13 Kasım 2012 Salı

Ayşe Kulin İzmirliler İçin Bora'nın Kitabı'nı Okudu (2 kitabın çıkış hikayesini anlattı)

Görsek Kaynak TIKTIK
Konak Belediyesi ve Kalem Kültür Derneği'nin düzenlediği 'Yazarlar İzmir için Okuyor' etkinliğinin beşinci buluşması gerçekleşti. Bora'nın Kitabı adlı son romanıyla Ayşe Kulin, Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür ve Sanat Merkezi'nde bizlerle bir araya geldi. Öncesinde 1 saat bir piyanistin güçlü tınıları eşliğinde  opera parçalarını dinledik. Sonrasında salon dolmaya başladı. 
Erken gittiğim için en iyi yeri kaptım ve Ayşe Kulin'in büyüsüne daldım. Baştan sona zerafet. Her kelimesi asil bir inci. Kibar, esprili, duygulu, insan. Sabrına diyecek yok. O kadar saçma soruya muhatap kaldı ki iyi dayandı.
Gizli Anların Yolcusu adlı kitaptan biraz bahsetmiştim sizlere TIKTIK 
İlhami karakterinden çok etkilendiğim için BORA karakterine empati yapacak gücüm yoktu. Bora'nın Kitabı bir devam kitabıydı, yürek ağızda kalmış, cevaplar istiyorduk. O cevapların anahtarı işte devam kitabındaydı. Okumalıyım ama hala hazır değilim. Evde okunacaklarda yeri beklemede. 
Twitter yazışmalarında Ayşe Kulin'in söyleşi haberini alınca gitmeliyim, sorularımı sormalıyım dedim. Gittim, iyi ki  gitmişim. Gözlerimiz yaşlı, yürek buruk, gerçeklerle harmanlanmış bir öykünün etkisinde ayrıldık.
Söyleşiye geçmeden gül motiflli Ayşe Kulin imzası.
Diyorum ya işte imzası bile zarafet işlemeli:)
Söyleşi Ayşe Kulin'in Bora'nın Kitabı'ndan birkaç sayfa okuması ile başladı. Bora'ya dair onun özeline tercihini ya da yaradılışını ilk keşfettiği anlara bir kapı aralandı. Küçük bir çocuğun bilmediği ve her anı günah saydığı algılama çabasını dinledik. Üzüldük:( Bora sanki bizlerin etrafında gezindi minik bir çocuğa korkma demek istedik korkma bu da bir yaradılış sen kötü değilsin sen de insansın demek istedik.
Sonrasında söyleşi başladı. Ayşe hanıma sorular geldi. Soru soruyu kovaladı. Aslında sabrına hayran kaldım. El insaf Bora'nın kitabını okumadınız tamam, ben de henüz okumadım en azından Gizli Anlara Yolculuk kitabına baksaydınız. Yani madem soru sorma cesaretiniz var azıcık bakıp bir bilgi edinseydiniz.
 İlla okumak da şart değil, konu hakkında fikir sahibi de olunabilinirdi.
Gay- Lezbiyen- Homo- Homofobi- Ensest bu kavramlar nedir, neler oluyor diye de mi hiç düşünmediniz?
Hayatın içinde neler oluyor demediniz?
Yahu el insaf her birimiz insanız, çoluk çocuk var, sapık, katil de biraz etrafta kim var ne oluyor demeli.
Zengin şımarıklığı, doyumsuzluk diye halk arasındaki damgalanmadan biraz uzaklaşma vakti gelmedi mi? 
Yardılışımızın da bir gizemi yok mu?
Bu denli kör göze tahammülüm yok. Daha fazla bahsedip sizi de sinir etmeyeyim zira akşam anneme anlattığımda baya söylendi. Bu kadar da olmaz dedik. Neyse.
Neden / Niçin Gaylere dair bir kitap? 
Daha önce değil de neden şimdi?
(Aklımda kaldığı kadarı ile söyleşiyi aktaracağım.)
Cevap çok açık dedi, insanız - insanım.
Giderek daha da muhafazakarlaşıyoruz. Sınırlar çiziliyor ve keskinleşiyor. Etrafta olan bitenleri görmek istemiyoruz. Korkuyoruz. Empati yoksunuyuz ve yaralıyoruz. Bilmiyor, bilmek de istemiyoruz. Ama bu bir gerçek, inkar edemeyeceğimiz, gün geçtikte gözler önüne serilen bir gerçek. Eskiden falancanın oğlu derken birgün bakmışız ki kendi oğlumuz ya da yeğenimiz. Köklü bir evliliğin başka bir erkeğe duyulan aşkla bitişi.
Önemli yöneticiler, sanatçılar, esnaf, sıradan bir kişi ... her alanda var olan yaradılış ya da bir tercih. 
Gaylerin yemeklerini yiyor, tasarımlarını giyiyoruz. Onların yönettiği şirketlerde çalışıyoruz. Onları dinlemeye gidiyoruz. AMA etrafta onlarla bir arada görülmek ya da komşuluk etmek istemiyoruz. 
Okuyucu kitlemi kaybetmeyi göze alarak kaleme aldım bu kitabı. Kitlem etkilenmedi, rahatsız da olmadı. Beklemediğim çevreden geldi eleştiriler. Bu da beni bir diğer açıya itti BORA'nın da anlatacaklarına. 
---
Söz sözü açtı ve derken Ayşe Kulin yıllar önce başına gelen bir olayı anlattı.
İstanbul'da çöpler akşam sokağa çıkarılır, gece çöpçüler de alır. Çöpçüler iş başına geçmeden de nereden geldiği belirsiz kişiler üşürür. Çöpleri dağıtır, karıştırır. Rezil, korkunç bir görüntü. Ben de bu çağdışı görüntü karşısında avaz avaz bağırırım. Mahvettiniz ortalığı, insan olun biraz ...
Birgün bir programa katılacağım. Benim dışımda bir yazar konuk daha var. CV baktığımda ilkokul 3. sınıfa kadar okumuş. İlk kitabı ve tanıtacak. Allahım diyorum sadece 3 yıl okumuş bir kişi ne anlatır, nasıl ele alır, nasıl bir cesarettir. Programda fikrim olsun diye kitabı satın aldım, 100 sayfalık ince bir kitap. Maksat bir iki sayfa bakıp fikir edinmek. Bir bakmışım ki kitap bitmiş ben mahvoldum. Benim durup da bir kere bile düşünmediğim çöp karıştırdığı için azarladığım insanların hayatı. Bir kadın olmanın zorluğu.
İşte O Kitap: Varoşta Kadın Olmak
Okullarımızdan çok, camilerimiz ve kahvehanelerimiz vardır birkaç metre arayla... Mahallemizin çoğunluğu çocuklardır. Genelde fabrika ve benzeri işyerlerinde çalışılır, alınan ücretler karın dahi doyurmazken, her yıl doğuran kadınların sayısı oldukça fazladır. Doğumlardan birkaç yıl sonra, dengisiz beslenme nedeniyle, uçuk benizli, şiş karınlı, çelimsiz eğri bacaklı çocuklar, sahipsizce salınıp dururlar sokaklarda. Oyuncaksızlık, meyvesizlik bazen de ekmeksizliğin verdiği yokluk duygusuyla ne bulurlarsa toplarlar yerden. İlk öğrendikleri yokluktur. Ardından dayak ve korku. 

 (Bu kitap hakkında öyle şeyler duydum ki şaşırdım. Çöpe muhtaç olmak ve yaşamak için hangi çöpü hangi zamanda karıştıracağını bilmek. Hastaysan hastane çöplerine, açsan ve iyi bir gündeyse otel çöpüne. Gazete toplayıp bira kutusu satacaksan lüks semtlerin çöpüne ...)
Ayşe KuliN'in gözleri yaşlı yutkunarak konuşuyor. Gece camdan baksam, dışarıda olsam yine bağırıyorum. Bu sefer çöpleri karıştırmak zorunda kalan insanlara çare bulamayan sisteme ...
 Söyleşi bitiminde imza kuyruğuna girdik. Yine çok zarifti, tek tek ilgilendi. Ben aceleyle yaptığım kitap ayracını verdim ve gözlerine inanmadı. Daha ayraca bakmadı, zarfı açmadan gözlerindeki mutluluğu ve şaşkınlığı gördüm. Benim minik bir hediyemi önemsemesi çok özeldi.
 Benim için özel / unutulmayacak bir an.
Bu yazımı o gün piyano eşliğinde dinlediğim bir parça ile sonlandırmak istedim:
Tarih84

7 yorum:

Joey Potter dedi ki...

Ayşe Kulin'in kadınları diye bir kavram vardır benim için. En zor şartlarda bile kendinden ödün vermeyen kırılgan ama bir o kadar da güçlü. Ayşe Kulin gibi bir yazarın tabu sayılacak bir konuya yer vermesi çok ilginç. Bana da her zaman zarif ve naif bir kadın gibi gelmiştir. Senin doğrulanmanla yanılmadığımı anladım. Güzel vakit geçirmene sevindim. Çok hoş bir anı olmuştur senin için.

crazywomanrosemary dedi ki...

ouffu!ne müzik ama bayılırııım!yazını gölüğümle okumalıyım yine uğrarım:))

Syhn dedi ki...

yazdıklarını daha okumak için dinlediğim müziği kapadım.
ben de hala bekletiyorum iki kitabı da..
Ayşe kulinin okuyupta sevmediğim kitabı olmadı şimdiye kadar.
okumalarımı biraz hızlandırma kararı alıyorum öyleyse..

mest olmuşsun belli,bu kadar güzel vakit geçirmeni kıskandım :D

Kitap Kurduyum Ben dedi ki...

Ayşe Kulin'in kitaplarını çok severek okurum ama nedense bu son iki kitabını almak içimden gelmedi.Belki şu sıralar bu tarz bir roman okumak istemedim,ruh halim buna elverişli değil,bilemiyorum.Ama bu kitapta da kalemini konuşturduğundan eminim.Senin yazdıkların da bu konudaki fikrimi perçinledi canım.Ellerine sağlık,çok güzel bir yazı olmuş.

Adsız dedi ki...

Ayşe Kulin'le ilgili hissettiklerimi,kaleme almışsınız. Ne güzel.Ben Zonguldak'ta yaşıyorum ve civar kentlere imza günlerine katıldığında gitmek kısmet olmadı.En büyük arzum hayran olduğum bu insanla yüz yüze olabilmek. Umarım bu günün birinde geçekleşir.

tarih84 dedi ki...

Joey Potter: sağolasın, güzel bir gündü. Tanıdığın ya da tanıdığını sandığın bir ünlünün seni yanıltmadığını görmek çok güzel bir hismiş:)

crazywomanrosemary: her zaman beklerim:)

Syhn: canım daha güzel buluşmalar senin olsun:) kitaplara hız vermen beni sevindirir her kitap ayrı macera:)

Kitap Kurduyum Ben: sanırım sebebini anlıyorum bazen bazı kitaplardan geri çekiliyor insan ruhun ihtiyaçları kitap seçimimizin seyrini değiştiriyor. Ben de bu sıralar bu tarz kitaplara sardım.

crazywomanrosemary dedi ki...

Gözlüğüm olmadığından okuyamamıştım yazını...ne güzel İzmir şanslı anlar yakalamış...Kulin derin bir yaraya toplumsal konulara parmak basmış...Bora yı okumadım ama çok bilimedik şeyler değil görebilen gözler içiçn önemli olan siyasi otoritenin bu durumlara ilaç olabilecek karalar alıp hemen uygulamaya geçmesi.nerede ne zaman
yiyecek,kömür dağıtacaklarını biliyorlar onun için önce sefalet derecesini derinleştirip sonra ellerinden tutmuş numarasıyla oy avcılığı yapıyorlar cinsel tercihleri yüzünden acıtılan yürekler ayrı bir durum..:))
önerin üzerine alacağım kitaplar arasına yazdım bile teşekkürler:))