29 Temmuz 2012 Pazar

Basın Duyurusu: Özcan Deniz ile twitter yazışmamızın aslı!

Öncelikle belirtmeliyim ki ölsem böyle bir yazı yazacağım aklıma gelmezdi. Özcan Deniz'i severdim, işlerini de takip ederdim. O benim çocukluğumun starı, dizi sektörünün fark yaratanlarındandı. Peki ne oldu?
Şu bloğa 2 dk baksanız bile sebep çok açık değil mi? 
Sıkı bir Güney Kore hayranıyım. Jung Woo Sung'un Türkiye hayran şubesiyim. Adamı seviyorum ve her adımını takipteyim. Benim için ve birçok G. Kore sever için yeri ayrı olan bir filmin de baş rol oyuncusu.
 İşte o film A MOMENT TO REMEMBER. Bu filmi bilmek için biraz sinema ile haşır neşir olmak da kafi, alanının kült diye nitelendirilen nadir örneklerinden. 
Filme özel bir sevgim olduğundan neredeyse her repliği ezberimde, her kare gözlerimi kapadığım an benimle.
Bir akşam yanlış hatırlamıyorsam Beyaz Show'da Özcan Deniz'i gördüm, çok yoğun ders çalıştığımdan kanalda fazla takılmayayım dedim. Yeni filmi hakkında konuşuyordu merak ettim. Film tanıtım jeneriği aktı benim de başımdan kaynar sular aktı. İlk tepkim yok artık, yuh, hayırrrrrrrr olamaz! Evet biraz kaba oldu dimi ama söz konusu Jung Woo Sung! Dinledim ne diyecek ne söyleyecek ve inanın ben bir esinlenme ya da moda kelimemiz Remake diye bir şey duymadım. Özcan Deniz sana  çok kızdım çoook.
Sinemaya adım atmışsın, ilk filminle bir başarı elde etmişsin, geçmişten, o geçmiş çocukluğuma kadar uzanır, birçok öykü kaleme alıp alnının akı ile sıyrılmışsın eee ne bu şimdi?

Twitterdayım ve ekranın sol köşesinde takip etmek isteyeceğiniz kişiler gibi bir öneri var, orada da Özcan Deniz. O an tüm sinirimle biraz saygısızca sıraladım kelimeleri. Haklımıydım EVET! Özcan haklımıydı bilemiyorum, dedikleri doğru ise bir noktada evet. 
ÇÜNKÜ: sen esinlendim diye açıklama yapma, ortada net durum yok, senarist ve yönetmen vurgusunu ön planda tut sonra bizim içimize kurdu düşür ... Olmadı. 
Yukarıda yazışmamız ve sonrasında bir sanatçıya yakışır şekilde benim sert üslubuma rağmen gayet sanatsal bir cevap. Tamam dedim bari beni yanlış anlamasın sinirimin esas nedenini açıklayacağıma bari geçmişten gelen hayranlığımı söyleyeyim de niçin kızdığımı azıcık anlasın.
Ertesi gün arkadaşlar bazı linkleri atmaya başladı. Başlıklar atılmış.
 Özcan Deniz'in filmi çalıntı mı?
Özcan Deniz'in remake açıklaması.
Özcan Deniz bir hayranı ile twitterda tartıştı
bık bık bık ...
Yazılardan bir kaçının linki:
Baba kuş:
Haber Türk:
F5 Haber:
ve daha nicesi, birbirini tekrarlayan haber siteleri.
.......
İlk üzüldüm yazık dedim adam haklı ise niye böyle bir çıkış oldu, ama sonra dedim ki madem haklı neden beni önemseyip de cevap yazdı. Sonradan anladım ki bir süredir ben yoğun ders çalıştığım netten uzak kaldığım tarihlerde millet bunu yazmış çizmiş. Hatta açıklama beklemiş. Ama kesin açıklama gelmemiş ve film kasım ayında yayınlanmak üzere ertelenmiş. 
İşte o tartışmalı haber linkleri:
Olay da burada garipleşmiyor mu?
Yazılıp çizilmeler başlaması ve filmin kasım ayına ertelenişi.
Aklım hala karışık.
Yasal platformda emeği çalınan korsan cd ve filmden canı yananlardandır Özcan. Üreten ve emeği için çırpınanlardan. Bu noktada saygı duyduğumdandır bu kötü üsluplu twit çıkışım. Üslubumda haksız olabilirim, ama düşüncelerim nedense bir türlü değişemiyor. Jeneriği izledim ve neden fark göremedim?
Film konusundaki terke fark: Leyla adlı karakter evlenip boşanmış, orijinalinde ise kız evli bir erkekle yaşamış ve babası onu karakollardan toplamış. Kız ailesine bir daha böyle bir üzüntü vermek istemiyor hatta oğlanın işinden konumuna kadar da çarptırıyor. Sonra aşkın gücü galip geliyor. Devamını izlemeyenler için de anlatmayayım.
Film gözterime girdiği an gideceğim sinemaya. Ve filmler arası karşılaştırmayı kare kare sizlere aktaracağım. 
İnşallah farklı bir tat, yeni bir şeyler bulabiliriz. Hala umutluyum ve hala Özcan Deniz sana kızgınım.
Bu kadar olay sonrası basına değil ama ben ve benim gibi hayranlarına bir açıklama yaparak işin aslını belirtmiş oldun. Remake konusu sıradan, önemli olan senin kurduğun cümleler ve kameranın baktığı pencere. Asıl söz beyaz perdede yansıyacaklarda diyorum.
Merakla KASIM ayını bekliyorum.
Tarih84

Yasemin Mori / DÜNYA: Bıkmadan günlerce dinlenecek bir parça!

Tesadüfen denk gelinen bir klip, Yasemin Mori yeni albüm çıkarmış. Dünya adlı parçasını da kliplemiş. AMA NE KLİP! 
Dönüyorum altında.
Binbir güne birbir rüya.
Durma dünyaaaa
Dünya her güne başka!
Yağmur yağarken cennet bir dalış için, dünya dönsün diye doyasıya izlenir bu klip, dinledikçe enerji katar bu parça.
DÜNYA
Yazın meyveleri eteğimde asılı
Kıpkırmızı binbir kiraz
Binbir ağaç yollara durdular
Dünya her güne başka her güne başka
Dönüyorum altında
Binbir güne binbir rüya
Dönüyorum altında durma dünya
Elimde günün aynası var
Kışkırtıyor dört bir yana parlar
Dön dünya oyna yansımamı oyna
Her güne baştan her güne baştan
Dönüyorum altında
Binbir güne binbir rüya
Dönüyorum altında durma dünya.

UMUTLA KALALIM BLOGDAŞLARIM :)
Tarih84

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Fuss Wohl / Balsam : Ayak Bakım Kremi

Hava sıcakları bizleri canımızdan bezdirdi. Hepimiz neredeyse evlerimizde yarı çıplak dolaşıyor klimadan medet umuyoruz:( Yaz günü sıcaktan kendimizi oradan oraya atarken terlik düşünecek halde değiliz. Dışarı çıkarken giyilen sandaletler de cabası. Hal böyle olunca topuklara da ekstra bakım gerekiyor. Kış aylarında banyo sırasında topuk törpüsü kullanıp sonrasında yağlı bir krem ya da vazelin işimizi görürken yaz aylarında ekstra bakım şart. Uzun süredir çikolata & zencefilli topuk kremi kullanıyordum. Kremim bitti ben de alışverişteydim arkadaşımın önerisi ile Rossmann'a girdik.
Yukarıda gördüğünüz görseldeki kremi aldım. İlk defa bilmediğim bir marka deneyeceğim için en küçük boyunu aldım. 3-4tl arasında bir fiyat ödedim. Bugün ise denedim. Ama ne deneyiş:) Geniz etlerim bile titredi bu nasıl nefes açıcı keskin bir koku off. İçinde mentol ve okaliptüs yağı varmış ve çok derin bir esansı var. Eee bu kremi sürünce hemen geçirdim ayağıma kısa çoraplarımı. 1-2 saatte bir farklılık hissettim çorabı çıkarınca ölü deriler soyulmuş tertemiz bir topuk karşımdaydı. Yeniden banyoya girip topuğumu törpüleyip bir kere daha krem uyguladım. Sonuç tertemiz, yumuşacık pembe topuklar:) Bu kremi daha ilk kullanışta tavsiye ediyorum ne kadar etkili olduğu ortadadır sanırım. Bir sonraki denemede görüşürüz blogdaşlarım:)
Tarih84

27 Temmuz 2012 Cuma

Sinangil Tartolet: meyve şöleni

Geçenlerde migrosta alışveriş yaparken karşılaştım. Tartolet, yani minik tartlar içinde krema paketi ile bizlere pratik bir seçenek sunuyordu. Kpss maratonunda ani gelen arkadaş ziyaretleri için iyi bir sunum olur dedim ve aldım. Yaklaşık 8tl. İçinde 18 tane mini boş tart ve krema var. Kremayı bir çay bardağı soğuk sütle çırptım, buzdolabı poşetine boşaltıp sivri yerinden delik açık tartlara sıktım. Üzerlerine çilek ve kivi ile süsledim. Krema dolgusu muzlu bir tattaydı inanılmaz bir karışım oldu. Her yiyen bayıldı. Yakıcı ramazan akşamları için 5dk da hazırlanacak buz gibi bir tatlı seçeneği derim benden tavsiye. Sinangil ürünlerine bir göz atın, limonlu kakaolu kiloluk içinde kabartma tozu da dahil karışımlar normal un fiyatına satılmakta çok da ekonomik bir marka.
Bir sonraki marka denemesinde yine sizlerle olmak üzere afiye bal şeker kalın:)
Tarih84

Cezerye / Havuç Tatlısı: Pratik ve Leziz

Can Boğazdan'ın tatlı sahibesinin elinden tattığım ve çok sevdiğim hafif bir tatlı tarifi ile geri döndüm:) Bir süredir tarif eklemediğimin farkındayım hadi arayı kapatalım. Dershane günlerinden kalma bir fotoğraf, aceleyle çekilmiş:( Dershanede 2 hafta da bir topluca tatlı kek börek yaptığımız için ara ara nostaljik tarifler sizlerle olacak. İnanın koca sene birçok şey yaptım da DUKAN hatırına tadına bile bakmadım:( Geçen hafta bir arkadaşım için yaptım bu sefer de yeni fotoğraf çekmedim:( Neyse nasip diyelim ve anlatmaya bir yerden başlayalım:)
Malzemeler: Yarım kilo havuç , 1 su bardağı toz şeker ( ben bir parmak daha fazla ekledim) , 1 çay bardağı fındık(yaklaşık 100 gr a denk gelmekte, ben fıstık kullandım) ,1 paket petit beurre bisküvi (ben yarım paket de burçak bisküvi ekledim), üzeri için 60 gr hindistan cevizi yeterli. Tarife ek olarak 1 yemek kaşığı tereyağ ve bir paket de dr oetker damla sakızlı vanilya.
Yapılışı: Önce bisküvileri rondodan geçirip bir kaba aldım, sonra havuçları rondodan geçirip tencereye ekledim. Üzerine şekeri ekledim. 1 kaşık tereyağı ekledim. Tencereyi kısık ateşe tuttum. Havuçlar önce su salıp sonra çekinceye kadar ara ara karıştırarak pişirdim. Soğumaya bıraktım. Soğuduktan sonra bisküvilerin içine dr oetker damla sakızlı vanilyamı ekleyip havuçları da katıp yuğurdum. Minik toplar halinde tepsiye dizdim ve üzerine hindistan cevizini döküp iyice sallayarak her tarafı cevizle kaplı olunca bir borcama dizdim. 1-2 saat dolapta dinlendirdim.
NOT: Kullandığınız havuç sulu ise harcınız cıvıklaşabilir tariften biraz daha fazla bisküvi ekleyerek tadı ve yoğunluğu korumuş olursunuz.
Afiyet olsun:)
Tarih84

26 Temmuz 2012 Perşembe

Bolulu Hasan Usta: Ekmek Kadayıfının adresi

Dün akşam tatlı krizimden ve canga ile idare etmeye çalışışımdan bahsettim sizlere TIKTIK 
Bugün Sabah saatlerinde sitresin de teteiklemesi ile baş dönmesi yaşadım tiroit ilacım malesef çare olmadı:( Arkadaşımın gelinlik provası da doktor randevusu da yalan oldu, gidemedim :( Akşama doğru canımmm arkadaşım Nazlım aradı ve sana geliyorum ne istersin dedi. Eee istediğim şey malum:)
Geldiği gibi kaptım poşedi koydum buzluğa ve hemen çay demledim:) Buz gibi tatlı yanında çay nefis bir akşam geçirdik. Allah eksik etmesin, çok iyi geldi. Ekmek kadayıfını severim nadiren canım tatlı çeker ve o nadir anlarda aklıma ilk gelen lezzettir. Gönül rahatlığıyla Bolulu Hasan Ustayı sizlere tavsiye ederim. Gün içinde telefonla şipariş de verebiliyorsunuz daha ne olsun dimi:)
Sevgi dolu, tatlı tatlı kalın:)
Tarih84

Eti CANGA tatlı krizine fıstıklı çare

Günlerdir canım çift kaymaklı buz gibi bir ekmek kadayıfı istiyor. Direndim direndim nereye kadar. Akşam saatleri tuttu tatlı krizim. Tatlı ile pek aram yoktur ama tuttu mu öldürür de bir şeyler yedirtmeden bırakmaz yakamı:( Saat geç çıkıp yenebilecek mekanlar kapalı offf Evde Allahtan CANGA vardı, kaptım bir tane tadını çıkara çıkara yedim. Eee yarın fazladan bir 15dk daha yürümek şart oldu. Değdi mi değdi tat şahane, fiyat makul lezzet uçurucu:) Görsel sınava hazırlık zamanından kalma. Hey gidi günler hey sen o kadar çalış şimdi sonuç mu açıklanacak iptal mi olacak bileme. Allah insanı belirsizliğe düşmekten korusun.
Canga şiddetle tavsiye, her kaloriye değer.
Tarih84

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Alix Avien: Siyah Asalet

Bir oje yazısı ile yine sizlerle birlikteyim. Uzun bir aradan sonra oje denemelerine devam. İnsanın en yakınındaki arkadaşı oje sürme işlerine meraklı olunca ben de nasiplendim. En cesaret isteyen renkleri denedim:) Hazır manikürüm taze iken siyah oje sürdürdüm ve bu rengin hiç bu kadar asil görüneceğini düşünemezdim. Siyah asalet koydum adını:) Oje, Alix Avien marka. Numarası ezberimde değil ama markanın tek siyah ojesi olduğundan önemli de değil. Sürüşü rahat, duruşu asil daha ne olsun dimi:) 
9 yıllık can dostum Hande'min doğum günü hediyesi balıklı nazar boncuğu bilekliğimi de bu aralar eksik etmiyorum. Nazara da kem göze de inanıyorum. Oje yazısından kombine döndük resmen:) Bari devam edelim. Cüzdanım ve şalvar kumaş pantolonum MUDO, saatim Van'dan alınma. Van Kalesi eteğindeki gümüşçülerden. Bir kokoşvari yazının da sonuna geldik keyifli günler dilerim:)
Tarih84

Judith McNaught: Sana İhtiyacım Var

SDC13388
Ahhh Ramon, Ramon, Ramonnnnn ahhh ahhh :))
Bu kitabı Ramon'a itafen sizlerle paylaşacağım :))  Ramon kim mi dediniz? Ramon kitabın baş karakteri, karakter ötesi, baş döndürücü asi itaat bekleyen çılgın birisi:) Aşık ve kararlı bir adam:) Bu dünyada eşi benzeri az olan zatı muhteremlerden. Tamam tamam ciddileşiyorum:)
Kitap tanıtım yazısı: Bir Cuma gecesi Katie'nin hayatına çok çekici bir yabancı girdi. Pazar günü hayatı tamamen değişmişti. Çok güzel genç bir kadın olan Katie Connelly acı dolu geçmişini iyi bir kariyerin, güzel bir evin, özgürlüğün ardında gizliyor, erkeklerden olabildiğinde uzak durmaya çalışıyordu. Hayatındaki en önemli eksikliği ise farkında değildi; ta ki gururlu, yakışıklı Galverra'yla tanışana kadar. 
Alıntıdır, kaynak için TIKTIK
Benim Yorumum: Kitap baştan sona sardı, şaşırttı, kızdırdı, aşka düşürdü ve sıkça söyle dedirtti ahhh RAMON yeter artık Ramon :)) Sanki bayan karakter bendim de o baskıdan nasıl sıyrılacağım diye düşünyormuş gibi yaşadım kitabı. Okuyun, okutun pişman olmayacaksınız. Sevgili arkadaşım Nefertiti sayesinde tanıştım kitabın yazarı ile ne de iyi olmuş bundan sonra bırakmam peşini:) 
* Kitapta sevmediğim şeyler de vardı tabi. Gerçi kültürel farklılık ile hoş mu görmeliyidim hala emin değilim. Katolik bakış açısına saygım var, sonuçta benim de kendi içinde tutucu bir yanım var. Günümüz gençliğinin de benzer yaşanmışlıkları ve nedense bazı sınırları kabul edemeyişim neyse bu da başka bir yazı konusu olsun kitabın kalitesini zedeleyebilecek yanlış bir şey yazmak da istemem. Kitap çok iyi ve okunmayı hak ediyor.
DİKKAT: Yüksek düzeyde aşktan baş döndürücü etki içermekte:)
Kitaba yakışan bir parça armağan olsun benden:

Tarih84

24 Temmuz 2012 Salı

Susan Andersen: Sadece Seninim

Susan Andersen ismi pek yabancı gelmiyor nereden duydum diyordum. Tam düşünürken migros'un kitap rafları arasında ilerliyordum. Koridor yayın evinin kitap indirimi ve bir sepet dolusu kitabı görünce şimşekler çaktı. Evet dedim beğenilenler arasında bu yazarın da ismi vardı. İlk defa bir kitabın sadece kapağına bakarak kitap aldım:)) Arka kısım içeriği okumadım:)) Çünkü sadece eğlenmek ve başka bir şey düşünmek istemiyordum. Kitap bitince haksızlık etmişim gerçekten de eğlenceli ve iyimiş dedim.
 Yormadan sıkmadan anlattı bize hikayesini, güzelce kurgulanmış, baştan sonu belli olsa da yine de insanı heyecanlandıran dinamik bir anlatımdı, sevdim:) 
Hırçın aşk dolu bir kaçma kovalamaca yol hikayesi diyebiliriz.
Kitap Hakkında: 
Kitap arka kapak yazısı: Catherine MacPherson'ın beklediği son şey, kaba bir ödül avcısının gözetiminde, kız kardeşinin minicik kıyafetlerinden oluşan bir bavulla, Greyhound otobüs şirketine ait bir otobüste yolculuk ediyor olmaktı! Saygıdeğer bir öğretmen olarak, daha iki saat önce, güzelim evinde otururken bu maço tavırlı, devasa adam, kapıyı kırarak içeri dalmış; onu, Miami'de şov kızı olarak çalışan ikiz kardeşi sanarak yakalamıştı. Adam ne kadar seksi olursa olsun, Catherine dehşet içindeydi! İkizmiş, hah! Sam McKade bunu yutacak son adamdı. Uzun bacaklı ve muhteşem vücutlu Kızıl'ı sonunda istediği yere götürüyordu ve ne numaralar çevirirse çevirsin, onu bırakmaya niyeti yoktu. Tek problem, düşündüğünden çok daha akıllı – ve tatlı – çıkmasıydı. Sam de, kadının ummadığı kadar sevecen bir adamdı. Üstelik öpüşmeleri o kadar ateşliydi ki, her an alev alabilirlerdi. 
Benim Yorumum: Öncelikle kitap çok akıcı, yormuyor fazla düşünme, oku, hisset ve eğlen der gibi. 5 günlük bir yolculuk ama ne yolculuk:) Bir yanlış anlama ve akıl oyunlarıyla dolu kaçma kovalamaca:) Baş karakterle o kadar ortak yönümüz vardı ki benim için kitap daha bir eğlenceli geldi:)
NOT: Kitap arka kapak yazısından da ilk defa kel alakalı bir şey anladığımı belirtmeliyim. Eğer kitabın tanıtımını okusaydım almazdım. Kültürel farklılık diyelim. İçerik kısmını okuduğumda kızın kaçırılıp zorla pavyonvari bir yerde üne kavuşma gibi salak saçma maceraya dalacaklar zannettim:) Meğer ödül avcısı tanımı benim anladığımdan farklıymış:) Şartlı tahliye sonucu şart ihlali yapanları yakalayıp adalete teslim edenlerin aldığı ödülmüş ve nitelikli kişiler böyle görevlere başvurarak yasal olarak takip edebilirmiş. Evet her zaman derim her kitap hangi türde olursa olsun size mutlaka öğretecek bir satır taşır. Kitabın ilk sayfalarında da bizim kpssden aşina olduğumuz psikolojik araştırmacı PAVLOV'un ismini görmek çok enteresandı ne de olsa kitap baş kahramanı ile meslektaşız. Benzer alanda bilgi paylaşımı güzeldi:)
Kitap güzeldi, bence okunmaya değer.
Tarih84

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Danielle Steel: Malikane

Malikane kitabı geçen yaz başı annemin hediye ettiği kitaplar arasındaydı. Odaklanma sorunu yaşamış birçok şeyi ertelediğim gibi kitaplarımı da bir köşede bırakmıştım. Kışın bir ara yeniden kpss mola dedim ve en azından 3-4 gün sadece kendim için kitap okumak istedim, ders dışı bir bilgi istedim. Bu kitapla ilgili çok sorun yaşadım dizgi hatası ve en kritik noktada saçma sapan kelime yanlışlıkları ve bıraktım. İlk defa bir kitabı bıraktım elimden. Nefret bile etsem mutlaka bir satır da olsa öğrenilecek bir ders var der okudur halbuki. Kitap evi ile yaşanan iletişim mi iletişimsizlik mi şu yazımda TIKTIK  anlattım sizlere.  Sonunda yeniden aldım elime , inat ettim, sıradan bir kitap değildi bu Danielle Steel idolüm olan kadının dünyasından çıkıp gelmişti. Vee kitabı sevdim hem de çok. Önce tanıtım yazısına bakalım sonra da benim yorumuma.

Kitap Tanıtımı: 
Yüzyılın başı... Amerika da altına hücum çağının öncüleri artık olgunluk çağına gelmişler, San Francisco yeni dünyanın bir heyecan ve güç merkezi. Jeremiah Thurston, bu yöredeki cıva madenlerinin en büyüğünün sahibi, Napa Vadisi nde cıva madenleriyle uğraşıp büyük servet kazanmak da yeterli değildir bu genç ve hırslı erkek için... Jeremiah Thurston, Atlanta dan gelin getirir. Ona büyük bir malikane armağan eder. Camille Thurston, California sosyetinin kraliçesi olmaktan çok çabuk bıkar. Daha büyük mutluluklar, daha büyük emeller uğruna kocasını ve minik kızını terkedip gider. Annesin güzelliğini ve babasının zekasını, bilgisini miras olan Sabrina, Thurston ailesinin geleneğini sürdürecektir. Thurston Malikanesi, kuşaktan kuşağa bir anıt olarak kalacaktır. Jeremiah, Camille, Sabrina, John, Jonathan, Antoine, Andre... Onların kaderlerini Thurston Malikanesi saptadı... Yaşamlarının en büyük sevinçlerini ve acılarını orada yaşadılar. 




Benim Yorumum: Başta da belirttiğim gibi kitabı sevdim hatta kitabın sayfaları ilerledikçe kitaba daha bir bağlandım. Kitap 2 kısımdan oluşuyor, malikane isminin kökleri, var olan zenginlik ve köken sonrasında kuşaktan kuşağa geçen ve geçmişin mi desem cinsimizin mi hadi kibar olalım kalıtım / DNA nın dönemden döneme izini izledik. İlk kısım baş kahraman ikinci kısım kızı ve diğer kuşaklar anlatılmakta. Kısımlara ayrılma nedeni de malikaneyi ayakta tutma savaşı verenlerin vurgusu. İlk başta malikane diye madenlerdeki evi sandığıma sonrasındaki ilerleyen betimlemelerin büyüsü ile ne güldüm:)) Son kısma kadar da kitap tanıtım yazısında bahsedilen kişiler ne ara dahil olacak nasıl gidecek diye merak da etmedim değil. Zevk aldığım kitaplarda ketum kalmak için savaşırım bu kitap da bunu hak ediyor. Dizgi hatalarına ve kelime yanlışlıklarına sabrım olur derseniz okunmaya değer. Bu hatalı basım 4. baskıya kadar sürmüş dilerim diğer baskılarda bir elden geçirilir. İnkılap kitabevine duyrulur.

NOT: Bu kitapta da gördüm ki ah, illa ah ettim ya da isyan ettim de buldu gibi olmuyor, bir şekilde bir döngü var ve kaçılmıyor. Beni en etkileyen karakter Sabrina oldu onun güçlü duruşuna hayran kaldım lakin o da onca yaşanmışlık sonrası bir yerde pes etti yıkıldı ve kayıplar maddi de olsa başladı. Üzücü:(

Daha da ayrıntıya girmeden burada noktalamalı:)

Tarih84

MİM: Kendini Anlat

Sevgili blogdaşım, arkadaşım, canımcım Nefertitim beni mimlemiş. Bekleyen mimlere bakınca suçluluk duysam da bir yerden başlamalı öyleyse sondan başa gitmeli dedim. Geçen hafta mimlendim taze taze cevaplayayım istedim. Haydi başlayalım.

#Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız?
Önce biraz para bulur buluştururdum. 1 yıllık ömür sömürüsü ile cebi doldurup aklıma ne esiyorsa onu yapar o anın tadını sadece kendim için bencilce çıkarırdım. Bolca da anneme sarılır üzülmemesini söylerdim. Zaten yıllardır mücadeleyle yorulmuşum 1 yıllık keyif acılı ve sıkıntılı tonla geçen yılı telafi edecektir diye düşünürdüm.

# Fobileriniz, takıntılarınız var mı, varsa nelerdir?
Böcek korkum git gide tırmanmakta nasıl baş edeceğimi bilememekteyim. Takıntı mı ımmm sanırım nesnelere yönelik ne aldıysam ilk günkü gibi kalsın isterim yoksa soğurum. Mesela kitap aldım çizilmesin karalanmasın isterim karalama ya da kirlenme olduğu an o kitap benim için anlamını yitirir.

#Bir sabah kalktınız ve dünya da hiçbir insanın kalmadığını öğrendiniz. Ne yapardınız?
Kafamı dinlerdim. Gece gündüz gezerdim.

#Dünyayı dolaşmak isteseydiniz, ilk hangi ülkeden başlardınız? Ve neden?
İtalya ile başlardım, nedense bir aşkın beni orada beklediğini düşünmekteyim. Kabul ediyorum çok klişe ama klişeler de güzeldir:)

#İtiraf edin, prens /prensese dönüşür tesellisiyle, kaç kurbağayı öptünüz?
Sıfır heheee:))

#En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız bir olay?
Şu soru ile o anın sinirini yaşadım ama anlatmak çok uzun sadece hak etmedim ve çok üzüldüm desem yeterli olsun bu seferlik:(

#Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey?
 Telefon, cüzdan, anahtar.

#Hayatınızın bir kitap/film olmasını isteseydiniz, hangi kitap/film olurdunuz?
Dram olurdu. Başta muhteşem bir çocukluk, sonra parçalanan bir aile, sosyallikle dolu üniversite ve kpss ile yıkılan bir yaşam.

#En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak, kendi gezegenine götüreceğini öğrendiğinizde ne yapardınız?
Geri dönebilecek miyim diye sorardım.

#İsviçre’li bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı deneyen ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra ilk yapacağınız şey nedir? 
Ne kadar merak ettiğim soru varsa cevabı için ilgili kişilere musallat olurdum:))

Keyifli bir mim soru cevap oldu, sorular bomba:)) Teşekkür ederim arkadaşım:)
Tarih84

22 Temmuz 2012 Pazar

Dukan Diyeti #4 : Tüm evrelerde rahatlıkla tüketilebilecek kurabiye tarifi

Merhaba sevgili Dukancılar. Uzun zamandır sesim çıkmıyordu. Kpss, koşturmaca, aylarca mahrum kalınmış arkadaş sohbetleri bekleyen kitaplar derken bloğa tam anlamıyla adapte olamadım. İtiraf ediyorum bloğumu da sizleri de çok özlemişim. Diyet harika ilerledi 3. aşamada güçlendirmeye geçtim ki telaşım arttı ve diğer süreçleri aktaramadım. Aslında diyete başladığım günden bu güne o kadar şey yaşadım ki tam anlamıyla meramımı da anlatamadım. Bir ara tarifleri aktarmak için bir arada diyeti ve süreci adam akıllı yazmak için net başında olacağım söz. (not: verdiğim sözleri mutlaka tutarım)
Hazır ramazan ayındayız oruca destek olsun diyete devam eden arkadaşlar için destek olsun diye bir kurabiye tarifi vereyim dedim. Bir benzerini daha önce sizlere aktarmıştım. Bu kurabiye benim kurtarıcım mutlaka çantamda taşırım biraz midem bulansın ya da çay boş geçmesin diye bir iki tane tüketirim.
Her evrede rahatlıkla tüketilecek bir kurabiye: Dukan / Yulaf kepekli lorlu kurabiye
Malzemeler: 500gr yulaf kekeği ( ben un gibi öğütülmüşünü kullandım), yarın kilo lor (Gürmar marketler zincirinin lorunun üstüne tanımam Gür süt diye geçmekte) , 3 yumurta, 1 paket kabartma tozu ( ben genelde dr oetker kullanırım) , yarım demek nane, yarım bardak diyet yoğurt, 1 çay bardağı diyet süt.
Yapılışı: Malzemede önce kurular sonra yaş malzemeler karıştırılır yoğrulur hafif cıvık haldeki karışım minik ceviz büyüklüğünde toplara ayrılır. Bir tepsiye yağlı kağıt serilir toplar yuvarlanarak tepsiye dizilir en son üzerlerine bastırılarak düzleştirilir. Önceden ısıtılmış fırında yaşlaşık 15dk da pişer.
Ben yarım kilodan yapıyorum ki koca hafta yetsin, hatta kurabiye yaptığım haftalarda sabah krep yapmayıp direk 4-5 adet kurabiyemden yiyorum.
Keyifli hafta sonları diliyorum, afiyet şeker olsun kalori olmasın aman:))
Tarih84

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Pastavılla' dan Ramazan Hediyesi

Mübarek Ramazan ayının dün 1. gününü hayırlarla yaşadık. Maneviyatın yükseldiği, mutluluğun arttığı heyecan dorukta kutsal bir gün. Saat 17:00 gibi kapı çaldı, beklediğim kimse de yoktu. Kapıda kargo servis elemanını görünce şaşırdım. 1. gün iftarlık hediyemiz PASTAVILLA' dan geldi. Teşekkür ederim. Paketi açınca ilk dikkatimi çeken de arpa şehriyenin iri büyük taneleriydi. İyi bir soslu pilav tarifi bulup denemeli.
Tarih84

20 Temmuz 2012 Cuma

İlk sahur ilk heyecan vur davulcuuuu davula vurrr :))

Çocukluğumuzdan beri değişmeyen heyecanlardan birisi de sahurda davul sesi. Belki de bu heyecanı yaratan bizlere kattığı maneviyattan kaynaklı. Saat 2'yi geçiyordu elimdeki kitap bitti kaldırdım başımı saate baktım oğğğ baya ilerlemiş zaman. Bu gece perşembeden cumaya bağlanıyor yupppiii ilk sahur dedim. Evde bir süredir yalnız olduğum için (aile tatilde) deli deli sevincimi gösterebiliyorum:) Saat ilerledi de bu sahur kaçtan kaça kadar sürecekti ezanı duyduğumuz an iş işten geçecek.

İşte böyle zamanlarda anlaşılıyor yapraklı takvimin  kıymeti. Bugün mecburi alışverişe çıkınca alırım bir imsakiye. Geceleri hala kabus görsem de boğuluyormuşcasına uyansam da gündüzleri ramazan aynın içlerimize kattığı huzurla iyi günler geçeceğine inanıyorum. 
Hayırlı Ramazanlar cümleten.
Tarih84

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Eau Thermale AVENE 50+ : Cilt yenileyen güneş koruyucu krem

Cilt önemli, hele yüzümüz daha bir önemli. Mevsimlerin değiştiği, ışınların daha bir etkili olduğu bu zamanda güneşten korumak sadece sahillerde değil tüm zamanlarda önemli.
Güneş koruyucu ne zaman ne için alınmalı: kışın nemlendiricili düşük faktörlü kremler kullanılmalı yazın ise yüksek faktör yağsız kremler tercih edilmeli. Kışın Vichy marka yüksek koruyuculu yüz kremi kullandım. Ben de güneşten korkuyorum ve geri dönülmez lekelerle karşılaşmak istemiyorum. Yaza doğru nisan sonrası cildimi yağlandırdığını fark ettim. Normal bir cilde sahipken yağlı bir görüntü aldı. Neyse ki bitti yine soluğu eczanede aldım. Kozmetiklerle sınıflandırılmayan doktor tavsiyeli yağsız bir koruyucuya ihtiyacım vardı. karşıma Avene çıktı. İlk sürüşte kalitesini konuşturdu! Yağ içermediği için sürdüğüm an yüzüm kremi emdi, terleme esnasında kusma yapmadı. 2 günde bir cildim ince deri atmaya başladı, bir sorun mu var diye eczaneye gittim. Cildiniz gözeneklenmiş sitres faktörlü ki derin değil bu krem sizde piling etkisi yaratmış denildi. pek sevindim günden güne cildim ipeksi bir hal aldı. Her sabah yüzümü yıkar yıkamaz kremimi sürüyorum. Son günlerde ne kullanıyorsun diye sorular geliyor aslında yaptığım tek şey aksatmadan güneş koruyucumu sürmek. BB krem gibi mübarek pek sevdim. 1 aydır düzenli kullandığım halde çok az miktar kullanmışım denildiği gibi 4-5 ay rahat yetecek.
Bu güneş kremini güneşin zararlı ışınlarından korunmak, sir yaptırıyorsunuz sir sonrası leke oluşumunu önlemek ve lazerli epilasyon sonrası korunmak için kullanabilirsiniz. Derinlemesine etkili kalitesi doktor tavsiyeli bir ürün. Sadece eczanelerde satılmakta! Bir sonraki denemede sizlerle yeniden buluşmak üzere sevgi dolu günler dilerim.
Tarih84

Gecenin sessizliğinde bir melodi

Tarih84

17 Temmuz 2012 Salı

ikea' dan yeni ürünler: Sehpalara dikkat

İkea gezimizi ve nevresim alışverişimizi bir önceki yazımda anlatmıştım isteyenler, merak edenler için TIKTIK
Bu alışverişte ikea indiriminin yanında klasikleşmiş sehpaların cıvıl cıvıl yeni modelleri ile karşılaştım. 
Aşk aşk diye bağıran romantik model:
Cool takılalım diyenler için karikatüristik model:
Gezinirken benim yine bayıldığım bir hasır model. İçine istediğinizi koyabileceğiniz sade ve çok şık bir model.
Bayıldım diktörtgen modelin yanında kare köşe şekillisi de vardı.
İkea'ya yolunuz düşerse bu ürünlere bir kere daha bakın derim çok moda olacak gibi şimdiden söylemesi:)
Tarih84

16 Temmuz 2012 Pazartesi

ikea'dan yaza özel indirim: Nevresim alışverişi

Yeni favorim piti kareli nevresimlikler:)
İkea yaza özel indirimli günler başlatmış, mış diyorum çünkü tesadüfi öğrendim. Cumartesi günü minik öğrencilerimden birini kahvaltıya götürdüm, kahvaltı sonrası ikea'ya da gidelim diyip yolumuzu foruma çevirdik. Hatta atanmışım da ev kuracakmışım gibi hayali alışveriş bile yaptık:)) Bahsettiğim öğrencim geleceğin iç mimarı olacak, inanılmaz bir gözü çok cesur renk kombinleri var. Üstte gördüğünüz nevresimlikler 24tl den alındı, tek kişilik olanları da 14tl. Fiyatlar çok uygun. Böylelikle biz de eskiyen yorgan kılıflarından kurtulmuş olduk. Şimdi o kılıflar taş bezi:)
Gezerken saksıdaki biberler dikkatimi çekti, ne kadar da canlılar. 
Al mutfağının köşesine yerleştir:)
Kıştan kalma bir iki fotoğraf:
Kışın kızlarla bir iki kez ikea'ya yolumuz düştü, malum Forum Bornova biraz ters bir yerde illaki özel araba gerekli. Servis beklemek çile olduğu için onu alternatiften bile saymıyorum.
Favorim ve yemeye bayıldığım İsveç köfte sosuna bitiyorum.
 Allahtan köftesi de sosu da satılıyor eve alıp buzluğa atmalık:)
Tam yemeğimizi yiyoruz keyifler iyi derken arkadaşımın bardağının altı koptu her tarafımız kola oldu. Üstümüzün battığına mı yansak yemeklerimizin ıslandığına mı? Şimdi olur böyle şeyler bu kız bunu niye dillendirdi diyenlere: bu olay sonrası hem peçete alıp kurulanmak hem de bir bardak daha istemek için gittiğimizde bize şöyle söylenildi bardağa sıcak içecek mi koydunuz? Yuh yani o kadar da değil, tonla alışveriş yaptık, ek birçok şey aldık sen bir bardak içecekten mi şüpheleniyorsun AYIP!
Kıssadan hisse ne olur ne olmaz cam bardakta içeceklerinizi yemek tepsinizden uzakta tutun ki kırılırsa yemeğiniz ziyan olmasın.
Tarih84

15 Temmuz 2012 Pazar

Belirsizlik - Hayal - Heyecan

Şuan bulunduğum durum tam bir belirsizlik.
 Ders çalışmalı mı?
 Bırakıp beklemeli mi?
 Nete girdiğim her an ayrı sinir harbi, her kafadan ayrı ses offffffffff
 Kpss seni icat edenin de sana mecbur bırakanın da...
Ben kendi sınıfımı kendi öğrencilerimi istiyorummmmmmmmm
Bazen heyecanlanıyor atanmanın hayalini kuruyorum.
Gülümsemekten yanaklarım acıyınca gerçeğe dönüş yapıyorum:(
Bu çile bitsin istiyorum.
...
Tarih84

11 Temmuz 2012 Çarşamba

KPSS sonrası temizlik zamanı

Yılın yorgunluğunu, sınav sonrası net kritiğini akıldan atmanın en pratik yolu temizlikten geçer. Yorgunluk belki de en iyi ilaç, düşünemeyecek kadar yorul ki akıl azıcık dinlensin. Bu gördüğünüz sınav iptaline karşı önlem, eee malum bizim ülkede kopyasız bir sınav olmaz. Devlet kademeleri sebil ya  yetmiyor aç gözlülere. Neyse konuşmaya bile değmez at gözlüğü takmışların kulağı da kapalı olur. O veba bir gün senin canın evladına sıçrayınca anlayacaksın da iş işten geçeli çok olacak. Bu gördüğünüz soru bankası kulesinin 3 katını yıl içinde çözüp çöpe attık. Benim gibi az atanıp üst düzey başarı bekleyen öğretmenlikler için bu miktar az bile. çözülmedik kaynak bırakmayacak gece gündüz kendini sadece sınava adayacaksın. Biz aptalların ders çalışması gerektiği için böyle yoksa 10 puana bile atan akıllı çok ülkede.
Bitmiyor her yer kağıt her yer not, odamı fotoğrafladım yoksa kolidor ve tuvalet versiyonları da var gözün gördüğü her yerde not asılı offfff offfff Değmedi yine yine iç edildi emeğim ama artık şaşırmıyorum. Temizlik telaşım bitsin, gözümden akan yaş dinsin o vakit nete döneceğim. Güzel yarınlar dilerim.
Tarih84

8 Temmuz 2012 Pazar

#KPSS 2012: Meslek aşkımın bedeli çok ağır ödetildi

Dün sabah 7de uyandığımda her şey toz pembeydi, koca sene çalışmış aylarca dirsek çürütmüştüm. Evet o dirsek gerçekten de çürüdü, nasır bağladı. Tamam diyordum nasılsa 10bin ilahiyatçı formasyonu bile olmadan Din ve AHLAK(!) bilgisi dersine atanacak. 5 bini de özel kanunla molla sufi yetiştirsin diye atanacak etti 15 bin. Hastanelere de din psikoloğu adında binlercesi atanacak şu rahiplerin okunmuş su atması gibi işler yapacak. Eee artık karınlar doymuştur zaten kopyaya da gerek yok bu sefer biz de emeğimizin karşılığını alırız demiştim. Halt etmişim:( İlk sınavda nefes almakta zorlandım daha ne kadar zorlanabilirdi acaba? Hadi dedim ikinci sınav bu sefer yıllarca çalışmam yaradı süper ötesi geçti eee sonuç koca bir hiç. Eve geldim, neti açtım ve sınav kitapçığımın birebirini gördüm. 57 tane Genel kültür genel yetenek sorusu, ve daha eğitimi nicesi yazık değil mi?
Günah değil mi?
KUL HAKKI VEBAL DEĞİL Mİ?
Benim günahım ne?
Mesleğimi sevmek, doğruluğa inanmak mı?
Doymadı o karınlar doymadı.
Ben taciz edilircesine aranırken türbanlıya el kol sallayarak geçenlere ne demeli onlara tel tokan var mı diye soru sorulur mu? Var mı yok mu aç elle bak.
Kürtler bile daha akıllı artık devir cemaat ve kürt derneklerinin devri. Olay bu kadar basit.
İçim acıdı, gözümden akan yaşı söylemeye gerek yok.
Meslek aşkımın bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. Belki şu dediğime inanmayacaksınız ama ilk defa içimden birşeyler koptu gitti öğretmenlik sevdamın bedeli bu ise artık istemiyorum demekki bir kul olarak düz yolda bana geçit yok. Canım acıyor, yüreğim soğumadan bir süre daha nete dönmeyeceğim.
Tarih84