29 Eylül 2011 Perşembe

İZMİR Hatay Günleri: İzmir uyuma bu fırsatı kaçırma!

Photobucket

Yaklaşık 20 gündür künefe diye sayıklamaktaydım. 2007 yazında gittiğim Antakya gezimizde yorgun düşüp yemek yiyemeyecek hale gelmiş, mezeleri tadıp o muhteşem masadan kalkmıştım. Dizilerin iştah açıcı hali, Antakya özlemi, Künefe merakı derken resmen künefe sayıklar hale geldim. Beni yakın tanıyanlar bilir, tatlı sevmem, şerbetli tatlı yemem. İşte olumlama gücü ile Antakya tatlıcılarını İzmir'e taşıttım:) İste gelsin, olumla olsun! Afişler pek ilgi çekmedi hatta kimse bakmadı, İzmir bu muhteşem tatdan mahrum bi haber kaldı taki dün gidip gören meraklıların telefonlarına sarılmasına kadar. Evet fuar alanına kim geldi ise elinde telefon koş buraya gel, gör diye yedi ceddine haber uçurdu:)
Photobucket
Hatay günleri birkaç yıldır yapılmakta, şehir şehir gezmekteymiş. Bu yıl İzmir'e ilk gelişleriymiş. Yapılan birkaç sohbetten anladık ki onlar da İzmir'in hala bu etkinlikten bi haber olduğu kanısında. İlk gün farkı ile aşağıdaki haritada gördüğünü ilçe belediyelerinin etkinlik ve hediyelerine boğulduk bu da diğer yazıma saklı. Bu fuardan yazı dizisi çıkaracak kadar fotoğraf çektim. Yazıma başlarken kısa kesip diyecektim ki: KÜNEFE SEVERLER BURAYA, BU KÜLTÜREL ALIŞVERİŞ KAÇMAZ!
Ama nerdee açıldı mı çene susmaz, ahh hiç cool bir blogger olamıyorum ne var ne yoksa dökülüyorum ahh:)
Photobucket

Fuarda neler bulabilirsiniz:

Her belediyenin tarihçe anlatım dergisi, yöresel ürünleri, şehir haritalarını ücretsiz alıp tadabiliyorsunuz. Ayrıca birçok yöreye ait belediye sergilerinde satışı da mevcut. Annem şimdiden alışveriş listesi yaptı.

Listemizde: Belen ev salçası, Erzin mandalinası, kolonyası, Kumlu kebabı,meyan kökü şerbeti. Kekik suyu, incir ve ceviz reçeli. Kömbet, künefe tatlı malzemeleri.. bu liste uzar gider.

AYRICA: dünyaca ünlü Samandağ Ney çubukları, dağdan toplatılmış baharatlar...

Gidip de aşık olunarak dönülecek bir etkinlik. Bugün kuaförde de anlattım, yarın Anadolu ateşi gösterisine gidecek aile azının suyu akarak gösteri öncesi yemekte oradayız dedi:) Kuaförüm ailecek tatlı yemeğe gidecek.Teyzemler salça ve tatlı:) Ben bir posta arkadaşlarımla tatlı yemeye gidicem cumartesi de hem tatlı hem ev kışlık alışverişi için anneciğime eşlik edicem. Eee siz ne duruyorsunuz hadi fuara:)

Hergün yeni bir yazı giricem daha anlatacak çok şey var:)

Tarih84

27 Eylül 2011 Salı

Padam Padam Dizisinin ilk fotoğrafları yayınlandı

Photobucket
Bakışına gurbannn olam oyyy:) Evet Türk arabesk moduna girip dertler derya ben aşk sarhoşunda dolaştıran adamım benim:) Jung Woo Sung'un yeni dizisinin ilk kareleri basına verildi. Sırt çantası mı görüyorum vayy Protect the Boss etkisi sezinledim.
Malum Kore'de birşey tuttu mu şeyini çıkarana kadar kullanırlar. Aşkımın geniş ve karizmatik omuzlarına sırt çantası taşımak da yakışır canım:)
Photobucket
Seoul'ü yeni görmüş Kore kırosu modundalar:) Köylü güzelim, hapishane kaçkınım benim:)Saçına, bakışına, boyuna endamına kurbannn:) ahh çok özlemişim çok çoook=)
Photobucket

Bu da nesi ya şalvar modda o pantalon da nesi, kösele ayakkabı paçalı don kıvamında pantalon ayy ben bu diziyi seyrederken çok laf edicem şimdiden belli.

Tarih84

21 Eylül 2011 Çarşamba

Kıymık: kahveni al gel sohbet koyu!

Photobucket
Dışarıda yağmurun kokusu elimde kahvem miss gibi bir öğleden sonra yaşıyoruz hatta ikindi vaktine yaklaştık denilebilir. Biliyorum 12 gündür blogda bir hareketlilik yok, bir 10 daha olacağının da garantisi yok.

Pazar günü arkadaşarla çay keyfi yaparken kitap okuma aşkımızdan bahsettik, hatta bizim meslek hanemizde öğrenci, meslek inceliği olarak da okur eklense dünyada bundan güzel bir meslek olamaz diyorduk. Geçtiğimiz kitap fuarından neler aldığımızdan, kitap fiyatlarındaki uçuk rakamlarla korsanı özler olduğumuzdan bahsettik.
Bu ülke ne zaman kazıklamayı geçip sürümden kazanma mantığı güdecek? Bende bol bol cd almak orjinbal sıfır kitap almak isterim ama nerdeee 5 seçiyorsam 2 alıp çıkıyorum ki bu da şanslı bir gün oluyor neyse! Konumuza dönersen arkadaşım ve sevgilisinin Kıymık adlı roman diyaloglarını aktarmak istiyorum. Hala aklıma geldikçe gülüyorum:) Keşke o anı sizlerle paylaşabilseydik:) İsimleri değiştirerek anlatıma başlayalım.
*Selen-Mert: çiftimiz ve ben.
Kahve, çay, meşrubat masada, kpss konusunu değiştirmek için iç açıcı bir mesele aranırken Selen konuya girer:

Selen:kitap fuarının son günü yayın evleri ellerinde kalan kitapları yok pahasına sattılar, hakkaten de yok, cebimde bir kuruş bile kalmadan yok olup çıktım.
Tarih84: haklısın ben de baka kalıp gelmiştim hatta kpss soru bankası alıp çıktım:(
Mert: Olsun aşkım(selen'e diyor) kitapların filmini izlersin en azından internette bedava, gözlerini yorma sen.
Tarih84: o zaman anlamı olmuyor kitap okumak, romanın içine dalmak bambaşka.
Selen: haklısın bir roman aldım adı '' Kıymık'' çok etkileyici.
Mert: eee.. dert şimdi kıymık mı?
Selen: öyle deme aşkım(Mert), bu psikoloji kitabı, acayip geriyor. Olasılıksızı seven herkes sever o derece etkili!
Mert: gerilme sen aşkım olsun, yazık sana, zaten kpss den gerilmişsin.
Selen: olsun hayatım bak şimdi adam bu hayattaki varlığını sorguluyor, var mıyım yok muyum ispat etmeye çalışıyor. Şizofrene bağlamış ama aslında değil, fazla okumuş fazla zorlamış.
Mert: yani deli!
Selen: ayy hayır bi dinle!
Tarih84: eee anlatsana merak ettim, ya zaten kim sorgulamıyor ki offf:(
Selen: şimdi adam varlığını ispatlamak için ağız burun dalıyor kendi kendine, acı hissetmek için. Hatta birgün arabayı yokuş aşağı sürüyor eşi ve karnındaki bebeği ölüyor.
Tarih84: off Allahım kafa hakkaten gider artık o YOK :(
Mert: aşkım sen sakın öyle şeyler yapma, ağızını burnunu kırma tamam mı SEN VARSIN! :)
Selen: tamam aşkım ben varım:) ama dinle!
Mert: tamam.
Selen: işte Almanya varlığı ve gerçekliği sorgulayanlar üzerine araştırmalar yapıyormuş, beyin öyle birşey ki her şeyi alıyor ama unutmuyor, silinmiyor. İşte uzmanlar o istenmeyen acı verici anıları silmek için araştırma yapıyor. Bu adam da ona dahil oluyor. Ama sonra daha beter oluyor.

Tarih84: 6. hiss filmine bağladım şimdi haydee buyur burdan yak.

Mert: bir gün eve geliyormuşuz, Selen kafasını bir o duvara bir duvara buluyormuş, var mıyım yok muyum ispat etmeye çalışıyormuş.


* o an gözlerimizin önünde canlandırdığımıza gibi kopuyoruz:)

Mert: aman aşkım sen varsın aman sen yok olursan ben naparım.Ahh hep bu ucuz romanlar yüzünden, söz aşkım bir daha indirimli kitap almak yok, ben sana pahalı kitap alıcam:)


*artık kopuyoruz, bittiğimiz an:)


Selen: tamam aşkım sen bana pahalı, janjanlı kitaplar al, okuyayım pembe sanal dünyada yaşayayım olur mu?


Mert: olur aşkım sen düşünme üzülme ben düşünür üzülürüm:) puhaha:)



Peki şu bahsedilen hatta bahsedilemeyn kitap nedir?
Kitap özeti:
Hayatınızın en kötü anılarını hafızanızdan silebilecek olsaydınız, yapar mıydınız? Peki ya yanlış giden bir şeyler olursa?
Marc Lucas hayatında yaşayabileceği en kötü şeyi yaşar: Kendisinin sebep olduğu bir trafik kazasında karısını ve doğmamış çocuğunu kaybeder. Kazada yaralandığı zaman ensesine batan kıymığı her an hissediyor, ama gerçek yaraları daha derinde.
Hayatı her geçen gün daha katlanılmaz hâle gelirken bir ilanla karşılaşır. Yeni bir deney için bir Psikiyatri Kliniği travma geçirmiş gönüllüler aramaktadır.
Korkunç anıların pençesinde kıvranmadığınız bir hayat düşünün. Marc Lucas, bunun son şansı olduğunu anlar; artık karısını ve bebeğini unutması gerekiyor. Sonsuza dek. Ancak gerçek dehşet geçmişinde değil, geleceğinde yatmakta. Hastanedeki ilk testleri yaptırıp evine döndüğünde dünya artık onu unutmuş gibidir. Anahtarları kapıyı açmaz, kapısının üzerinde yabancı bir isim vardır ve kapı açıldığı zaman korkunç bir kâbusa uyanacaktır. Konu alıntıdır, kaynak için
tıktık
Güzel birgün dü bizler için, keyifliydi. Şimdi kıymık adlı eseri okyanların yorumlarını merak ediyorum. Okumayı düşünüyorum sonra da sarsmasından korkuyorum. Malum psikolojim pek iyi değil, negatiflik pek kaldıramaz bu bünye.



Tarih84

9 Eylül 2011 Cuma

9 Eylül ve Hayat

Photobucket

9 Eylül İzmir'in kurtuluşu, annanemin sene devriyesi. Hüzünlü, buruk bir gün. Hayatın anlamının sorgulandığı an.

Bu aralar tadım tuzum kalmadı, elime aldığım kitaplar bitmiyor, dizilerimin yeni bölümleri eklenmiş izlemiyorum, müzikler uzaktan gelen bir ses... odaklanamıyorum. Hal böyle olunca bloğumun da tadı tuzu kalmadı. Benden bana dair bişi olmadıkça yazmış olmak için yazmak istemiyorum. Ara ara önemli gelişmeleri bildireceğim ama tadım yerine gelmeden de bişi yazmak istemiyorum.

18 Eylül İstanbul'da olucam, arkadaşlarımla topluca gelirsek o gün gelip geri döneceğimden pek kimseyle göreşemeyeceğim. Tek gelirsem de 17 ya da 16 da İstanbul'da olur sevdiklerimle güzel vakit geçiririm diye ümid ediyorum.

İzmir'de oturanlara bir haber: Karabağlar halk eğitimde okuma yazma eğitmenliği kurs başvuruları başladı, ilgilenenlere duyrulur.

18 Eylül'de biz atanamamış mağdur öğretmenlere desteğinizi esirgemeyin, İstanbul- Taksim'de 11:00- 15:30 arası bizlerle olun!

Ülkemiz, geleceğimiz adına güzel, umut dolu, ferah günler diliyorum.

Tarih84

Gönderilmemiş mektup

Photobucket

Elbet birgün bu mektup tamamlanacak!

Tarih84

8 Eylül 2011 Perşembe

Sonbahar yaprakları içimdeki tılsımlı umut ile renklenmeli

Photobucket

Blogları gezindim, dökülen yapraklar biten yaza hasretli yazılarla dolu. Kimimiz hala askılılarla güneşi içimize çekerken kimimiz balkonunda titreyerek son keyiflerini yaşamakta. Hayır sonbahara daha hazır değilim, içimde yaşanamamış koskoca bir yaz var. Yapraklar her bahar açmak ister, kışın ayak sesi sonbahara yaklaşırken içimizdeki tılsımlı sıcaklığı güçlendirelim, neşe ile dolalım, mutlu yatıp sevinçle uyanalım. İçimizdeki yaşam enerjimiz, hayat ağacımızın yapraklarını capcanlı tutalım.


Tarih84

7 Eylül 2011 Çarşamba

Kuzey Güney Dizisi Zengin ve Yoksul dizisinin Çakması çıktı!

Kuzey Güney
Photobucket
Günlerdir merakla beklenen, aşk-ı memnunun yakışıklısı, ezel'in 8 başrol oynayacağı Kuzey Güney dizisi başladı. Millet ekrana kitlendi, twit yıkıldı, facebook kudurdu. Kıvancın kasları, başrol kızın çirkinliği... asıl mevzuya gelmeli. Kitap uyarlamalarını pek seven senaristler iş başında. 70li yılların rekor satan kitabı ve milyonları ekrana kitleyen dizisi Zengin ve yoksuldan araklanma yeni dizimiz hayırlı uğurlu olsun.
Zengin Yoksul
Photobucket
Annem teşhisi koydu, netten araştırmak bana düştü derken millet diziyi net hatırlamasa bile unutumamaış, hala anmakta. 80li yılların unutulmazı. İşte bir kız iki kardeş cehennemi. Aşk ihtiras tutku eziklik savaş. Orjinalinde Kuzey, kardeşi ile öpüşen sevdiceğinin bulunduğu evi yaktığı için hapse düşmekte. Burada da kendi sebebiyetlerini kabullenemeyip suçu başkasına atıp intikama dört nala bir tip.
Düşler ve Gerçekler
Photobucket

Kuzey Güney dizisinden önce orjinaline sadık kalarak uyarlanan diğer bir Türk dizimiz. Gamze Özçeliğin başına gelen talihsiz olay sonrası medya baskısı ve kızın içine düştüğü bunalım ile iddalı başlayan dizi yayından kaldırılmıştı:(

Eylül ayınız uğurlu dizileriniz hayırlı olsun:)

Tarih84

Ev telefonunu cep telefonuna yönlendirme diye başlar

Photobucket


Günümüz teknoloji çağında ev telefonunun işlevliği kalmamışken, iş dediğin resmi bir makam ise evde telefona mahkum saatler başlar. Ben de birkaç gündür beklediğim bir cevap için telefon başındayım. Ev telefonu öncelikli yapılacak aramayı kaçırmak istemediğimden acil bir durumda ev telefonunu cep telefonuna yönlendirerek bir çözüm yolu bulmak istedim. Yıllar önce bir iki kez #31 ya da #35 ile başlayan bir kodlama sistemi ile çözüm bulmuş pek memnun olmuştum. Yarın yarım günlük acil bir işimiz var, geçtim net başına başladım kodları aramaya. Bir sürü forum gezdim, blog taradım, sözlüklere baktım. Durum hep aynı. Çıkmış bir haberi kopyala yapıştırla başlıklar açılmış adı da iş yaptım olmuş. Belki 1 saati geçti *21* ile başlayan yönlendirme işlemini denemekten telefonumun şarjı tükendi. En sonunda tam vazgeçmişken arkadaşım aradı, o da işlemleri için bizim evin numarasını verince vicdan yaptım düşün düşün yok çaresi. Derken komşumuz devreye girdi ben evde kalırım, işlerimi öğleden sonra hallederim.Ahh be Özlem ablam hakkını nasıl öderim. Yani bizim telefon cep telefonuna değil komşumuza yönlendi. Telefonu şarja koyduk sabah 7'de kapısını tıklarız:) İşte komşuluk, işte yardımlaşma budur. Teknoloji istediği kadar ilerlesin insanlığın gücü ve hızına asla yetişemeyeceği kesin.

Tarih84

6 Eylül 2011 Salı

Ehliyet alacak / çıkartacakların dikkatine!

Photobucket


Bu bir ben yedim siz yemeyin yazısıdır. Ana konu: insan nasıl kazıklanır?


Yılı geçmiş bir süredir bekleyen ehliyetimi aile baskısı ile çıkartmaya gittim. Aslında bekletmemin özel bir sebebi vardı. Pasaportların 2012 yılında değişeceği haberleri üzerine bekleyip toptan hepsini yeni fotoğrafla çıkartayım demiştim. Ülkecek sıra beklerken açayım bir gazete okuyayım ya da bir iki sayfa kitap okuyayım demeyiz. Hastanedeysek doktoru beklerken teşhisi kendimiz koyar tedavi yolunu kendimiz buluruz. Bu hiç eğişmeyecek bir döngü, ehliyet sırasında da her Allahın kulunun aynı işlemi yaptığı halde niçin ekstradan bütün aşamaları anlattığını algılayamadığım bir muhabbet açıldı. Derken o tarihi kazıklama mevzusuna gelindi. Neredeyse elimdeki dergiyi düşürecektim, meğer ne pis kulak kesilirmişim:) Ehliyet işlemleri öncesi sürücü kursuna gider dosyanızı alırsınız bu esnada sizlere yapılacak işlemler sıralanır. Bir de şu eklenir: trafik kayıf belgen falanca yerde satılıyor istersen bizde de var, alabilirsin. İşte bu kıymetli evrak normalde 40 kuruşa satılırken dosyasını tamamlama telaşındaki saflar ki ben bu gruba dahilim nasılsa yakın fiyattadır diyerek 40krş yerine 15tl öder. Ve bu saflar topluluğu ehliyet çıkartacak topluluğun neredeyse %80 oluşturmaktadır. İşte o ehliyet sırasında başımdan aşağı kaynar su ne ki kaynar zift dökülmüş etkisi yarattı bende. Aynı mantıkla savcılık belgesi çıkartacaklar için de geçerlidir. Eğer daha önce çıkartmadıysanız hiiiiiç telaş etmeyiniz, işlemin yapılacağı yere kadar gidin, görevliler sizleri yönlendirsin. Yıllar önce ilk savcılık belgesi işlemim de o çok meşhur sandalya tepesinde oturup evrak yazan daktilo uyanıklarına da yok yere para kaptırmıştım. İşte brokrasiyi korkulur görmek, devletten korkmanın sonucu. Nedense korku ve cahilce düşüncelerle sindiriliyoruz.


Aaaa bu kadarla kalsa yine iyi kızın birinin musallat oluşu ile az daha sakinliğini korumaya çalışan beni bile cinnete sürükleyebilirdi. Sabah erkenden kalkıp emniyete gittim, sıraya girdim. Tam içeri alınacakken son dakika bir anne kız geldi. Kız derken kazık kadar. Yanılmıyorsam 78liydi. İlk hasta sandım meğer nazlı, ailesine yapışık gıcık biriymiş. İlk önce dibime yanaştı, arka sıradaki beyler sıranın asıl yerini hatırlattı. Sonra annesi sıraya geçti kız yan taraftaki baklara oturdu başladı kahvaltı etmeye. Benim elimde de dergi var inatla dergiye odaklanmaya çalışıyorum. Sonrasında bana sorular sormaya başladı, hayır dolu insan var neden ben? İlk defa geliyorum bilmiyorum Polis orada neden bana soruyorsun dedim. Bu seferde annesi devreye girdi polise gitti. Sus bekle nasılsa sıra gelecek neredeyse 30 kişi beklemekte yani. Neyse bana sıra gelince polis diğer bekleyenlerin dışarı çıkmasını benim işlemimden sonra 10 kişinin daha içeri girip sıraya dahil olmasını istedi. Kız yine bana yapıştı ben de ondan uzak durmaya çabalıyorum. İzah ettim, sırasını hatırlattım yok anlamıyor. Neyse kaynadı arada tam işlem yapılacak anne nüfusum, anne evrağım.. böyle devam ediyor derken sorulan gayet basit bir soru üzerine bir panikledi dersin geberecek hey yarabbi. Neyse parmak izi için çıktık yine dibimde rabbim sabır! Sandalye görür oturu, yok sıra çok yok neden bu bu şu şu öfff bir sus ya bir sus! Annesi demiştim dimi kızının etrafında sanırsınız ilk okula gidiyor, tam parmak izi işlemi bitti derken bu gereksiz şahsiyet benim evrağımı almaya kalktı dedim dur, önce benden uzaklaş o benim evrağım hemen geri ver. Kız bakıyo polis de kızdan fotoğraf istiyor onu da kaybetmiş, meğer annesindeymiş Allahım ailecek gariplerdi. Haa benim evrak mı diyeceksiniz kızın elinde slak slak bakıyo ne dediğimi algılamadı bariz odaklanma sorunu var, baktım cinnete dört nalayım oradaki sigara içen polisleri çağırdım şu kızı benden uzka tutun şikayetçiyim diye. Milet şokta inanın tahammülüm yok böyle insanlara. Bu tiplere uğraşacağıma cahilelle uğraşmayı tercih ederim. Sonra piyasaya babası çıktı o da diktatör mübarek her şeye karıştı:) Neyse en sonunda kurtuldum yarım saat sonra da ehliyetimi aldım. Diyeceksiniz ki neden bu kadar gıcık oldun? Sırada 18 yaşını yeni doldurmuşlar vardı, brokrasiden anlamayan 40lı yaşlarda kişiler vardı, kolu alçıda sırada sesi çıkmayan üniversiteli bir kız vardı. Bunca insan içinde aile bağımlısı bir işe yaramayan faydasız tiplere inanın tahammülüm yok! Belki de bu hayatta birçok şeyi tek başıma yaptığım ve tek başıma öğrenmek zorunda kaldığım için bu kadar garipsiyorum. Yani belli bir yaşa gelmiş her birey de bir zahmet o kıçlarını kaldırsın artık dimi. Siz siz olun en kardeşinize ne de çocuğunuza acımayın, öğretin öğrenmesini sağlayın.

Bir anı: orta okuldayım anadolu liseleri sınavına hazırlanıyorum. Dershaneye yazıldım ki tek vesait olsada pek sağlam bir noktada değil. İstanbul taksim gibi düşünün. Ben korkularla yetiştirilmiş, çevresinden gelebilecek her tehlikeye karşı tetikte büyütüldüm, çalışan aile çocuklarının belki de kaderi. Dershanem açılmadan bir hafta önce annem şimdi evden birlikte çıkıcaz ama eve dönene kadar ne ben seni tanıyorum ne de sen beni dedi. Gidiş geliş yolumu öğrenmem gerekliydi. Birlikte otobüs bekledik, birlikte bindik. Anneme baktığımda suratını çevirdi. Elimde not defteri 10dk şu noktadayız, 20dk şuradan döndük gibi notlar aldım. Eve döndüğümüzde o kadar ağladım ki sanki bir anlığına annem beni unutacak kaybolucam sandım. Ama o günden beri ailem hem yanımda hem de yıldızlar kadar uzağımda oldu. Yakın zamana kadarki yaşadıklarımı koşturmalarımı zaten biliyorsunuz. İyiki beni bu şekilde güçlü kılmışlar dedim, bugün kendi değerimi bir kez daha anladım.

Tarih84

4 Eylül 2011 Pazar

Rengi bilinemeyen OJE! #1

Photobucket



Kolajın en sonunda yer alan krem rengi ayakkabıdan görünen oje rengi

bu yaz başı bizi darma duman etti. Essie markasında benzerini bulduk ama biraz pahalı kaçtı. Benzeri derken 3 tane birden almak gerekliydi. Ya tutarsa hesabına bilinmeyen bir oje serüvenine birden 60tl bayılmak istemedik. Benim gibi oje sürme özürlüleri için tırnak yakıcı bir meblağ. Dalgalanıp durulamayan sürüş tarzım için fazla iddalı bir renk! Neyse konuya dönersek başladık araştırmaya. Birçok markadan birer örnek aldık. Gabrini, alix avien, flormare, lady rose... tanesine en fazla 2.5 tl ödeyerek yaklaşık 11 tane oje almış olduk. Her biri de ayrı bir ton. Fotoğraflar acele ile çekildi, arka fon olarak kuzenimin ip perdelerini kullandık. Aldığım ojelerin içinde en sevdiğim renk tonu gabrini olunca deneme işine de ondan başladık. Bu serüven 11 oje tek tek denenerek devam edecek. Serüven yazı sıklığım kuaföre gidip oje sürdürme durumuma göre hız alacak. Fotoğraflarda kullanılan oje: Summer edition, GABRİNİ Multivitamin, M107. Fotoğraftaki ojenin tam rengini bilen arkadaşlar marka ve numara belirtirse çok sevinirim. Bir kokoşluk serüveninde daha sizlerle birlikte olmak dileği ile sevgi ile kalın blogdaşlarım:)

Tarih84

2 Eylül 2011 Cuma

Yazıklar Olsun: Ramazan bahane ithal öğretmen şahane!

Photobucket

İthal nedir? Muz-Angus-Öğretmen! Sıradaki?

Son bir yılın eğitim alanındaki en hararetli tartışması şüphesiz ki ithal öğretmen mevzusu. 10.000 ithal öğretmen kararı. Seçim öncesi yatırımı kopya örtbası, şişirme atamalar derken bir yenisi eklendi. Oruçun başa vurduğu milletin haber dinleyeceği saatte iftar başına geçtiği günlerde sessiz sedasız hükümet kendi işlerinin peşinde yasa tasarısını oyladı, ithal alım başladı. Bu öğretmenler ülkemizin en üst kesimine, en kalite şehirlerine MEB öğretmenlerinin 2 katı fazla mağaşla kadrolara yerleştirildi. Ülkemin nişantaşı sokakları olduğu kadar tezekle kaplı toprak yolları da var, yazık ithal akmasın kokmasın kaçmasın cannımm guzzuuum diyerek İstanbul-Ankara-Bursa-Antalya gibi şehirlere kadrolar dağıtıldı. Biz madurlar? Avcumuzu yalaya yalaya derimiz soyulmuş beklemekteyiz. İbrahim Tatlıses'in zanlıları anında yakalanır kpss kopyacıları bulunamaz yuh. Pardon bulundurultmaz, MİT ülkenin en önemli istihbarat teşkilatı bile devreye sokulur çıt yok. Facebook'u bile hackleyen lise öğrencileri ile dolu zeka fışkıran genç neslimizin yeni yetişkin görevlileri istese anında deşifre edebilecekken çıt çıkmaz. 11.544 gibi komik bir rakam öğretmen atamsı yapıp çalışın atayalım diye dalga geçen hükümet, 10.000 öğretmene bütçe çıkarıyor. Eğer bu alım üniversitelerin hazırlık kısımlarına olsa başımla beraber lakin 15.000 ingilizce öğretmeni atama beklerken neyimize 10bin ithal öğretmen?

Yıllar öncesi, İsmet İnönü zamanında da böyle bir ithal tartışması olmuş, misyonerlik yapılıyor denilip geri gönderilmiş. Ama bu ithal öğretmenler ne kadar ithal önce ona bakmalı, yoksa bu ithal öğretmenler Fethullah Gülen'in okuttuğu ABD'de eğitim almış öğretmenler mi? işte Eylül ayında belli olacak.Ülkemin eğitim politikasılığına yazıklar olsun.

Tarih84