31 Ekim 2012 Çarşamba

Bana Şans Dile / Sadece Bir Gecelik

Edebi teknikle kaleme alınmış bir kitap. Atonement filmini izlemişseniz fark edeceksiniz ki bir iki saat içinde gerçekleşen bir hikayenin kahramanları gözünden her davranış altındaki nedenler serilmiş.
Bir düğün ve düğüne katılanların gözünden birçok açıdan bir iki saatin anlatımı. Minik bir kızın düğün elbisesini kirletmeme mücadelesi, Pederin tören anında isimleri karıştırması, düğüne katılan konukların davranışlarının kişiler açıdan bakışı. 
Farklı, akıcı ortalama bir kitap. Benim favorim minik nedime kızdı. Anlamlandıramadığı olaylara bir baş kaldırış ki sormayın. Gurur duydum.
Kitap arka kapağında denildiğine göre bu kitabın filmi de çekilmiş. 
Nette göremedim merak eden filmine de bakabilir.
Tavsiye der miyim? Bilmem ki?
 O kadar okunacak harika kitap varken etmem herhalde.
Ahhh işte geldik esas kitabımıza!
Sadece Bir Gecelik
Çok çok eskilerden bir kitap. 
Kitaplığımın kayıplarından. İndirimde görünce dayanamayıp aldığım kitap. 
Annemle koca demlik çayı devirip üzerinde tartıştığım kitap. 
Sonuç: erkekler beş para etmez, olan kadına ve gururuna olur o kadar!
Görsel kaynak tıktık
Vakti zamanında Hülya Avşar'ın programı reytinglerden kırıldığı günler. 
İki kadın çıkmış kitap tanıtıyor. Millet yıkılıyor. 
Sözde kitap hakkında bilgililer gibi konuşuyorlar ama her zamanki gibi fıss.
Sadece görüntüler, bir tek soru yok. Baksan 250 sayfa yani çok da değil.
Merak ediyorum serde var ergenlik:)
İki kadın bir erkek iddaa edildiği gibi ise bir aşk. 
Bizim başımızdan geçti. Olayı bizim açımızdan yazdık diyorlar. 
Oğğğ 2 kadın 1 adam aşk çekilir aradan Yıldız Tilbe yazmış işte daha ne.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. Çok akıcı, bence çok iyi. Tavsiye edilir türden. Bulursanız alın okuyun. Kadın olmak, hormanlar ve aşk /gurur /rezalet karışımı bir olay.
Kimse sormadı bari ben sorayım.
 Ey yazar bayanlar bu kitabın ismi sadece bir GECELİK mi? Yoksa BİR GECELİK mi? 
İki kadın kitapta bir araya gelir ve bir gece geçer. Ortada koca bir gece ve gecelik vardır.
Hangi açıdan baksak kitabın kapağı olacak kadar anlam da barındıran bir durum. Hep merak ettim belki bir gün cevabı bulurum.
Kitap hakkında ayrıntılı bilgi için TIKTIK
Okuyucu yorumlarının şaşırttığı bir kitap, insanlara yüzleşme cesareti vermiş. 
Tarih84

30 Ekim 2012 Salı

Bayram Ganimetlerim :)

Bayram geldi, eller öpüldü, Harçlıklar toplandı.
Kurbanlıklar son nefesini verdi, kavurmalar yendi.
Bayram bittiği gibi harçlığı da yerine ulaştı. Benim harçlık kitapçıda bitti :)
Paranın kıymeti yok, keşke daha daha çok kitap alabilseydim:(
 Şu sıralar tarihi aşk roman serilerine takıldım. 
Güncel serileri de takip eder oldum.
 Dükler, Kontesler sanki kapı komşum:)
 Aaa gülmeyin canım Düşesimiz SEYHAN'ımız da blog komşum:) 
Asilzadeyim de haberiniz yok:))
 Yukarıdaki kitapları indirimli aldım, biraz ekonomik takıldım. 
Yeni açılan bir kitapçı keşfi bütçeme iyi geldi.
Bir blogger arkadaşım Rüzgarla Gelen kitabından bahsetmişti. 
Merak ettim doğrusu. Hayat dersi içerir gibi.  Artık onu da kıydım paraya aldım.
Keşke daha fazla kitap alabilsem:(
MP3 bozulmuştu 2 kez garanti kapsam süresinde tamir ettirdim ama çözüm bulunamadım. Oblio markasının artık yanına dahi yaklaşmam:(
Hometech pek duyduğum bir marka değil. Deneyeyim dedim. Fiyatı uygundu ve 4GB hafızası benim için yeterli. Elim değmişken bir de hoparlör aldım. 
Mutfakta iş yaparken mp3 den dinlerim istediğim müziği dedim.
Ahhh evet asilzadeyim ama elime bulaşık deterjanı değmekte:( Evde toz bile alıyorum o derece.
Ahhh Prensim neredesin?
Kül kedisi bile yanımda iconcan kalıyor:((
Yarından itibaren geçiyorum bloğumun başına günde çift yazı benden sizlere:)
Keyifli bir akşam dilerim.
Tarih84

29 Ekim 2012 Pazartesi

Ne Mutlu Türküm Diyene!

29 Ekim Cumhuriyet BayramıMIZ kutlu olsun.
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Atam Ruhun şad olsun.
Tarih84

27 Ekim 2012 Cumartesi

Gizli Anların Yolcusu: Ayşe Kulin göz yaşlarımı dindirmek için bir iki kelam borçlusun


Bir kitap ki sardı, bir kitap ki beni dağıttı, bir kitap ki son 20 sayfada göz yaşlarını sele dönüştürdü.
Son 20 sayfaya kadar benim için orta düzey okunası bir romandı. Tüm o yoğun anlatım ve tüm o kaotik derin süreçle dağıldım.
Ağlıyorum, ağlıyorum, duramıyorum, ağlıyorum.
Evli çocuklu bir adam ve tercihlerini ulu ortaya dökmemiş bir gay.
Bu kadar basit değil tabi. AŞK diye sınır çizdiğimiz, tabulaştırıp günah çanlarının ipini çektiğimiz sağır edici delilikten çıkarsak kitabı anlarız. Bize ne diyor, kitabın sesini duyarız. Dağıldım. Çaresizliğe dağıldım. Çıkmazlara. Adaletin acizliğine. Yitirilmiş hayatlara. 
Kimse masum değil en masum görünen bile.
Hayat ne ekersen misliyle ödetiyor ve hiçbir mutluluğu senden bir şeyler almadan yaşatmıyor.
Kitap hakkında kelam ettiğimi mi sandınız, yanıldınız. Bir sonraki yazı kitabı okuyanlar için gelsin ya da merak edenler için.
Ahh Ayşe Kulin bana bir mendil ve bir de kocaman, sıcacık sırtımızı sıvazlayacak, göz yaşımı dindirecek el borçlusun! Bayram günü ağlattın beni.
Kitabın resmi tanıtımı: Kitap Tanıtım Yazısı:


Uzun zamandır çıkmadığı yollarda kaybolanların hikâyesi...


Ayşe Kulin yeni romanında aşkın değiştirdiği ve bir daha hiç aynı olmayacak hayatları anlatıyor…

Çağdaş edebiyatımızın en sevilen yazarlarından Ayşe Kulin, Gizli Anların Yolcusu ile bir kez daha okurlarını şaşırtıcı gerçeklerle yüzleşmeye zorluyor. Bu kitap yerleşik ve düzenli hayatlarımızın nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bir anda yıkılıp gidebileceğini gösteriyor bize... Acı bir kaza... Bir anda ağızdan kaçan bir söz... Ansızın yayınevine gelen bir dosya... Birbirine dolanmış eşarplar... Bütün bunlar, aykırı bir aşkın başını ve sonunu belirlemeye yeter mi?

Gizli Anların Yolcusu, pek çoğumuzun anlamakta zorlandığı, yargılamakta ısrar ettiği bir aşkın romanı. Ayşe Kulin her zamanki ustalığıyla yaklaşmaya korkulan bir konunun üstüne giderek tabuları yıkmayı deniyor.

Bu romanda sadece aşkı değil, toplumun zorladığı hayatları, harcanmış çocuklukları, kendi içindeki sırlarla en yakınlarını yaralayan ailelerin öykülerini soluk kesen bir tempoyla okuyacaksınız.



         ----------------
Kitap hakkında duygularını paylaşan, tarafsızca tanıtım yazısı yazan blogger arkadaşıma bir ses verelim bir de kitabı ondan dinleyelim. Tavsiye öncesi sizler için alternatif olur TIKTIK


Ben ne mi derdim aşağıdaki müziği dinleyin, sizde nasıl bir his bırakıyorsa işte kitabı okuduktan sonra siz de böyle duygulanacaksınız derim. Karar müziği dinlemekte.
Ahhh Ayşe Kulin bana bir kahve borçlusun hatta seni baş tacım etsem, evimi açsam ben o kahveyi yapsam. Ne zaman kitaplarını elime alsam bir okyanusta gibi hissediyorum kendimi, o okyanus ki ufkun çizgisini bile göremiyorum. Ben artık kayboldum kendime dahi dokunamıyorum. Bu son 20 sayfa ahhh ahhh
Söz ben de bitti, göz yaşım dinince yeni yazım için blog başına geçeceğim.
Tarih84

26 Ekim 2012 Cuma

Bir Bayram Sabahı

Bayram temizliği ve koşturmalar yordu, aklımda ne blog ne de bayram kaldı. Atanan ve bayram öncesi ziyarete gelen arkadaşlar, evin bitmek bilmeyen işleri derken günler geçiyor. Bu bayram tadımlık tatlı yaptık, aile toplantısı olmayınca tek tek gezmeler başladı. Neyse ki büyüklerdeniz biz gelinen olduk.
Evde acil misafire kek yaparak Carte D'or baya sevindirdim:) 
Bayram dedim dimi:))
Haydi cümleten bayramımız mübarek olsun.
Bizde bayram dedin mi gevreksiz sofraya oturulmaz!
Ekmek de aramaz, kırma zeytin ise eksik olmaz.
Seviyorum bayram sofrasındaki neşeyi.
Bu da bayram öncesi aldığım yeni kitaplardan birisi. Aslen kitap yeni değil yıllar önce alıp okumuştum. Bir şekilde alınıp geri getirilmeyen kitaplığımın kayıplarından:( Bayram öncesi indirimde bulunca aldım, nostalji oldu. 
Bu kitap hakkında ayrıca yazacaklarım var tabi. 
Her birinize mutluluk diliyorum tabi bol da harçlık:)
Sevgiler
Tarih84

24 Ekim 2012 Çarşamba

50 Ton Çılgınlığı Dolu Dizgin Devam Ediyor / Oyuncu Seçimleri Başladı!

Grinin Elli Tonu 2013 de vizyonda, oyuncu seçimleri başladı. Ana karakterler kim olacak işte orası muallakta. Hayranların en mantıklı ve en popüler tercihi yukarıdaki kolaj. Ben de kitabı okurken Bay Gri olarak gözümde Matthew Bomer'i canlandırdım. Ama gerçek yaşamda kendisi gay ve bu belkide rolü kapmasına engel:(( offff ondan daha uygun kim olabilir ki?
Bay Gri için bir kaç kare, ben hala Mat olsun istiyorumm!

Bay Gri, efendim bugün yine harikasınız:))
Bayan karakter Anastasia, Gilmore Girls dizisinden, Alexis Bledel aşina olduğum bir isim. Tabi yine net değil bu da hayranların delice isteklerinden birisi. İnanın kitabı okurken aklıma hep bu iki isim geldi ve netteki fan siteleri de benimle aynı görüşte. Film çekimleri başlayana kadar merakta bırakılacağımız kesin. İşte reklamım gücü off offf

Dünyadaki hayran sitelerine Türklerden de destek geldi.
İşte Grinin Elli Tonu Fan sitesi TIKTIK
Facebook siteleri TIKTIK ve TIKTIK
İnternette yıkılıyor bu kitap, kadınların cinsellikteki devrimi deniliyor. Bence o kadar da abartmayalım. Cinsellikten öte bir durum. Kızın AŞK için ne kadar ileri gidebileceği ve erkeğin neyi ne kadar feda edebileceğine odaklanmalı. Düz, basit bir anlatım belki edebi şairaneliği yok ama içinde DUYGU var!
Kitabın kısa özeti niteliğinde bir video.
Adeta film tadında!
Karakterleri sevdim, başta paylaştığım hayran seçimi kolaja bakarsak bir tek Elliot içime sinmedi.
 Daha genç bir seçim olmalı diyerek işte benim Elliot'um:))
Bay Gri olacak bana göre en kuvvetli adaylar:
Daha neler neler var denilecek ve paylaşılacak da kitap biraz daha okunsun diye bekliyorum:))
Tarih84

Bond, Sony ile İstihbarat Topluyor!


23. macerasına çıkan James Bond’un yeni filmi “Skyfall”, 2 Kasım’da vizyona giriyor. Bu sefer MI6 saldırı altında ve James Bond hem arkadaşlarını korumak, hem de M’e olan sadakatini kanıtlamak zorunda. Sen de gerçek bir Bond hayranıysan, Sony’nin sürükleyici sosyal medya oyunu “AjanS” bir hayli ilgini çekecek.

Sony, “Skyfall” lansmanı ile birlikte geçenlerde açıkladığı sosyal medya oyununun ilk görevini dün verdi. Bond’un zihni sinir alet edevatları olmadan sıkıntıya düşeceğini düşünen Sony, “4 ekran ile Bond’a yardım et” görevini açıkladı. Q’nun verdiği görevde 4 ekran olarak TV – Tablet – Akıllı Telefon ve Laptop düşünülmüş. Bu 4 ekranın nasıl kullanılacağı da kullanıcılara bırakılıyor.

Q’nun sorusu ise şu şekilde:

“Eğer sen olsan, bu 4 ekrandan hangisini seçerdin ve o ekrana hangi özelliği eklerdin?”

Sen de bir ekran seç, farklı ve Bond’un işine yarayacak bir özelliği Twitter’da #M1benyaptım hashtag’i ekleyerek paylaş. En çok retweet edilen ve Sony jurisi tarafından seçilen fikirlerin sahipleri, Bond’un güvendiği Sony Xperia Tablet S, Gala Gecesi davetiyesi ve Bond 50. Yıl Blu-ray seti kazanacak.

Bakalım gerçekten Bond’a yardımcı olabilecek zihni sinir bir yanın var mı?

Yeni görevleri öğrenmek için, #AjanS hashtag’ini takibe devam et.

https://www.facebook.com/SonyTR
https://twitter.com/Sony_Turkiye #AjanS #M1benyaptım

Bir bumads advertorial içeriğidir.

23 Ekim 2012 Salı

Grinin Elli Tonu / Ön Yargıdan Uzak Kitaba Bakış Yazısı

Bir süredir yetişkin edebiyatı ile tarihi aşk romanları arasında gidip geliyorum. Tarihi roman serisinden 13 adet birbirinden muhteşem kitap okudum ve çevreme ısrarla okutup bir kitle yarattım.
* (Judıth McNaught) Yakında bahsedeceğim.
 Kitap kitabı çekiyor derken nette araştırmaya başladım. Karşıma Grinin Elli Tonu adlı kitap serisi çıktı.
 İlk başta pek de oralı olmadım aradığım sapkınlıktan öte aşktı. Gerçi sapkınlık- taciz- töre- gay/ lezbiyen/ biseksüellik- Ensest ... bu gibi konulardaki derin mevzu kitaplar ilgimi çekiyordu.
 Bir zamanlar meslek aşkı ile tutuşurken ergen öğrencilerimin fırtınalı ruh dünyasına bir adım yaklaşıp onları anlamaya çalışmak depresif evrenden çıkarmak gibi idealist görüşlerim vardı.
 Neyse konu ben ve bir zamanlar var olan mesleki hayallerim değil. 
Yani konuya yabancı değilim bir açıdan ön yargıdan arınığım!
Kitap diyordum, sonrasında kitap yazarı ve dünyadaki yankısını fark edince bir duraksadım. Daha önceki yazımda da bahsetmiştim  TIKTIK merakım sonucu bir site keşfetmiş  TIKTIK ilk bölümü orada okuyup kitabı alma isteğim artmıştı. 
Biliyordum bu kitap yerden yere vurulmayı hak etmiyordu. Okuduktan sonra anladım ki kitap sağlamdı ama eksik yanları da vardı. 
Önce biraz daha basından bahsedip milletin iki yüzlülüğünü serelim.
Beni çileden çıkaran bir bloggerın, sözünü itimat ettiğim bir bloggerın hatta daha açık konuşmak gerekirse  hayatı dolu dizgin sınırsızca yaşadığını sezdiğim birinin twitter üzerindeki yorumuydu.
O an dedim ki ben birazcık kitap okuyor ve kitaplar hakkında fikir sahibi isem bu bloggar PALAVRA SIKTI!
 Dukan diyeti kitabının başına gelen bu kitaba da mı gelecek? Hatırlarsanız Dukan kitabını okumadan ya da okuduğunu iddia edip sallayan ne çok kişi oldu. okuyanların gözünde kepaze oldular:)
Basının gücünü ya da reklamın mı desek gücü inkar edilemez. 
NOT: Kitabın yazarı ile yapılmış en mantıklı röportaj TIKTIK ve sevgili İzzet senin de kitabı okuduğundan süphelenmedim değil yani alıntı çok cılız kalmış:)
Nice efsane kitap sadece 3-4 milyon satarken bu kitap serisi 40 milyon satıyorsa insan acaba diyor. Ne kadarı gerçek ama bir yandan da bu kadar insan yanılamaz, sonuçta roman ve bir seri! Seri okumak, hadi 3 kitap okumak da sadece reklamla elde edilebilecek bir başarı değil. Her kitap 700 sayfaya yakın! Erotizm bu kadar da yakmaz sonuçta kitap seri ise hatırlatma ve kendini tekrarlarla derinleşerek ilerler ve yine de okutmaz canım okutmaz!
Harry Potter seri tirajı ile karşılıştırılmış ya da Alacakaranlık efsanesi ile. Soruyorum size istediği kadar reklam reytingi olsun eğer kitap sarmasaydı bu kadar okunmazdı.
Bu noktadan sonra bu serinin insanı saran bir çekiciliği olduğunu belirtmiş oldum dimi:)
3 kitap 2 kişi bir hayat tutku, aşk, hükmetme -  itaat arasında sıkışan tehlikeli ilişki. İlk kitap Bay Gri'nin kim olduğu ve ne istediğini bizlere seriyor. Ama bunu Ana karakteri ile yoğun duygusal çatışma içinde anlatıyor. Olay Anastasia tarafından aktarıldığı için daha naif ve yer yer daha dehşet içinde ilerliyor. 
Masum bakir ile feleğin sillesini yemiş sapkın-hükmedici istekleri olan, bunu saklamayan yakışıklı ötesi bir adam. Klasik hikaye masum ama fakir kız aşık olur adamı derin çukurdan çıkarıp doğru kabul edilmiş VANİLYA tadındaki diyarda sonsuza kadar mutlu oldular fantezisine çıkarmak için uğraşır. Peki bu ilişki dibi görecek mi, yoksa pembe rüyalara süzülecek mi? 
Hayat onların ayaklarını yere mi çivileyecek?
3 kitap sonunda biz de neler olacağını öğreneceğiz. İlk kitap bir giriş ikincisi gelişme üçüncüde gerçekte bu karakterlere ne olacak göreceğiz. Açıkçası birlikte mutlu sayılacak bir sona ne kadar ulaşabilirler bilemiyorum. Tutkulu ilişkilerin sisteminde ilerlerse klişe olarak birbirlerini büyütüp başka yollara da gidebilirler.
Grinin Elli Tonu kitabını hangi yaş ya da hangi görüşteki kitle okuyabilir?
Issız Adam filmini taçlandırmış bir millet olarak Bay Grey'in de hayatına dahil olabiliriz. Yetişkinler okuyabilir tabi yetişebilmişlerse:)) 
Yani tabularla örülmüş duvarları yıkmalı, tarafsız olmadan ıyk bıyk ederek olmaz.
Bu lafımı da tebrübe diye belden aşağı indirmeyelim illa bir şeyleri yaşamak mı tecrübe, teoriye ne oldu? :)))
Issız Adam filminde 80li yılların pornografik sinemalarında hayvanca ve hunharca öğrenilmiş çakma tecrübe ile vahşileşen erkeklerin, tabuların ve bu tiplerin ellerindeki sinema-roman dünyası ile yetişmiş bir erkeğin. Dokunmanın da zevk verdiğini, aşkın dokunabildiğini ADA kızımızdan öğrenişi izledik. Şarkılarla da ağlaşmadık mı? :)
Semiramis Pekkan ne de güzel söyledi: Bana Yalan Söylediler parçasını.
Kitaplıkta yerini almaya hazır kitabımız üzerinde biraz daha derin konuşalım:
Bu noktaya gelip anladıysak, Gri beyimizin de zorlu çocukluğu ve bastırılamaz isteğini onaylamayarak ama bir adım daha bilme isteği okumaya davet ediyor kitap bizleri. 
Ergen dünyası bizim zamanımızdan farklı ben hala bir liseli için uygun bulmam, sağı sollu belli olmayan enerjilerini bir adım ileriye atmaya kalkıp iş açmasınlar.
Yaş grubumu düşündüğümde yahu biz de çok zorlandık, lisede tutturulmuş bir klasik eser. Klasik kitap okudun mu öğretmen gözünde adam sayılıyorsun, arkadaş çevrende entel. En büyük şoku da klasik olsun çamurdan olsun mantığı ile içeriği hakkında sıfır bilgi ile yapılan alışveriş sonucu OSCAR WİLDE ile tanışmam oldu. 
Beni tarihi bilgi olarak doyurdu lakin şehveti onaylanamazdı. Kelimelerinden çok erotizme takıldım, yargıladım ve benim için çok fazlaydı. 
Biz çocukken öpüşme sahnesinde yum gözünü diyerek ya da zap yapılarak büyütülmüş nesilleriz. Okul sonrası etüt ve spora boğularak enerjimizi pembe dünyada sabitlenmiş, içimize sıkı bir otokontrol yerleştirilmiş sonrasında çağdaş zeminde sosyal yaşamda güvenle bırakılmış tipleriz. Arkadaşlıkta cinsiyet ayrımı yapmadan dolu dolu yaşayan, sınırlarını koruyan, tek başına sinemaya gidip yemek yiyebilen ve gerçek sevgi / aşk olmadan olacaksa erkek arkadaş olmasın zaten gerek yok mantığı ile dimdik yetiştirilmişleriz. Tabuların nasıl yüksek olacağı da ortada. Şimdi kendi çevrem ve yetişkinlerin ne kadar yetiştiğini bilmeden de tavsiye edemiyorum ki? :)) İşte O sebeple ki ne ergene ne de yetişkine kişiyi ve bakışı bilmeden öneremiyorum. 
PROFESYONELCE BİR YORUM:
Hadi en başa dönelim kitap hakkında yayın evinin tanıtım yazı sizlerle:
Edebiyat öğrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey’le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana’nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır…
Grey’in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğrayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çok uluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cürettkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian’ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.
YORUM: 
Kitap orta seviyede, romans serisi ya da yetişkin edebiyatı türünde. Ana'nın gözünden anlatılıyor ve yer yer baş kahramanın da neler hissettiğini derinden merak ederek bir parça bal çalan tatta kalıyor. Kitabı okumak eğlenceli, mailler harika. Baştan sonra gerçekte kim hükmetti ve kim itaatte kaldı değişken. Ben sevdiğim ve diğer 2 kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. Her kitap size bir cümle katar bu kitap bende tehlikenin rengi her zaman siyah değildir ortada güneş gibi parlar ve yakar dedirtti. Ve biz faniler o ilk yakışta hissettiğimiz halde görmek istediğimize odaklanıp yanmış kavrulmuş bedene yoğurt arayıp batsın bu dünya dinlemeye koyulmak zorunda kalmış hormanlarla yaratılmış zavallılarız.
Önerir miyim? Ya önerdim gitti sakince alın elinize okuyun. 
Olan size değil zaten Ana ve Christian'a oluyor:)
Kitabı okurken kitapta geçen müzik ve moda kavramlarına baktım. Müzikler yani aryalar harikaydı. Zevkli piç Grey desem çok mu ileri gitmiş olurum:)
Tanrı seni korusun Bay Gri, efendim :))
Kitabı okurken benim tercih ettiğim müzik sizlerle olsun:
Tarih84

21 Ekim 2012 Pazar

Grinin Elli Tonu #okuyorum


Son günlerin olay kitabı. Bay Gri'nin sapkınlığa varan yatak odası ve eşsiz karizmanın altında yatan gerçeklerin anlatıldığı üçleme. Judıth McNaught kitaplarına sardım, çevrilmiş tüm kitaplarını bir çırpıda okudum. Tam kitapların bizler üzerinden izlerini netten araştırırken fan sitelerinde bu kitap ve kitaptan alıntı
ları çıktı karşıma.
 Judıth hakkında ayrıca bir yazı dizisi döşeyeceğim sizlere, judıth okuduktan sonra bir adım daha ileri geçerek yetişkin edebiyatının kapılarını araladım. Erotik seri diyen var, tutku diyen, aşk aşk aşk anacım diyen kim ne diyorsa desin her kitap Judıth anlatımı gibi olursa kalitenin götürdüğü yere kadar okur, kafa dağıtırım doğrusu. 
Neyse Bay Gri'den bahsediyordum ben.

 O kadar çok haksız olduğunu düşündüğüm eleştiri ve bir o kadar da bayıla bayıla yapılan yorum okudum ki durum TAM BİR ÇELİŞKİŞ YUMAĞI. 
Bu durum beni iyice meraklandırdı. 
Tamam dedim bu kitabı okuyacağım sonra yorumlayacağım ve buradan yetişkinlik ve kitap okumaya dair de düşüncelerimi ayrıca kaleme alacağım. 
Biraz cesaret diyelim mi? 
İki yüzlülüğü de bir kenara itelim mi?
Bir site keşfettim biraz oku sonra al diye, işte o sitede kitabın giriş kısmını okudum ve bugün bu kitap alınıp başlanacak diye noktayı koydum:)) İşte bahsettiağim site linki için TIKTIK
Çikolatalarım hazır, çayım demini aldı ve ben kitap başına geçerim.
Bitince sizlerle dürüstçe paylaşacağım.
Tarih84

Sütlü Patatesli Kek: Pratik Bir Lezzet

Sütlü patatesli kek tarifim tesadüfler eseri göz kararıyla ortaya çıkan, zor anların kurtarıcısı bir tarif. Blog yazarları toplantımızda önceden planladığım kurabiyemin dekor çikolata karışımı konusunda tereddüte düşünce evdeki malzeme ile son dakika bir tarifle katıldım. Hal böyle olunca blogda da paylaşma vakti gelmiş dedim. 
Kekin püs noktası unun miktarı, miktar arttıkça ekmek tarifine azaldıkça da fırında pişen mücvere dönüşen enteresan bir tarif sizlerle.
Kekin üzeri için çiğ çiğdem içi kullanıyorum. Aktar ve çerezcilerde rahatlıkla bulabilirsiniz.

Malzemeler: 
2 adet kumpirlik patates, yarım litre süt, kuru kekik, karabiber, tuz, pul biber, 1 demet dere otu, 6 adet taze soğan, 1 paket kabartma tozu. 3 yumurta. yarım çay bardağı zeytin yağı. Kalıbı yağlamak için katı yağ. 2 su bardağı un. 
Yapılış:
Patatesleri soyup küp küp doğrayın. Üzerine sütü ekleyin. Tuz, kekik, karabiber, pul biber ekleyip ara ara dibini tutturmadan pişirin. Patatesler sütü çekince kapatın. Bir kaba un, kabartma tozu sıvı yağ ve yumurtayı koyup karıştırın. Karışıma patatesinizi ekleyin karıştırın. En son karışıma küçük küçük doğranmış dere otu ve soğanınızı ekleyip karıştırın. Yağladığınız kalıba keki dökün. 
Üzerine çiğdem içi ve çörek otu serpin. Yaklaşık 20 dk da pişen kekinizin yanına bergamot aromalı çayınızı kapıp keyfini sürün:) Ben genelde kekin yanına zeytin roka ile servis açıyorum. Çayla da iyi bir uyum yakalıyor.
Etkinlik sponsorlarımızdan biri de Obaçay firmasıydı, çayın kokusu şahane doğrusu. Önerilenler arasında yerini aldı:)

Blog toplantısında bu tarife ek bir küçük kutu haşlanmış mısır da ekledim. Güzel oldu, mısırı patates eklenip karıştırırken eklerseniz iyice harmanlanmış olur.
NOT: Tam buğday ya da kepekli un kullanıldığında kek daha geç havalanıyor yani kabarıyor bu da pişme süresini uzatıyor. Aklınızda olsun istedim:)
Afiyet olsun.
Tarih84

18 Ekim 2012 Perşembe

Carte D'or: Limon Aromalı Kek / Bir bardak limonata tadında lezzet!

Bugün sürprizlerle doluydu. Sabah erken saatlerde çocukluk arkadaşımı kahvaltıda ağarlayacaktım. İçimden bildik bir tat denemek geldi. 
Daha öncesinde deneyip sevdiğim limonlu kek karışımından bir paket seçtim. 
Bu sefer bir fark olsun istedim süt + yağ yerine krema kullandım. 
Veeeee ortaya harika tarifsiz bir tat çıktı.
Şiddetle tavsiyemdir! YOK BÖYLE BİR TAT! 
Bir bardak limonata içmiş gibi oluyorsunuz. 
Ferahlatıcı, hafif, tarifsiz bir tat! 
Dilimlemesi kolay, ağza alınan bir lokma toz bulutu misali dağılıp geride limon aromasını bırakıyor bizlere. Bu keki nasıl tarif edeceğimi ben de şaşırdım. 
Yarın 2 kutu daha alacağım. Yapıp annemin iş arkadaşlarına çay saati için götüreceğim. Bu tadı onlar da denemeliymiş:)) 
Bizim evde fenomene dönüştü. 
Krema bir keki bir tarifi nasıl değiştirdi merak mı ediyorsunuz hemen deneyin derim.
Limonlu kek karışımı için gerekli ek malzeme:
Kalıbı yağlamak için margarin, 3 yumurta. 100ml süt ve 100gr yağ ya da 200 gr çiğ krema.
Ben ek malzeme olarak 3 yumurta ve Pınar'ın 200 gr kremasını kullandım.
Önce un karışımımı kaba ekledim üzerine 3 yumurta kırdım ve 200 grlık çiğ kremamı boşaltıp yaklaşık 4 dk çırptım. Yağladığım kalıbıma döktüm. 20 dk önceden ısıtılmış fırında pişirdim. İlk pişip pişmediğine tereddüt etsem de sonuç harikaydı. Karışımdan çıkan pudra şekerini keki kalıba döktükten hemen sonra üzerine sertim böylece pişerken kekimin üzeri şekerli karamelize oldu.
Keki kalıptan çıkarmadan önce korktum. İçi pişti mi ya parçalanırsa falan filan ... Sonra kekim ilk seferde direk kalıptan çıktı. Öyle şekilliydi ki acaba taş gibi mi oldu dedim. Keki dilimlemek için bıçağı batırdığım noktada aniden kesildi hiç dağılmadı yormadı. Denemek için bir parça aldım ve ağızda eridi veeee sonrasında limonata içmiş gibi ağzımda aromasını bıraktı. Bundan sonra tüm kek tariflerim için krema kullanacağım. 
Bu bu nasıl bir lezzet bu ahhh enfesssssss! 
ŞİDDETLE TAVSİYE!
Tarih84

16 Ekim 2012 Salı

3.İZMİR'Lİ YEMEK BLOĞU YAZARLARI TOPLANTISI - 7 Ekim

3. İzmirli Yemek Bloğu Yazarları Toplantısı 7 Ekim günü gerçekleşti. Gode Cengiz Spor Kompleksi'nde harika bir gün geçirdik. İtiraf ediyorum bu seferki etkinlik hem katılımcı sayısıyla hem de sponsoruyla kendini aştı. Sponsorların temsilcilerinin de aramıza katılması etkinliği daha da bir işlev kazandırdı. Birinci ağızdan firmalar hakkında en doğru bilgileri edindik, sorularımızı sorduk.
Her etkinlikte olduğu gibi Sevgili Figen (Yemek ve Biz) ve İsmet (Lezzet Kahvesi) objektiflerini konuşturdu birbirinden nefis karelerle gün renklendi:)
Evimden alıp yine evime bırakan arkadaşlarıma incelikleri için ayrıca teşekkür etmek isterim. 
Sevgili Esma ve İsmet çok incesiniz hanımlar:)
Gode Cengiz Spor Kompleksi işletmecileri çok nezih bir iş çıkarmıştı. Her birimiz için özel servis açıp günü unutulmaz kıldı.
İşte günün kahramanları, zor bir işin üstesinden gelen mucizeler yaratan hanımlar:)
,
Her birimiz birer tarifimizle günü şendiririz ama diyorum ya bu sefer bambaşkaydı diye, Güney Kore'den yeni dönen arkadaşımız Cevverin mutfağı bizlere Kimbap yapmış.
Ben de güne sütlü patates tarifimle katıldım. Üzerindeki çiğ iç çiğdemi çerezcilerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Tarif bir sonraki yazıya artık:)
Etkinliğe hediyeler dışında ikramları ile katılan firmalarımız da vardı. Pizza Tomato gerek mezeleri gerek se pizza çeşitleri ile bonkör bir sunum yaptılar. Hatta tam buğday unundan yapılma pizzaları da bizlere ayrıca hediye ettiler.
KFC de bizlerle olan bir diğer firmaydı. Acılı burgerleri ile gözlerimizi yaşarttı, tadımıza tat kattı.
Günün en tatlı kahramanları ile fotoğraf çekilmemek olmazdı:) Sözleşmiş gibi her birimiz mavilenmişiz:)
İşte doğum günü kızlarından tatlı, genç güzel bir anne.
Pasta figürleri olay!
Bir diğer pastamız, çikolatası enfesti.
Yemek blogcusu dedin mi önlüksüz olmaz dimi:)
Firmalar ve hediyeleri:
Yuva Gıda:
Knor:
Knor şaşırtmaya devam ediyor, kısır ve çiğ köfte harçlarını denemek için sabırsızlanıyorum:)
Carte Dor:
Misss gibi kokan limonlu kekine hastayım.
Nivea:
Ayfrost:
Keskinoğlu:
Açıkçası etkinlikte çok yetersiz kaldılar, hazırlıksızlıklarını telafi sözü de verdiler. Hadi hayırlısı.


Sweet Via:
Dukancılara müjde sıfır şeker ve sağlıklı bir ürün artık bizlerle. İlerleyen günlerde ekleyeceğim Dukan tariflerimde Sweet Via ürününü kullanacağım.
Koroplast:
Limon kokulu çöp poşedini düşünen yaratıcı beyine binlerce kez şükür bu nasıl güzel bir koku. Çöpe bir ayrıcalık kazandırdı:) Flashbellek hediyesi ise çokk çok ince bir düşünce teşekkürler:)
Selva Gıda:
3 dk da pişen makarna benim gibi makarnayı hamur edenler için mucize niteliğinde. Bundan sonra 3 dk makarnası alacağım.
Fairy ve Signal:
Fairy bir süredir evimizin müdavimlerinden oldu, yeni fairylerle şenlendik sağolsunlar. 
Signal hakkında bir şey demeye gerek yok biz yumurtanın yarısını signalleyerek test etmiş minik nesillerdeniz:)
Dr. Oetker:
Yarın arkadaşıma Merengli tart götüreceğim orada deneyeceğiz sonra sizlerle paylaşırım doğrusu kutusuna bakmak bile heyecanlandırdı bizleri. Şekersiz ürün serisini ise dukan tarifleri kısmında deneyip paylaşacağım.
Form Stüdyo:
Sağlıklı yaşam ve güzellik üzerine de katılım oldu. Diyetistyenimiz bizlere bir bakış açısı kattı.
Pınar:
Pınar son 2 etkinliktir bizi şaşırtıyor ama iyi yönde değil! Logo şartı koymasından mı bahsetsem ya da bir minik meyve suyu ile alay etmesinden mi. Sizce bu grup sadece hediye için toplanacak kadar sığ mı? Gönülden bir toplanış ayrı bir tat bizimkisi. Çocukluğumun markası olduğu için Pınar firmasına şimdilik pek birşey demek de istemem.
Günün yorgunluğunu giderici Türk kahvesi:))
Güzel, eğlenceli, sürprizli bir etkinlik bizlerleydi. İlerleyen günlerde buradan sizlere sıkça tarif yayınlayacağım haberiniz olsun:)
NOT: Tüm fotoğraflar Lezzet Kahvesi bloğu sahibesi İsmet hanımdan alınmıştır, alıntı geçişi yapmadan kesinlikle kullanmayınız! Lezzet Kahvesi Bloğu için TIKTIK
Tarih84