsiz. Hayalleri olan ama gerçekleşiceğine inancı olmayan bir kaybeden, tabi şimdilik. Aşk hayatı ımmm yetişkinlere özgü aşk romanları ile ateşi dindirmeye çalışan bir kız. Bir kafeye oturup bir kahve içmek bile müthiş bir sosyal patlama yaratacak bir antisosyal yaşam içinde. Sıkıldığında-üzüldüğünde-sevindiğinde tüm kutlamalar bol yağlı yiyeceklerle yapan, yiyeceklerle psikolojik durumlardan kaçan bir kız. İş hayatı:İyi bir köşe yazarı kadar akıcı üsluba sahip. Lakin kendisi püf noktası yazarı. Kelime dağarcığı ve araştırmacı kişiliğini arkadaşlarının makalelerini derleyip toplamakta kullanan bir deha. Elbet bir gün o beğendiği moda dergilerinin birinde editör olmayı hayal etmiyor değil. Dedik ya belki de günün birinde. Ben, ofisin yakışıklısına feci aşık. Hatta Ben'in hayatındaki en gerçek kişi de kendisi. Peki ya daha fazlası? aaahhh bu kızın hayatı zor. Geraldin, ofisin fıstığı. Özünde iyi bir kız. Sosyal ağların iş yaşamına girdiği 90lı yıllarda Ben-Geraldin-Jemima bir seminere giderler. İşler ilerler ve üçlü iyi bir arkadaşlığa başlar. Derken internet ve google acaba nedir diye gezinirken chat sayfalarını keşfederler. Şaka yollu başlayan chatleşme bir insanın hayatını değiştirmesi için bir AMAÇ verecektir. Peki her dilek doğru dilek midir?
Kitabın Bana Kazandırdıkları:
- Bir kez daha bir şeyi sadece kendim için yapmam gerektiğini anladım. Bir erkek- bir iş- bir topluluk için DEĞİL! Dönüp dolaşıp istek ve sonuçları ile bir başımıza kalıyoruz. Sonunda buna değiyor mu diyoruz.
-Eğer kendinizdeki cevheri biliyorsanız doğru zamanı kollamayı bırakmalısınız, doğru zaman sizin harekete geçtiğiniz zamandır. Parlamak ise sizin hareket anınız.
-Baktıklarımız ve göremediklerimiz için ahlayıp vahlamanın anlamı yok. Biz içimizde umutsuzca inandıklarımızın vücut bulmasını isteyerek yanlışlara düşüyoruz.
-Bir kez daha anladım ki gerçek dostluk ve arkadaşlık statü-görünümle sınıflanacak bir durum değil.
NOT:Güzel bir kitaptı. Okuyacaklara bir UYARI olsun. İlk 80 sayfa zor ilerliyor. Bir Jemima ağzından bir de yazar tarafından anlatılıyor. Kitaba bir türlü odaklanamıyorsun. Sonra internet ve mailleşmeler başlayınca kitap kıvamını buluyor.
Jane Green bana göre bir zamanların çok satanı günümüzde çıkış yapsa pek de satamazdı. Danıel Steel hayranlarının alternatif olarak bakıp bu günkü ününe kavuşmasını sağlamış bir yazar. Çik-lit ya da çıtır edebiyatı olarak bilinen türün ilk örneklerini oluşturması açısından kayda değer bir yazar. Daha öncesinde Bay Belki adlı kitabını okumuş yine benzer hislerle pek sevememiştim doğrusu. Kitabı 2. el kitapçılarda rahatlıkla bulabilirsiniz. Uygun bir fiyata şahane bir okuma vaad eder. Diğer türlü türün örneği daha nice kitap var.
Bu kitabı okurken lise yıllarıma dönüş yaşadım. Anlatıldığı yıllarda ben neredeydim dedim. Bu kupa çok sevdiğim bir teyzemizin yeniyıl hediyesi idi. O sıralarda Bremen'de misafiriydik. İçi çikolata dolu paketlenmiş şekilde bizlere armağan etmişti. Nostalji oldu:)
Kitap bana birçok iyi şey kattı. Her birini tek tek paylaşamasam da iyi geldiğini söyleyebilirim. Kitabı hediye edip okumamı sağlayan arkadaşım Joey Potter'a çok teşekkür ederim:)
Tarih84

2 yorum:

Joey Potter dedi ki...

Çok güzel anlatmışsın canım. Çok açıklayıcı ama bir o kadar merak uyandırıcı. Ben çok iyi hissetmiştim okuduğum dönemde. Senin de beğenmene sevindim. :)

tarih84 dedi ki...

Joey Potter: haklısın daha nice üstünde konuşulacak olay var kitapta :) Okuyanlara özel kalsın:) Ve yine haklısın çok iyi hissettiriyor:)