31 Temmuz 2011 Pazar

Hoş Gelesin Ramazan

Photobucket
Mübarek ramazan ayı gelmiş bulunuyor, saat farkı nedeniyle ilk sahuruna kalmış mübarek kardeşlerimiz bile var. Dünya yuvarlanıyor diyelim:) 3 aylara giriş ve devamı çok fırtınalı oldu hem acı tem tatlı günler yaşandı. Umarım bu ramazan hepimiz için hayırlkara vesile olur. Yaz sıcaklarında oruç tutan tutamayan herkesin günü sağlıklı geçer, ramazanımız mübarek ola.
Tarih84

Kpss A grubu memuriyet(öğretmenlik) DİKKAT!

Yaklaşık 3 saattir memyrlar netteki yorumları okuyorum, genel şikayet aynı. Şikayetçi hakkı yenilen öğretmenler şikayet nedeni ösym. A grubu memurluk yani öğretmenlik ataması için kpss girenler dikkat! Sessiz sedasız kpss sonuçları açıklandı, ilk defa sınav optikleri yayınlandı. Birbirinden farklı kitapçık ve birbirinden fazla hata.

Bir saattir yanlışlarımı hesaplıyorum şimdiden optik ile cevap anahtarı tutmuyor hatta boş sayımı bile süşürmüşler. Yanlış hatırlıyorumdur diye tek tek optik üzerinden yeniden saydım yine de sonuç aynı ciddi net farkı.

*İlk iş: ösym sitesinden sonuç sorgulamaya girin, oradan optiklerinizi inceleyin. Hesaplamalarınızı yapın.

*Ziraat bankasına 5 tl yatırın

*Genel dilekçe örneği çıkartıp doldurun.

*Birer fotokopisini saklayın ve ösym merkezine yollayın.

Bütün bunlara rağmen hala netler değişmezse 100tl tutarında bir masrafla dava yoluna gidin ki dava dilekçe örnekleri de nette var.

BU HAYAT BİZİM HAKKIMIZI BAŞKA YANDAŞLIKLARA YEDİRTMEYELİM!

Tarih84

29 Temmuz 2011 Cuma

2011 Kpss A grubu Memuriyet Puanları Açıklandı!

Photobucket

Arkadaşımın msj ile haberim oldu, pazartesi günü açıklanacak zannediyordum. Sonuç hüsran. Tarih öğretmenliği atama puanları ve alım sayısı malumunuz ben yine atanamıyorum artık Öğretmenlik diye birşey yok benim hayatımda.
Tarih84

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Meryem Ana & Samsung & Efes & Aydın & Bay Döner

Photobucket
Kpss sonrası ilaç niyetine gelmiş bir dost ziyareti beni benden aldı. Sevgili canımmm cicim yavrum fıstığım arkadaşım dostum Joey Potter İzmir'e geldi. İzmir derken tabikide bana geldi=)) Ailecek gelinmiş İzmir ziyaretinde Joey'in babası bizi bolca gezdirdi. Bir nevi İzmir kültür tatili yaptık:) Bu sayede müze kartımı da yenilemiş oldum. Sistem değişmiş sıfır verilmekte eski kartım nerede gibi bir arayışa da gerek yok hatta öğrencilere %50 indirimli! Her yanı kültür-tarih mirası ülkemizde bir 5-10dk boşlukta insan kendini müzelere atmalı. Hem serinleme hem de mirasın verdiği manevi doyumla güne devam etmeli. Benim bolca yaptığım birşeydi doğrusu:)
Photobucket
İlk durak Meryem Ana oldu. Aslında benim isteğim üzerine gittik, dualar edildi, mumlar yakıldı, çapıtlar bağlanıldı. Biz de çapıt yerine kağıt bağladık:)
Photobucket
Samsung markası biz Güney Kore sevdalıları için kardeşlik, dostluk simgesi gibidir. Samsung nasıl Güney Kore'nin panteri diye övgüyle bahsediliyorsa bizim için de Kore sevgimizin Türkiye şube sevgi sembolü gibidir. Meryem Ana girişinde tanıtım levhalarının Korecesi tabiki de Samsung sponsorluydu=)
Photobucket
Efes: kimbilir kaç milyonkez gittiğim ama hala sevdiğim hayran kaldığım bir antik kent. Üniversite yıllarında her taşını bülbül gibi şakıdığım kente sadece bir gezgin gibi bakıyorum. Kenti incelemektense orada bulunmanın hazzı ve tarihi atmosfere hayran kalan turiztleri incelemekle yetiniyorum. Bunun da ayrı bir keyif olduğunu düşünüyorum. Tabi beni rehber niyetine eşlik ettirdiğini zanneden Joey için büyük hayal kırıklığı olduğum kesin.
Photobucket
Tam şehrin merkezine gelmiştik ki off her taraf Amerikalı, Çinli yok mu Güney Koreli dedik ve işte Koreli bir aile:) İlk etapta çocuklar dikkatimizi çekti. Bir köşeye oturmuş kendi halinde iki kardeş. Bizdeki niyet çokça fotoğraf çekmek, kimchi dedirtmek, yeppudaa diye sevinmekti. Erkek çocukta sorun olmadı da kız işte heryerde nazlı oluyor. Bir de tatlı ahh.
Photobucket
İlerleyen süreçte baktım aile ses çıkarmıyo çift makina başladık fotoğraf çekmeye, çocuklar da diyoloğa girdi lakin ingilizce. Sanırım aile İngilizce konuşulan bir ülkede yaşıyor, çocuklar ana dil Koreceyi anlıyor ama ailesi tarafından da İngilizce konuşmaya zorlanıyor. Hemmen hikayeyi yazdık çocuklar zaten azınlık yaşadığı ülkede dışlanmaması için aksansız İngilizce konuşmalı falan:) Bu nednele İngilizc e takılıyorlar falan=))
Photobucket
Efes sonrası tam çıkışa yöneldik ki sıcaktan bir köşede çömeltilmiş deveyi gördük. Turistlerin onu keşfetmesini bekliyor zavallım.
Photobucket

Veee AYDIN'a geldik. Ahh canım Aydın'ım, bu şehrin ve bu Üniversitenin yeri ömrüm boyunca ayrı olacak. Hayatımın en zorlu döneminde bana tüm iyiliği ile eşlik edip, yardımcı oldu. Aile sıcaklığı ile sarmaladı. Forum Aydın'da mola verip yemek yedik. Seçim bay döner oldu. Aydınlıların da çokça tercih ettiği bir yer. Kışın birkaç kez gitmişliğim vardı, yaz günü gidince ek soslara ilgimiz olmadı. Sıcaklarda o kadar yağ ve sos kaldıramazdı bünyemiz. Tavsiye edebileceğim bir markadır, en önem verdiğim şey ise etinden diğer kullanılan ürünlere kadar kendi imalatları oluşu. Ayrıntılı bilgi ve şubeler için tıktık

Canım arkadaşımı çok özlemişken sizlerle güzel bir günümüzü paylaşarak hasret gidermiş oldum:)

Tarih84

26 Temmuz 2011 Salı

Gidelim Buralardan Dayanamıyorum

Photobucket

Çekip gidesim var, gitmeli dönmemecesine, kendi yolumuzda sadece ileriye. Gün geliyor herşey ve herkes fazla geliyor. Bardak taşıyor, sabır taşı çatlamış ufalanıyor. Bir rüzgar eşliğinde felek denilen dengesizin elinde savrulmak yerine gitmeli kendi esintimizin izinde. Bu evde bu şehirde hatta bu ülkede miladım dolmuş gibi hissediyorum.

Tarih84

25 Temmuz 2011 Pazartesi

MİM: Nelere Gıcık Olurum?

Photobucket


Sevgili blogger arkadaşımız Moda Deryası beni mimlemiş, uzun süre sonra cevap yazabiliyorum malesef ama bekletilmiş son mim yazısı olması da ayrı bir rahatlama konusu. Üzerimde mim vebali kalsın istemem =)) mim severim hadi bakalım başlayalım yazmaya.


Nelere gıcık olurum?


Ahh bu aralar herşeye gıcık oluyorum, hassas sitresli günler geçiriyorum. Benzer mimler cevapladığım için kısaca birkaç noktaya değinelim bakalım.


* Söylenenlerin lafta kalmasına gıcık olurum. Fiiliyata önem veririm, söz uçar iş kalır!


* Kendilerinin ne olduğuna bakmadan eleştirilip akıl verilmesine gıcık olurum. Sen yap da ben de seni örnek alayım, yaa o kadar kolay değil demek!


* Sevdiğim ya da sevmediğim şeylerin eleştirilmesine, dudak bükülmesine gıcık olurum. Yahu ben seviyor ya da sevmiyorum, benim fenemolojim sana ne!


Uzar gider bu yazı en iyisi susayım:) Sağolasın moda Deryası biraz içimi dökmemi sağladı bu mim.

Bu aralar Gülşen'in yeni parçası favorim!



Tarih84

24 Temmuz 2011 Pazar

Pollyanna Felsefesi Üzerine Ciddi Bir Yazı!

Photobucket
Kısa süre öncesinde sizlere çocukluğumuzda okuduğumuz kısa masal ve hikayeleri yeniden okumaya başladığımdan bahsetmiştim. Secret garden etkisi ile Alice in wonderland yeniden okumuş, felsefesine hayran kalmıştım. İşte bir etkileyici yapıt daha. İnsan bu kitapları orjinal kalınlıkta okuduğunda bir kere daha şaşırıyor. Hepimiz biliriz Pollyanna demek bardağın dolu kısmını görmek, ekşi limona tatlı demek, bir kolu gitse bak diğer kolum sağlam şükretmeliyim demektir. Ayşecik de sağolsun ne de güzel polyannacık olmuş bizlere porselen bebek isteği ile yanıp tutuşan masum kızı canlandırıvermişti. Bir kitap değil bir felsefe, bir hata görüşü, şu boktan yaşamı anlamlandırma, minik mutluluklardan cennetne bir köşe yaratma sanatı. Okuyun okutun diyorum!
Pollyanna hakkında araştırma yaparken blogları geziyordum. Pollyanna felsefesi üzerine çok sağlam bir yazı ile karşılaştım. Hatta yazı birçok felsefeden bahsetmekte, amellere kadar ilerletiyor. Mutlaka okunması gerekli ciddi bir yazı!
Polyanna Felsefesi Üzerine...
Photobucket
Pollyanna, Eleanor H. Porter’ın yazdığı batı klâsiklerinden birisidir. Yazarı meşhur eden, bu kitabıdır. Pollyanna kitabı 1913 Amerika’sında 8 bestseller arasında yer alarak büyük teveccühe mazhar olmuştur....
Pollyanna’nın mutluluk oyunu kısaca böyle. Batılı bir yazarın bu şekilde düşünmesini de gayet manidar buluyorum. Ama yazar eğer vahyi nazara alan semâvî dinleri dinleseydi, her şeye çare bulunan bir hayat felsefesi geliştirmiş olurdu… Bugün hiçbir musîbet karşısında yıkılmayan Pollyanna miras kalabilirdi bizlere...
Kısa kısa iki paragraf alıntısı ekledim sizler için, blogger hakkaten de ders niteliğinde bir yazı kaleme almış.
Blog adresi: http://nisanazz.blogcu.com/
tıktık

Tarih84

23 Temmuz 2011 Cumartesi

4 Film & 2 Dizi

İNCİR REÇELİ
Photobucket
Hayatını televizyon programlarına skeç yazarak geçindiren monotonluğa sıkışmış bir adam. Komik bir kapıçı, hayalperest bir kanka, rock bar, sigara, gitar. Derken enteresan ve garip bir kız, yollar kesişir, aşk başlar ya da başlayamaz mı? Peki sebep şişşşt bu bir sır! Film hakkında gram laf etmem çünkü büyüsünü bozmak istemem. İzlenmeyi hak eden bir film. İzlemeli, izletilmeli!
Film Hakkında Bilinmeyenler: film şubat ayında vizyona girmiş fazla tutnamayıp kaldırılmış. İnternet üzerinden beğeni artışı ve şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa tavsiyeler ile film yeniden vizyona girmiş. Kredi çekerek ilk filmini yazan yöneten yapımcılığını üstlenen yazar da bu ilgiden hem memnun hem de dvd basımına izin vermek zorunda kalıp haklarını kaybettiği için üzgün. Krediyi ödemesinin başka çaresi kalmadığını belirtmiş. Ana karakter gibi kendisininde geri çevrilmiş birçok senaryosu olduğunu bu nedenle diğer filmlerinden umutlu olduğunu belirtiyor.


AŞK TESADÜFLERİ SEVER
Photobucket
Aşk tesadüfleri gerçekten de sever, isminine nazır bir film. İki gencin hayatındaki kesişmeleri anlatıyor. Hayata bir amaç uğruna geldiğmizi ama beğenelim ama beğenmeyelim. Bu konu üzerine ayrıca bir yazı yazmayı planlıyorum filmden bağımsız ama filmle ilgili. Sadece diyorumki hala izlemediyseniz izleyin ve unutmayın bzilerde tesadüflerin birleştiği bir yolda hayatımızı devam ettiriyoruz. Sadece bir film değil bir gerçek sadece etrafa bakmayı bilmek gerek.




İRİS FİLM
Photobucket
İris dizisini çok beğenerek izlemiştim. Değişen dünya düzenini ve perde arkası kişileri gerçekçi bir bakış açısı ile cesur bir senaryo ile gözler önüne sermişti. Dizi çok tutuldu ama o muhteşem finalde akla takılan çok ciddi bir soru vardı, işte film dizinin kolajı gibi ve o çok merak edilen 2 soru bizlere ayrıntısı ile sunuluyor. Tam bir şok!


Amelie
Photobucket
Enteresan bir film, hayatta böyle insnalar hakkaten de var, inanması güç ama var. Bu kişilerin içinden çıkmış, hayata karışmayı isteyen ve bunun içinde kendine inanç sistemi oluşturmuş faydalı bir kişilik. Amelie farklılıklarıyla güzel bir film. İzleyen herkes gibi ben de müziklerin filme çok şey kattığına inanıyorum. Hatta filmden de öte.




Personal Taste
Photobucket
Yoon eun hye ve jo jo hun üzerine planlanmış dizi 1 yıl rötarlı şekilde lee mın ho ve son ye jin üzerine ihale edilerek ekranlarda yerini aldı. Komik, güzel, izlenilir bir dizi, klasik Kore dizisi. Bana göre ortalama bir dizi Son ye jin olmasa belki bırakabileceğim bir diziydi. Seven izlesin derim.
The Greatest Love
Photobucket
Süpper bir dizi taki son sahnesine kadar. Hong kardeşlere zaten gumıho'dan beri gıcığım var şimdi bir kaşık suda boğabilirim. Yahu o gumıho'nun çakma kuyruğu neydi öyle, son dakika yetiştirilmiş gibi. İşte aynı etki bu dizide de oldu son dakika yazılmış dizinin son sahnesi gibi. Sallanan elleri kırmak istedim! Dizi tavsiyemdir, güzeldir, çok çok eğlencelidir, bol sloganlı, ego tavan matrak bir dizi. Yılın iyi hatta çok iyi işlerindendir. Dok go jin Allah senin tependen baksın emi, aman doktor canımm doktor seni pek sevdim doktoorrrr:)


Tarih84

Kumiho (GUMIHO) Üzerine 2 Dizi 2 film

Kumiho (GUMIHO)- Dokuz Kuyruklu Tilki
Photobucket
Kore efsanelerinde geçen karakterlerden birisidir.
Efsaneye göre tilki Kumiho haline dönerse 1000 yıl yaşarmış. İsterse yakışıklı bir erkeği elde etmek için güzel bir kıza dönüşebilirmiş. Kumiho sayısız öyküde karşımıza çıkar.
Dönüşüm:
Efsanelerde Kumiho istediği kılığa rahatlıkla girebilir. Kalıcı olarak tilkiye dönüşür, yüzünü değiştirebilir ama doğası hep aynı kalır. Kumiho isterse evlenecek bir gelinin yerine de geçebilir. Gelinin annesi bile aradaki farkı anlayamaz. Kumiho sadece giysileri üzerinde yokken farkedilebilir. Kayıtlarda Bakh Mun-su ile Kumiho birlikte görülür. Bakh Mun-su ormanda yanlız yaşayan bir kızdır. 'Kumiho Kız Bedeninde Keşfedildi' isimli Çin Şiirinde hikayesi anlatılır. Av köpekleri kızdaki tilki kokunu almışlar ve ona saldırmışlardır. Karşımıza hep bir kız olarak resmedilse de Kumiho bazen erkek kılığına da girer. Hatta bir kızla evlenebilir bile. Şeklini değiştirebilen bir formda düşünülse de Kumiho'nun kimliği her zaman saklıdır. Çünkü efsaneler bu değişimin istemsiz olmasını ister.
Tarihçesi:
Kore tarihinin başlangıcında Kumiho, insanları aldatan kötü insanlar için tehlikeli ve kötü bir yaratıktı. Çünkü Kumiho kötü insanları aldatırdı. Literatürde Kumiho'nun geceleri mezarlıkta gezip, mezarları kazarak ölülerin kalplerini alan yarı insan yarı tilki olduğu da geçer. Aynı zamanda Kumiho iyi eğitim almış, bilge ve hertürlü kılığa giren bir yaratıktır. Tıpkı Yokwe gibi. Başka bir versiyonda ise karaciğer yemelidir. Çünkü karaciğer insan vücudundaki enerjinin kaynağıdır. Karaciğer yiyerek insanın sahip olduğu enerji ona da geçer. Diğer bir mistik versiyonda ise Yokwe gibi tamamen insana dönüşerek bütün kötü özelliklerini kaybeder. Ancak tamaman insana dönüşse de 1000 günde bir yine insana karşı açlık hisseder. Dolunay olduğunda bu çilesi başlar. Daha az yaratığa dönüştüğü için yaratık olduğunda yapabileceklerini hatırlamaz. Kore mitolojisinde canavarlar tamamen insana dönüşebilir. Tıpki efsanelerde Joseon'u kuran Dangun'un annesinin ayıdan insana dönüşmesi gibi.

Konu alıntıdır, kaynak için tıktık
Korelilere gelirsek: Gumıho efsanesinin etinden sütünden iyi yararlandıkları kesin. En büyük etki Shın Mın Ah'ın oynadığı gumıho oldu, ilk tanıtımı da bununla başlamakı gerekli.
My Girlfriend is a Fox with Nine Tails (2010)
Photobucket

Görsel kaynak tıktık
Photobucket

Tatlıların tatlısı gumıhoo demek isterdim lakin dizide göründüğü kadar masum mu izleyip görmeli:) En son çekilen dizi ama en meşhuru peki neden? Karakterler çok sevimli, yaradılışları kötü olsa dahi içlerinde iyiliği barındırmakta. Hong kardeşlerin elinde çıkma bir yapım olması buram buram kalite dedirtmekte. Bu dizi hakkında yüzlerce yazı yazıldı daha da yazılacak, isteyen google kullanıp bulabilir ama ben size diziyi anlatmaktansa açın izleyin seyredin seyrettirin diyerek tavsiye etmekle yetiniyorum. Diziden bahsedipte izlerkenki heyecanınızı kırmak istemiyorum. En sevdiğim parçası:


Grudge: The Revolt of Gumiho (2010)
Photobucket
Kışın tesadüfen KBSWorld kanalında görmüştüm, ilk anlam veremedim sonra bölümlerinin çevrilmeye başladığını görüp birkaç bölüm izledim. Baştan sona dram, bir anne tilkide olsa annedir! İzlenilmeli derim. Kalite çekim üst düzey olmasada konu size işliyor ve izlemeye değiyor.

Konu: Gumıho bir sefil adamın hayatını kurtarır, 10 yıl sesiz kalmasını ister, derken güzeller güzeli olup adamla evlenir bir de evlat verir.Kumarbaz adamı besler, kızına bakar ama yaranamaz. 10 yılın dolmasına 1 gün kala sefil koca sözünü tutmaz hikayeyi anlatır ve kadının da kızının da insan olma hayalini yok eder. Bir de peşinde onu bu dünyadan silmek isteyen başka bir güç varken, başka bir efsane ile başka bir kız çocuğunun hayatının kurtulabilmesi için gumıho'nun kızının yüreğinin de peşine düşülmüşken ahh daha söylemeyeyim diyorum ya dur durak bilmeyen baştan sona dram bir dizi.
Gumiho gajok (2006)
Photobucket
Yine bir gumıho yine bir masum saf adam, amaç insan olmak. İnsan kılığında gününü geçiren gumıho ve gariplikler ailesi bu sefer sirk işletir, garipliklerini paraya dönüştürerek geçim mücadelesi diyelim. Pek sevemediğim bir film.
Gumiho (1994)
Photobucket

Ahh canım, aşkım, biriciğim sen ki prenseslere layık oppam nereden düştün bir gumıho'nun eline ahhh oy ben ne edem nasıl edem o tilkimsi şeytani kadının elinden kurtaram:) Anlayacağınız körpe zamanlarındaki yeni yetme sinema dünyasındaki ilk işlerinden biri ile karşımızda JUNG WOO SUNG var:) O baktığın sırt değip geçme tanı, düşün tarih84'ün kalbine işleyen adamı! hahaha:) Film biraz bilim kurgu edasında korku ögelerine teslim derken aşka doğru ilerleyen bir yapıda. Genç, yakışıklı, taxi şoförü adamımızın tesadüfler eseri gumıho'ya gönlünü kaptırması.Bu filmi tavsiye etmiyorum çünkü: aşkım çokça cıbıl kalmış:) Oyunculuğunun baharında gerçekçi takılmış, bazı sevişme sahnelerini oynamamış yaşamış olmaz ama nerede RTÜK aaa! =)) Aşkımın sinirlenerek bir üst değişim sahnesi var ki: Beyaz slip çamaşır ve havlu çorap Allahım ne korkunç bir moda:)

Tarih84

We Teach Love 'ın Yakışıklısı Ki Tae Yeon, Eugene İle Evlendi!

Photobucket
Eugene , Güney Kore'nin en popüler bayan dizi oyuncularındandır, ekranlarda gözümüzün önünde büyüdü denilse yeridir. Sevmediğim hatta gıcık bulduğum bir bayan olmasına karşın beğenerek izlediğim de birçok dizisi vardır. Çift beraber oynadıkları dizi sonrası başlayan aşklarını evlilikle noktalama kararı almışlar, hayırlısı olsun. Mutlu olsunlar ve de mutlu kalsınlar.Düğün ayrıntıları için tıktık

Joey Potter'ın önerisi üzerine birkaç filme başlamıştım. Dün we teach love filmini izledim, çok da beğendim. Başroldeki çocuk ne kadar çok Kim Nam Gil özentisi diye de çemkirirken yandan yandan baktım vee sonuç adam 24 saat geçmeden evlendi:) İyi kısmet açarım:) Dizi- film dedik ee biraz da bahsedelim.

We Teach Love (2010)
Photobucket
Konu: Lee Jin Yi çiçekçi olarak çalışan çekingen bir kadındır. Çocukluğundan beri aşık olduğu Chul Woo'ya açılamamıştır. Kwon Tae Joon ise erkeklerin kadınları tavlamalarına yardım eden bir çeşit çöpçatan şirketinin başındadır. Tae Joon'dan yardım almaya başlayan Lee Jin Yi, baştan aşağıya değişerek Chul Woo'yu tavlamaya çalışır. kaynak tıktık

Klişelerle dolu ama bu klişeleri olabildiğince sıcak yapan farklı bir film. Sağ gösterip sol vuranlardan, insanı sersem eden türden. Dizi projesi olarak başlamış, film yapılmasına karar verilmiş sonrasında tv kanalının isteği ile 72dk bir tv filmi çıkmış. Sinema filmi kadar özenli, çekim kalitesi süpper, konu ve senaryo tam tadında, her anı dolu dolu bir film. Mutlaka izlenmeli!

İzlemek için tıktık

Tarih84

Love Shuffle: Aşk Karmaşası, Yapma be Joe! YaPANDA =))

Photobucket
KONUSU: Usami Kei, şirket başkanının kızı Mei ile nişanlanmasından dolayı statüsü yükselmiş bir satış elemanıdır. Usami, Mei’nin nişanı atmasından kısa bir süre sonra, bir elektrik kesintisiyle apartmanının asansöründe kendisiyle aynı katta oturan üç kişiyle birlikte sıkışıp kalır. Airu; üç dil bilen bir tercüman, Ojiro; profesyonel bir fotoğrafçı ve Masato; bir psikiyatristtir. Beklerken, aşk hayatları hakkında konuşmaya başlarlar ve soru; herkesin kaderinde yalnızca bir kişinin olup olmadığıdır. Sonuç olarak, ilişkilerini “karmaşa”ya sürüklemek için uğraşmaya karar verirler. Kaynak için tıktık

Birkaç ekleme: Asansörde sıkışıp kalan 4 kişi, bir birlerinin tam zıttı, ortak nokta ilişkilerdeki istikrarsızlık ve AŞK sorunsalı. Psikiyatristin attığı teori ile partner değiştirerek yanlışlıklarını görmeye çalışırlar. Partnerler de ayrı telden:) Diziyi çok beğendim, çok sevdim bu nedenle de dizi hakkında ayrıntılı tanıtım yazmamaya karar verdim:) İzleyin, sevin, eğlenin istiyorum.
BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERİR!
Photobucket
Kat kolidorunda toplaşıp, muhabbetlerine çok özendim. Hatta ben de o katta oturup böyle bir grubun arkadaşlığına sahip olmayı isterdim.
Photobucket
Telefondaki hallerine çok koptum:) Telekonferans sistemini daha keşfedememişler halbuki bu sistemi Japonlar icad etmemişmiydi:)
Photobucket
Ahhh gözde çiftim. Baştan sona bayılarak ve çokça şaşırarak izledim. Hana Yori Dango dizisinin yakışıklısı, çay üstadı Kore versiyonunun F4 çömlekçisi hem ayrı tutmuşumdur, az japon severima ama tam severim.Çocuk baya olgunlaşmış, oyunculuk gücü de artmış.




En sevdiğim sahneler: Panda nameleri, joe diye kalakalmaları, psikiyatristin her daim huzur veren halleri bayıldım.

En sevmediğim: Kei ve Mei çifti. Aslen dizinin ana karakterleri, olayların çıkış noktası ama iki tipte çok aşırı itici geldi doğrusu. Sexy bayan evli hanımın karakterli biri olduğunu sezmiştim. Keşke sonunda psikiyatrisle evlenseydi dedim off.

Daha geniş bilgi için şu adresleri tıklayın derim, çok sağlam tanıtım yapmış blogdaşlarım. Masal evi ve chibi sayesinde izlemeye teşvik edildiğim bir dizidir.
Love Shuffle (2009) – Aşk Karmaşası (Chibi)
“Love Shuffle” yok böyle karmaşa^^ (Masal evi)
Love Shuffle: Muhteşem bir dorama (hikaruıvy)
LOVE SHUFFLE …EY AŞK …Yapma Be JOE (Winpohu'ca)
Resimlerle diziye daha derin bir bakış atmak isterseniz buraya tıktık güzel bir paylaşım.

Şiddetle tavsiyemdir

Tarih84

22 Temmuz 2011 Cuma

Mim: Unutulmaz Türk Filmleri

Sevgili arkadaşım Joey Potter'dan güzel bir mim paslanmış. Uzun bir zaman sonra ancak yanıtlayabiliyorum. Bu kadar zaman geçince mim baya bir dolandı, baktım ki bizim nesil diye adlandıracağımız blogger arkadaşlarımızla zevkler etkilenmeler sevinç hüzün neredeyse aynıymış. Bu mim'i yazmaya başladığımda ilk aklıma gelen 5 filmi düşünmem gerekliydi nedense şu 2 film direk aklıma geldi. Dönüş ve Zambaklar Açarken. Çocukluğumuz Türk filmleri ile geçti, nicesi bizlerde iz bıraktı. O zaman anlatmaya başlamalı.
DÖNÜŞ (1972)
Photobucket
Not: Filmin yönetmeni ve öyküsü Türkan Şoray'a aittir. Birçok ilki barındıran toplumumuzun gerçeğini gözler önüne seren bir film!
Köyün dillere destan güzeli Gülcan'ın acı hikayesi. Köyün delikanlısı İbrahim ile evli masum bir kadın. İbrahim'in Almanya'ya işçi olarak gitmesi ile bir parçacık bebeğiyle ortada kalmış bir kadın. Köyün acımasız ağasının namusuna göz dikmesine baş kaldırmış hatta namusunu koruduğu için namussuz konumuna düşürülmüş, kuru ekmeğe muhtaç bırakılmış sahipsiz bir kadın. İbrahim gider gelmez geldiğinde de birşeyi beğenmez. Tüylü fötr şapkası, kahve makinası ile çeşmesi dahi olmayan köy evinde kıyaslamalar yapar basar Alamanyasına gider, bir kadınla evlenir bir de bebeği olur. Gülcan'ın adının çıkması ve kaybettiği oğlunu gömmeyi reddetmesi üzerine apar topar yola çıkar. Tam köy girişinde kaza olur ve yeni eşi ile birlikte İbrahim ölür. Ortada ağlayan bir bebek kalır. Gülcan bakakalır, ve o onutulmaz cümle sarf edilir: '' Böyle mi dönecektin(gelecektin) İbrahim! '' Bebeği kucağına alır ve hayata tutunmaya çalışır kalmış yarım aklı ile :( Hangimizin burun direği sızlamadı ki bu sahnede ve bu müzikte.

Çok acı bir film. Bir Türkiye gerçeği. İkinci dünya savaşı sonrası bazı Avrupa ülkeleri ucuza işçi çalıştırıp kalkınmak için Türkiye başta olmak üzere bir çok ülkeden işçi almıştır. Aileler parçalanmış, ne toprağına ne de avrupaya uyum sağlayamamış ortada yetişmiş nesiller, yitip giden hayatlar, köylülükle avrupalılık arasında sıkışmış zihniyetler. Herkes açısından çok zor bir durum.
Zamb
aklar Açarken (1973)
Photobucket

Not: Kerime Nadir'in ünlü romanından uyarlama süpper bir film, birçoğu bu filmi bilmez hatta hak ettiği değerin bile verildiğini zannetmiyorum. En kısa sürede eski kitapçılarda bu eserin orjinal halini bulup okumayı planlıyorum.Roman hakkında geniş bilgi için tıktık

Film güzeller güzeli kızımızın (Filiz Akın) zengin şımarık genç futbolcuyla evlenmesi ile başlar. Ani evlilik zengin, parasına güvenen oğluyla kel akalı anneyi pek etkilemez. Ünlü romancı baba ise oğluna ve gelinine sahip çıkar. Oğlan filmin bir başında bir de sonunda görülür, deplasmanda aklı bir karış havada geçen bir hayat. Olgun, yakışıklı baba ve hayat dolu kızımız vakitlerinin çoğunu birlikte geçirir, iç dünyalarını açarlar ve yasak bir aşk doğar. Şimdilerdeki gibi yasak denince belden aşağı zihniyettekiler gibi değil tabi. Olaylar olayları doğurur ve bu aile hakkında birçok sır gün yüzüne çıkar.Yazık olmuş bir ömür ve tazecik ömrünün baharında bir hayat yok olur. İçimi sızlatan, dünyanın adaletsizliğini, feleğin sillesini, ömrün nede boş geçtiğini hissettiren ahh çokça acı çekerek izlediğim bir film.


Tarih84

21 Temmuz 2011 Perşembe

MİM: Takıntılar Ve Gariplikler

Photobucket

Mim'e özel kolaj :)
Sevgili blogger arkadaşımız
Masal Evi beni mimlemiş. Vakit yaratıp mim cevaplamaya ağırlık verdim. Enteresan bir mim, takıntı ve gariplikler üzerine. Mim cevaplamayı severim, normalde aklımıza gelmeyecek konu ve abzürtlükleri dile getirebiliriz. Mim paslanmışsa daha çok sevinirim çünkü hatırlanmış, merak edilmiş ve önemsenmiş olduğumu anlarım. Güzel duygular bunlar. Şimdi geçelim mim sorularının başına.
*Takıntınız var mı? Varsa anlatıverin lütfen.
Olmaz mı aaa:) İlkleri özleri severim. Bir şey aldıysam ilk günkü gibi kalmalıdır örneğin: bir defterin yaprağını koparmam, yanını köşesini karalamam. Eğer bu dediklerim defterin başına gelmişse direk soğurum elime bile almam. Bir eşşek şakası diyerek bir sayfası karalanmış not defterimi baştan sona temize geçirmişliğim bile vardır. Bahsedilen her ne ise ilk günkü formatta olmasını isterim.
*Evde yangın çıksa kurtarılacaklar listenizin ilk 3 sırasında hangi eşyalarınız var?
Sanırım çantama davranırım, sonra evraklarımın olduğu dosya(diplomalarım, sertifikalarım..) ve oğluma. Oğlum ilk okul 5. sınıfa geçtiğimde bana hediye edilmiş bir bebek. Gerçek bebek gibi, porselen kalıpla yapılmış minik bir insan. Hala beraber uyurum, yırtılmış eski tulumu üzerinde, aile üyelerinden kim cumartesi günü girmişse duşa her hafta yıkayacak kurulayacak kadar ailecek benimsenmiş bir üye. Hayatımın en acı döneminde yanıma konulmuş benim tüm acılarımı ve mutluluklarıma şahit oğlum.
*Pizzanızı neli seversiniz?
Valla dominosla tanışana kadar fark etmezdi yeterki yanında acı turşu ya da acı sos olsun derdim.Şimdi ise dominos çift kat italyan diyorum. Baharatlı acılı :)
*En çok hangi tür filmleri seversiniz?
Romantik dramları, acı çekilip sonunda mükafat olarak sonsuza dek sürecek aşka kavuşulanları severim.
*En sevdiğiniz çizgi film kahramanı hangisi?
Hımm bayanlardan: Heidi(Haydi) ve şeker kız Candy. İlk aklıma gelenler bunlar oldu. Ama kahraman dedik ya ahh Tery ahh diyorum:)
*Lakabınız var mı? Varsa bunu da söyleyiverin lütfen.
Lakap hiç sevmem ailecek ismime gereksiz bir kısaltma yapmışlar illet oluyorum. Ama arkadaşlarım arasında iş bitirici diye anılıyormuşum.
*Yapmayı çok istediğiniz, hep hayal ettiğiniz bir şey var mı?
Ahhh olmaz mı o kadar çok ki. Şu aralar evrensel bir meslek sahibi olmayı düşlüyorum, hatta üniversiteyi okuyacak puanı bile aldım.Türkiye'deki tüm üniversitelere girecek kadar:) Eğer atanırsam okumayı planlıyorum. Ve ingilizcemi ilerletip dünya vatandaşı olup aşkı aramayı sonunda da demir atıp hayata devam etmeyi:)
*Zaman makinanız olsa ve tek bir zamana/mekâna gidip gelme seçeneği verilse hangi zamanı seçerdiniz?
Yıl 2000: lise 2 Fen branşından sözele geçtiğim ana gitmek ve kendime tokat atmak isterdim. Adam ol oku şu bölümü sonrada ingilizce eğitim veren bir bölüm kazan mutluluğa açılan yolda gitmeye devam et derdim.
*Dünya üzerinden silmek istediğiniz 3 şey nedir?
Hainlik- nankörlük- İçte kalan keşkeler
Bu mim cevaplarken birçok aleme daldım, hayalden hayale zıpladım.Dinlediğim parça ise Amelia:


Tarih84

20 Temmuz 2011 Çarşamba

UNO: Kruvasan & Damla Sakızlı Çörek

Photobucket
Bir süredir marketlerde görüyor merak ediyordum. Kruvasanla tanışmam yıl 2007, arkadaşım Paris'ten çiğ şekilde getirmişti. Artık o da nasıl bir tanımlama ise:) Yani yağlı kağıt üzerine koyup fırınlıyorduk. Çok sevmiştim. Daha sonraları okuduğum romanlarda bayan karakterler elma+süt+kuruvasan ile öğün geçiştirirken daha bir cazip gelmeye başlamıştı. Alsancak'ta birkaç kokoş pastenede muskat kokulu alır tüketirdim. Mayıs ayında iki çeşit yarı pişmiş Uno ürünü aldım. Sizlerle paylaşmak ancak nasip oldu.(Her daim krovasan derken kuruvasan yazmak garip geldi, orjinal yazımı belki yanlıştır affola! )
Uno: Kuruvasan
Photobucket
Bal ve çay eşliğinde harika bir öğün geçirdim. İlk başta pişirmeye üşendim, 2-3dk fırınlanarak tüketilmesi önerilmiş. Mikro dalga şart oldu, anne duy sesimi artık.
Uno: Damla Sakızlı Çörek
Photobucket
Valla damla sakızlısını daha çok sevdim. Miss gibi kokuyor ve inanın damla sakızı da tam kıvamında insanı baymıyor. Evet ben yine üşendim ve yarı çiğ yedim:) Bu sefer kahve eşliğinde:) Kızlar da bizdeydi nutella eşliğinde yediler güzel gidiyormuş.
Kısa kısa: 2 gün önce teyzem de almış ve fırınlamış, sıcak sıcak güzel gitti ama fırınlamdan yenince de hafif hamurun çiğ hisliği de ayrı keyif diyorum. Hatta ben buzlukta bekletip buz gibi çöreği sıcacık kahve eşliğinde tüketince BAYILDIM! Şimdilerde 10 luk paketleri de çıkmış. Normalde paketler 3.90tl 10luk mini paketler ise 2.00tl Benden size tavsiye=))
Tarih84

19 Temmuz 2011 Salı

Danielle Steel: Aşkın Büyüsü

Photobucket
Doğum günümde kendim için aldığım birkaç parça şeyden bahsetmiştim. Bu birkaç parça içinde benim için hazine değerinde olan Danielle Steel kitaplarımda var. Danielle Steel kitaplarının eski basımlarını bulabilmek ise ayrı bir tat. Şimdi de biraz kitap tanıtmalı dimi:))
AŞKIN BÜYÜSÜ:
Kayıplarına rağmen dimdik duran, çıtı pıtı orta yaşlarına yaklaşmış bir fotoğrafçı ile serseri ve esrarengiz romancının kesişmelerini anlatıyor. Kitap tanıtım yazısı çokça ipucu veriyor. Kitap Danielle Steel tutkunları tatmin edici ortalama beğenilerde sürükleyici tatda. Peki ben önerir miyim? Hayır, bu kadınbı ve kitaplarını o kadar seviyorum ki bu kitapla adım atmış sağlam bir okuyucuya yavan kalıp da diğer kitaplarını es geçip bizlere kattığı güzelliklerden mahrum kalmasını istemem.
Orjinal tanıtım yazısı:
Hope Dunne ünlü bir fotoğrafçıdır. Hayatında bir erkeğin yakınlığını duymadan SoHo'daki çatı katında sakin bir yaşam sürmektedir.
Bir gün ilginç bir iş teklifi alır. Ünlü yazar Finn O'Neill'in son kitabı için portre fotoğrafı çekmesi istenmektedir. Yazarın yarattığı elektrikten ve çocuksu cazibesinden çok etkilenir. Kısa süre içinde yakınlaşıp birbirlerine âşık olurlar. İkisi de çok başarılı, ünlü ve çekici insanlardır. Ama zamanla Hope, Finn'in göründüğü gibi olmadığını, o çocuksu maskenin altında kıskanç, yalancı birinin yattığını görür. Finn'in hayatı tutarsızlıklar ve yalanlarla doludur. Sevdiği adamdan gitgide korkmaya başlar. Hope içine düştüğü bu çıkmazdan nasıl kurtulacağını düşündükçe çevresindeki çember daralmaktadır. Bu sevgi dolu, kendisini taparcasına seven erkek, yoksa kitaplarındaki karanlık karakterlerden biri midir?
Danielle Steel âşk tutkusunu korkuyla harmanlayarak unutulmaz bir öykü yaratmış
.
Photobucket
Annemle akşam konuşuyorduk, kitap okumayı ne kadar özlediğimden, kendim için sınavsız ders amacı gütmeden birşeyler okumaya aç olduğumdan söz ediyordum. Ertesi gün bir telefon geldi, kitap isimleri okuyacağım olanları söyle dedi. Annemlerin işyerine yakın 2. el kitapçı açılmış, annem öğlen gidip bütün Danielle Steelleri istemiş sırayla okuyor. Akşam eve gelince tam bir süpriz oldu. Bir sürü yeni kitabım oldu. Sırayla kitap arkalarını okumaya başladım seçim yapıp okuma sırası yapacakken bir kitapta kalakaldım. Adı başka ama konu hiç yabancı değil! Danielle Steel'in 450 aşkın kitabı vardır, Türkiye'de de birden çok hak satın almış yayıncı. Evde kitaplığı deştim ve anımsadığım kitabı bulup karşılaştırdım.
Photobucket
1981 yılında Altın kitaplar'dan çıkan kitap Sansür başlığı ile satışa sunulmuş. Basımı benim yaşımdan eski kitabı su gibi okumuş çok sevmiştim. Derken 2000li yıllarda Remzi kitab evi orjinal adıyla Yüzük piyasaya sürmüş. Annem de Yüzük ismi ile yeniden bana kitabı almış gelmiş. İşin ilginci ilk kitabı kpss hazırlık öncesi sitres atmam için almıştı ikincisini de kpss geçti rahatlama hediyesi:)) çokça güldük doğrusu. Siz siz olun alacağınız kitabın yayın tarihi ve çeviri yapan kişinin ek notları var mı diye kontrol edin. Neyse kitap değiştirildi ama annem buruk kaldı. Keşke kalsaydı ben yendien istediklerinden alırdım, sen atanınca okurdum dedi. Ben kahkahayı bastım aç tavuk darı ambarı misali ortada puan belli değil atama barajı açıklanmmaış biz atanmış gibi yas tutmaya başladık. Anne sadece giyim götürücem geride koskoca kitaplık sana emanet kalacak istediğini oku tabiki yerine koymak şartı ile. Kitüphaneler karışmamalı dimi:)

Tarih84

17 Temmuz 2011 Pazar

The Body Shop: Geçmiş Olsun Hediyelerim:)

Photobucket
Daha öncede bahsetmiştim, ameliyat olduğum gün ziyaretime Joey Potter geldi. Ameliyat sonrası geçmiş olsun hediyeleri ile:) The body shop ürünlerini çok sevdiğimi bildiğinden bana zarif hediye pakedini getirdi. Vanilya serisinden başka hiçbir parfüm ya da deodorant kullanmayan ben dingin-ferah kokuyu hastanede kaldığım sürece çokça kullandım:) Hatta o kadar özleştirmişim ki ne zaman hastane kontrollerim olsa bu parfümü sıkıp gidiyorum.
Photobucket
Parfüm- duş jeli- lif- krem birlikte şahane makyaj çantası içinde süpper:)
Photobucket
Asla vazgeçemeyeceğim parfüm serim: vanily the body shop.
Photobucket
Joey Potter denir de bir tek hediye ile kalır mı ahh bu kız! DVDleri hediyeden saymam onlar ihtiyaç, bizler için yemek içmek gibi birşey:) En sevdiğim dizileri dvdlemiş sağolsun. Flormar-413 oje ise ikinci kez hediye ettiği bir şey:) İstanbul'a Joey'in ameliyatı için gittiğimde bana almıştı. Hani şu meşhur channel çamur rengi oje modası eserken:) Ben de toz alırken yere düşürüp kırmıştım


:( Kıyamamış yine almış doğum günümde sürdüm tıktık
Photobucket
Ramen sevdamız meşhurdur:) Katkı maddesini en az hissettiğim, hatta en lezzetli bulduğum leader marka rameni de kapmış gelmiş:)
Photobucket
Ramen dedin mi öze çubukları ile yenmeden tadı çıkmaz dimi:) İki çift almış:)
Photobucket
Hastane günleri bitip de eve çıktığımız akşam ramen yapıp yedirdi:)
Photobucket


Zor günlerde desteğini esirgemediği için minnettarım. neden mi şlimdi yazıldı? 7 ay geçmiş diyebilirsiniz haklısınız ama benim psikolojim anca elverdi, ameliyat ve sonrası benim için hatırladıkça acı veren korku dolu bir süreç.


Tarih84

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Geçmiş ama yazılmayı beklemiş bir doğum günü :)

Photobucket
Bloğumun yaş günün kutlamadan anlatacak çok şey var demiştim ya başlayalım o halde:) 22 Nisan günü yeni yaşımı kutladım, aslında kutlamaya da pek hevesli değildim. Bir yaştan sonra anlamsızlaşıyor sanki. Kızlarla toplanalım, İzmir- Kordonda bir mekana oturup birşeyler yiyip içelim dedik. Onca çileli günün ardından hazır ilaç tedavim bitmişken biraz kafamın hoşlaştırmaya ihtiyacım vardı. Tabiki toplanma süresi gelen süpriz yapan derken sabaha kadar birden çok arkadaş dahil oldu, süpperdi:)
Önce Sami's yerindeydik sonra dağıtmalı dedik Bornova'ya geçtik Nox'ta parti vardı birbirinden iyi gruplar güzel bir akşam geçridik. Ben öncesinin verdiği çakıra çalan keyfimi dinlemeden bu gece bana bayram diyip devam ettim.
Photobucket
Sabah 4.00 grup vokalistinin benim için çaldığı parça (ki parçayı inanın hatırlamıyorum) eşliğinde yine doğum günüme özel hazırlanmış meyve kokteylimi yudumladım.
Photobucket
Sabah işkembeciye mi gitsek derken hepimiz kafa güzel eve gittik, çok güzel bir geceydi. Aslında nalatılacak atraksiyon çoktu lakin yazı geç yazılınca anlamı pek kalmadı. Tembihlediğim halde birkaç arkadaşım dinlemedi ve hediyeler alındı. Annem nakit verdi, teyzemler birkaç ciic aldı onlar sayılmaz:) Resimlerini çektiğim birkaç tanesi sizlerle: (itiraf ediyorum çokça hediye aldım,sağolsunlar)
Photobucket


Nazlım canımm en sevdiğim mağazadan seçilmiş kolye ile uğur getirdi.
Photobucket


Ben de aynı gün aynı mağazadan kendime küpe hediye almıştım:) Forever new seviyoruz seni:)
Photobucket


Doğum günümde öğlen saatlerinde üniversiteden arkadaşım aradı, bir kitabımı ödünç almak istedi. Derken konuşma esnasında doğum günüm olduğunu öğrenince ince arkadaşım hediyesini de eksik etmemiş, çok düşüncelisin Meliscim:)
Photobucket


Oğğğ Almanya'daki canım kuzenim durur mu tam evden çıkacakken kargosu geldi.
Photobucket

Bu yazı Joey Potter'sız bitebilir mi aaaa:)) o da yazık çok koşturdu benim gibi zor beğenen gıcık bir arkadaş için. Açıkça söylerim ben öle herşeyi beğenmem ve bir beklentim de olmaz ama beğenmeme ihtimalim olan birşey için verilen paralara çok üzülürüm. İşte onca tartışmadan sonra pes ettirdi ve ne istediğimi sordu, işte istediğim ve çekmeyi unuttuğum iki çift harika küpe ve yine tam bir süpriz aşık olduğum anahtarlığı yollamış. Kızım gönlünün zenginliğinin on bin katı senin olsun tatlım benim:) İnşallah atanırım ve evimin anahtarlarını takabilirim.
Photobucket

Nasıl güzel birşey bu bayıldımmmm:)
Photobucket

Doğum günü dedin de pasta nerede? işte! Aslında başlangıçta pasta faslı olmayacaktı, aynı gün doğduğum küçük kuzenim sbs hazırlanıyor, o hafta okul sınavı vardı, tekrar yaptırmaya gittiğimde bize süpriz yaptılar. Pastamızı kestik, ortak günümüzü kutladık.
Photobucket

Kahvelerimizi yudumlarken 12 yıl öncesine gittik, onu ilk kucağıma alışımı anlattım:) Sonra yine cadılık edip sbs ve netlerini konuştuk:) Son tekrarı yapıp Kordon'a gittim.
Photobucket

Bu kadar hediye peki ben ne yaptım? Tabiki de kendime hediye aldım:)
Photobucket

Aradığım neredeyse kara borsaya düşen rimeli sonunda buldum. Rimeli suya dayanıklı kullanırım da bu fenaymış kömür madenine benzer gözlerle dolanıyorum, çok güçlü. Sonra aradığım ama istediğim tonlarda allık bulamadığım bir sırada tesadüfen hiç aklıma gelmeyen bir markada allık buldum hem rimel hemde allıklar %50 indirimli yakaladım. Eski masalları yeniden okuma kararıma devam ediyorum Polyanna buldum, ve üç adet Danielle Steel aldım:) Aslında daha alınmış çokça şey var, bunları yazarken kendimi alışveriş bloggerı gibi hissettim bu kadar yeterli olsa gerek. Güzel- özel-anlamlı- çakır keyif bir doğum günü geçirdim:)


Tarih84